Elimde değil anlatmak...

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve busra_tuna tarafından 24 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    24 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : busra_tuna
  1. busra_tuna

    busra_tuna Guest

    Garip bir yalnızlıktı içime çöken, öykü misali hayatım savruldu durdu.
    Benlikler içerisinde sitemlerimi savurdum, muhabbet yetmedi rüzgâra.
    Görünüşlerine aldandım yanlış sokakların, bir hüzün bulutuydu beni üzen böylesine, karamsar ve çirkefçe.
    Yanlış adreslerdeydik, kimliksizdik ikimizde, ne sen beni bulabiliyordun, ne de ben seni. Sorunlar gitgide büyüyordu. Dağ misali yıkılırdı her gece üstüme. Lif lif dağılırdı ümitlerim, çocukluğumda duyduğum umudun ayak sesleri kaybolurdu, kanadı kırık kuş misali vururdu takvime geçmek bilmeyen zaman.
    Ne sen beni arardın, ne de ben seni.
    Yediğimiz hükümlerden hergece suale çekilirdik, asılsız suçlar doldurmuştu sayfalarımı, aynı rıhtımda dalardık zindanın en hicran , en korkunç köşesine.
    Bir yarısı sen olurdun herşeyin, bir yarısı ben olurdum, hiç bir şeyin...
    Öyle boş, öyle sessizce bakardık birbirimize dokunamadan.
    ---
    Sonra zaman kovaladı durdu sokak aralarında ikimizi, bulutlar güldü halimize.
    Bir şimşekti çakan gözlerinde, ayrılığın habercisi.
    Duman duman oldu gözlerim. İçimde kalan son bir umutda elimden kaydı, yıllarının seline düştü yalnızlığım,kuru yaprak gibi...
    ve sen gittin bir haziran gecesi baharla birlikte, bana en soğuk rüzgârları bıraktın. Yediğimiz hükümleri, hüzünleri, bulutları bıraktın.

    Alıştım artık kaderin oyunlarına, umudun her gece gelip pencereme vurduğu kanat seslerine, çocukluğumun kapıyı yıkarcasına tekmelerine, ve her kırdığım oyuncağın değerine alıştım...
    Babamın sesini özlerim şimdilerde, sadri alışık filmlerine hasretim, annemin böreklerine, evimizdeki o sade, o tatlı sohbetlerine hasretim.

    Sen olmasanda yanımda hiçbir gece,

    alıştım senin yokluğuna..