Estetikte Dolgu Maddeleri Uygulamaları

Konusu 'Yüz Estetiği' forumundadır ve Elif tarafından 17 Haziran 2010 başlatılmıştır.

    17 Haziran 2010
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.655
    Beğenildi:
    5.192
    Ödül Puanları:
    438
    Dermatoloji alanındaki gelişmeler sayesinde birçok kişide psikolojik sorunlara neden olan estetik kusurlar soft yöntemlerle kolayca giderilebiliyor. Acıbadem Bağdat Caddesi Polikliniği’nde dermatoloji uzmanları tarafından uygulanan dolgu maddesi enjeksiyonu, BT-A enjeksiyonu, kimyasal peeling uygulaması ve krioterapi yöntemi ile kırışıklıklar, lekeler, kısa sürede yok edilebiliyor.
    Ciltte yaşlanmaya, sivilcelere, yaralanmalara ve güneş ışınlarının olumsuz etkilerine bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklık, leke, şekil bozukluğu gibi estetik kusurların düzeltilmesi için kullanılan soft yöntemler büyük ilgi görüyor. Acı çekmeden, normal yaşamı etkilemeden uygulanır olması soft yöntemlere uygunluk sağlıyor. Bu yöntemler Acıbadem Bağdat Caddesi Polikliniği’nde dermatoloji uzmanları tarafından başarıyla uygulanıyor. Kişinin estetik sorununun niteliğine ve beklentilerine göre muayeneden sonra hangi yöntemin kullanılacağına karar veriliyor.
    Dolgu maddeleri enjeksiyonu
    Dolgu maddelerinin cilt içine enjekte edilmesiyle, kırışıklık bölgelerinde hacim yaratılarak kırışıklık çizgileri düzeltiliyor. Dolgu maddeleri, yüzdeki kırışıklık çizgileri, yaralanmalarla oluşan çizgiler, yüzdeki şekil bozuklukları, kişinin derin sivilce izleri gibi sorunlarda tercih ediliyor. Ayrıca kişinin dudak kalınlaştırma, dudak şekillendirme gibi estetik değişiklik taleplerinde de bu yöntemler rahatlıkla uygulanabiliyor.
    Dermatoloji uzmanı Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, dolgu yapılmasında kullanılan birçok madde bulunduğunu belirterek, bu konuda şu bilgileri veriyor:
    “Bunlar sıvı parafin, sıvı silikon (ülkemizde kullanımı yasak değil) kolajen, hyalüronik asit, otolog yağ, otolog kolajen gibi maddelerdir. Kliniğimizde uygulanan dolgu maddesi stabilize edilmiş hyalüronik asittir. Tamamen organizmaya uyumlu ve organizma tarafından emilebilen doğal bir maddedir. Fonksiyonu, vücudun kendi hyalüronik asidinin tüketildiği yere hacim eklemektir.”
    Kalıcılığı ne kadar?
    Dolgu maddeleri enjeksiyonu kalıcılık süresi 5-12 ay arasında değişiyor. aaaabolizmanın, hyalüronik asidi su ve karbonhidrata dönüştürüldüğünü belirten Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, dolgu maddesi enjeksiyonuyla ilgili şunları söylüyor:
    “Büyüme faktörleri ve hormonlar, glikoz ve oksijen gibi önemli besleyici ajanların serbest geçişine olanak verir. Hyalüronik asit jelinin parçaları arasında hücreler dolaşabilir ve sağlıklı bir cilt ortaya çıkar. Test ihtiyacı olmadığından kişi hemen uygulamaya alınabilir, anında tatmin sağlar. Enjeksiyonun hemen sonrasında kişi normal yaşantısını sürdürebilir. Her yaşta uygulanabilir. İstenildiği sıklıkta tekrar edilebilir. Alerji riski yoktur.”
    BT-A (Botilinum Toksin – A) enjeksiyonu
    BT-A, 1980 yılından bu yana tıbbın çeşitli alanlarında başarıyla kullanılıyor. Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, BT-A’nın dermatolojideki uygulama alanları ile ilgili şu bilgileri veriyor:
    “Bazı kişilerin alışkanlık olarak kaşlarını çatmasıyla zamanla o bölgedeki çizgiler belirginleşte, bu da hoş olmayan bir yüz ifadesine neden olmaktadır. BT-A enjeksiyonu en sık alın, iki kaşın arası, göz çevresi, çene ve dudak çevresindeki çizgilere uygulanmaktadır. Bu bölgelerin sinir ileti bozukluğuna ait anormalliklerinde özellikle tercih edilir. BT-A enjeksiyonunun etkisinin kalıcılığı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Ortalama 4-12 ay kalıcı etki elde edilir. Hiçbir sistemik yan etki gözlemlenmemiştir. Uygulamanın isteğe bağlı tekrarı mümkündür. BT-A enjeksiyonu uzman doktorlar tarafından yapılmadığında, kaş ve göz kapağı düşmesi, göz altı şişmesi gibi geçici yan etkiler görülebilir. BT-A uygulaması öncesi, hekimin, hastanın yüzündeki patalojiyi iyi belirlemesi, uygulayacağı dozu ve yöntemi belirlemesi gerekir.”
    BT-A enjeksiyonunun diğer kullanım alanları
    Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, BT-A enjeksiyonunun diğer kullanım alanları olarak, koltuk altı, el ve ayak gibi bölgelerdeki aşırı terlemeyi azaltmak amacıyla da uygulanabildiğini belirtiyor. BT-A’nın ter bezlerinin yakınına enjekte edilmesi ile o bölgede, kişiden kişiye değişiklik gösteren biçimde 4-12 ay süreyle terlemenin azaltılması sağlanabiliyor.
    BT-A enjeksiyonu yapılabilmesi için, kişide, başka hiçbir kas hastalığının bulunmaması ve en az 1 ay öncesinden o kişinin yüzüne, başka herhangi bir uygulama yapılmamış olması gerekiyor.

    BT-A enjeksiyonuna bağlı olarak henüz bildirilmiş ciddi ya da kalıcı bir yan etki bulunmaması, bu uygulamanın önemli bir özelliği olarak kabul ediliyor.
    Kimyasal peeling nedir?
    Cildin zarar görmüş tabakasının değişik kimyasal maddelerin farklı konsantrasyonlarda kullanılarak kaldırılması işlemine peeling adı veriliyor. Kimyasal peeling TCA, rezorsin, laktik asit, sitrik asit, glikolik asit gibi birçok maddeyle yapılabiliyor. Bu yöntemlerden hangisinin hastaya uygulanacağına hekim karar veriyor. Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, kimyasal peelingin kullanıldığı alanlarla ilgili şöyle konuşuyor:
    “Kimyasal peeling, güneş hasarı sonucu oluşmuş ince çizgilerin hafifletilmesi ve kalın çizgilerin inceltilmesi, sivilce tedavisi, sivilce izlerinin hafifletilmesi, cildin yumuşaklığını artırarak, kuru kaba yapısının giderilmesi, parlaklığının artırılması ve ayrıca çeşitli dermotolojik bozukluklarda uzman hekimler tarafından uygulanan bir yöntemdir. Peeling öncesinde hasta-doktor beklentilerini, hastanın ulaşmak istediği iyilik, elde edilebilecek iyileşmenin seviyesi, hastanın tıbbi geçmişi, hastanın daha önce kullandığı ürünler ya da görebileceği tedavileri içeren karşılıklı tartışma, tedavinin başarısı için gereklidir. Hastanın yaşı, cilt tipi, cinsi, vücudunda düzeltme ihtiyacı gördüğü bölgelere göre kimyasal maddenin konsantrasyonu, süresi ve seans sayısı ayarlanır. Ortalama 8-10 seanstır.”


    Hangi durumlarda uygulanmaz?
    Kimyasal peelingin uygulamayacağı durumlar da bulunur. Bu nedenle hekimin, hastanın vücudunda, peeling yapılacak bölgeyi dikkatlice muayene edip karar vermesi büyük önem taşıyor. Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, şu konulara dikkat çekiyor:
    “Aktif herpes enfeksiyonu (uçuk) bulunan, yeni operasyon geçirmiş, radyoterapi gören, cildinde yara izi oluşma ihtimali olan, siğil bulunan kişilerle kullanımı uygun değil. Ayrıca son bir ayda klioterapi (soğuk tedavisi) uygulanması ve bazı ilaçların kullanımı da kimyasal peeling uygulamasının yapılmaması gereken durumlar arasında yer alıyor. Kimyasal peeling uygulandıktan sonra o bölge güneşe maruz bırakılmamalı, ayrıca tahriş yapabilecek her türlü etkiden korunmalıdır.”
    Krioterapi – Soğuk tedavisi
    Krioterapide, kaynama derecesi çok düşük bazı gazlar uygulanarak vücudun bir bölgesi istenilen soğutma derecesine getiriliyor. Bu sayede güneş etkisiyle oluşan kahverengi yaşlılık lekeleri, et benleri, siğiller, virüs enfeksiyonlarının izleri başarıyla giderilebiliyor.
    Acıbadem Bağdat Caddesi Polikliniği’nde krioterapi sırasında –196 derecede nitrojen gazı kullanıldığını belirten Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, şöyle devam ediyor:
    “Krioterapiyle cildin yüzeyindeki istenmeyen oluşumların kaybolması sağlanıyor. Uygulanan endikasyonlarda başarı oranı çok yüksektir. Uygulama süresi çok kısadır. Herhangi bir lokal anesaaai ya da cerrahi girişim gerektirmez. Kullanılan gaz, cildin yüzeyine sprey ya da dokundurma sistemiyle saniyelerle ifade edilebilecek kadar kısa süre uygulanır. Lezyonun özelliğine göre bir ya da birkaç seans yeterlidir. Uygulama sonrasında biz sızı olabilir. Krioterapi uygulandıktan sonra uygulama bölgesinde bir kızarıklık oluşur. İyileşme süreci vücudun onarım süreci kadardır. Kişide soğuğa karşı aşırı duyarlılık ya da önemli bir sistemik hastalığın bulunması durumunda uygulanmıyor.”