Erkek İnfertilitesine İyi Gelecek Bilimsel Araştırmalar,Doktor Tavsiyeleri,Haberler

Konusu 'Erkek Faktörü / Erkek İnfertilitesi' forumundadır ve nevrosky tarafından 22 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    22 Kasım 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  1. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    Erkek İnfertilitesine iyi gelecek bilimsel araştırmaları,doktor tavsiyelerini ve haberleri burada toplayalım.

    Konu bütünlüğünün bölünmemesi için sohbet tarzından uzaklaşarak bilgi vermeye yönelik olması daha faydalı olacaktır.

    Sizler de bu konuda bildiğiniz , duyduğunuz , uyguladığınız kür vb. uygulamaları , doktorun verdiği ilaçları , tavsiyeleri ve haberleri burada paylaşırsanız sevinirim.

    Güzel paylaşımlarda bulunmak dileğiyle. a.s.
     
  2. 22 Kasım 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  3. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    KEÇİBOYNUZU KÜRÜ

    -kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçi boynuzunu küçük küçük kırarak atın.
    -ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatın.
    -kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatın ve 20 dakika dinlendirin
    -dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçi boynuzlarını çıkarın.
    -soğuduktan sonra yarısını sabah aç karna diğer yarısınıda akşam yatağa girerken içirin.
    -bu uygulamayı bir hafta boyunca her gün uygulayın
    -birinci haftadan sonra 3 ay boyunca her gün sadece akşam yatağa girerken bir su bardağı içirin.
    -daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayın.


    Öyle litrelerce dolaba koyup çıkarılıp falan içilmeyecek. En fazla 2-3 dayanıyormuş. taze yapılıp içilmesi önemli. Keçiboynuzlarını satın alırken çok kırıklarından almamaya dikkat etmek gerekiyor.

    Pekmezinden ve tozundan ziyade bu şekli daha yararlı imiş.


    Saraçoğlu'nun sitesinden alıntıdır...
    Keçiboynuzu hareketli sperm sayısını arttıran özelliğe sahiptir. Aktif sperm sayısı az olan ve az sperm sayısından dolayı çocuğu olmama riski yüksek baba adaylarının kullanmasında çok büyük fayda vardır. Kısaca, sperm sayısı az olanlar için ideal bir bitkisel çözümdür. Bugüne kadar hareketli (aktif) sperm sayısının azlığından dolayı baba olamayan onlarca insan tanıdım, hemen hemen hepsi de keçiboynuzu kürünü uyguladıktan 4-5 ay sonra baba olacaklarının heyecanı ile beni aramışlardır. İsviçreli çok yakın bir aile dostum aynı sorunla karşı karşıya idi. Kendisi uzun yıllar bu konuda çok değişik tedaviler görmüş ve sonuç hep başarısızlıkla neticelenmişti. Kendisine keçiboynuzu kürünü önerdiğim zaman bana tereddütle bakarak “şaka yapıyorsun herhalde” demişti. Ne de olsa 13 yılın verdiği başarısızlık ve ümitsizlikte vardı. Ama bu konuda çok ciddi araştırma sonuçlarımın olduğunu söyledim. Bunun üzerine derhal uygulamaya karar verdi. Türkiye’den keçiboynuzu getirttim ve kullanmaya başladı. Kullanmaya başladıktan 5 ay sonra baba olabileceğini öğrendiğinde mutluluğunu ilk benimle paylaştı. Bir kaç ay sonra bana keçiboynuzunun içerdiği ilgili etkin maddenin ne olduğunu sordu ve bunu hemen ilaç sanayine kazandırabileceğimi ve ticari olarak da iyi para kazanabileceğimi söylemişti. Ben de bitkiler üzerine yaptığım tüm çalışma ve araştırmalarımı insanlığın hizmetine karşılıksız olarak sunduğumu ve herhangi bir beklentimin olmadığını söyledim. Meslektaşım üç çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor.

    Keçiboynuzu ve sperm hareketliliği
    Erkeklerdeki sperm sayısının 40 milyon/ml veya yukarısı normal değerdir. Bu sayı azaldıkça kadının hamile kalabilme olasılığı da azalır. Mühim olan sadece sperm sayısı değildir. Sperm sayısı normal düzeyde (40 milyon/ml ve yukarısı) olsa bile, eğer hareketli sperm sayısı az ise bu taktirde kadının hamile kalma riski de azalır. Spermlerin hareketliliği de önemlidir. Toplam sperm sayısı 7-8 milyon/ml civarında olupta baba olan bir çok insan tanıyorum. Bu nasıl oluyor? Uygulanan keçiboynuzu kürü, düşük seviyede olan 7-8 milyon/ml içerisindeki hem hareketli sperm sayısını yükseltiyor hem de hareketli spermleri daha hareketli duruma getiriyor. Bir taraftan az sayıdaki hareketli sperm sayısını yükseltmekte diğer taraftan da mevcut hareketli spermlere daha fazla hareketlilik kazandırmaktadır. Normal sperm sayısı oldukça düşük olmasına rağmen, spermlerin belli bir yüzdesinin hareket hızı yükseldiğinden yumurtaya ulaşma oranı yükselmektedir. Bu sayede sperm sayısı normal sayının altında olmasına rağmen hamilelik başlayabilmektedir.

    Keçiboynuzu ve sperm acrosome aktivitesi
    Hamileliğin oluşabilmesi için sperm sayının normal düzeyde olması gerektiğini belirtmiştim. Bazı durumlarda toplam sperm sayısı normal seviyesinde olduğu halde ve hareketli sperm sayısı da normalken, buna rağmen hamilelik çok zor gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi nedir? Spermlerin baş kısmında bir kesecik bulunmaktadır. Bu keseciğe acrosome denir. Bu keseciğin içerisinde çok sayıda değişik enzimler bulunmaktadır. Sperm, yumurtaya temas ettiği anda, acrosome içerisindeki enzimler yumurtanın membranını (zarını) parçalarlar (çözerler, eritirler) sperm yumurtanın içerisine girer ve döllenme başlar. İşte, yumurta zarı ile temas eden sperm-acrosomunun içerdiği enzimler yeterli aktiviteye sahip değiller ise, yumurtanın membranını (zarını) parçalayamazlar (eritemezler, çözemezler). Ve yumurtanın döllenmesi mümkün olmaz. Görülüyorki, hareketli sperm yumurtaya ulaşmasına rağmen döllenme mümkün olmayabilmektedir. İşte, keçiboynuzu kürü hem hareketli sperm sayısını artırmakta, hem hareketli spermleri daha hareketli kılmakta ve hem de spermin baş kısmında bulunan acrosome içeriğindeki enzimlerin aktivitesini yükselterek, yumurta zarının parçalanmasına imkân sağlamaktadırlar. Çoğu zaman toplam sperm sayısı normal seviyenin altında olmasına rağmen (7-8 milyon/ml) keçiboynuzu kürü ile döllenme gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi, harnupun spermlere, sayıca az olmalarına rağmen hareketlilik kazandırarak yumurtaya ulaşmasını sağlamak ve acrozom içerisindeki enzimlerin aktivitesini arttırarak da yumartanın membranını kolayca parçalayabilme imkânlarını sağlamasıdır.

    İktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm keçiboynuzudur. Keçiboynuzu kürünün etkisini viagra ile mukayese etmek mümkün değildir. Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık için viagranın bir gecelik getirdiği çözüme karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir. Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür ile de iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri bir kürdür. Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama, iktidarsızlık şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Keçiboynuzu kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagranın belirtilen yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur.

    Keçiboynuzu pekmezi hazırlanırken, şeker dengeleyici etkin maddeler büyük bir oranda yok olduğundan, pekmezi kan şekerini yükseltmektedir. Bir çok kimse, pekmezinde de aynı şifa gücü vardır diyerek, keçiboynuzu kürlerini pekmezi ile yapmaktadırlar. Bu düşünce doğru değildir. Keçiboynuzu pekmezi belirtmiş olduğum rahatsızlıklara karşı en fazla %20 oranında etkilidir.

    Değerli okuyucu, keçiboynuzunun değirmende öğütülerek un haline getirilmiş ve hazır paketlenmiş şeklini bulmak mümkündür. Keçiboynuzunun pekmezi de satılmaktadır. Her ikisi de kitabımda bahsettiğim kürler için uygun değildir. Çünkü, öğütülme (un haline getirme) esnasında havayla temas eden bir çok etkin madde oksitlenerek veya havanın oksijeni ile reaksiyona girerek tedavi edici özelliğini kaybetmektedir. Keçiboynuzu pekmezinin de aynı derecede etkili olabilmesi için üretimi esnasında uygulanması gerekli bazı kurallar vardır. Bu kurallar yerine getirildiği ve önlemler alındığı taktirde keçiboynuzu pekmezi de aynı amaçla kullanılabilir hale getirilebilir. Ancak, piyasada mevcut hiç bir marka henüz amaca uygun üretim yapamamaktadır. Örneğin, taze sıkılmış meyve sularının vakit geçirmeden içilmesi gerektiği gibi. Taze sıkılmış meyve suyunun içerisindeki C-vitamini de havayla temas ederek (oksitlenenerek) vitamin özelliğini yavaş yavaş yitirir. Keçiboynuzundan pekmezi yapılırken de uzun müddet kaynatıldığı için, içerdiği bir çok etkin madde özelliğini kaybetmekte veya şifa veren gücü önemli ölçüde zayıflamaktadır. Bu nedenle, kitabımda bahsettiğim keçiboynuzu kürlerinden başarılı sonuç alabilmek için onun tabii halini kullanmak gerekir.

    Aktarlarda bu amaçla tabii (doğal) haldeki keçiboynuzunu bulmak mümkündür. Hem daha ucuz hem de çok daha etkilidir. Aktarlardan keçiboynuzunu alırken dikkat etmeniz gereken nokta, kırılmamış, ezilmemiş ve parçalanmamış olmalarıdır. Kısaca, satın alacağınız keçiboynuzlarının tüm halde olmasına özen gösteriniz. Pazardan veya aktarlardan satın alınacak keçiboynuzlarının koyukahve ve siyaha yakın renkte olanların tercih edilmesi gerekir. Açık kahve renkli olanları satın almayınız. Kür amaçlı kullanılacak keçiboynuzunun pekmezi veya çiğ olarak tüketilmesi uygun değildir.
     
    HILALCEEE bunu beğendi.
  4. 22 Kasım 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  5. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    CİNSEL SİSTEMDE ETKİLİ OLABİLEN BİTKİLER

    ADET KANAMALARI (aşırı ve sancılı): Kırkkilitotu, Çoban çantası, Aslan pençesi, Çuha çiçeği yağı.
    ADET KANAMASI (azlığı): Civanperçemi, Biberiye, Zahter, Hayıt tohumu.
    MENEPOZ: Hayıt tohumu, Aslan pençesi, Ökseotu, Kediotu, Civanperçemi.
    YUMURTA İŞLEVLERİNİ ARTTIRICI: Meyankökü, Hayıt tohumu, Yeni bahar, Ginseng (balla karıştırılırlar).
    ERKEKTE SPERM SAYISI VE HAREKET AZLIĞI: Ballı karışım (Bal, Dut pekmezi, Tarçın, Polen, Anason, Zencefil kökü, Kekik, Çörekotu, Biberiye, Defne tohumu, Isırgan tohumu, K. Hindistan cevizi, Karabiber, Kebabiye, Kişniş, Kitre, Mahlep otu, Meyan kökü, Tere tohumu, Topalak, Çakşı otu, Çemen otu, Çentiyane, Eğirkökü, Halile, Hardal, Havlıcan, Kakule, Karanfil, Kereviz tohumu, Kimyon, Kuşburnu, Ravent, Roka tohumu, Soğan tohumu, Maltoz, Zencefil kökü, Besbaze, Damla sakızı, Ginseng, Propolis, Vanilya, Arı sütü, Fildişi tozu, Keçiboynuzu pekmezi, Zerdeçal, Cakşır) ve Bio zink (çinko minerali).
    SPERM SAYISINI ARTTIRICI BESLENME DİYETİ: 5 ay süresince keçiboynuzu meyvesinin çayı içilir. Hayvansal besinler yerine sebze ve meyve ile beslenilmelidir. Sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.
    ERKEKTE ERKEN BOŞALMA: Şerbetçiotu çayı.
    YUMURTALIK İLTİHABI (kadında): Ayıüzümü yaprağı, Kadın tuzluğu, Maydanoz tohumu, Atkuyruğu, Ardıç meyvesi.
    CİNSEL İKTİDARSIZLIK (kadında): Andız kökü, Kayışkıran, Ökseotu, Aynısafa.
    CİNSEL İKTİDARSIZLIK (erkekte): Yulaf tentürü, D2.
    MİYOM: Civanperçemi oturma banyoları.

    Şifa olsun inşallah. a.s.
     
    HILALCEEE bunu beğendi.
  6. 22 Kasım 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  7. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    SPERM KALİTESİ NEDEN DÜŞÜYOR?

    Sıcak spermi öldürüyor. Testisler de zaten bu yüzden vücudun içinde değil dışında yer alıyor. Vücut ısısı 37 dereceyken testislerdeki sıcaklık 34 derece. Bu 3 derece spermin yaşamasında büyük rol oynuyor. Bu yüzden sıcak hamam ve sauna gibi ortamlara sık sık gitmek spermlerin ölmesine ya da kalitesinin bozulmasına sebep olabiliyor. Uzmanlar böyle ortamlara ayda bir girilmesinin daha uygun olduğunu söylüyor.

    Döner ustalarında, kebapçı ya da fırınlarda çalışanlarda ve kazan başında iş yapanlarda da 50 dereceyi bulan sıcak çalışma ortamlarından dolayı sperm sayısında düşüş meydana gelebiliyor.

    Aynı şekilde kamyon şoförleri, taksi şoförleri ya da uzun yol yapan profesyonel şoförler de uzun saatler oturduklarından dolayı bölgede oluşan hararet sebebiyle kısırlık riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Araştırmalar iki saat hiç durmadan araba kullanıldığında testislerdeki ısının 2 derece arttığını söylüyor. Uzmanlar riski azaltmak için saat başı 10 dakika direksiyon başından kalkarak mola verilmesi gerektiğini vurguluyor.

    Son yıllarda erkeklerin daha çok tercih ettiği ve sıkça kullandığı slip çamaşırlar, blucin pantolonlar ve yine bu bölgeyi terleten deri pantolonların giyilmesi de son derece zararlı. Çünkü bu giysiler bölgeyi sıkıştırıyor ve ısınmasına sebep oluyor. Uzmanlar bol pantolonlar ve boxer çamaşırları tevsiye ediyor.

    Şişmanlık da bacak arasında yağ depolanmasına neden olup spermlerin ortamında hararet yarattığı için sperm sayısının düşmesinde rol oynayan bir başka önemli faktör.

    Ayrıca hormonlu gıdaların, içinde katkı maddesi bulunan fast food’ların tüketimi, antibiyotik gibi ilaçların yoğun kullanımı ve benzeri yoğun ilaç tedavileri, radyasyon ve zirai ilaçlar sperm sayısı ve kalitesini düşüren etkenler olarak kabul ediliyor.

    Sigara, alkol ve uyuşturucu da sperme ciddi şekilde zarar veriyor. Özellikle 30 - 40 yaşlarındaki bir erkeğin sigara kullanması sperm kalitesinin ve hareketinin yüzde 50 oranında zayıflamasına sebep oluyor.
     
  8. 22 Kasım 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  9. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    SARIMSAĞIN FAZLASI SPERM HAREKETLİLİĞİNİ AZALTIYOR

    Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı ve Farmakognozi ve Fitoterapi Derneği başkanı Prof. Dr. Ömür Demirezer, Bitkisel ürünlerin fazla tüketilmesinin zararlı olduğuna dikkati çeken Demirezer, “Örneğin sarımsak çok faydalı diye bilinir. Gerçekten çok faydalıdır ancak fazla alındığı zaman karaciğer enzimlerini etkilediği için sperm hareketliğini azaltıyor. Bu da üremeyi olumsuz etkiliyor” dedi.


    SOYALI ÜRÜNLER SPERM SAYISINI ARTTIRIYOR

    Güçlü kemiklere ve dişlere sahip olmanıza yardımcı olan D vitaminin her gün yeni faydaları ortaya çıkıyor. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre; D vitamini ölüm riskini de azaltıyor. Erkekler üzerinde yapılan bir diğer araştırmaya göre ise her gün yarım yemek tabağı soya yiyen erkeklerin sperm sayısı artıyor. Her gün soyalı ürünler tüketen erkeklerin sperm sayıları; yemeyenlere oranla yüzde 40 daha fazla.
     
  10. 22 Kasım 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  11. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    KÜRESEL ISINMA SPERM SAYISINI AZALTIYOR

    Ankara Üniversitesi (AÜ) Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, erkeklerde sperm sayısının, başta küresel ısınma olmak üzere, çevre faktörleri, yemek kültürü ve yaşam biçimi gibi birçok faktör nedeniyle, ortalama 60 milyondan 20 milyona düştüğü uyarısında bulundu.

    Şatıroğlu, erkeklerde sperm sayısının ve kalitesinin geçmişe göre önemli ölçüde azaldığı uyarısında bulundu.

    Spermler için en büyük tehlikenin sıcak hava olduğunu belirten Şatıroğlu, "Spermler, vücut ısısında, yani 37 derecede yaşayamıyorlar. Ancak 35.5-36 derecede yaşıyorlar. Beden ısısından 1-1.5 derece soğuk olmaları gerekiyor" dedi.

    Son 200 yıldır yer kürenin kirlendiğini ve dengesinin bozulduğunu savunan Şatıroğlu, "Maalesef sadece son on yılda dünyanın ısısını 1 derece artırdık. Benim 60 milyon diye bildiğim ortalama sperm sayısı, bugün yaklaşık 20 milyona düştü" diye konuştu.

    Türkiye Aile Planlaması Derneğinin Genel Başkanlığı görevini de yürüten Şatıroğlu, yemek kültürü ve yaşam biçiminin de sperm sayısının kalitesini ve sayısını düşürdüğünü söyledi.

    Son yıllarda yaygınlaşan hazır gıdaların, kutu meyve suları ve kola tüketiminin sağlıksız olduğuna işaret eden Şatıroğlu, "Kola, kutu meyve suları ve hamburger gibi hazır gıdalardan oluşan yeme alışkanlıklarının cinsel yaşamımıza etkisi var. Bu ürünlerin üzerinde yazan büyük harfle E 300, E 200 veya E 500 ve benzeri kimyasallar, meyve sularının ve hazır besinlerin daha uzun saklanmasına yarıyor. Ne güzel değil mi? Bu sayede uzun süre tazeliğini de koruyorlar. Aldanıyorsunuz. Bu kimyasallar, öncelikle bebeklerin beyinine, erişkinlerin de tüm diğer dokularına yerleşiyor. Böylece kanser, yapısal doku bozuklukları, sağlıksız yumurta ve sperm üretimi olasılığı artıyor."

    Bu tür kimyasalların "kötü değil, ancak her yerde aşırı kullanılmalarının lüzumsuz" olduğunu belirten Şatıroğlu, yiyeceklerin mevsiminde tüketilmesini önerdi.

    Üreme sağlığının tehlikede olduğunu, 30 yıl sonra erkeklerin sperm sayısının daha da düşeceğini iddia eden Şatıroğlu, "Önümüzdeki 25-30 yıl içinde doğal yolla yani cinsellikle üremeyi mumla arayacağız" dedi.

    Şatıroğlu, 50 yıl sonra tüp bebek yönteminin sıklıkla kullanılacağını belirterek, "Gelecek tüp bebeklerin olacak. Çocuklarımızın, tüp bebek yada o zamanki adı ne olursa, üreme merkezlerini çok daha fazla kullandığını göreceğiz ne yazık ki. Günümüzden örnek verecek olursak, Hollanda'da doğan her 5 bebekten 1'i, başkent Amsterdam'da her 3 bebekten 1'i tüp bebek yöntemi ile dünyaya geliyor. Tıbbi yardımla üreme ihtiyacı son derece belirgin bir biçimde artıyor" dedi.
     
    esrayg0 ve sultan1356 bunu beğendi.
  12. 22 Kasım 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  13. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    VİTAMİN VE MİNERAL EKSİKLİĞİ

    Gerekli vitamin ve minerallerin alınması halinde uzmanlar sorunların bir nebze çözüm bulduğunu açıklıyorlar. Özellikle A, E, B, ve C vitaminlerinin eksikliğinin yanı sıra Çinko eksikliği geçici kısırlığın başlıca sebeplerinden biri sayılmaktadır. Çünkü, çinko eksikliği spermlerin sayısı kadar, canlılığı ve hareketliliğinin azalmasına yol açar. Buna ilaveten et ve yağ, şeker ve un mamullerinin tüketiminin artması da Çinko eksikliğine neden olur. Önemli bir diğer element ise Selenyumdur. Bu vitaminlerle birlikte Selenyum, cinsel bezlerin ve cinsel hormonların düzenli çalışmasını sağlar. C vitamini spermlerin hareketliliğini sağlar. E vitamini ise testislerin küçülmesini engeller ve sperm üretimini arttırır.
     
  14. 22 Kasım 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  15. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    DEPRESYON SPERM SAYISINI AZALTIYOR

    EGE Üniversitesi Aile Planlaması Kısırlık Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen kongrede, depresyonun erkeklerde sperm sayısını olumsuz etkilediği, çiftlerin psikolojik durumlarının kısırlık ve tedavisi üzerinde etkili olduğu bildirildi.

    Çeşme Sheraton Hotel'de düzenlenen ‘2'inci Güncel Üreme Endokrinolojisi, Yardımcı Üreme Teknikleri Kongresi ve 1'inci Üreme Tıbbı Derneği Kongresi”nde konuşan Prof. Dr. Ege Tavmergen Göker, çocuksuz çiftlerin psikolojik açıdan birçok sorunla karşı karşıya olduğunu söyledi. Günümüzde infertilitenin toplumda yaygın olarak görüldüğünü ve bu oranın yüzde 15- 20 olarak belirlendiğini açıklayan Prof. Dr. Ege Tavmergen Göker, şunları söyledi:

    “Çocuksuzluk bireysel bir sorun olmaktan çok, çiftlerin ortak sahip olduğu bir yaşam krizidir. Başa çıkılması ve kabul edilmesi zor bir durumdur ve sosyal boyutlarda da sorunlar yaratmaktadır. Uzun süren kısırlık tedavisi, psikolojik ve psikiyatrik bozukluklara neden olabilirken, çiftlerin psikolojik durumlarının da kısırlık ve tedavisi üzerinde etkili olduğu bilinmektedir.”

    Depresyonun erkeklerde sperm sayısını olumsuz etkilediğini açıklayan Prof. Dr. Göker, “Çocuksuzluk çiftlerde psikolojik baskı ortamı yaratır. Erkeğe ya da kadına bağlı sebeplerden ötürü kısırlık sorunu ortaya çıkabiliyor. Stres o kadar etkili olabiliyor ki, normal koşullarda gebe kalabilecek bir kadın psikolojik stres yüzünden hamile kalamayabiliyor” diye konuştu.

    Merkezlerinde çocuksuzluk sorunu olan çiftlere psikolojik danışma hizmeti de verildiğini kaydeden Prof. Dr. Göker, kısırlığın bir sağlık sorunu olmadığının da altını çizdi. Prof. Dr. Göker, çeşitli sosyal baskılar, bireyin iç huzursuzluğunun, bu durumu büyük sorun haline getirdiğine dikkat çekti.
     
  16. 22 Kasım 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  17. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    SICAK DUŞ SPERM SAYISINI DÜŞÜRÜYOR

    ABD’de yapılan bir araştırmada sıcak duş ya da küvet ve jakuzilerde yapılan uzun banyoların sperm sayısını ciddi oranda düşürerek erkeklerde kısırlık riski yaratabileceği belirlendi.

    Günün yorgunluğunu atmak için alınan sıcak duşlar, ya da küvet ve jakuzilerdeki sıcak banyo keyfinin çocuk sahibi olmak isteyen erkekler açısından pek sağlıklı olmadığı belirlendi.

    ABD’nin San Fransisco kentindeki Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan araştırmada bilimadamları kısırlık tedavisi gören 11 erkeğe sıcak banyo yapmayı bırakmalarını tavsiye etti.

    Bundan altı ay sonra, bu kişilerden beşinin sperm sayılarında büyük oranda artış görüldü. Çocuk sahibi olmak için kritik önemdeki unsurlardan bir diğeri olan sperm hareketlilikleri de yüzde 12 ila 34 oranında arttı.

    Bilimadamları diğer hastalarda sigara tiryakisi olmaları nedeniyle böyle bir gelişme görülmediğini söyledi.
     
  18. 22 Kasım 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  19. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    ÇİNKO EKSİKLİĞİNİN SPERM ÜRETİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

    Son 10 yılda erkeklerde sperm sayısı ve kalitesi ciddi oranda azaldı, kısırlık arttı Araştırmalara göre, kısırlığa yol açan etkenlerden biri de çinko eksikliği.
    Özellikle proteinli gıdalarda bulunan çinkonun eksikliği, erkeklerde kısırlık tehlikesi yaratıyor.

    Kısırlık sorunu olan erkeklerdeki çinko seviyesi, diğerlerine oranla düşük çıkıyor
    Bu kişilere çinko takviyesi yapıldığında ise sperm üretimi ciddi oranda artıyor

    Kısırlık, gün geçtikçe daha fazla insanı ilgilendiren bir sağlık sorunu. Uzmanlar, erkek kısırlığının son 10 yılda arttığını, erkeklerde sperm miktarı ve kalitesinin ciddi şekilde düştüğünü söylüyor. Zeynep Kâmil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Şefi Doç. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, bu konuda çarpıcı rakamlar veriyor: "Dünya Sağlık Örgütü normal sperm sayısını 20 milyon ve üstü olarak kabul ediyor artık. Oysa bir zamanlar bu rakam 50 milyondu." Fıçıcıoğlu, bu azalmanın özellikle çevresel 'toksinlere' bağlı olduğunu belirtiyor.
    Kısırlığın nedenleri arasında, yanlış beslenmeden sigaraya, çevre kirliliğinden birtakım enfeksiyonlara pek çok etken sayılıyor. Uzmanlar, önlem olarak yaşam ve beslenme tarzına dikkat edilmesini öneriyor. Örneğin, çinkonun cinsel sağlık açısından en gerekli elementlerden biri olduğu belirlendi. Eksikliği, kısırlığa yol açabiliyor. Alman Beslenme Cemiyeti'nin yaptığı araştırmaya göre, vücuttaki çinko eksikliği sperm üretimini ve kalitesini düşürüyor, çocuk sahibi olma şansını azaltıyor. Araştırmacı Daniela Rösler'in verdiği bilgiler durumu açıkça ortaya koyuyor: Kısırlık sorunu olan erkeklerin kanındaki çinko seviyesi, kısırlık sorunu olmayan erkeklere oranla çok daha düşük. Ayrıca çinko eksikliği, erkeklik hormonu testosteronun salgılanmasını da engelliyor.

    Doç. Dr. Cem Fıçıcıoğlu da çinko ile üreme sağlığı arasındaki ilişkiye vurgu yapıyor: "Çinko büyüme, cinsel gelişme ve üremede gerekli bir element. Serum ve semen değerleri, kısır erkeklerde kısır olmayanlara göre çok daha düşük. Çinko, sperm yapımında pozitif etkiye sahip. Dolayısıyla üretkenlik üzerinde etkili. Çinkonun ağızdan kullanıldığı tedavilerde, seminal sıvı çinko değerleriyle beraber sperm hareketliliğinin de arttığını gösteren çalışmalar var."

    Vejetaryenler dikkat!

    Çinko ile üreme sağlığı arasındaki ilişki, dünya çapında başka araştırmalarda da saptandı. Örneğin Liverpool Erkek Kısırlığı Kliniği'nde kısırlık sorunu olan 33 erkek üzerinde yapılan araştırmada, belli bir süre ağızdan çinko tedavisi görenlerde sperm sayısının belirgin bir şekilde arttığı görüldü. Hindistan'daki Haryana Tıp Fakültesi'nde 50 kısır ve 25 sağlıklı erkek üzerinde bir araştırma yapıldı; kısır erkeklerde çinko seviyesinin sağlıklı erkeklere göre çok daha düşük olduğu belirlendi. Hollanda'daki Nijmegen Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Dr. Regine Steegers-Theunissen ve ekibinin çalışması da gerçekten ilginç sonuçlar içeriyor. Bu araştırmada, kısırlık sorunu olan 103 erkeğin bir kısmına 26 hafta boyunca folik asit, bir kısmına çinko, bir kısmına ise hem çinko, hem de folik asit takviyesi verildi. En fazla sperm üretimi ise hem çinko, hem de folik asit takviyesi alan erkeklerde görüldü. Araştırmaya katılan erkeklerin sperm üretimi 26 hafta içinde yüzde 74 oranında arttı. Uzmanlar, çinkonun sadece sperm üretiminde değil, daha fazla testosteron salgılanmasında da büyük rol oynadığını ileri sürüyor. Örneğin, ABD'nin Michigan eyaletindeki Wayne Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Bölümü’nde bu konuda bir araştırma yapıldı: Yaş ortalaması 64 olan bir gruba 3-6 ay boyunca verilen çinko takviyesi sayesinde, gruptaki erkeklerde testosteron seviyesinin arttığı görüldü. Bütün bu araştırmalar gösteriyor ki, çinko, cinsel sağlık açısından en gerekli elementlerden biri. Özellikle diyabet hastalarının ve vejetaryenlerin dikkatli olması gerekiyor, çünkü çinko eksikliği en çok onlarda görülüyor. Uzmanlar, bu kişilerin mutlaka çinko açısından zengin gıdalar tüketmelerini ve gerektiğinde çinkoyu hap olarak almalarını öneriyor. Alman Beslenme Cemiyeti, genel olarak yetişkinler için günde 15 mg çinko öneriyor. Çinko kürü yapmak isteyenlere ise üç ay boyunca günde 20-30 mg tavsiye ediyor. Ancak elbette bu, herkes için geçerli bir 'altın kural' değil. Bu miktarlar herkesin bünyesine uygun olmayabilir, çinko haplarını avuç avuç ağzınıza atmadan önce mutlaka doktorunuza danışmanız gerekir.