Enerjinin Korunmasi

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve EU1 tarafından 31 Ocak 2007 başlatılmıştır.

    31 Ocak 2007
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    Pozitif ve Negatif Enerjiler

    Bulunduğumuz çevrenin, ortamın, birlikte olduğunuz insanların enerjimizi yani bizi nasıl etkilediğini fark etmişsinizdir ! Bu yazıyı okuyunca, psişik korunma ile ilgili pek çok sorunuza yanıt bulduğunuzu fark edecek ve rahatlayacaksınız…

    Çevremizin ve insanların enerji dengelerimizi nasıl etkilediğini fark etmişsek enerjimizi korumak için birlikte çareler arayabilir ve kendi kendimizin şifacısı olabiliriz. Öncelikle şunu belirtmekte yarar var. İçinde yaşadığımız oda, ev, mahalle, işyeri ve benzeri mekanlardan, birlikte olduğumuz insanlara kadar, dışımızda bulunan hemen her şeyden etkileniyoruz. Üstelik bu etkiler hiç de küçümsenmeyecek boyutlarda olup kimi zaman sempati, kimi zaman antipati biçiminde şuurumuza yansıyor. Yani çok sevinçli bir halde iken birdenbire üzgün ve umutsuz bir hale geçmemiz mümkün. İlk yapacağımız şey çevre etkilerini önemsemek olmalı. Bu uyumsuz enerjileri o an için biz üretmemiş isek bunu dışarıdan almış olabiliriz.
    Evimizin renginden içindeki eşyalara ve yerleşim düzenine kadar her şey bizi öyle bir etkiliyor ki, ya rahat hissediyoruz kendimizi ya da rahatsız oluyoruz ve bunu mantığımızla da her zaman ölçemiyoruz. Bu konuda destek ve yardım almak mümkün! Nasıl mı? İçinde yaşadığımız ortama astrangement uygulatarak…
    ASTRANGEMENT yaşam alanlarının gökyüzü ve kendi enerjilerimizle uyumlanması anlamına geliyor. Astrangement ile sadece görüntüye önem veren bir güzellik yerine; doğal içsel uyumu, size ait güzelliği yaşamanıza olanak tanıyacak bir ortam yaratıp, evinizi içinden çıkmayı hiç istemeyeceğiniz bir yuva; iş yeriniz ise sizi ulaşmak istediğiniz hedeflere götüren verimli bir ortam haline dönüştürmenize ve kendinizi huzurlu hissetmenize olanak sağlayan, bunu yaparken de sizin doğum haritanızın verilerinden yararlanan bir yeni çağ uygulaması...

    Pozitif ya da negatif enerjilere muhatap olmak; insanın başarısını, sağlığını, ilişkilerini ve aklımıza gelen hemen bütün her şeyi yani bütünlüğümüzü etkiliyor. Sonra, içinde yaşadığınız semt ve birlikte olduğunuz insanlardan aldığınız etkiler sizi biçimliyor, değiştiriyor, rahatlatıyor veya gerilim içine girmenize neden oluyor.
    Biraz duyarlı, biraz kendisiyle ilgili bir insan şöyle düşünüyor; "Bana neler oluyor, ben böyle değildim" diyor. Yahut, "Hiçbir neden yokken neden böylesine geriliyorum" diyebiliyor. Çünkü, düşünerek çözebileceğimiz bir durum yok ortada. Sadece ve sadece oturduğunuz evden, birlikte olduğunuz insanlardan, hatta yaşadığınız apartmanda oturan herhangi bir komşunuzdan bile etkilenebilirsiniz ve bunu düşünerek bulamazsınız. Sizin bilginizin dışında olan ve bilmenize imkan olmayan pek çok etki size kadar ulaşıp farklı bir hal yaşamanıza neden olabilir.
    Mesela, yan komşunuz ya da üst katta oturanlar o gün büyük bir gerilim yaşamış, çok üzücü bir olayın etkisinde kalmış olabilirler ve ailecek büyük bir gerilim yaşıyor olabilir ve sizin bundan zerre kadar haberiniz olmayabilir. Siz ise, gayet keyifli bir gün geçirmiş ve sonrada evinize gelmişsinizdir. Biraz sonra yavaş yavaş gerildiğinizi, hatta neredeyse patlayacakmış gibi hissetmeye başlarsınız ve o dakika "Ne oluyor" diye sorabilirsiniz. İşte bu hal, hiçbir şekilde sizden kaynaklanmadığı halde size ulaşan etkilerin bir sonucudur ve bunu anlamanız mümkün değildir. Böyle bir durumda ya dışarı çıkmalı veya bütün dikkatinizi sevdiğiniz konulara yönelterek dışarıdan gelen etkilere kendinizi kapatmalısınız.
    Bizi sarıp sarmalayan bütün her şey enerjinizi hem azaltabiliyor, hem de yükseltebiliyor. Bunu ayırt etmeye, farkına varmaya başladığınız andan itibaren kendimizi enerji dengelenmesi açısından gözlemlemeyi öğreniyoruz. Fakat neler olup bittiğini anlamak pek kolay olmuyor. Biraz çaba biraz emek istiyor enerjileri dengelemeyi öğrenmek de her konuda olduğu gibi. Yani yaşamı bütünsel bir tablo olarak ele alırsak, tablodaki renkler bazen soluyor, bazen son derece parlak ve güçlü oluyor. Ve sürekli değişiyor. Biçimler değişiyor, anlam değişiyor ama dikkatli bir gözlemci isek, tablonun bütünlüğünün anlamını sürdürdüğünü sevinçle gözlemleyebiliyoruz. Eğer gözlem yeteneğimiz gelişmemişse, ne yazık ki tabloyu oluşturan formlar ve fiziğe bürünmüş enerji bedenler olarak bizler bu anlamın bütünlüğünü oluşturduğumuzu anlamıyor ve boşu boşuna anlam arayışı içine girebiliyoruz, üzülüyor ve zaman kaybediyoruz. “Benim bütündeki anlamım nedir?” sorusu en yorucu sorulardan biri ve bu soruyla başa çıkabilmenin tek yolu, yeni çağ enerjilerine rahat uyumlanmak için bilgilenmek. Durmadan, bıkmadan, usanmadan… Her gün yeniden ve yeni baştan…
    Enerjimiz azaldığı zaman rengimiz soluyor, biçimimiz silikleşiyor. Enerjimiz yükseldiği zaman parlamaya ve belirginleşmeye başlıyoruz. Işıldadığımız zaman kendimizi iyi hissediyoruz. Fakat bunun nasıl olup da değiştiğini anlayamıyoruz. Çünkü kendimizi her şeyin dışında hissederken ve zannederken, bu zan etkisi ile diğer her şeyden etkilendiğimizi gözden kaçırabiliyoruz.
    Bu durum tıpkı bir rengin yanına başka bir renk koyduğumuz zaman kendini göstermesi veya kaybolmasına benziyor. Baskın bir rengin yanında zayıf bir renk kaybolurken, birbirine yakın renkler ise tek bir renkmiş gibi algılanıyor. Zıt renklerin ise her ikisi birden görünüyor ve dikkat çekici oluyor.
    Her insanı, olayı veya objeyi birer renk olarak düşünecek olursak, bunların birlikteliği sonucunda ortaya çıkan renk ya da enerji, hangisi baskınsa o olacaktır. Bu duruma örnek olarak, yakınlarınızla veya tanıdıklarınızla ilişkilerinizi düşünün. Örneğin kendinizi düşünün. Biriyle birlikte olduğunuz zaman kendinizi yorgun, halsiz ve isteksiz hissettiğiniz halde biraz sonra karşılaştığınız başka biri canlanmanıza neden olmaktadır. Hatta bu durumu tarif etmek için, "Sen bana iyi geliyorsun" şeklinde duygunuzu dile getirmişsinizdir. Üstelik bu durum sadece ilişkilerinizde değil aynı zamanda mekanlarda da ortaya çıkar. Yani evlerde, işyerlerinde veya herhangi bir ortamda.
    İlk girdiğiniz bir mekanda kendinizi çok iyi hissettiğiniz veya hemen kalkıp gitme isteği duyduğunuz zamanları hatırlayın. Hassas enerji beden, etkiyi alıp hemen oradan uzaklaşmak istemiş olabilir ama biz ne yaparız? Bu doğal içtepiyi ciddiye almaz ve onu klasik toplumsal kurallar adına sustururuz. “Ayıp olmasın şimdi, yanlış anlarlar” der, kendi kendimize şakralarımızın enerji dengelerini bozmalarına izin veririz. Bütün bunlar farkında olmadan meydana gelmekle birlikte aynı zamanda içsel olarak kendinize en uygun olanı duygularınız ve beş duyunun dışına taşan duyularımız yani psi yeteneğimiz aracılığı ile ihtiyacımız olanı seçmemize de yardımcı oluyor. Önemli olan duyguları ve duyumları yakalamayı ve bunlara önem vermeyi öğrenmek.

    Kendimiz için en iyi ve doğru olanı, akıl yürüterek belirleyip yaşamak yerine duygu ve duyularımıza, halk deyişiyle altıncı hissimize önem vermeyi öğrenirsek ve aklımızı bu duyumları değerlendirmek için kullanacak olursak, yaşam enerjinizin yükseldiğini hissederiz. Çünkü kendi rengimize ve enerji bedenimize en uygun olanı, bizi gösterecek ve ışığımızın çevremize yansımasına yardımcı olacak enerjileri seçmemizi sağlayacak olan, içinizden yükselen bu duyumdur.
    İçimizin sesini dinlemek yerine seçimlerimizi sadece akıl yürüterek ve mantık aracılığı ile yaptığımız zaman sağlık sorunları yaşamaya başlayabiliriz. Oysa aklımızı duygu ve beş duyunun dışına taşan duyumlarımız ile birleştirmeyi başardığımız zaman son derece sağlıklı ve başarılı olabilir, bütünün bir parçası olduğumuzu daha sık hissedebiliriz.
    Bu hissedişlerin kalitesini arttırmak için alternatif tıp uzmanlarına ve holistik şifacılara göre egzersiz yapmakta oldukça önemli özellikle enerji beden hekimliğinde, egzersizler enerjiyi yükseltiyor ve zihni açıyor.

    Özellikle açık havada veya balkonunuzda, hiç olmazsa açık bir cam karşısında yaptığınız zaman son derece hızlı sonuç alırız. Kendinizi yükselmiş, dinç ve keyifli hissetme gücünüz artar. Kan dolaşımınız hızlanıp beyninize daha fazla kan pompalandığı için zihniniz daha iyi çalışmaya başlar. Açık havada bol oksijen olduğu için beyniniz daha iyi beslenir. Koşmak ya da yürüyüş yapmak da zindelik için çok gerekli ama trafiğin kilitlendiği caddelerde koşmak, insanı gevşeteceğine aksine insanı daha gergin de yapabilir. Yürüyüş ve egzersiz yapmak için oksijenin daha fazla olduğu ağaçlık alanlarda korular, parklar, bahçeler bulabiliriz. Böyle bir yer bulamıyorsak, odamızın pencerelerini ardına kadar açıp karşısına geçerek de, egzersizlerimizi tamamlayabiliriz.

    Zihnimizin ve yüreğimizin çok karışık olduğu ve karamsar duygulara kapıldığımız zaman, ki şu sıralarda bu tip ruh halleri çok revaçta; hem psişik, hem zihinsel, hem de bedensel açıdan yükselmeye ihtiyaç duyarız. Zihinsel karışıklık duyguların da karışmasına neden olur ve bunların sonucunda isteksizlik, yorgunluk ve halsizlik ortaya çıkar.
    Halbuki her işin başı sağlık. Şayet sağlıklı olursak, her türlü sorunun üstesinden gelebilir, her türlü karışıklığa çözüm bulabiliriz. Bu yüzden her ne olursa olsun, kendimizi ne derece yorgun ve halsiz hissetsek de canlanmayı istemeliyiz hem de güçlü bir arzu ile bu düşünceyi yaşama geçirmenin bir yolunu bulmalıyız. Kaybettiğimiz her an bizim yaşamımızdan kopup gitmektedir. Doğan güneşin hayat veren ışığının pencereden içeri girmesi için bütün perdeleri kenara çekin ve pencereyi ardına kadar açın. Aldığınız solukla birlikte yaşam enerjisinin içinize dolduğunu hissetmeye çalışın. Dikkatinizi aydınlanan güne ve sabahın serinliğine odaklayın. Sonra egzersiz yapmaya başlayın. Aldığınız ilk solukla birlikte canlanmaya başladığınızı hissedeceksiniz. Hatta neşeli bir müzik eşliğinde dans edebilir, böylece doğan güneşi selamladığınızı düşünebilirsiniz. Böylece güneşin hayat veren canlandırıcı enerjisiyle bütünleşebilirsiniz.

    Bu uygulama, halinizi hemen değiştirecek ve kendinizi enerjik ve istekli hissedeceksiniz. Bunun üstüne ılık bir duş alın, güzel bir kahvaltı yapın. Şimdi her türlü karışıklığı çözmeye, sorunlarla boğuşmaya hazırsınız. Ve daha hızlı gelişmenize katkıda bulunacak özellikle şifa ve enerji bedeni anlatan kitapları da okumayı da asla ihmal etmeyin!... Basit gibi görünen bu küçük egzersizler psişik korunma yöntemleri olarak enerji bedenlerimizin daha ışıklı olmasına ve kendi kendini korumaya almasına yardım edecektir.
     
  2. 1 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : EU1
  3. Meryemce

    Meryemce dost istersen ALLAH yeter Üye

    Katılım:
    10 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.249
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    a.s.Bu önemli bilgiyi paylaştığın için sağol cnmopuyorumnanaktan teşekkürlera.s