Durr-i Sehvar Sultan

Konusu 'Türk ve Türkiye Tarihi' forumundadır ve kar tanesi tarafından 30 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

    30 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : kar tanesi
  1. kar tanesi

    kar tanesi Aktif Üye Üye

    Katılım:
    23 Nisan 2007
    Mesajlar:
    123
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Dürr-i Şehvâr Sultan, Londra’da 92 yaşında (8.2.2006) vefât etti. Bütün Osmanoğullarına tâziyetlerimi sunuyorum. Sultan, Osman Gazi’den bu yana bütün Osmanoğulları içinde en yaşlısı idi. (Rekor 91 yaş ile II. Abdülhamid’in kızı Şâdiye Sultanda idi.)

    Dürr-i Şehvâr Sultan, hayatta kalan son hâkan ve halîfe çocuğu idi. Osman Gazi’nin 21. kuşak torunu idi. Şimdi Osman Gazi’nin 26. kuşak torunları bile doğmaya başlamıştır (Beşinci Murad dalından 2004’te doğan Şehzâde Cem Efendi).

    Dürr-i Şehvâr Sultan, son halîfe İkinci Abdülmecîd’in tek kızı idi. Tek kardeşi Şehzâde Ömer Faruk Efendi idi (1898-1969). 10 yaşında babası ile birlikte Türkiye’den çıkarıldı. 1931’de Paris’te, dünyanın en zengin hükümdarı olan Haydarâbâd Nizâmı Osman Hânın oğlu ile evlendi. 2 oğlu oldu ki büyüğü 1933 doğumlu Bereket Ali Hân, bugün Nizâm unvanını taşıyor.

    Dürr-i Şehvâr Sultanın bu evlenmesi, Osmanoğullarını çok kritik durumdan kurtaran en önemli gelişmedir. Zira Nizâm, Halîfe’ye büyük bir maaş bağlamıştı. Hânedan, gerçi Romanov (Rusya) hanedanı gibi bir felâketle karşılaşmadı. Atatürk, yalnız şehzâdelerin sürülmesi fikrinde iken, başbakan İsmet Paşa, tahta geçmeleri kesinlikle mümkün bulunmayan sultan ve hanım-sultan ve hanım efendi denen prensesleri sultan-zâde ve dâmâd denen kişileri de sürgün listesine katınca, Avrupa sâkıt hanedanlarının maruz kalmadığı bir duruma duçar oldu. Türkiye’den hiçbir şey alamadıkları gibi, eski Osmanlı ülkelerinden almamalarına da özen gösterildi. Herkesin bir şeyleri varken, üzerinde yaşadığımız toprakları bize kazandıran ailenin hiçbir şeyi olmaması mantık dışıdır.

    Dürr-i Şehvâr Sultan, gelmiş geçmiş bütün Osmanlı imparatorluk prenseslerinin (ki sultan denir) en entellektüeli idi. 8 dil konuşması ile ünlü idi. Sanat istidadını babasından ve onun babası Sultan Abdülaziz’den ve onun babası Sultan Mahmud’dan aldığı âşikârdır.

    Babası Halîfe Abdülmecîd Efendinin 12 defter tutan elyazısı ile hatıralarının Dürr-i Şehvâr Sultanda bulunduğu biliniyor. Bu eserin yayınlanması, tarih ilmi bakımından önemli görünüyor.