Erkek Kısırlığının Nedenleri Nelerdir? (Alıntı Yazı)

Konusu 'Erkek Faktörü / Erkek İnfertilitesi' forumundadır ve Elif tarafından 14 Şubat 2009 başlatılmıştır.

    14 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.619
    Beğenildi:
    5.147
    Ödül Puanları:
    438
    İnfertilite vakalarının yaklaşık üçte biri erkek faktörüne bağlıdır. Son yıllarda gelişen yeni teknikler ile ağır erkek infertilitesi vakaları tedavi edilmektedir. Menisinde hiç sperm hücresi bulunmayan vakalar da sperm hücreleri üreme kanallarından veya testis dokusundan (yumurtalıklardan) elde edilerek mikroenjeksiyon işlemi ile sağlıklı bir bebek sahibi olabilirler. Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Seval Taşdemir, yazdı.

    ERKEK İNFERTİLİTESİ (KISIRLIĞI) ve ÇÖZÜMLERİ

    •Testisler (Yumurtalıklar) : Testisler skrotum adı verilen yumurtalık torbalarında yerleşmiş bir çift bezdir. Testisler erkek karakteristiklerinin gelişmesini sağlayan testosteron hormonunun (erkeklik hormonu) salgılanmasından ve sperm hücrelerinin üretiminden sorumludur. Spermler epididimis adı verilen ve testislerin üst kısmında yerleşmiş yapı aracılığıyla vas deferense (sperm kanalına) boşalır.

    •Sperm Üretimi ve Hormonal Kontrolü : Sperm üretimini hormonlar kontrol eder. Beynin alt kısmında yerleşmiş olan hipofiz bezi FSH ve LH hormonlorunu üretir.

    FSH: Seminifer tübüllerden sperm üretimini uyarır.

    LH: Leydig hücrelerinden testesteron üretimini uyarır.

    Testosteron: Sperm üretimi ve erkeksi karakteristiklerin gelişimi için gereklidir.

    •Sperm hücresinin yapısı : Uzunluğu 0.05 mm olan sperm hücresi üç kısımdan meydana gelir. Sperm hücresinin baş kısmı genetik materyali içerir. Boyun sperm hareketi için gerekli enerjiyi, kuyruk kısmı ise sperm hareketini sağlar.

    ERKEK KISIRLIĞININ NEDENLERİ

    Erkek üreme sağlığını hormonlar, sperm üretimi, sperm kanallarında spermin taşınması ve cinsel fonksiyonlar

    etkiler. Bunlardan herhangi birindeki bozukluk infertiliteye neden olur.

    •Kriptorşizm (inmemiş testis)

    •Testis Tümörleri

    •Testiküler Travma (yaralanma)

    •Varikosel

    •Enfeksiyonlar

    •Sistemik Hastalıklar

    •Üreme Kanallarında Tıkanıklık

    •Retrograd Ejakülasyon (Geriye Boşalma)

    •Nörojenik (Sinir Sistemine ait) Nedenler

    •Endokrin Bozukluklar

    •Genetik Bozukluklar

    •Cinsel Fonksiyon Bozuklukları

    •Erkek İnfertilitesinde Rol Oynayan Risk Faktörleri

    ERKEK İNFERTİLİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE TANISI

    İnfertilite değerlendirmesi için eşlerin hekime beraber başvurmaları gerekir. Detaylı bir tıbbi öykü, fizik muayene ve semen analizi erkek infertilitesinin değerlendirilmesindeki en önemli basamaklardır.

    •Tıbbi öykü: Hekiminiz ilk görüşmede genel sağlığınız, üreme sağlığınız ve cinsel hayatınız ile ilgili detaylı bilgi edinebilmek için size birçok soru soracaktır.

    •Diğer Faktörler: Sigara ve alkol kullanımı, Son zamanlarda kullandığınız reçeteli veya reçetesiz satılan tüm ilaçlar, Maruz kaldığınız radyasyon ve diğer çevresel toksinler, İş yerinizde maruz kaldığınız toksinler ve üreme sağlığınızı etkileyebilecek diğer faktörler, Yüksek ısı

    •İnfertilite Öyküsü: İnfertilite süresi, Eşinizin infertilite yönünden yapılan inceleme ve tedaviler

    Fizik Muayene : Fizik muayene ile infertiliteye yol açan varikosel, testisler, penis, prostat bezindeki anomaliler ve sekonder seks karakteristiklerindeki bozukluklar tespit edilir. Genital organlarınız incelenerek testislerin ve penisin gelişimi değerlendirilir. Vücuttaki kıl dağılımı, iskelet yapısı ve kas gelişimi incelenir.

    İnfertilite Tanısı için Yapılması Gereken

    Testler : Semen Analizi, Normal Sperm Analizi

    Aglütinasyon : Menideki antikorların varlığına bağlı spermlerin birbirine bağlanarak kümeleşmesine aglütinasyon denir. Aglütinasyon olduğunda spermlerin hareketliliği ve yumurtayı dölleyebilme yeteneği azalır.

    Akrozom reaksiyonu : Akrozom sperm başının ön %50-70'ini kaplayan yapıdır. Akrozom zarının plazma zarı ile birleşmesi ile akrozom reaksiyonu meydana gelir ve bu reaksiyon spermin yumurta zarına bağlanabilmesini sağlar.

    Antisperm antikorları : Akrozom sperm başının ön %50-70'ini kaplayan yapıdır. Antisperm antikorları erkek ve kadınların serumlarında, menide ve servikal mukusta (rahim ağzı salgısında) bulunur. Antisperm antikorları sperm hareketliliğini ve canlı sperm oranını azaltır, akrozom reaksiyonunu ve spermin yumurtaya bağlanmasını engelleyerek infertiliteye neden olabilir.

    Hipo-Ozmotik Swelling (Şişme) Testi : Sperm canlılığının belirlenmesinde kullanılan bir testtir. Canlı sperm hücresinin zarı bütünlüğü bozulmadığı için düşük ozmotik basınçlı ortamlarda hücre içine girer ve bunun sonucunda sperm kuyruğunda şişme görülür.

    Testis (yumurtalık) biyopsisi : Azoospermi veya ileri derecede oligozoospermi olan hastalarda tıkanıklığa bağlı ve tıkanıklığa bağlı olmayan nedenlerin belirlenmesi için yapılır.

    •Testis biyopsisinin değerlendirilmesi;

    Normal spermatogenez, Hipospermatogenez, Matürasyon aresti, Sertoli cell only sendromu, Tubular fibroz

    ERKEK İNFERTİLİTESİNİN TEDAVİSİ

    İntrauterin İnseminasyon (Aşılama) : Aşılama olarak da bilinen intrauterin inseminasyon tedavisi çocuğu olmayan çiftlere uygulanan en yaygın tedavilerden biridir. Aşılama tedavisi sperm sayısı, yapısı ve hareketliliği normalin altında olan hastalara uygulanır.

    Mikroenjeksiyon : Bu işleminde seçilen tek bir sperm hücresi bir yumurtanın içine enjekte edilir. Mikroenjeksiyon işlemi özel mikroskoplara takılan mikropipetler yardımı ile gerçekleştirilir. Mikroenjeksiyon

    Tedavisi : Ağır erkek infertilitesi vakaları'nda ve Azoospermi vakaları'nda yapılır.

    MESA ve TESE Uygulamaları

    Menide hiç sperm hücresi olmayan vakalarda sperm hücreleri üreme kanallarından veya testis dokusundan (yumurtalıklardan) elde edilerek mikroenjeksiyon işlemi gerçekleştirilebilir. MESA ve TESE uygulamaları menisinde ölü veya canlı hiç spermi olmayan, şiddetli erkek infertilitesi vakalarında seçilen tedavi yöntemleridir. MESA işlemi kanalları tıkalı olan erkeklere uygulanır. TESE işlemi Lokal anestezi altında uygulanan bu işlem ile testisin farklı bölgelerinden küçük doku parçaları alınır. Bu parçalardan özel yöntemler ile ayrıştırılarak elde edilen sperm hücreleri ile mikroenjeksiyon işlemi gerçekleştirilir.

    Mikro-TESE Uygulaması

    Mikro-TESE; ağır erkek kısırlığı tedavisinde uygulanan yeni bir cerrahi yöntemdir. Özellikle üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm durumunda sperm elde etmek için uygulanan bir cerrahi yöntemdir. Mikro-TESE yöntemi mikroskop altında yapılmaktadır. Erkek kısırlığı tedavisinde üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm vakaları için uygulanan bu yeni yöntem, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere yeni bir kapı açıyor.

    Mikro-TESE'nin Klasik TESE'den Farkı

    Klasik TESE yöntemi üreme kanallarında herhangi bir tıkanıklık bulunmayan azosperm vakalarında her zaman başarılı sonuçlar vermemektedir. TESE uygulamasından daha ileri bir yöntem olan Mikro-TESE işlemi ise üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm vakalarında sperm bulma oranını yükseltmektedir. Mikro-TESE işlemi, erkeğe bağlı infertilite alanında özellikle mikroenjeksiyon tipi tüp bebek tedavisinde gelinen en son gelişmedir.

    Mikro-TESE Yönteminin Başarı Oranı

    Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; özellikle üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm vakalar (non-obstructive azospermia), genel azosperm vakaların %40-60'ını oluşturuyor. Bu grup özellikle Mikro-TESE işlemi için uygun olan gruptur. Bu grubun da Mikro-TESE işlemi ile %58'inden sperm elde edilmektedir.

    Yapılan bir diğer araştırmaya göre de özellikle üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm vakalarında Mikro-TESE işlemi, klasik TESE işleminden daha başarılı sonuçlar vermiştir. Üreme kanallarında tıkanıklık olmayanların, klasik testis biyopsisi (TESE) işlemi ile yaklaşık olarak %20'sinden sperm elde edilirken Mikro-TESE işlemi ile %45'inden sperm elde edilmiştir.

    Bu işlem, vakanın zorluğuna göre 1-4 saat içerisinde gerçekleşmektedir. Lokal anestezi ile işlem olduysa kısa bir süre sonra, genel anestezi altında yapıldıysa 1-2 saat sonra hasta ayağa kalkabilir ve birkaç gün içerisinde de normal günlük yaşantısına döner
    //dogalhaberler.com