Emre Aydın Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve meva_78_ tarafından 25 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    25 Ocak 2008
    Konu Sahibi : meva_78_
  1. meva_78_

    meva_78_ Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    20
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Anadolu’nun kıraç toprağında doğdun sen çocuk.
    Beşiğin,bir tarlada umut çadırı
    Annen ırgat senin baban ırgat, elleri nasırlı tabi!
    Çapası,silah; yaban otları en büyük düşmanı.
    Kardeşin çok,
    oyun arkadaşın:bir kara çekirge, uçuç böceği,
    tepende dönen kavuran güneş.
    En sevdiğin vakit, anne zamanı
    öğün zamanı, en sevdiğin yemek: anne – baba senin.
    Sen garipsin, şu koca toprak
    şu hani eğri büğrü duran güne bakan,
    seni,sevdiklerinden ayıran, en büyük düşmanın senin

    Kızıyorsun, onlara vurmak istiyorsun,
    Konuşmak,haykırmak” annemi benden almayın” demek istiyorsun
    Ama haykıramıyorsun, susuyorsun.
    Baba ırgat, anne ırgat senin.
    Kardeşlerin,doğruca tarlaya
    yine kalıyorsun sen
    Kara bir çekirge, bir atom karınca,
    Talihliysen, bir uçuç böceği,
    Tepende dönüp duran kavurucu güneşle baş başa.
    Oturuyorsun “üf püf “sıkılıyorsun
    Minik adımlarla, sınırlandırılmış alanı aşarak,
    Belli ki keşfe çıkıyorsun.
    Belki bir kara çekirge, belki bir uçuç böceği,
    Bekli de bir atom karınca,
    Besbelli ki kaderin götürüyor seni
    Bir dere kanarına .
    Geri dön arzu, diye haykırıyor sana
    yüksek bir sesle sessizlik
    Ama sen duymuyorsun, öyle ya suyu ilk defa tanıyorsun
    Annen sana yarınlar hazırlamak için
    Vuruyor çapayı toprağa, her başını kaldırışında sana bakıyor,
    Ama sen yoksun yada görünmüyorsun.
    Sen boğuluyorsun bir damlacık canınla
    Bir damlacık bir suda.
    “Anne! ” diye haykırıyorsun,
    sesini kimseye duyuramıyorsun.
    Anne gözleri, annenin kalbindeki şüpheyi tetikliyor
    Annen bakıyor ama seni göremiyor.
    Küçülüyor şüphe, annenin korkusu büyüdükçe büyüyor.
    Seni arıyor anne elleri
    Çığlığı, etrafa seni aramaları için haber salıyor
    korku küçülüyor, anne yüreğinde hüzün büyüyor
    ellerindesin annenin,en sevdiğin yemeği,anne sevgisini yiyorsun.
    belli ki kavrulmuşsun sıcaktan, anne gözyaşlarıyla serinliyorsun.
    annen ağlıyor , baban ağlıyor, kardeşlerin, ırgatların hepsi
    uçuç böceği,kara çekirge,atom karınca
    daha demin seni kavuran güneş
    Sen, mutlusun belli gülüyorsun,
    belli ki çiçekler için de bir yer keşfettin
    “Anne, ben mutluyum.” Diyorsun
    Bak ünlüde oldun! Üç yaşında, ırgat çocuk.
    Gazete haberlerinde, haberlerin ünlülerle yan yana.
    Bilirim, sende imrenmezsin onlara.
    Gittiğin yer ebedi ey küçük çocuk! Sen ne mutlusun.
    Seni tanımadım, sana göz yaşımı şiirimi sunuyorum.
    bana bir iyilik ne olur.
    senle peygamberime selam yolluyorum.

    Emre Aydın

    arkadaşLar bu şiiri iLk okuduğumda hakikaten çok beğendim ve hemen defterime geçirdim bu şiiri yazan bide EMRE AYDIN oLunca :-)
     
  2. 25 Ocak 2008
    Konu Sahibi : meva_78_
  3. meva_78_

    meva_78_ Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    20
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    arkadaşLar bu şiirin hikayesi
    bu şiir Anadolu'nun her hangi bir toprağında geçimini güneşe karşı savaşarak sağlayan,alınteriyle kazanmayı ve helal yemeyi kutsal bilen,bu kutsallık savaşında küçük çocuğunu tek başına bırakmak zorunda kalan vedere kenarında oynarken çocuğunu kaybetmiş tanımadığım ama hissetiğim küçük Arzu'nun ailesinin hoşgörüsüne dayanarak binlerce Arzu'ya yazılmıştır.
     
  4. 1 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : meva_78_
  5. xoxzgrkz

    xoxzgrkz CaDı Üye

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    250
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    106
    LOKANTA
    adam gururla lokantadan içeri girdi yorgundu adam
    çok yoksuldu hem de babaydı
    kolunda karısı vardı elinde kızı


    adamın karısı vardı karısının elleri vardı delik deşik
    hazır cevabı vardı her soruya verdiği;
    "ben bilmem beyim bilir"
    muhtemel hiç bir zaman sevmemişti beyini.


    adamın kızı vardı kızın gözleri vardı yüzü vardı
    sonra üstü başı vardı eski
    bir gülümsemesi vardı ki yüzüyle gözlerini neredeyse tamamen örten
    lokantaya gelebildiklerindendi o gülümsemesi başka bir şeyden değil


    bir de yavaş yemesi vardı kızın
    neden hemen dönmek isteyecekti ki bi oda bi salon yalnızlıklarına.

    SALİH

    salih
    öldürdüğü için
    yıllarca hapis yattığı
    o ibneyi
    o gece
    cihangir`de değil de
    bi pavyon sahnesinde görse
    ayakta alkışlardı




    rahşan affetmese
    evlenemezdi salih
    ve bıçaklayamazdı karısını
    bakire çıkmadı diye




    halbuki aynı salih
    on sekiz yaşının
    ilk soluğunu
    kerhanede almıştı

    OTOBİYO
    seksenlerde çocuktum
    doksanlarda çocuk
    en küçük çocuk iki bin beşte
    ikibin altıda ölü bulundum


    ÖNGÖRÜ-2 Şubat

    memet sever`e


    bok gibi hissediyorum memet

    ömrüm yapamadıklarımı düşünmekle geçecek

    bana kardeşlik yapma şimdi teselli filan verme

    her ömür böyle geçmiyor mu

    seninki de böyle geçecek

    ÖNGÖRÜ-İSTANBUL HATIRASI

    nasıl olacak biliyor musun
    iki bin bilmem kaçın bilmem ne ayında
    istiklal`den geçeceğim
    ilk sapağın başında sen duracaksın
    yanında dört kişi olacak üçü erkek biri kadın
    erkeklerden biri sevgilin
    belki kocan büyük ihtimalle kocan
    önünüzden geçeceğim dibinizden
    sen beni görmeyeceksin
    kocanı öldürmem gerekecek
    seni de öldürmem gerekecek
    hiç kimseyi öldürmeyeceğim
    ama önünüzden geçeceğim dibinizden
    sen beni görmeyeceksin


    nasıl olacak biliyor musun
    kıyafetini sevmeyeceğim yine
    yanındakileri hiç sevmeyeceğim
    her taşın altından acı çıkacak
    sen çıkacaksın hatta kocan çıkacak
    hakkın yok buna ama böyle olacak
    sen beni görmeyeceksin kocan görecek
    sana bir şey söyleyemecek
    nasıl olacak biliyor musun
    çok kötü olacak
    başım yerlere düşecek






    ÖLÜR MÜYDÜN SANKİ SEVSEN BENİ


    Yaşadığımdan emin değilim.Gittiğinden eminim ama bak,seni özlediğimden eminim.
    Yirmi beş yaşında bir hayal kırıklığı olduğumdan hiç şüphem yok mesela.
    Beceriksizliğimden,yalnızlığım dan,bu şehri sevmediğimden,düzensizliğimden ,yorgunluğumdan,huysuzluğumdan ,baltalarınızdan birine sap olmamışlığımdan hatta olamayacak olmamdan,kırgınlığımdan,bir gün bana ayrılan sürenin sonuna geleceğimden her tavşan kesildiğimde dünyanın dağ olma vaziyetinden filan eminim.
    Örnekleri çoğaltabilirim.Örnekleri çoğaltabileceğimden eminim.

    Birileri namusum üzerine yemin edecek,


    Ölür müydün sanki sevsen beni.


    Günlerdir doğru dürüst uyuyamıyorum.Ellerim parçalanıyor ne zaman yazmayı denesem.Ağzım artık daha bozuk.
    Her tarafta pis bir koku;nefes alamıyorum.
    Çok bekledim seni.Her halimle,her yerimle bekledim.
    Yetkiler verdim kendime;tuttum seni affettim.
    Aramanı bile bekledim bazen.Ağır küfürlerle örtbas ettim sonra aramayışlarını.Bunca zaman aramayışlarını biriktirdim.
    Seni bekledim ben çünkü
    Seni bekledim.
    İçtim..içtim..içtim...
    Kustum.
    En çok giderken bıraktığın kelimeleri kustum.Sanat filan dedi bazısı o kelimelere bazısı bunlardan bi bok olmaz dedi.
    Senin önemsediğin kadar önemsemedim ben o kelimeleri,senin danışma gruplarının önemsediği kadar önemsemedim.
    Kustum..kustum..kustum.
    İçtim.

    Ellerimle yaptığım cam evim kırılacak,


    Ölür müydün sanki sevsen beni.


    içimden geç
    içimi sil
    artık özlemek istemiyorum.


    Neye el atsam piç ediyorum.
    Yine de fiyakalı durumlar peşindeyim hep.
    En sert içkileri kaçırıyorum soluk boruma bilerek.Her yıl ilkokula başlıyorum.Her gün yeni bir krallık kurup öldürüyorum kralını gece yarısına doğru.
    Uzatmaya gerek yok;sen olmayınca yapamıyorum.

    Yokluğun gümüş tepside intihar sunacak,


    Ölür müydün sanki sevsen beni.







    YİNE DE BEN TOPLARDIM YERLERDEN KALBİMİN KIRIKLARINI


    en çok
    senin yanında üşürdüm
    sen beni her zaman üşütürdün de
    haddimi aştığım zamanlarda
    sana yaklaşmayı denediğim zamanlarda yani
    en acımasız soğuğunu çarpardın üstüme
    çok toydum
    dayanamazdım
    buz kesilirdim
    ve son bir vuruşla
    paramparça etmeyi de ihmal etmezdin
    o buz kütlesini her seferinde


    yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını


    suya benzerdin
    musluktan damlardın mesela
    ben uykuya dalmadan hemen önce
    uykumu ***mek için

    yada durup dururken
    bir salgın hastalık getirirdin uzaklardan
    bana armağan ederdin

    hiç bi şey yapmasan
    ayakkabımın içine girerdin
    tam da evden yeni çıkmışken ben



    sen basbayağı suya benzerdin
    ne zaman kötü hissetsen
    kötü hissettirmek için
    yokuş aşağı akmaya başlardın bütün gücünle
    tabi ki ben olurdum yokuşun altında
    ve her zaman hazırdı savunman;
    yokuş yukarı nasıl akacaktın
    ve tabi ki gövdemi parçalardın
    sen benim gövdemi parçalardın da
    yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını



    sen suya benzerdin ya
    sensiz olmazdı
    olduğu kadar da olmazdı
    yani ben bir hiç kimseydim
    ama yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını


    sırf ayaklarına batmasın diye..
     
  6. 1 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : meva_78_
  7. xoxzgrkz

    xoxzgrkz CaDı Üye

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    250
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    106
    608

    senin için yalnız bıraktım kendimi.
    neşterden bozma bir tahterevalli üzerindeyim de
    kimseyle oynamak istemiyorum sanki
    kimse yok karşımda
    buna rağmen yerde karşımdaki oturak,
    evet yerde! hem boş hem yerde!
    havada olan benim havada asılı olan!
    ben varsam bir ağırlığım da olmalıydı halbuki benim
    yanlış mı?



    eksik buluyor musun hiç göremediğin yerlerini?
    buluyorum ben
    “nasılsın” diyorlar mesela
    “iyidir” diyorum “ne olsun,aynı”
    sonra diyorum ki kendime
    “ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”


    bi kaç bir şey var hiç unutmuyorum
    bi kere karşılaştık ya hatırlıyor musun ne kadar güzeldi
    eski sevgililer neden arkadaş olamasın tadındaydı gerçi ama güzeldi
    sen çok güzeldin
    geceydi,evine kadar yürüdük
    yoruldun çok
    hafif kızardı yanakların
    azıcık alkollüydün
    özlemiş gibiydin üstelik beni
    çok konuşmadın
    bi kaç bir şey anlattın ki önemsemiyordun anlattıklarını
    ama gözlerin parlıyordu,anlatabiliyor olmayı sevmiş gibiydin
    “nasılsın” dedin sonra birden
    gerçekten “nasılsın” diyordun
    “iyidir” dedim ben
    “ne olsun,aynı” demedim
    çok mutluydum çünkü
    utanmasam ağlayacaktım


    o kadar yakın mıydı senin evin çok çabuk varmadık mı?
    çok mu hızlı yürüdük ki ben mi hızlı yürüttüm seni?
    ve sen o apartmana ne zaman girdin de ne zaman söndü o ışık?
    sonra ben dedim ki kendime
    “ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
    utanmadım ağladım


    nasılsın Su?mutlu musun?
    büyüksün benden farkında mısın
    havada olan benim havada asılı olan
    artık debelenmiyorum ayna önünde iyi göründüğüm bi açı yakalayana kadar
    kabullendim bile sayılır çirkinliğimi
    temizlemiyorum odamı
    heyecanla uyanmıyorum
    “nasılsın” diyorlar mesela
    “iyidir” diyorum
    “ne olsun aynı”.


    senin için yalnız bıraktım kendimi
    fedakar aşık tadında değil yada aklanmaya çalışan yahuda tadında
    öyle bıraktım işte elimde olmadan
    hiçbir şey talep etmeden bıraktım
    hatta bir ölü nasıl aklayamazsa kendisini
    öyle



    bi kaç bir şey var hiç unutmuyorum dedim ya
    terminalleri de unutmuyorum
    sen giderken daha soğuk olurdu terminaller
    ağlardın bazen,ben ağlamazdım
    bir mecburiyeti çoktan kabullenmiş hatta o mecburiyete alışmış gibi susardım.
    güçlü biri gibi susardım ki
    yemin ederim kimsenin yanında senin yanında hissettiğim kadar güçsüz hissetmezdim kendimi
    (bilmiyorum güçsüz mü doğru kelime aciz mi)
    bu her zaman böyleydi
    en çok terminallerde böyleyi bu
    kıskançlık krizi oldu sonra böyleydi bu dediğimin adı
    yemin ederim olsun istemedim ben kendi kendine oldu
    depresyon oldu sonra
    oldu işte bir şeyler
    neticede ben unutmuyorum terminalleri ki
    ne zaman gitsem o terminallere(sadece gitmek zorunda olduğum zamanlarda gidiyorum)
    çatlaklar görüyorum yerlerde
    büyük bir hüzün görüyorum o çatlaklardan havaya karışan
    neden kimse görmüyor bunu da bir ben görüyorum?


    ve Su,
    bir mecburiyeti çoktan kabullenmiş hatta o mecburiyete alışmış gibi
    yalnız bıraktım kendimi senin için
    sıfır altı gün sıfır sekiz gece sustum önce
    sonra “iyidir” dedim “ne olsun aynı”
    ve bakıp aynada gittikçe çirkinleşen yüzüme
    “ben” dedim “ben istenmiyor olmakla ilgiliyim”
    ve Su,
    alıştım ben
    alıştım...



    hatta evrenin bütün yalnızlıklarını üstüme alındım




    İlham hüzünle gelir

    İlham, hüzünle gelir aşkım.
    Ve göz yaşı müjdeler,
    Sensizliğin içimde doğurduğu,
    Yanaklarımdan süzülen...
    Sensizlik üstüne
    Birkaç mısra yazar şair,
    Hiç düşünmeden.
    Akıl durur, nasihat dinlemez.
    Yürek,içindeki yangına inat,
    Durduk yere dile gelir birden.
    Ahlar çekilir...
    Geçmişi yad ederken.

    İlham,hüzünle gelir aşkım.
    Gecenin tam ortasında,
    Tüm şehir uyurken,
    Işığı yanan bu evde,
    Yıldızlar bir birlerine:
    Bu adam kim? Ne yapıyor? derken.
    Ve göz yaşı müjdeler,
    Sensizliğin içimde doğurduğu,
    Sensizlik üstüne,
    Birkaç mısra yazar şair,
    Hiç düşünmeden!






    Korkmuyorum


    Korkmuyorum! Çünkü karşındayım.
    Aşkımı itiraf edeceğim sana.
    Belli ki sevmediğini söyleyeceksin,
    Belki küçümseyeceksin bakışlarında,
    Belki de olur ya bende seni…. diyeceksin
    Gözlerim,olur ya bu müjdeyle,
    Ağlamaklı olacak.
    Ama ağlamayacağım karşında,
    Sana sevgimi,
    Küçücük yüreğimde yaşayacağım.
    Nisan yağmuru gibi
    Bir başka yağmurla sulanacak,
    Sevda çiçekleri açacak gönlümde,
    Yalnız senin görebileceğin ,
    kimsenin göremeyeceği
    Seni bekleyecek sevda çiçekleri









    an gelir





    An gelir de,
    Anlatamazlar ya kelimeler anı.
    Yüreğimden bir fısıltı,
    Sorar ya,beni ne kadar sevdiğini.
    Cevap almasa da olur.
    Yalnız senin duyabileceğin,
    Mırıltılarla anlatır ya,
    Yüreğim, ölüp ölüp dirilten,
    Sevda yangınını.
    Senden bir el uzatmanı bekler,
    Ölüm,son nefesini
    Çekerken içime,
    Seni çekmeyi istercesine,
    Etrafına bakınır!
    Ve seni bulamazsa
    İnan ki aşkım,
    Ölüm,sandığından da zor gelir

















    senağlama:asigim::eek:
     
  8. 3 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : meva_78_
  9. xoxzgrkz

    xoxzgrkz CaDı Üye

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    250
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    106
    bu adamı çok seviyorum yaa
     
  10. 3 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : meva_78_
  11. ashabi_lady

    ashabi_lady Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Ocak 2008
    Mesajlar:
    63
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    ya bu bildiğimiz şarkıcı EMRE AYDIN'ın şiirlerimi tatlicadiarzu