Eyvah Yaşlılık!!!

Konusu 'Geriatri - Yaşlılık Bilimi' forumundadır ve Kalliste tarafından 20 Aralık 2008 başlatılmıştır.

    20 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Kalliste
  1. Kalliste

    Kalliste Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2007
    Mesajlar:
    9.326
    Beğenildi:
    51
    Ödül Puanları:
    153
    Bebeklik, ergenlik, erişkin dönem ve yaşlılık... Hiç birimizin durdurmayı başaramayacağı döngü... Ne kadar güzeldir her yaşın getirdikleri, sundukları ve yaşattıkları. Yine de yaşlanmak hemen herkesin gerçekleşmesinden korktuğu dönemdir.

    Neden korkarız? Yaşlanınca bedenimizin bize ihanet etmesinden! Yürüyememekten, hatırlayamamaktan, görememekten, duyamamaktan… Oysa yıllarca iyi bakılan bir beden yaşlandığı zaman bu ve benzeri şikayetleri daha az yaşatır bize.

    Doğal bir süreçtir yaşlılık. Her organımız yaşlanır.
    Kalbimiz yaşlanır: Tansiyon yüksekliği, ritim bozuklukları…
    Eklemlerimiz yaşlanır: Şiş eklemler, eklem ağrıları…
    Midemiz yaşlanır: Gaz, mide yanmaları, hazımsızlık…
    Yumurtalıklarımız yaşlanır: Menopoz sıkıntıları…
    Saçlarımız yaşlanır: Saç dökülmeleri, beyazlaşması…
    Derimiz yaşlanır: Lekeler, iyileşmeyen yaralar…
    Sinir sistemimiz yaşlanır: Reflekslerin azalması, unutkanlık…


    Yaşlanmayı sağlam bir beden ve güçlü bir hafızayla sürdürenler şanslı ve akıllı insanlardır. Şanslılardır çünkü hastalıklarımızda ya da bedensel yapımızda genetiğin ve yaşadığımız hayat şartlarının önemli bir yeri vardır. Daha önemlisi akıllılardır çünkü bedenlerine yaşlılığın kapısında değil, gençliklerinden beri iyi bakmışlardır!

    Zaman içinde daha uzun ömürlü ve yaşlılık hastalıkları daha az bir toplum haline gelebiliriz.

    • Kaliteli uyuyun. Aynı saatlerde uyumaya özen gösterin ve ortalama 6-8 saat kadar uyumaya çalışın. Daha az ya da daha fazla değil.
    • Beyninizin tembelleşmesine izin vermeyin. Sürekli okuyun ve yeni şeyler öğrenin.
    • Hipertansiyon ve hiperkolesterolemi ile mücadele edin.
    • Karbonhidratlardan mümkün olduğu kadar uzak durun.
    • Hangi yaşta olursanız olun düzenli olarak egzersiz yapın.
    • Alkol, sigara, kirli hava ve çok ilaç kullanmaktan kaçının.
    • Olumlu düşünce yapısına sahip olun.
    • Monoton yaşamlardan sıyrılın. (Kanepe – TV)
    • Stresi olmayan yok ancak stresle baş etmenin yollarını öğrenin.
    • Şeker hastalığına çok dikkat edin. Ailenizde şeker hastası varsa özellikle beslenmenize maksimum özen gösterin ki bu hastalığa yakalanmayın ya da size zarar vermesine izin vermeyin.
    • Vücudunuzu büyük fiziksel travmalardan özellikle hafıza için başınızı sert darbelerden koruyun.
    • Her zaman söylediğimiz gibi beslenmeniz dengeli olsun. Yağ ve karbonhidratlardan, hormonlu gıdalardan, sentetik ürünlerden, konservelerden, boyalı maddelerden uzak durun. Omega 3, E, B6, B12, C vitaminleri, folik asit içeren besinler, lifli gıdalar ve bol su sofranızdan eksik olmasın.
    • Enerji için bal insan vücudunun en yüksek derecede ve en hızlı biçimde faydalanacağı doğal bir gıdadır.

    Dişlerinizi Fırçalayarak Kalbinizi Koruyun


    Araştırmalar diş ve dişeti enfeksiyonları bulunanlarda koroner kalp hastalığı riskinin arttığını göstermektedir. Diş etlerinde yerleşen mikropların oluşturduğu enflamatuar süreçler kanda CRP isimli proteini arttırmaktadır. Kalp krizi riskinde artış, yüksek CRP ile birliktedir. İşte kalp hastalıklarından korunmak için yapmamız gereken çok pratik bir işlem:

    • Diş fırçalamak. Ama günde bir kere değil. Her öğün yemekten sonra ve yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın.
    • Dişlerinizi fırçalamaya özen gösterin. Yani diş macununu diş fırçası üzerine koyup da sadece ağzınızda köpürtmek değil. Gerçekten dişlerinizi temizlemek içi fırçalayın.
    • Sağlıklı bir diş fırçası seçin. Doğru seçilmemiş fırçalar ile diş ve diş etlerinize zarar verebilirsiniz.
    • Unutmayın. Siz dişlerinizi fırçalamazsanız, çocuklarınıza diş fırçalama alışkanlığı kazandıramazsınız.
     
  2. 23 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Kalliste
  3. paprikaa

    paprikaa Guest

    bence bu başlık altında yaşlanmayı geciktirmek için neler yaptıklarımızı paylaşalım. Başka bi sitede biz bu konuyu enine boyuna tartışıyorduk. Mesela Alfa Lipoik asit, Koenzim q10 gibi tabletler kullananlar vardı. Sizler neler yapıyorsunuz?Ben 25 yaşındayım ve yaşlanmayı mümkün olduğunca yavaşlatmak istiyorum. Bunun için bu tabletleri kullanmak istiyorum ama herhalde yaşım itibarıyla erken olur diye düşünüyorum. Sizler neler yapıyorsunuz?
     
  4. 24 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Kalliste
  5. Kalliste

    Kalliste Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2007
    Mesajlar:
    9.326
    Beğenildi:
    51
    Ödül Puanları:
    153
    İlk mesajı ben vereyim o zaman;

    Düzenli bir kullanıma sahip olmasamda dönem dönem arı sütü- propolis- polen tabletlernden almaya özen gösteriyorum...Çocuklarıma da kullandırıyorum, nedenlerine gelince hemen sıralayayıma.s.

    Benim babamın mesleği arıcılıktı ve çocukluğumuzdan beri arı ve arı ürünleri hakkında bilgi sahibi olduk ister istemez, bronşit gibi ağır atibiyotikleri gerektiren hastalıklarda çocuklarımı bal ile doktorları şaşırtan bir hızla iyileştirdim, derin yara ve kesilerin yine arı ve ürünleri ile cerrahi müdahaleye gerek kalmadan ortadan kalktığına şahit oldum, aylarca hastahanelerde yatarak romatizma tedavisi gören kişilerin arı sokması sonucu vücuduna arı zehiri girdiğinde 2 gün içinde sağlığına kavuştuğunu gördüm...Arı zehiri ile bilgi dahil olmak üzere kullandığım ürünler hakkındaki bilgileri aktarayım..
    Arı zehiri
    Özellikle arı zehiri ile romatizmanın tedavi edilebileceğini Mısırlılar da bilmekteydiler. Tedavi, ağrıyan yer arıya sokturularak yapılırdı. Günümüzde zehir özel yöntemle toplanıp kurutularak süresiz saklanabilmektedir. Yapılan araştırmalar arı zehirinin kortizon salgısını arttırdığını göstermiştir. Günümüzde arı zehiriyle romatizma, artritis (eklem romatizması), arter hastalıkları, deri, damar hastalıkları, eklem iltihaplanmaları, hematom (kanamalar), nöroloji (sinir iltihapları nedeni duyulan ağrılar), siyatik, alerji, saman nezlesi tedavi edilmektedir.
    Yapılan araştırmalar, arı zehirinin çok sayıda hastalık tedavisinde faydalı olduğunu tespit etmiştir. Arı zehiri ile tedavi yaygın hale gelmiş, dünya devletlerinin bir kaçında arı sokmasıyla tedavi merkezleri açılmıştır. Arı sokmasıyla tedavi edilen hastalıklardan biri de romatizmadır. Uzun yıllar süren araştırmalar neticesinde 1897 yılında neşredilen bir makalede, arı zehiririn romatizmada ciddi ve isabetli bir ilaç olduğu belirtilmişitir.
    Farmokolojik olarak arı zehiri kan dolaşımını artırıcı, bakteri öldürücü, radyasyona karşı koruyucu, tansiyon düşürücü etkileri ve bağışıklık sistemini aktive edici etkilere sahiptir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda arı zehiri multiple sclerosis (MS) aids, kanser ve tedavisi mümkün olmayan bir çok hastalıkta başarı ile kullanılmaktadır. Arı zehirinin bu özellikleri ve yaygın olarak kullanımı nedeni ile APİTERAPİ başta ABD ve birçok Avrupa ülkesinde alternatif tıp olarak kabul edilmiş ve Apiterapi hastaneleri kurulmaya başlanmıştır.Arı zehirinin etkili olduğu diğer bazı hastalık ve rahatsızlıklar; Arthritis, Epilepsy, Myositis, Iritis, Bursitis, Migren, Rhinosinusitis,bazı kanser türleri, damar tıkanıkları, kolestrol, Intercostal myalgia, Astım, Keratoconjunctivitis



    Propolis özellikleri arasında antikanser etki, antioksidan etkisi, yara kapama ve doku tamir etkileri, sindirim sistemi etkileri, deri enfeksiyonları etkisi, anti,-inflamatory etki, anastezik etki, bağışıklık sistemi etkileri, kalp-damar sistemi etkileri ve diş sağlığı etkisidir.
    Propolis içerisindeki flavanoid seviyesinin yüksek olmasından dolayı, bu ürün insanlarda oksijen radikallerine karşı yakalayıcı olarak görev görür. Ayrıca ilginç olarak vitamin C’nin okside olarak zarar görmesini engeller.
    Klinik çalışmalar propolisn bronşit ve benzeri rahatsızlıkların, influenza ve herpes, deri mantarları, diş ve diş eti rahatsızlıklarında, ülser, yanık ve abselerde, kulak enfeksiyonlarında, giardi ve kolitde, vajinal ve servikal rahatsızlıklarda etkili olduğunu göstermiştir.

    Arı sütü genel olarak vücutta hücre yenilenmesi, üretimi (hücre) ve metabolizması üzerinde etkili olduğundan organizmanın bütün dokularında canlılık ve bunun sonucunda sağlık, enerji, bağışıklık ve dinçlik meydana getirir. Bu yönüyle akla gelebilecek bütün sağlık problemlerinde önemli düzeyde motivasyon sağlar.

    Arı sütü kalp rahatsızlıklarından kansere kadar bir çok hastalıkta vücudu güçlendirmek, bağışıklık sistemini uyarmak amacıyla kullanılmaktadır. Özellikle yoğun antibiyotik kullanan radyoterapi ve kemoterapi olan hastalarda muhtemel karaciğer ve böbrek zararlarını önlemekte, fonksiyonlarını korumaktadır.Arı sütü bir doğa harikası olarak; aşağıdaki durumları önlemede veya iyileştirmede yardımcı olmaktadır :

    · Bronşiyal Astım

    · Akciğer Hastalıkları

    · Uykusuzluk

    · Mide Ülseri

    · Böbrek Hastalıkları

    · Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi

    · Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi

    Image· Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi

    · Sindirim sistemini sağlıklı tutmak

    · Üreme ve boşaltım sistemini korumak

    · Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmak

    · Düşük Tansiyon

    · Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek

    · Yorgunluk

    · Soğuk algınlığı ve grip

    · Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık

    · Bedensel ve zihinsel yorgunlukların giderilmesinde,

    · Yaşlılıktan oluşan damar sertliği ve bitkinlik hallerinde,

    · Çocukların dengeli beslenmesinde,

    · Çocukların diş ve kemiklerinin gelişmesinde,

    · Hücre yenileyici özelliği ile cilt bakımında,

    · Kadınların periyodik dönemlerinde bozulan kan dengesinin düzenlenmesinde,

    · Saç dökülmelerinin önlenmesi ve saçlara canlılık kazandırılmasında,

    · Cinsel faaliyetlerin desteklenmesinde,

    Polenin faydaları
    En yaygın kalp hastalığı, damar kireçlenmesi ve tıkanmasıdır. Polenin yapısında bulunan P vitamini ve diğer yararlı elementler damarları yumuşatır, kana geçen civardaki artıkların idrarla dışarı atılmasını sağlar. Ünlü araştırmacı Alain Caillas, kitabında “Miyokard enfaktüsü ve kalbin kroner damarlarının tıkanmasında, polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor. Rus Bilimler Akademisi’nde Prof. Beklerov ve arkadaşlarının önemli araştırmalarına göre Polen, yüksek tansiyona, damar sertliğine, kolesterol yüksekliğine, kroner tromboz ve felçlere karşı koruyucu ve iyileştirici etki yapıyor.” diye açıklıyor. Hürriyet gazetesinin “Püf noktası” sütununda “Çiçek tozu gençleştiriyormu ? İsveçli Dr. Lars Eric Essen ve Dr. Tissinin, poleni yaşlı insanlar üzerinde denemiş ve özellikle damar sertliğinde faydalı olduğunu meydana çıkarmışlardır. ” diye yazılmıştır.

    RUH VE SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN
    Bu hastalıkların tedavisinde en başta bol B vitaminleri gerekmektedir. Bilhassa B1 vitaminine gereksinim vardır. Bu vitamine “Sinir dokusu vitamini” denilmesi de bundandır. Polen de yüksek oranda B1 vitamini mevcuttur. Ayrıca Polen bütün B vitaminleri kompleksidir. Dr. Raymond Dextreit, düşünsel yorgunluk ve yaşamın bozuk düzeni nedeniyle sinirleri zayıflamış, güçsüz kalmış kimselerin, günde yedikleri 2 kaşık polen sayesinde sağlık ve sakinlik bulacaklarını yazmıştır.

    SİNDİRİM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN
    ImageGastrit, Ülser, Kolit ve Hemeroid en yaygın sindirim sistemi hastalıklarıdır. Gastrit ve Ülserin ana nedeni ise sinirseldir, genelikle stresten kasılan (spazm yapan) mide kası sinirleri, o bölgeye gelen kılcal damarları da kısarak bir bölgenin kansız kalıp, yaraya dönüşmesine neden olur. Tedavi edilmezse insana yaşamı zehir eden hastalıklardır. Ömür boyu diet uygulamayı veya ameliyatları gerektirir. Bazı zamanlarda mide kanaması ve delinmesi şeklinde ölümlere neden olurlar. Belirtilen gramajlar dahilinde yapılan Polen kürleri, Mide-Barsak sistemine bağlı tüm hastalıklarda: geçici değil, Kesinkez tedavi sağlar.

    KANSIZLIK VE ZAYIFLIKTA POLEN
    Polenin en belirgin ve yaygın özelliği, süratle iştah açıcı ve kan yapıcı olmasıdır. Tedavilerde önemli olan, bileşiminde tüm cevherleri taşıyan bir kan sağlamak ve hasta bölgeye ulaştırmaktır. Gerisini vücut halleder…Nasıl bir otomobile, bozuk bir yakıt konduğunda çalışmasında aksaklık meydana gelirse; İnsan vücudunun yakıtı da ona gerekli tüm cevherleri bünyesinde bulunduran sağlıklı bir kandır. Kandaki cevherlerin bir veya birkaçının eksikliğine Kansızlık yani Anemi denir. Kansızlık her tür sağlık sorununa neden olan başlıca etkendir.

    SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARINDA POLEN

    Solunum sistemi hastalıklarının genel ve çok görülen nedeni üşütmektir. Üşütme ile vücudun direnci kırılır, metabolizma vücut ısısını normale çıkartmak için çaba sarfederken solunum yollarında virüs ve bakteriler kendine yer ve ortam bularak süratle çoğalırlar. Nezle, grip, anjin, faranjit, bronşit, zatürre, zatülcenp, astım, sinüzit ve verem gibi hastalıklar meydana gelebilir. Bu hastalık mikropları burada da kalmayıp, kan yolu mafsallara, kalp kapakçıklarına ve böbreklere vs. geçerek daha hayati hastalıklara da neden olabilirler. Bu nedenle solunum sistemi hastalıklarının süratle tedavisine gidilmektedir. Gelişmiş ülke doktorları, bu hastalıklarda, diğer ilaçlarla birlikte Polen de vererek tedavi yapmaktadırlar. Çünkü Polen vücut direncini, kanın lökosit (alyuvarlar) ve antikor yapımını arttırır. Sovyet Prof. N.Joiriche, burun ve boğaza polen püskürtülerek mukoza direncini arttırmak ve virüsleri etkisiz kılmak yolundaki başarılı çalışmalarını yayınlamıştır. 1957′de ilk kez Pasteur Enstitüsü’nde polenin verem mikrobu olan “Koch” basiline karşı öldürücü etkisi olduğu saptandı. Yapısındaki sakızlı maddesi, terementi esansı, nükleik asitleri ve Bol B vitaminleri ile Polen, Akciğeri dezenfekte ettiği gibi, balgam söktürücü, mikrop öldürücü, çabuk iyileştirici etkiye sahiptir.

    ŞİŞMANLIKLARDA POLEN
    Şişmanlık ve zayıflık gibi iki karşıt durumda vücuttaki fazla karbonhidrat, glikoz ve yağları yakarak şişman bünyeyi zayıflatır, metabolizma dengesi sayesinde zayıf düşen hücreyi derhal uyarır, üstün kan yapıcı özelliğiyle kas gücü ve metabolizmayı çalıştırarak cılız ve zayıf bünyeyi normal haline getirir. Polen, hücrelerde ki yanma olayını metabolizmayı ve adrenalin salgılanmasını hızlandırır. Böylece biriken yağların erimesini çabuklaştırdığı gibi, kas gücünü de arttırarak zayıflama esnasında hissedilen halsizliği de giderir.
     
  6. 24 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Kalliste
  7. paprikaa

    paprikaa Guest

    Arı sütü bal polenin faydasını bende duydum. Siz tabletini mi kullanıyorsunuz? küçük kavanoz içinde satılan arı sütü bal polen karışımından mı bahsediyordunuz?
     
  8. 25 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Kalliste
  9. Kalliste

    Kalliste Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2007
    Mesajlar:
    9.326
    Beğenildi:
    51
    Ödül Puanları:
    153
    Kavanoz içinde satılanlar değil tablet olarak alıyorum, hem uzun ömürlü olması nedeni ile hemde kavanozlarda satılanlara göre daha güvenilir olduğundan dolayı, yani tablete nasıl güvenebiliriz diyebilirsiniz ama firmalar devreye giriyor bu konuda mutlaka güvenilir bir firma olması gerekir....kullanmaya karar verirseniz araştırmadan almayınız...a.s.
     
  10. 25 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Kalliste
  11. paprikaa

    paprikaa Guest

    Kallistecim acaba o tablet kilo aldırıyormu? Ben saç cilt tırnak güçlendiren bi hap aldım (silica complex) ve kilo aldım. Bu da ona benzemesin? Bide kavanozdakini kullanırken çok az kullanmak gerekiyormuş. Yani kavanozdakinden az kullanma imkanın var ama hapta öyle değil. Belkide kilo aldırıyordur. Bu arada 25yaşındayım. Yani bu yaşta olanlar öncelikle neye başlamalı? Çuha çekirdeği yağından tutun, kara üzüm, koenzim q10, ALA, Arı sütü bal polen gibi gençlik iksirlerinden hangilerine önce başlamalıyım? İşe ne yaparak başlayabilirim.
    Her sabah elma sirkesi bal karışımı içiyorum. Umarım sirke cildi gerçekten güzelleştiriyordur. Bunun haricinde ne yapabilirim? Lütfen ileri yaştakilerden yardım istiyorummm
     
  12. 26 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Kalliste
  13. Kalliste

    Kalliste Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2007
    Mesajlar:
    9.326
    Beğenildi:
    51
    Ödül Puanları:
    153
    paprikacım araştırıp sana ulaşırım canım, bakalım yaşına göre en uygun hangsiymiş umarım yardımcı olabilirim.a.s.
     
  14. 26 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Kalliste
  15. paprikaa

    paprikaa Guest

    Cnm benim çok saol. Yaaa bu bölümde sadece biz mi varız? Çok önemli bi konu ama kimse yorum yapmıyo :sm_confused: