evlilik ve aşkın düşmanları...

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve talin tarafından 31 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

    31 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Bir zamanlar birbirlerini seven iki insan vardı. Biri diğerini çok kıskandı.Biri diğerini çok kıskandı. Diğeri ise buna katlanmak zorunda kaldı. Sevdiğine katlanmak zorunda kalan kadın birgün eşine ayrılmak istediğini söyledi. Adam nedenini sordu. Kadın, ‘’Beni bugüne kadar eşya olarak gördün,’’ dedi ve ayrıldılar.


    Birbirini seven iki insan bazen kendisini sevmeden diğerini sevmeye çalışır. Yeni bir ilişkiye başlarken akıllarında hep “Bu insan bana ne verebilir?” sorusu vardır. İkisi de birbirinden mutluluk bekler; ama mutluluk düşüncesi altında kurulmuş bir ilişki yüreklerde sadece beklenti taşır, sevgi değil!

    Bir zamanlar birbirlerini seven iki insan vardı. Biri diğerini çok kıskandı.

    Genelde böyle oluyor. Biri diğerini çok kıskanıyor. Kendilerini bu konunun uzmanı gören bazı insanlar ise “seven insan kıskanır” yorumunu yapıyorlar.

    Bu çok yanlış bir düşünce biçimi, yüreğinde gerçek sevgi taşıyan ve tüm beklentisi sevgisini karşısındaki insana sunmak olan bir insan nasıl kıskanabilir? İlişkisinde nasıl beklentiye girebilir? Onun yüreğinde iğne ucu kadar boşluk yoktur ki… O, sevgi ile ısınan sıcacık bir yüreğe sahiptir.

    Ama görüyorum ki insanlar birbirlerini çok kıskanıyorlar ve sonra isyan ediyorlar yaşama. Yaşam onlara her şeyi veriyor ama çoğu bunun farkında değil. Hala ne istediklerini bilmiyorlar, gözleri dönmüş sanki, sadece istiyorlar… Onlar yaşamın dışında olmalı…

    Biri diğerini çok kıskandı. Diğeri ise buna katlanmak zorunda kaldı.

    Birini kıskandığın zaman onun dünyasına girmiş olursun. Onun düşlerini ele geçirmek için hamlede bulunmuş sayılırsın. Bu çok yanlıştır. Bu affedilecek bir şey değildir. Bu apaçık bir tecavüzdür! Saygısızlıktan ötedir.

    Sevdiğine katlanmak zorunda kalan kadın birgün eşine ayrılmak istediğini söyledi.

    Kadın sabrediyor, kadın sabreder, kadın çok sabırlıdır; ama adam onun dünyasını ele geçirmeye devam eder, Aşk onu kör etmiştir, yaptığını görmüyor adam. Onu sahipleniyor.

    Ancak bir eşya sahiplenebilir! Sen kadınını sahiplenemezsin, böyle bir şey yok!

    Ve adam nedenini sordu. Kadın, ‘’Beni bugüne kadar eşya olarak gördün,’’ dedi ve ayrıldılar.

    Evet, ilişkilerdeki bir başka düşman budur: İletişimsizlik. Kadın hatalı! Adamı derin uykusundan uyandırmıyor. Ona “Sen beni bu davranışlarınla bunaltıyorsun” diyemiyor. İletişim yok. Sanki herkes halinden memnun ama değil. Çünkü kadının dayanma gücü tükeniyor. Hala bekliyor, hala iletişim yok, kadın son anı bekler.

    Kadın belkiler dünyasındadır ve hep umutla yaşar. Umut dünyası onu kendi içine hapseder, o yüzden iletişimi unutur. İçindeki karanlıklarla boğuşmaktadır. Bu çok yanlış. Bu insanı köreltir. Dipsiz kuyudan çıkamazsın. Ve senin için son çare ayrılmak olur!

    İçindeki karanlığı takip et!
    Umarım aydınlanmışsındır.

    sevgili uğur koşar'dan alıntıdıra.s.