Evlat acısı bir bulut gibi güneşi örtüyor

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve suavea tarafından 7 Haziran 2007 başlatılmıştır.

    7 Haziran 2007
    Konu Sahibi : suavea
  1. suavea

    suavea Aktif Üye Üye

    Katılım:
    22 Ocak 2007
    Mesajlar:
    710
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    86
    İnsanlığın binlerce yıllık bilgisidir: Hiçbir acı evlat acısına benzemez, hiçbir acı evladını kaybetmek kadar yakıcı değildir.

    Bu acıyı yaşamış annelerin psikolojisi üzerine araştırmalar yapan uzmanlar ise şöyle anlatır: “Ölümün kederiyle evladını kaybetmiş olmanın acısı çok farklıdır. İkincisi yıkımdır. Hayatın doğal düzeni yıkılır ve gelecek fikri kaybolur. Zaman durur. Hayat donar. Anılar kalır. Artık teselli yoktur ve sadece bu acıyı tatmış başkalarıyla dayanışarak yaşanabilir.”
    ***

    Farkındasınız değil mi?

    Gündelik hayatın onca harala gürelesi; siyasetin onca patırtısı arasında “evlat acısı”nın korkunç ağırlığı bu ülkenin üzerini bir bulut gibi sarıyor.

    Farkındasınız değil mi?

    Güneş görünmeyecek bu gidişle!..

    Farkındasınız değil mi?

    Kapıda bitmiş üç askerden birinin anneyi karşısında görünce oğlunun şehit olduğu haberinin yazılı olduğu kâğıdı avcunda buruşturup sıkarak “amca evde yok mu?” diye sorduğu anda, bir annenin daha oracığa çöküp kaldığı anda duracak zaman!..

    Gelecekten söz etmenin anlamı kalmayacak!..

    Lanetlemeler, kınamalar, erkeklere özgü ezbere nutuklar...

    Hayır! Hiçbiri şehit annelerinin yüreğine su serpemez!

    Yüreği yaralı anneler çoğalırken düşünüyor musunuz, nasıl çıkacağız bayramlara?

    Bayram sabahları bize demeyecekler mi, “bana bayram tebrikleri gönderme, elimi öpme, çiçek verme; kuzumu geri getir, getirebiliyorsan?”
    ***

    Ama bir dakika!

    Kalabalık öfke nöbetleri, nefret törenleri kaybettiklerimizi geri getiremez, sadece yarayı biraz daha derinleştirir.

    Böyle zamanlarda içine kıstırıldığımız kanlı çemberi kırmanın yolu olarak karşımıza hep şu tez çıkartılır: Siyaset işe yaramıyor; nihai çözüm namlunun ucunda!

    O acı ve öfke içinde sormayız hiç: Teröre çözüm için siyaset ürettik mi? Yoksa idare-i maslahatçılıkla ve dış dinamiklere bel bağlayarak vakit mi geçirdik? Ve acaba çözüm için siyaset üretmeye kalkışan herkesi yaptığına pişman mı ettik?

    Asıl şimdi siyasete ihtiyacımız var.

    Yalnız K. Irak’ta ve Ankara’da değil, bütün dünyada ses getirecek güçlü, gürül gürül bir siyasal sese ihtiyacımız var.

    Evlat acısını dindirecek bir ilaç yok!

    Ama yeni acılar yaşanmasının önünü kesecek siyasal seferberliği hemen yarın başlatamazsak karanlık artacak.

    Ve acıyla sıkılıp kaskatı kesilmiş bir yumruğu andıracak bu toplum!

    Sıkılı yumruklarla ne birbirimizle el sıkışabiliriz, ne de birbirimizi okşayabiliriz!

    Farkındayız değil mi?

    Haşmet Babaoğlu
     
    papatyadiyari bunu beğendi.