Erkekler ve Bebekler...

Konusu 'Ah Erkekler' forumundadır ve DE-mates tarafından 15 Mart 2007 başlatılmıştır.

    15 Mart 2007
    Konu Sahibi : DE-mates
  1. DE-mates

    DE-mates Guest

    Çok Özledim Seni bebek

    Ucuz bir Amerikan film repliği gibi oldu başlık, ama gerçekten özledim. Şimdi okuyanlar, “Al işte, bir doğmamış çocuğa mektup daha” diyecekler. “Ama belki de değildir” umuduyla yazıyorum bunları.

    Öncelikle biraz komik birşey yazarak başlayayım. Senden öyle korkuyorum ki, ödüm kopuyor. Hani diyeceksin, dev gibi bir adamsın, el kadar şeyden korkulur mu? Ama kazın ayağı öyle değil bir kere bebek. Küçüklüğün korkutuyor beni. Benim ellerim için çok narin ve küçüksün. Seni incitmek öyle kolay ki… Beceremeyeceğimden korkuyorum.

    Hem bu güne kadar bu ailenin çocuğu bendim. Pabu***** dama atılırsa diye de korkuyorum. Öyle ya, amcan doğduğunda da öyle olmuştu. Herkes onunla ilgilenip beni unutmuştu ya da bana öyle gelmişti, ne bileyim…


    Bir öğretmenim, “Her çocuk evebeynlerinin kurtarma yazılısıdır” demişti, “Hayattaki yanlışlarını çocukları ile düzeltmek isterler”… O kadar çok yanlışım var ki, sen o küçücük omuzlarınla taşıyabilecek misin bunları bakalım? Hem ne hakkım var ki sana, benim bile taşıyamadığım, unutmaya çalıştığım şeyleri yüklemeye. Hem bir tek benim de değilsin. Malum, annen de var.

    Ayrıca giderek zorlaşan bir hayata getirmeyi düşünüyoruz seni. Her yıl üniversiteye girmek zorlaşıyor, çıkınca iş bulmak. Hadi bunlar kolay, ama toplumsal kirlenme, kültürel erozyon, ozon deliği, global ısınma ve daha bir sürü şey... O kadar hızlı kötüye gidiyor ki hayat, sen bunları yaşamak isteyecek misin bakalım?

    Daha bir sürü şeyin yanı sıra, bir de biz belirlemeye çalışacağız hayatını. Bizim beğenilerimizin ve tecrübelerimizin rotasında bir hayat ve ne yazık ki kısıtlı imkanlar çerçevesinde sonsuz bir fırsatlar denizine bırakılacaksın. Senden daha iyi olmadıkları halde daha şanslı birçok yaşıtınla bocalayacaksın orada.

    Herşey o kadar kötü olmayacak tabi. Sana güzel şeyler de vaad edebiliyorum. Mesela gerçekten istediğin arkadaşının babasını dövebilecek kocaman bir baba… Kocaman ve sana tapacak, senin kadar çocuk bir baba. Sevgisi ve hayata dair birikimleri ile seni boğmaktan korkan kocaman bir dev işine yarar mı acaba?

    Saçının her teli için bir kere ölecek, seni elinde tutarken yüreği pır pır edecek, her düştüğünde kaldrımak için orada olacak biri…İnsanı insandan, kuşu buluttan ayıran bu ölümcül çağda gerçek bir arkadaş...

    Kuşak çatışması vb. sorunları hiç yaşamadan geçecek bir ilk gençlikde bu vaad pakedinde yer alıyor tabi. Eğer erkek olursan, kız arkadaş edindiğinde haftalığına ekstra bir fon, gene pakede dahil. Eğer kız olursan ve kazara bir herif senin aklını çelerse kafası….. bu gibi şeyleri anlayışla karşılaya… Offf

    Erkek olursan iyi olur aslında…

    Hem ben, bu güne kadar annenden sonra başka hiçbir kızı sevmedim. Onun da işine gelir.

    Geniş bir kütüphanen olacak. Bak, belki planlarım doğru giderse babanın bir kitabı bile olabilir içinde. Daha sonra kızarsın belki, “Tüm paranı bunlara mı harcadın?” diye, ama CD arşivim de fena değildir.

    Yaşıtların bilmez uçurtma yapmasını, çakı ile söğüt ağacından düdük çıkarmasını. Ben sana öğretirim. Ağaca çıkamasam da, sana da yasak etmem. Ben de bir zamanlar çıkardım hani.

    Bak matematikten anlamam, ona amcan bakar. Ama sosyal derslerim de fena değildir. Lafı olmaz, her ödevine yardım ederim. Öyle, “Uslu dur, lafa karışma” laflarını da duymazsın benden. “Kendini ifade et, ne düşünüyorsun” demeye çalışırım, bazen kızarsam da, sonra hak veririm sana, “Dediğim dedik” değildir. Ama annen için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Onunla başının çaresine bakmak zorundasın. Kirli üst baş, dağınık oda sorun olmaz. Benimkiler hala öyle..

    Doğduğun gün bilgisayarın, internetin, web siten hazır. Her ne kadar geleceğin için yatırım sayılmasa da, dünyanın en deli dede ve babannesine de sahip olacağından kuşkum yok. Hele şanslıysan, büyük babanneni tanımanı çok isterim.

    Biliyorum çok cazip değil maddi imkanlarım, ama maneviyatın değerini öğretirim sana: Düşünmeyi, tartışmayı, hissetmeyi. Hatalarını sahiplenmeyi, her şeye rağmen gülebilmeyi mesela... Sana tapacağım için, bir süre kendini tanrı sanabilirsin. Ama mütevaziliği de belki gösterebilirim. Barışın keyfini, müzikten zevk almayı anlatabilirim.

    Biz annen ile masal gibi küçük bir dünya kurduk kendimize. Tek eksiğimiz sensin.

    Çok rica etsek bize gelir misin???