Düşündüren öyküler!

Konusu 'Kitap Tavsiyeleri' forumundadır ve FeeLinG tarafından 31 Aralık 2007 başlatılmıştır.

    31 Aralık 2007
    Konu Sahibi : FeeLinG
  1. FeeLinG

    FeeLinG Aktif Üye Üye

    Katılım:
    1 Haziran 2007
    Mesajlar:
    61
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Düşündüren öyküler!
    Bu öykülerin sonunda hep bir kıssadan hisse çıkıyor...

    İşadamı Dikran Masis "Beni Düşündüren Öyküler" adlı ilginç bir kitap yayınladı. Kitabın içeriği Masis'in yıllarca okuyup beğendiği, onu düşündüren öykülerden oluşuyor.

    Hürriyet'in yazarı Tufan Türenç de bu öykülerden bazıların köşesine taşımış.

    BİR BARDAK SÜT

    Howard Kelly yoksul bir ailenin çocuğuydu. Kapı kapı dolaşarak bir şeyler satıyordu. O gün hiç satış yapamamıştı. Karnı açtı. Çalacağı ilk kapıdan yiyecek istemeye karar verdi.

    Kapıyı genç bir kadın açtı. Howard utandı ve sadece bir bardak su isteyebildi. Kadın kocaman bir bardak süt getirdi. Çocuk sütü içti, teşekkür ettikten sonra "Borcum ne kadar?" diye sordu.

    Genç kadın gülümseyerek, "Borcunuz yok. Annem bize yaptığımız iyiliğe karşı bir bedel almamamızı öğretti" dedi.

    Howard bir kez daha teşekkür ederek gitti.

    Yıllar sonra o genç kadın hastalandı. Onu büyük bir kentin hastanesine götürdüler. Kendisine Howard Kelly adlı genç bir doktor baktı.

    Howard kadını hemen tanıdı. Yıllar önce kendisine süt veren kadındı bu. Ama belli etmedi. Onu tedavi etti ve iyileştirdi.

    Kadının ödeyeceği fatura Dr. Kelly’nin önüne geldi.

    Dr. Kelly bir not yazarak faturaya ekledi. Kadın faturayı nasıl ödeyeceğini kara kara düşünüyordu.

    Zarfı açtı ve notu gördü. Káğıtta şunlar yazılıydı:

    "Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir."

    DELİKANLININ ADI

    Bir delikanlı şiirlerini, o devrin en büyük yayıncılarından birine göstererek, "Bunları satmak istiyorum" dedi. Yayıncı şiirlere bakıp "Bunları basmam, çünkü hiçbiri beş para etmez" diye genci tersledi.

    Delikanlı kendinden emin: "Yazık. Büyük bir serveti kaçırdınız. Çünkü ilerde yazacağım bütün eserlerin telif hakkını size satmak istiyordum."

    Yıllar geçti o genç çok büyük bir yazar oldu. Adı da Victor Hugo idi.

    VASİYET VE AKIL


    Ölmek üzere olan yaşlı adam 3 oğluna vasiyetini açıkladı: "Size 17 deve bırakıyorum. Develerin yarısı büyük oğlum senin, üçte biri ortanca oğlum senin, dokuzda biri de küçük oğlum senin."

    Babaları ölünce kardeşler toplanıp develeri vasiyete göre paylaşmak istediler ama başaramadılar.

    Köyün bilgesine gittiler. Bilge çocukları dinledikten sonra "Benim bir devem var, onu da alıp yeniden hesap yapın" dedi.

    18 deveyi önce ikiye böldüler, büyük 9 deveyi aldı. Üçe böldüler 6’sını ortaca oğlan aldı. Sonunda da 9’a böldüler 2 deveyi de küçük oğlan aldı.

    Geriye bir deve kaldı. Çocuklar yine yaşlı bilgeye gittiler, "Biz bölüştük ama bir deve kaldı" dediler.

    Bilge güldü. "İyi. Sorununuz çözüldüğüne göre ben de devemi alayım" dedi.

    FAKİR BİR GENÇ

    Amerikan iç savaşından hemen önce bir genç bir çiftlikte iş buldu. Adı Jim olan çocuk o kadar çalışkandı ki kısa zamanda herkese kendini sevdirdi.

    Bu arada çiflik sahibinin kızına áşık oldu. Bir gün cesaretini toplayıp patronuna kızıyla evlenmek istediğini söyledi. Adam "Senin gibi çulsuz ve şerefli bir soyadı olmayan birine kızımı vermem" diyerek Jim’i kovdu.

    35 yıl sonra çiftliğin sahibi samanlığı yıkarken duvarda Jim’in kazıyarak yazdığı adını gördü: James A. Garfield.

    O tarihte James A. Garfield ABD Başkanı’ydı.