Ergenlik çağı ruhsal gelişim özellikleri

Konusu 'Çocuğum Büyürken' forumundadır ve ema1 tarafından 10 Mart 2010 başlatılmıştır.

    10 Mart 2010
    Konu Sahibi : ema1
  1. ema1

    ema1 Hayat, sen plan yaparken başına gelenlerdlr Pro Üye

    Katılım:
    10 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    19.460
    Beğenildi:
    7.408
    Ödül Puanları:
    238
    Ergenlik çağı ruhsal gelişim özellikleri
    Ergenlik çağı belirgin ve hızlı bedensel, ruhsal ve toplumsal gelişimelerin görüldüğü, çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Bu sürenin başlangıç, süre ve sonlanımı sosyal, kültürel ve bireysel olgunlaşma düzeyi ile ilgilidir. Başlangıcın belirleyicisi pubertedir (ikincil seks özelliklerinin ortaya çıkışı). Normalde pubertenin başlama yaşı ve süresi iki cins arasında farklıdır. Kızlarda 8 - 18 yaş arası, erkeklerde 9 - 19 yaş arasında ikincil cinsiyet özelliklerinin (puberte) başladığı bilinmektedir. Bu süreç kızlarda erkeklerden 18 ay önce başlar. Ergenlik dönemini tanımlamada çeşitli araştırmacılar arasında görüş ayrılıkları söz konusudur. En yaygın tanımlamada ve kronolojik faktörler temel alındığında hayatın ikinci dekadını (10 - 20 yaş arası) içermekteyken; bazı araştırmacılar ise toplumsal - gelişimsel faktörleri tanımlama kriterlerine katarak, ergenliğin bitimini işe başlama, evlenme ve maddi bağımsızlık gibi faktörlere bağlamaktadırlar.
    Bu dönem, bilim insanlarının dışında filozoflar, edebiyatçılar ve sanatçıların da ilgisini çekmiştir. Örneğin Aristo M.Ö. 300 yılında bu dönemden 14 - 21 yaş arasında yer alan bir dönem olarak söz edip, şöyle tanımlanmıştır: "Gençler kişilik olarak arzularına kapılmaya ve bunları eyleme dökmeye hazırdırlar. Bedeni arzuları içinde en çok kapıldıkları cinsel arzulardır. Çok değişkendirler, arzuları ateşli olduğu kadar geçicidir. İster sevgi ister nefret duygusunda aşırıya kaçarlar."
    Schiller ve Goethe'nin de dahil olduğu bir edebiyat akımı (Strum und Drang), bu dönemi idealizmle dolu, eskiye isyan eden, kişisel duygu, ihtiras ve acının ifade edildiği bir dönem olarak tanımlamıştır.
    Ruhsal kuramları tanımlayanlardan Erikson, bu dönemin kişinin toplumsal yerini, mesleki konumunu ve cinsel kimliğini tanımlamaya, yerine oturtmaya çalıştığı bir dönem olduğunu belirtmiş, bu çabaya "kimlik bunalımı" adını vermiştir. Bu dönemden her ergenin geçtiği, ancak sağlıklı ergenlerin bu dönemi başarıyla atlatıp mesleki, ailevi ve toplumsal yerlerini kolaylıkla tamamladıklarına işaret etmiştir. Bu dönemin bazı bireylerde daha gürültülü olabileceği; bu bunalımın çoşkulu bir ırmağın yatağını bulması gibi olduğunu ve bu süre içinde ana - babadan bağımsızlaşma, toplumsal değerleri, erdemleri yeni baştan yaratma ve kendini bulma çabası olduğunu vurgulamıştır.
    Artık şu an pek çok araştırmacı ergenlik döneminde temelde aileden bağımsızlaşma mücadelesinin olduğunu, bunun sancılı bir süreç olabileceğini bilmektedir. Ancak önemli olan bu dönemde sağlıklı ergenliğe ait özellikleri ruhsal problemli ergenlerden ayırt etmektir. Bu dönemin zor ve sıkıntılı bir dönem olması demek, ergenlerin gösterdiği bütün ruhsal sıkıntıları "normal" kabul etmek demek değildir. Normal ergenlerde, ergenlik öncesi döneme oranla aileden uzaklaşma eğilimi, arkadaşlarla daha fazla vakit geçirme isteği, anne - babanın onu çocuk gibi algılayıp sürekli müdahale etmesine tepkili olma doğaldır. Ancak bu tepkiler ölçülü, daha çok tartışılarak daha fazla hak kazanmaya yönelikse, yıkıcı kural dışı eylemler söz konusu değilse, ergenliğin normal gidişi içinde değerlendirilir. Yine bu yaş grubunda beyin gelişimine paralel olarak, anne - babalarından farklı düşünme, farklı yaşam tarzı, farklı müzik ve giyimi tercih etmeleri normal gelişimin bir parçasıdır. Aileye mensubiyet duygusundan ziyade, onlarla benzeri düşünce tarzı ve beğenileri olan arkadaşları ile bir grubu oluştururlar ve grup mensubiyeti ön plana çıkar. Bu dönemde zaman zaman neşesizlik ve kaygı görülebilir ancak bu sürekli değildir ve hayatı kötü etkilememektedir. Eğer sürekliliği olup hayatı kötü etkilerse psikiyatrik yardım gerekebilir.


    sağlık info