erkekler için aldatmak adrenal demekmişş:)

Konusu 'Ah Erkekler' forumundadır ve breakforlove tarafından 20 Ekim 2007 başlatılmıştır.

    20 Ekim 2007
    Konu Sahibi : breakforlove
  1. breakforlove

    breakforlove Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2007
    Mesajlar:
    1.401
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Kimisi bungee jumping yapar, kimisi paragliding yapar, kimisi rafting...

    Ben aldatıyorum. Ve bu sporlarda insanın adrenalini ne kadar yükseliyorsa, aldatma bende de aynı etkiyi yapıyor.

    Düşünsenize... İşyerimdeki masamda karşımda sevgilim oturuyor. O sırada ben ICQ”da bir başka sevgilimle konuşuyorum. Tam o sırada masamdaki telefon çalıyor. Bir başkası bana akşam için ne program yapalım diye soruyor. Daha ona yanıt veremeden cep telefonumdan bir başkası...

    İnanılmaz bir adrenalin yükselmesi. Dilim damağım kuruyor resmen. Hepsine soğukkanlılıkla yanıt vermeye çalışıyorum. Masamda oturan sevgilim, bana “Neler oluyor” diye soran gözlerle bakıyor. Ona elimle “Bir dakika” işareti yapıyorum. ICQ’dakine, “Tel geldi” diyor ve beklemeye alıyorum. İşyerini arayan sevgilime “Bi saniye cep çalıyor” diyorum. Ceptekine ise “Şu anda çok meşgulum, seni 10 dakika sonra ararım” diyorum.

    Yeniden diğer telefona dönüp “Akşam kaçta çıkacağım belli olmaz. Erken çıkarsam ben seni ararım” yanıtını veriyorum. ICQ’da beklemeye aldığıma ise pişkinlikle “Şu telefonlardan rahat yok, 5 dakika bırakmadılar ki seninle konuşayım. Sonunda istifa edeceğim bu işten” diyorum. Ve yalanın en büyüğünü karşımda oturana patlatıyorum.

    “İş telefonundaki ablamdı. Akşam eniştemin doğum günüymüş, beni de çağırıyorlar. Ama ben seninle olmak istediğim için ona geç çıkacağımı söyledim”...

    O daha “Cepteki kimdi” diye sormadan ben cevabı yetiştiriyorum: Sevgilisini aldatan bir arkadaşım var. Olay ortaya çıkmış, ne yapacağım diye bana soruyor. Ben de meşgulum dedim... Sonra da gözlerinin içine bakıyorum. Söylediklerime niandı mı diye anlamaya çalışıyorum. Kalbim deli gibi atıyor. Ensemde soğuk terler biriktiğini hissediyorum. Kulaklarımın beni ele vermesinden korkuyorum. Çünkü yanıyorlar... Bu onların kıpkırmızı olması demek... Bakarken, “Bu akşam seninle birlikte olmamı hiçbir şey engelleyemeyecek” diyorum. Gözleri parlıyor. Gülümsüyor. Biliyorum ki o aslında inanmak istediğine inanıyor. Tıpkı bungee jumping’den atladıktan sonra artık hız yavaşlamaya başladığında hissedilen rahatlama gibi ben de bir dinginlik içine giriyorum.

    Bir restoranda uzun bir masadayız. 15 – 16 kişi yiyor, içiyor, gülüşüyoruz. Yanımda sevgilim, karşımda daha önce biri kısa, diğeri uzun iki ilişki yaşadığım iki ex sevgilim... Kimsenin birbirinden haberi yok. Çünkü uzunu ilişkiyi yaşadığım dönemde o kısa ilişki ortaya çıkmıştı. Ve uzun olanı bitmeden kısası bitmişti. Onlar birbirlerini tanıyorlar. Yeni sevgilim de aynı çevreden. Ama o da eskileri bilmiyor. Restorana biri giriyor. İnanamıyorum. O gece için atlatmaya çalıştığım bir başka sevgilim... Terlemeye başlıyorum. Yine aynı heyecan. Kalbimin atışı hızlanıyor. Tansiyonum yükseliyor. Kahretsin.. Kulaklarım yine kızardı. Neyse ki yanımdaki sevgilimle el ele değildim. Ayağa kalkıyorum. Biraz mahçup bir tavır takınıp karşılıyorum. Masaya buyur ediyorum. Beni orada görmeyi hiç ummadığı suratından belli. Çünkü ona göre işte olmalıydım. Yanıma geliyor, yanaklarından öpüyorum. Sonra onu da diğer yanıma alıyorum. Müthiş bir şey bu... İki yanımda iki sevgilim, karşımda iki eski sevgilim. Yeni gelen surat yapıyor. Kulağıma “Bana yalan söyledin” diyor. Oysa ilişkiye başlarken benden bir tek şey istemişti. “Bana karşı dürüst ol...” Ben de ona söz vermiştim.

    Şimdi zekamın çalışma zamanı... Olayın çok ani geliştiğini söylüyorum. Masadaki hemen herkes çalıştığım yerden. “İşyerindeki arkadaşlarla aniden karar verdik. Seni arayacaktım ama, çekindiğim için aramadım. Bana bozulmandan korktum” diyorum. Bu onu ikna etmiyor. Bu arada diğer sevgilim elini bacağımın üzerine koyuyor. Hayır... Hiç sırası değil bunun... Ona dönüyorum ve “G....r’in canı çok sıkkın, bana biraz izin ver” diyorum.

    Tekrar diğeriyleyim. İkna edemezsem olay büyüyebilir. Ama daha da önemlisi, başarısızlığa uğramış olmak beni çok etkileyebilir. Bir yol bulmalıyım... “Sen niye buradasın” diyorum. Beklemediği bir soru. Çünkü o da bana bunu haber vermedi... “Evde canım sıkıldı çıktım” diyor. Hemen saldırıya geçiyorum. “Sen de haber verebilirdin ama yapmadın. Bazen olur böyle” diyorum... Konuşma uzuyor. Gözlerinden yumuşadığını sezebiliyorum. Ama bu kez ikisini birden aynı yerde nasıl idare edebileceğimi düşünüyorum. Heyecanım artıyor. Masa masa dolaşan bir saz heyetini görüyorum. Hemen çağırıyorum. Kemancının kulağına “Bu gece kapalısın. Başka masaya gitmeyeceksin. Parayı düşünme” diyorum. Çalmaya başlıyorlar. Abartılı bir şekilde eşlik ediyorum. Masadaki herkesi de eşlik etmeye çağırıyorum. Bir süre sonra alkolün de etkisiyle herkes kendini eğlenceye kaptırıyor. Kendimi iyice masaya yaklaştırıyorum. Bir elim sağımdakinin, diğer elim solumdakinin bacakları üzerinde... Şimdi halletmem gereken bir sorun daha var... Masadan hangisiyle kalkacağım? Geceyi hangisiyle tamamlayacağım?

    Beynim deli gibi çalışıyor. Tuvalet bahanesiyle kalkıyorum. İşyerimi arıyorum. Nöbetçi çocuğa, 10 dakika sonra beni aramasını ve işyerine çağırmasını söylüyorum.

    Rahatlamış bir vaziyette yerime dönüyorum. Kemancıya habire para veriyorum. Susmaması gerekiyor. Kimse konuşmasın, sadece şarkı söylesin istiyorum. Telefon çalıyor. “Eyvah işyeri...” diyerek açıyorum. Ciddi bir tavır takınıp, “Peki ne yaptınız... Bir şeyi beceremiyorsunuz... Tamam hiçbir şeye dokunmayın, ben geliyorum... İnsanı bir rahat bırakmıyorsunuz ki... İki kadeh rakıyı boğazıma dizdiniz...” diyorum. Telefonu kapatıp ayağa kalkıyorum. “Hepinizden özür dilerim ama benim gitmem gerek” diyorum. İki yanımdaki sevgililerim bozuluyor. Ama işim konusunda tavizim olmadığını bildiklerinden susuyorlar. Biri “Geri dönebilecek misin?” diye soruyor. Üzgün bir tavırla “Maalesef tatlım... Böyle olmasını istemezdim ama yapabileceğim bir şey yok” diyorum.

    Restorandan çıkıyorum. Yüzümde gülümseme, kalbimin ritmi düzeldi... Resmen kendimle övünüyorum. İnanıp inanmadıkları umurumda değil. Ama yarın sabah her ikisini de rahatlatabilecek şeyler bulabilirim. Arabama biniyorum. Cep telefonumu alıyorum elime... Numarayı çeviriyorum. Uykulu bir ses açıyor. “Uyudun mu” diyorum. “Uyumak üzereydim” yanıtı geliyor. “Ben de işten şimdi çıktım. İnanılmaz gerginim” diyorum. Ve beklediğim teklif geliyor. “Bana gelsene...”

    Bu tadı seviyorum...
     
  2. 20 Ekim 2007
    Konu Sahibi : breakforlove
  3. breakforlove

    breakforlove Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2007
    Mesajlar:
    1.401
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Wallahi aynen öle kuzum:)
     
  4. 20 Ekim 2007
    Konu Sahibi : breakforlove
  5. ece-bebek

    ece-bebek Guest

    ayyyyyyyyy sinir şeyler
     
  6. 28 Ekim 2007
    Konu Sahibi : breakforlove
  7. lafael

    lafael Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Eylül 2007
    Mesajlar:
    573
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    ............................................
     
    Son düzenleme: 7 Haziran 2009