Eski bir aşkımı arıyordum....

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve radika tarafından 16 Mart 2009 başlatılmıştır.

    16 Mart 2009
    Konu Sahibi : radika
  1. radika

    radika Popüler Üye Üye

    Katılım:
    22 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.046
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Eski bir aşkımı arıyordum.Hatıraların tozlu sessizliğine gömülmüş küçük bir antikacı dükkanından içeri usulca girdim.Dükkan sahibi kır saçlı ihtiyar,bir köşeye oturmuş el dokuması büyükçe bir saray
    halısının güve yemiş taraflarını tamir ediyordu,özenle"Hoş geldin"dercesine başını salladı uzaktan.
    Kendimi terk edilmiş yalnızlıklar müzesindeymiş gibi hissettim bir an.Tarih kokuyordu her yer,naftalinlenmiş
    bir tarih.Gözüme ilk çarpan bir kenarda hurdaya dönmüş bir daktilo oldu.Siyah renkli,iri bir şey markası bile doğru dürüst
    okunmuyordu.Yorgun tuşlarına hafifçe dokundum,çoğu sağlamdı tuşların;fakat üç harfi eksikti:"A,Ş,K"Gürültü
    yaparsam sanki tarihin büyüsü bozulucaktı.Ürkek adımlarla dolaşıyordum antikacı dükkanında.Bir köşede öksüz kalmış
    küçük bir ağaç resim çerçevesine ilişti gözüm.Uzandım,içi boştu çerçevenin.Önce elimin tersiyle üzerindeki tozu
    sildim,sonra heyecanla cüzdanımdaki siyah beyaz resmi çıkarıp çerçeveye yerleştirdim.Fotoğrafa renk geldi çerçeveye
    hayat,çerçevenin yanında Çin işi toprak bir vazo duruyordu.Vazoya solmaya yüz tutmuş umutlarımı koydum.Su
    beklemeden mutluluk tomurcukları açıverdi,yeşillendi umutlarım.Cam vitrindeki fildişi saplı mektup açacağını kılıfından
    çıkardım,eski sevgiliye yazamadığım birikmiş bütün mektuplarımı açtım oracıkta.Ben yazamadığım mektupları yüksek
    sesle okudukça antikacı ihtiyar gözlüklerinin üzerinden gülümsüyordu.Duvar dibindeki pas tutmuş denizci pusulasını
    görünce anladım,bende pusulasız sefere çıkmış kaptandan farksızdım antikacı dükkanında.Fırtınalı bir gecede,anılar
    okyanusunun ortasında azgın dalgalara tutulmuş gibiydim.Sessiz,sakin bir liman arıyordum.Eski sevgilimin gözleri deniz fenerimdi.
    Yanmasını bekliyordum gün ışımadan.Zifiri karanlıklardaydım,gece lambasının fitili ha bitti ha bitecek.Masa üstündeki
    gümüş işlemeli tabakadan bi rsigara alıp yaktım.Lambanın son ışık damlasında güç bela,dumanı ciğerlerime inmemişdi ki
    antikacı ihtiyar seslendi:"Ordan bir cigarada bana yak,evlat!"hava kararmak üzere,yeter bu kadar nostjji,fazlası yarınımıda
    zehirler.Duvarda asılı,akrep ve yelkovanı çoktan tedavülden kalkmış,camı kırık cep saatine baktım.Vakit epey geç olmuş,
    ufak ufak kaçmalı.Kapıya doğru yöneldim iğnesi sesizliğin üzerinde pinekleyen tozlu bir gramafon duruyordu kapının
    arkasında.Tozlarını üfledim ve yanındaki taş plaklardan bir tanesini rast gele koydum.Ses hiç yabancı değildi,şarkıda
    "Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini,yazık olmuş o gözlerden sana akan yaşlara".Eski sevgili gözlerimin
    rengini unutmuş olsa bile ben onun lenslerinin rengini hala hatırlıyorum,ah şu şarkıların gözü kör olsun,diyerek başka bir
    plak koydum gramafona.Nereden sevdim o zalim kadını,zehretti bana hayatın tadını.İğnesi yüreğime batmadan kapattım gramafonu.
    İçimi efkar sokağı karanlık basıyordu.Geldiğim gibi usulca çıkıyordum ki kapıdan,antikacı ihtiyar ardımdan koşturup gazete kağıdına sarılı
    bir paket tutuşturdu elime."Bu ne?"dedim,şaşkın bir vaziyette"aradığın"dedi.Bilge bir ses tonuyla aradığın.Hemen oracıkta gazete
    kağıdına sarılı pakedi açtım.İmzasız bir ressamın fırçasından çıkma yağlı boya bir tabloydu.Tablo o aradığım o eski sevgilimin bir portresiydi.
    Evet,o ta kendisiydi.Dudaklarından gülen gözlerinden tanıdım onu heyecanla kekeleyerek sordum:"Siz,siz bunu nerden tanıyorsunuz?"Acı acı
    gülümsedi antikacı ihtiyar:"BÜTÜN VEFASIZLARIN RESMİ AYNIDIR,EVLAT."



    Selahattin Adıgüzeller