Evcillerde ki Fedakarlık - Bilgi

Konusu 'Evcil Hayvanlar' forumundadır ve nevbahar tarafından 16 Şubat 2009 başlatılmıştır.

    16 Şubat 2009
    Konu Sahibi : nevbahar
  1. nevbahar

    nevbahar Herkes Olmuş Sahtekar Pro Üye

    Katılım:
    25 Nisan 2007
    Mesajlar:
    3.936
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    148
    CANLILARDA FEDAKARLIK



    Albatros Kuşlarının Yuvaları

    Yeni doğan küçük yavrulara olan düşkünlük, hemen her cins kuşta görülmektedir. Bunlardan biri de albatros kuşlarıdır. Albatroslar, her zaman kendi doğdukları yerde çiftleşirler. Bu nedenle üreme zamanlarında koloniler halinde toplanırlar. Dişiler gelmeden haftalar önce, erkekler gelip burada daha önceden bulunan yuvaları tamir ederler; bu sayede dişiler ve yavrular için mükemmel bir konfor sağlamış olurlar. Yumurtalara olan düşkünlük ise albatros kuşlarında hayli dikkat çekicidir. Çünkü albatroslar, özenle hazırlanan yuva içerisindeyumurtaların üzerinde hiç kımıldamadan yaklaşık 50 gün boyunca dururlar.

    Ancak yavrulara karşı gösterilen özen sadece yumurtaların korunması ve bakımı ile sınırlı kalmaz. Nitekim albatroslar çoğu zaman yalnızca yavrularına yiyecek bulabilmek için gerekirse bir seferde 1,5 kilometredenfazla yol katedebilirler.

    Albatroslar, yumurtalarının ve yavrularının korunması için son derece özenli yuvalar kurarlar. Dişi albatroslar çiftleşme yerine gelmeden haftalar önce erkek albatroslar gelerek buradaki yuvaları tamir ederler.

    [​IMG][​IMG]

    Penguenlerin Benzersiz Sabrı

    Yumurtalarını koruma konusunda büyük bir azim, görülmemiş bir sabır ve şaşırtacak derecede dayanıklılık gösteren diğer canlı türü ise imparator penguenleridir. Antarktika'nın zorlu koşullarında yaşayan İmparator penguenleri, Mart ve Nisan aylarında (bu Antarktika'da kışın başlangıcı demektir) üremek ve yavrularını yetiştirebilmek için uygun olan bölgelere birkaç kilometrelik bir yolculuk yaparlar. 25.000 kadar penguen burada biraraya gelir ve çiftleşirler. Mayıs veya Haziran ayında dişi penguenbir yumurta yumurtlar. Çift yumurtaları için yuva yapamaz, çünkü çevrelerinde kardan ve buzdan başka hiçbir şey bulunmamaktadır. Ancak yumurtalarını buzun üzerine de bırakamazlar, çünkü yumurta soğuğa dayanamayarak hemen donar.

    Bu nedenle imparator penguenleri yumurtalarını ayaklarının üzerinde taşırlar.Yumurtladıktan sonraki birkaç saat içinde, erkek dişinin yanına gelir ve her ikisi göğüs göğüse gelecek şekilde dururlar. Böylece erkek dişiden yumurtayı devralır. Her ikisi de yumurtayı buzun üzerinde tutmamaya özen gösterirler. Erkek önce ayak parmaklarını yumurtanın altına sokar ve sonra
    parmaklarını kaldırarak yumurtayı ayağının üzerine yuvarlar. Yumurtasını kırmamak için de bu işlemleri son derece dikkatli ve özenli yapmak zorundadır. Bu zorlu işlemin ardından, yumuşak tüyleri ile yumurtanın üzerini örter.

    Yumurta üretmek dişi penguenin vücudundaki besin deposunun tamamına yakınını tüketmiştir. Bu kaybını telafi etmek için hemen yiyecek bulmaya denize geri dönmelidir. Bu yüzden kuluçkaya erkek penguen yatar.


    Ancak bu, diğer kuşlarınkinden çok daha zorlu ve sabır gerektiren bir kuluçka dönemidir. Penguenler yumurtalarını bir an bile ayaklarının üzerinden indiremezler. Bu nedenle hareket kabiliyetleri yok gibidir. Sadece ayaklarını sürükleyerek birkaç metre ilerleyebilirler. Küçük kuyruklarını üçüncü ayak gibi kullanır ve topuklarının üzerinde durarak dinlenirler, bu esnada ayak parmaklarını yukarı doğru dikerler ki değerli yumurtaları buza değip donmasın. Penguenin tüyleriyle örttüğü ayakları dışarıdan 80 derece daha sıcaktır ve bu sayede yumurtası dondurucusoğuğu kesinlikle hissetmez.




    Kış ilerledikçe çok şiddetli tipiler başlar, rüzgar saatte 120- 160 km hızla eser. Bu öldürücü kış şartlarında erkek penguenler aylarca hiçbir şey yemeden ve neredeyse hiç kıpırdamadan yavruları için benzersiz bir fedakarlıkta bulunurlar. Bu zor koşullarda donmaktan kurtulmak için önemli bir dayanışma örneği göstererek birbirlerine daha da yaklaşırlar. Aralarına soğuk girmesini engellemek için gagalarını göğüslerine yapıştırırlar, böylece enseleri dümdüz olur ve birbirine yapışan penguenler arada hiç boşluk kalmayacak şekilde tüyden bir tavan oluştururlar. Çemberin dışında kalanlar kuzey kutbunun bütün sertliğini göğüslemek zorundadırlar. Ancak bu çok uzun sürmez, çünkü sürekli olarak yer değiştirirler ve dönüşümlü olarak çemberin dışına geçerler. Böylece birbirlerini de kollamış olurlar. Hiçbiri çemberin dış kısmına geçme konusunda çekimser davranmaz. Binlerce penguenin aralarında hiçbir çatışma çıkmadan, aylarca, olabilecek en zor koşullarda bile birlikte yaşamaları ve dayanışma içinde olmaları son derece ilginçtir.

    [​IMG]

    Bilinç ve akıl sahibi insanların bile menfaatleriyle çatışabilecek böyle bir ortamda penguenlerin bu kadar uyumlu, ince düşünceli ve fedakar tavırlar göstermeleri çok ender karşılaşılabilecek bir durumdur. Tüm bu güç koşullara rağmen, penguenlerin hayatları pahasına yumurtalarını bırakmamaları ise evrim teorisinin, "zayıfların ezilerek yok olduğu"nu iddia ettiği doğa anlayışını tamamen yıkmaktadır. Çünkü doğa, zayıfların ezilerek yok oldukları bir savaş meydanından çok, zayıfların
    güçlüler tarafından her türlü zorluğa rağmen korunarak bakıldıkları bir yerdir.

    Son derece çetin geçen bu 60 günün sonunda yumurtalar çatlar. 60 gündür, tek bir şey yemeden soğuğa karşı direnen erkek penguenler, yumurtalar çatladıktan sonra bile kendilerini değil yavrularını düşünürler. Yeni doğan yavrunun besine ihtiyacı vardır. Erkek penguen yutağından az da olsa süt salgılar ve bunu yavrusuna içirir. İşte tam bu kritik günlerde dişiler görünür. Dişiler döndüklerinde seslenmeye başlarlar ve erkekler de onlara karşılık verir.Eşler birbirlerini çiftleşme sırasında öğrendikleri seslerinden tanırlar. 3 ay boyunca ayrı kalmalarına rağmen bu sesi hemen tanıyabilmeleri de Allah'ın onlara verdiği özel bir yetenektir.

    Dişinin kursağı tamamen avladığı yiyeceklerle doludur. Bu depoladığı yiyecekleri yavrusunun önüne boşaltır ve yavru ilk gerçek yemeğini yer. Dişinin geri dönmesiyle erkeğin bir an önce yavruyu terk ederek kendi işine döneceği düşünülebilir.
    Ancak böyle olmaz, erkek 10 gün kadar daha yavruya bakar. Onu ayağının üzerinde korumaya devam eder. Sonrasında ise, yaklaşık 4 aylık açlık döneminden sonraki ilk yemeğini yemek üzere denize döner. Erkek penguen denizde avlandıktan 3�4 hafta sonra geri döner ve yavruya bakma görevini dişiden devralır. Bu kez dişi tekrar avlanmak için denize geri döner.

    Yavru penguenler ilk dönemlerinde vücut ısılarını kendileri oluşturamazlar ve yalnız bırakıldıklarında birkaç dakika içinde donarak ölürler. Bu nedenle erkek ve dişi penguen yavruya yiyecek bulma ve onu soğuktan koruma görevlerini gerçek bir işbölümü yaparak dönüşümlü olarak üstlenirler. 62 Ve görüldüğü gibi bu konuda o kadar hassastırlar ki kendi yaşamlarını bile bu uğurda tehlikeye atmaktan çekinmezler. Dişi ve erkek penguenlerin büyük bir dayanışma ve işbölümü içinde yumurtalarını ve yavrularını, ölümü ve en zor koşulları göze alarak korumaları, her ne pahasına olursa olsun yavrularını bir an bile yalnız bırakmamaları onlara Allah tarafından ilham edilmektedir. Bilinci ve aklı olmayan bir canlıdan beklenen, bu şartlara dayanamayarak yumurtayı birkaç saat içinde terk etmesi ve kendi başının çaresine bakmasıdır. Ancak penguenler Allah'ın onlara ilham ettiği koruma duygusu sayesinde, saatlerce veya günlerce değil, aylarca yumurtalarını korurlar.



    Meercatlerdeki Fedakarlık



    Meercat isimli canlılar topluluk halinde yaşar. Ve aralarında harika bir dayanışma vardır. Dayanışma onlar için hayati önem taşır; çünkü yaşadıkları bölge çok tehlikelidir.

    Ve en önemli tehlike havadan gelir..

    Güvenlik kontrolü yapıldıktan sonra meercatler yiyecek bulmak üzere araziye dağılırlar. Bu toplulukta her bireyin farklı bir görevi vardır. Bazı meercatler diğerlerinin güvenliği için nöbet tutarlar. Meercat'lerden biri, çalıların arkasından gelebilecek bir tehlikeye karşı nöbet bekler. Bazıları fedakarca ağaçların tepesinde nöbet tutar. Kızgın güneşin altında saatlerce bir şey yemeden ve içmeden beklerler. Bir kartal onları farkettiği zaman Nöbetçinin alarm sinyali diğerlerini uyarır. İşbirliği ve yardımlaşma meercatlerin hayatlarını kurtarır.

    Grubun en büyük sorumluluğu yavruları korumak ve yetiştirmektir.Her gün bir meercat yuvada kalarak yavrulara bakar. Çocuk bakıcılığı, tıpkı nöbet tutma gibi hergün sırayla yapılır. Meercatler bir tehlike anında gruptaki yavrular için kendilerini feda etmekten çekinmezler. İşte bir örnek: Sıcak bir yaz günü yiyecek bulmak için yuvadan ayrılan meercatler, geri döndüklerinde çok tehlikeli bir durumla karşılaşıyorlar. İçinde yavruların bulunduğu yuvanın girişinde bir çakal pusuya yatmış. Meercatlerden biri yavruları kurtarmak için yuvaya yaklaşıyor. Amacı, çakalın yuvaya girmesini engellemek. Gece karanlık çökerken meercat hala yuvanın girişinde tehlikeye karşı kendini siper ediyor. Gün ağardığında, gece zifiri karanlıkta yaşanmış olan bir kavganın izleri ortaya çıkar. Çakal yuvadan uzaklaştırılmış ve yavrular kurtarılmıştır. Ancak genç ve cesur meercat kendisini feda etmiş ve ağır yaralanmıştır. Annesi yaralı meercatin yanına gelir. Durumu çok ağırdır. Meercatler yaşamak için yiyecek bulmak, yiyecek bulmak için de hareket etmek zorundadırlar. Yaralı meercat ise çok zor yürüyebilmektedir. Gücü tükendiğinde bir hendeğin içine uzanır. Diğer meercatler yaralı arkadaşlarını yalnız bırakmazlar.

    Bir vefa ve sadakat örneği gösterir ve meercat hayata gözlerini yumana kadar onu terk etmezler. Meercatler arasındaki tüm bu şaşırtıcı işbirliği, dayanışma ve fedakarlık, Allah'ın bu canlılara ilham ettiği davranışlardır.