Fanila Giyen Kadınlar

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve incetopuk tarafından 12 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    12 Şubat 2007
    Konu Sahibi : incetopuk
  1. incetopuk

    incetopuk Popüler Üye Üye

    Katılım:
    11 Şubat 2007
    Mesajlar:
    119
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    Onlar tam ortada kalan kadinlardandir. Aslinda distan baktiginizda arzu ettiginiz her yere koyabilirsiniz onlari. Çünkü henüz fanila giydiginden habersizsinizdir. Eylül'ün sonlarina dogru, havaya ilk serinlikler inmeye basladigi andan itibaren giyerler fanilalarini.
    Ilkbaharin ilik sicakliklarini hissetmeye baslayana kadar çikarmazlar üzerlerinden. Çogu bu ilk ayriligi nezle veya hafif bir grip ile atlatir. Hatta bir kisminin uyurken giydikleri çoraplari, renkli hirkalari vardir. Çogu sabahlari giydikleri yünlü terliklerini ve sabah kazaklarini bulundurulur yataklarinin baslarinda.
    Onlarin tiril tiril sabahliklari, burunlari açik terlikleri, ince askili gecelikleri bulunmaz. Aslinda öykünürler zaman zaman gidip alirlar da, ama bir türlü giyemezler. Giyselerde pek bir igreti durur üzerlerinde. Onlara ait degildir çünkü. Sevgililerinden kocalarindan önce en çok kendileri güler bu duruma. Kiminin ellerinde, kiminin dudaklarinin kenarlarinda, kiminin saçlarinin isiltisinda, kiminin ince ayak bileklerinde gizlidir seksapaliteleri. Bunlarin ayriminda olmadiklari gibi erkelerden önce kiz arkadaslari farkeder tüm bu detaylarini.
    Onlar erkeklere göz süzmeyi, küçük oyunlar oynamayi, çaktirmadan dokunmalari, ses tonlarina isve koymayi, suh kahkahalari beceremezler. Bu halleri becerebilmeyi isterler. Hatta fanila giymeyen kadinlari sessiz ve uzun uzun dinledikleri de olur, öyle olmaya karar verdikleri geceler de. Sabahlari aynanin karsisinda saçlarini tutma biçimini, göz süzmeyi, suh kahkahayi denerler. Dördüncü seferden sonra ya katilarak gülerler kendilerine yada 'adam sen de bosver ben böyleyim' diyerek çikarlar banyodan.

    Son derece tutkulu kadinlar olmalarina ragmen, bunu göstermekten çok anlasilmayi beklerler. Onlar ortada kalan kadinlardan olduklari için
    anlamasi ve ulasmasi biraz zaman alir. Onlarin ruhlarinda her daim açan pembe bahar dallari saklidir. Baharin gelisini herkesten önce sessiz bir cosku ile karsilarlar. Saf bir yanlari vardir. Pek çok olumsuzluga ragmen çabuk inanip pek çok kereler aldanirlar. Hatta öylesine saftirlar ki ruhlarinin aradigi her neyse birgün bir yerlerde gelip kendilerini bulacagina mutlaka inanirlar.
    Sert, kati ve güçlü görünür çogu, ama çok çabuk kirildiklarini az insan farkeder. Geçmislerine, asklarina, dostluklarina, çocukken asik olduklari film yildizina, bazi sarkilara, hatiralari olan esyalarina fazlasiyla baglidirlar. Ve kabul etmek istemeselerde giderek annelerine benzemeye baslarlar. Bazen hayati hem kendilerine hem de çevrelerine zor kilarlar.
    Ancak onlarla ömürlük iliskileriniz olur. Yasami genis alanlara yaymayi, tutkuyu agir agir kesfetmeyi, bir gögse dayanarak uyumayi, güne erken aslamalari, yagmurdan sonra toprak kokusunu duymayi ve her aradiginizda orda olacagini bilmenin huzurunu yasarsiniz.
    Pek çok kadin da, pek çok erkek de; hep 'orada' olan fanila giyen kadinlarla yasamin gerçekligine ait detaylarini paylasmak yerine, zor vakitlerde sigindiklari bir liman olarak görürler onlari. Ve unutmayin fanila giyen bir kadinla dostluk yasamamissaniz, yahut fanila giyen bir sevgiliniz olmamissa, yada anneniz fanila giymiyorsa henüz ruhunuzun kapali bir penceresi var demektir.


    Ruhunun pencereleri ardina kadar acik mechul bir yazardan..