Eski_dünya / Sevdiği Şiirler

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Eski_dxuxnya tarafından 4 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    4 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  1. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Kırık gölge

    sunu:
    kaç iğnenin canı yanar battığında
    kanadıktan sonra yalnızdır her yara


    ...


    bulut çizdik gecenin kızıl tenine
    söz yağdı...

    halimi sorma
    ya bir fazlaydık
    ya da düştüğümüz yürekler dardı

    gümüş sancıdır ayrılığın elleri

    gözlerimden öp
    nasılsa bir zaman
    gülüş çalan yoksul çocuklardı

    çevir mevsimi...

    düşle kirli bahar
    kokusu yalan sardunya
    kopar gülü dikenden
    bizi en çok güz anladı

    ah gündaşım...

    öyküm sığınaksız afet
    göğüm yerle bir
    güneşi kopardım saçımdan
    imdadım kuru bir aydı

    sonramız belki ferman
    öncemiz ikindi

    bu yağmur gelir geçer
    ıslan kirpik ucumda
    patikadır umuda giden yolumuz

    bir ben düştüm
    hep bir ben kanadı

    çağır şarkımı dünden

    yangınım sana sönük
    kalem bize sarhoş

    bir rüzgardı yaprağımda
    kendini bülbül sandı

    topla aklımı

    bahçemiz mezar
    kimse kalmadı...


    Ferhat Gülsün
     
  2. 23 Haziran 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  3. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Aşk

    Aniden. Birdenbire, beklenmedik olandan...
    Beklemeyene: Dile gelen bir dünya.
    Vahiy gibi, en çok ona benziyor.
    Baharın karnını öptüğüm rüya.

    O yüzden "ayaklandım", yukarı ağdım.
    Sana vardığımda ağlamam bundan...

    Adını andığımda sıcak akıyor bütün nehirler
    Dünyayı dolduran sözü olduran o.
    Ve ben ne desem şimdi, benden değiller.
    Hala soruyor musun bana, aşk ne demek:
    O en "bir" ve "tam" olana yürümek.

    Durup durup geçmesin içinden ağlamak
    Dur, neden ağlıyorsun ca'nım,
    yetmez mi ikimize bir sağanak...

    BİRHAN KESKİN
     
  4. 13 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  5. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    NEY VE YEN
    Neyin sesini bekliyorsun
    mermere çarpan kelebekten
    dedi kadın

    İnceden yağmurun giydirdiği
    gözlerini aç, nefes alsın dışarısı
    kırılmak iyidir beklemekten
    dedi adam

    Neyin sesini bekliyorsun
    yağmurun açtığı defterlerden
    sarıl kendine, büyülen
    ağır izleri var gövdende
    aşklanmış zamanların
    geri dönmek için mi yaratıldım ben
    dedi kadın

    Ney'in sesini bekliyorum
    yıldızların dişlediği boynundan
    kan akmaz Fuzulî gözden Irak
    beni kara düşmüş köylere doğru
    sesini kısan lambalar altında
    seni soran rüzgârın önüne bırak
    dedi adam

    Şeref Bilsel
     
  6. 1 Ekim 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  7. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86


    Çırpınır çileleri harmanlama yolunda
    Harabe umutlardan derer gülleri
    Güneş yanığı yüreğine dokunduğunda
    Acı acı gülümser, gül annemin elleri

    Doğu Karadenizin hırçın rüzgarı
    Esip kavurunca yüce yalçın dağları
    Baharın kokusuna uyanınca ovalar
    Dinlenmeler bitti der, der annemin elleri

    Sabah şafak sökmeden kalkarak uykusundan
    Güne başlar her gün, dört rekat aksatmadan
    Huzur dolu gönlüyle dönünce namazından
    Mevlaya yalvar yakar dil annemin elleri

    Bölük pörçük mazide buluşunca hayaller
    Damla damla bir pınara dönüverir gözleri
    Hasat zamanı gelince olgunlaşan başaklar
    Misalidir, çile mevsiminde, can annemin elleri

    Kulaca dağlarının yamandır kar ayları
    İnat eder, geçit vermez, taşlı toprak yolları
    Beyaz karanlıklar sardığında bizim elleri
    Mahzun mahzun gözlerde yaş annemin elleri

    Alev alev ayazlarda kapanınca evlere
    Köyümün türküleri düştüğünde dillere
    Yeniden yaz sevdası dolunca gönüllere
    Kül altında yel bekler, kor annemin elleri

    Bülbülün gül hasreti tükenmezmiş bilirim
    Ezelden ebede dek sürer durur görürüm
    Gül oğluyum bülbülüm, gülüm annemdir benim
    Onsuz olamayacağım bir yar annemin elleri

    31 Mart 96 Ankara






    Selim Gül


     
  8. 1 Ekim 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  9. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86


    Güneşin son sözlerindeyim...
    Ben kış mevsimindeyim...

    Soğuğunu sıcak sıcak içtiğim taze buz kokuları sarıyor odanın her yerini.
    Lapa lapa hüzün yağan evlerin penceresinde, soba başlarına üşüşen eller, ve üşüyen kimsesizlikler çarpıyor kara bir kış gibi gözüme.
    Şemsiyeleri ters dönen çocukların erimiş yaramazlıklarını içeri alıyor anneler,
    anlatsam sokakta kalır içinde en sıcak sessizliği taşıyan güneşten evler.
    Güneşin son sözlerindeyim...
    ben kış mevsimindeyim...

    Önce saçlarını kurulayan ıslanmış bir mevsimin içinde üşüyorum, sonra içi bizi, dışı kuşları yakan dünyanın takviminden düşüyorum soğuk bakan betonların üzerine.
    Başıma güneş vuruyor ara ara ve ben bu kıymetli sıcağın acısını çıkarıyorum kış
    mevsiminden.
    Ellerimin bezden elleri ceplerimin içinde, içimi yakan yaz mevsiminin acı faturaları durur, ben yinede güler geçerim kış mevsiminde.
    Güneşin son sözlerindeyim...
    ben kış mevsimindeyim...

    Başını kendine gömmüş ağaçların üzerinde sallanır şehir, donup bakan her yüzün içinde kaynayan bir nehir olur kış mevsimi.
    Akşamına ağlayarak geçirenlerin uğradıkları küçük gam kahvehanelerinin misafiridir bu mevsim.
    Gidesi gelipte gidemeyenlerin, soğuk istasyonu, yere yağmış karların üzerine
    adımlarıyla imzalayan adamların son oyunu bu mevsim.
    Güneşin son sözlerindeyim...
    ben kış mevsimindeyim...

    Yazılacak çok şeyi varken sözü kesilen yaz mevsimine bıraktım ardımda. Sıcağın tiryakisi dostlarıma yazmayı bıraktım, selamı sabahı kesen yaz gecelerine bıraktım kışa gömülmüş gündüzlerin üzerinde. Garipliğin üzerime giydirdiği en yeni ceketimin bana sarılmasıyla çıktım sokaklara. Dışarıda soğuktan daha sıcak yüzlerle tanıştım.
    Ben bu mevsim kara karıştım ve erittim unutamadıklarımı.
    Güneşin son sözlerindeyim...
    ben kış mevsimindeyim...

    ESRA ELÖNÜ



     
  10. 2 Ekim 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  11. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86

    Biliyorum, unutamayacaksın!
    Ağır ağır geçecek mevsimler,
    Bir bir ağaracak saçının telleri
    Solacak albümde eski resimler.

    Beni hatırladıkça için ürperecek,
    Boşanan gözyaşlarını tutamıyacaksın.
    Boşuna zorlama kendini, sevdiğim;
    Biliyorum, unutamayacaksın.

    Ve biliyorsun, ben de unutamayacağım,
    Eskimeyecek içimde sana ait ne varsa
    Şöhretmiş, servetmiş herşey geçiyor, inan
    Dostluklar ve sevgiler kalıyor, kalırsa.

    Sen benim gökyüzümdün, denizim, toprağımdın,
    Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz, uzak
    Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan
    İşte öyle imkansız birşey seni unutmak.

    Zannetme ki herşey bitti sevdiğim;
    Birgün yeşerecek şu sararmış yapraklar.
    Ve bundan sonra kim severse dünyada;
    Seni ve beni hatırlayacaklar.
    alıntı

    Hadi bakalım efkar demleyelimyerimseniben
     
  12. 2 Ekim 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  13. "Her ayriligin bir tek aglayani vardir. Biri bitirir biri ardindan perisan olur. Biri hayatina hic birsey olmamis gibi devam eder, digeri her gordugu seyde kaybettigini arar. Ne kadar adilmis hayat dimi, ne kadar esit." Yüreğine sağlık arkadaşım...
     
  14. 5 Ekim 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  15. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    KRONİK SONBAHAR

    Kentleri dolduran ölüm kuleleri içinde
    Yağmur bağlıyorum saçlarının telleriyle
    Günlerimi ipe asıyorum,
    Şehla tadında bir bakışına
    Seni özlüyorum…
    Çocukluğumun akşamüstü kıyılarında
    İçimde arta kalan eylül çisentileri,
    Kara gövdeli dağlar uzanır,uykumun geçitlerine
    Buruk türkülerden bulut yaparım,
    Loş bir ıslık olurken gurbet saatinde…
    Bir pencere açmaktı hayat; Senin iklimlerine
    Göğsümüz bir ateş dolardı,
    Karanlığın ve yalnızın sessiz melankolisiyle…

    Ceplerimden fışkırıyor, yağmurun kafesine kuşlar
    Düşsel bir efsaneyle doğuyor
    Gün batımı yıllanmış suratlar.
    Ölümün avaze sesiydi bizi çağıran
    Sen çöller boyu uzardın içimde
    Ay ılık ılık akıtırken içime hüznünü
    Sendin beni geçmişin uykusundan uyandıran.
    Sahipsiz bir kentte büyüyor,en müphem çığlıklar.
    Ben yüreğimle can kesilirken sesine
    Yanlış bir adresti sendeki kalabalıklar.
    Bir gün batımı sessizliği çökerdi üzerime
    Şimdi ölüm sensizlikten ağır değil.
    Her gecemin sabahıydın sen,
    gemilerimin sığınabildiği tek liman.
    Geçmişte sığındığım tek hatıraydı gözlerin.
    bakışının uzaklığıydı beni kanatan
    yüreğimden yola çıktığın günden beri
    çıkmaz bir sokakta ayak izlerim
    hani iki yarım bazen bir tüm etmez ya
    belki de bu yüzden bu kadar hasretim.
    Renksiz bir düş gibi hayat,
    Her şeye sebep sensiz karanlıklar
    Ve sen’i bana emanet edilmiş
    Yarım bir sevda bıraktı,içimdeki bu kronik sonbahar…


    alıntı