En Güzel Çiçek

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve xsxulem tarafından 7 Mart 2007 başlatılmıştır.

    7 Mart 2007
    Konu Sahibi : xsxulem
  1. xsxulem

    xsxulem Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    695
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    86
    Küçük ve Güzel Bir Hikaye: En Güzel Çiçek
    Birgün kitap okumak için parka gitmiş, yaşlı bir söğüt ağacının uzun,
    dağınık dallarının yanındaki boş banka oturmuştum. Hayatımdan bezmiş bir
    halde, dünyanın alay edercesine, üst üste silleler vurmasına içerlemiş,
    homurdanıyordum.


    Tüm bunlar günümü mahvetmeye yetmezmiş gibi, oyun oynamaktan bitap düşmüş
    küçük bir çocuk nefes nefese çıkageldi. Yanıbaşımda, kafası aşağı eğik bir
    şekilde durdu ve büyük bir heyecanla bana "Bak ne buldum!" diyerek
    elindekileri gösterdi.


    Elinde bir çiçek vardı ve çiçek acınacak durumdaydı. Çiçeğin bütün
    yaprakları yırtılmıştı. Sanırım çiçek ya yeterli yağmur görmemiş yada pek
    ışık alamamıştı. Çocuğun ölü çiçeği alıp gitmesi için sahte bir gülücük
    attım ve kafamı başka yöne çevirdim.


    Ancak çocuk dönüp gideceğine yanıma oturdu. Çiçeği burnunun üstüne
    getirerek, şaşırmış bir şekilde "Bu kesinlikle çok hoş kokuyor ve ayrıca da
    çok güzel. İşte bu yüzden onu kopardım; al, bu senin için." diyerek çiçeği
    bana doğru uzattı.


    Getirdiği bu çiçek yabani bir ottan başka birşey değildi, renkli göze hoş
    gelen birşey de değildi ama biliyordum ki onu almazsam çocuk gitmeyecekti.
    Ben de çiçeğe doğru uzandım ve "Bu tam ihtiyacım olan şeydi." diyerek cevap
    verdim.


    Ama çocuk avcumun içine koyacağı yerde, öylece havaya doğru tutuyordu
    çiçeği. İşte o zaman çocuğun gözlerinin görmediğini anladım: çocuk kördü.


    En güzel çiçeği seçtiği için ona teşekkür ederken sesim titriyor,
    gözlerimden yaşlar boşalıyordu. "Birşey değil" dedi gülümseyerek, ve sonra
    koşarak oyununa geri döndü, bende bıraktığı etkiden habersizce.


    Orada otura kaldım ve bu küçük çocuğun yaşlı söğüt ağacının yanında oturan
    ve kendi kendine acıyan bu yaşlı kadını nasıl gördüğünü merakla düşünmeye
    başladım. Benim sıkıntılı olduğumu nasıl bilmişti? Çiçeği neden bana
    getirmişti? İhtimal, kalp gözü ona gerçek doğruyu göstermişti.


    Sonunda kör bir çocuğun gözlerinden problemin dünya ile ilgili olmadığını
    anlamıştım: problem bendeydi. Oysa ki gerçek kör bendim ve tüm zamanımı bir
    kör olarak geçirmiştim. İşte o gün etrafımdaki güzellikleri görmeye ve benim
    olan her anın tadına varmaya ahdettim.


    Ve sonra solmuş çiçeği burnuma yaklaştırarak o güzel kokuyu koklamaya
    başladım. O sırada küçük çocuk elinde başka bir otla, parkta oturan başka
    bir yaşlı adamın hayatını değiştirmeye gidiyordu.