Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Elif tarafından 23 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.653
    Beğenildi:
    5.191
    Ödül Puanları:
    438
    Söyle sevda içinde türkümüzü
    Aç bembeyaz bir yelken
    Neden herkes güzel olmaz
    Yaşamak bu kadar güzelken?
    İnsan, dallarla, budaklarla bir
    Aynı maviliklerden geçmiştir.
    İnsan nasıl ölebilir,
    Yaşamak bu kadar güzelken?
    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
    NEREYE ?

    Nereye sevdiğin benim , inandığım nereye ,
    Rüyaların yarasalar gibi uçuştuğu geceler içinden.
    Dalgınlığımla hareketlerini seçemiyorum ,
    Varlığının altın kafiyesini arıyorken ben .

    Hangi dünyaları dolaştıktı bilmiyorum ,
    O nasıl bir adaydı , nasıl bir deniz .
    Gök , bir söğüt dalı gibi eğilmişti sulara doğru ,
    Ve eğilmiştik o dal gibi hayata doğru ikimiz .

    Kim ellerini alnımda gezdirirken o ten , ses ile ,
    Bana kalbin musikisini verecek , haberi olmadan.
    Geceyi avuçlarımda siyah bir gül gibi duyuyorum ,
    Ve sen misin bilmiyorum bu gülü bırakan .

    Nereye , ey göz yaşlarımın sıcaklığı ,
    Ki başka birisi yok beni duyan .
    Rüyalar nereye gidiyor , anlamıyorum ;
    Ve sen nereye gidiyorsun , hatıralardan .

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

    UYARI
    Neyi bölüştük binbir ışıktan
    Binbir gece
    Kirpiklerim ıslanmış duy beni,
    Haydi dön
    Kötü düşüncelerden öte
    Yitirmiş varlığımız anıları nicedir
    İstesek de istemesek de bu
    Haydi dön
    Çok var dağlara, yıldızlara, ormanlara
    Ölüme çok
    Bir daha uyandırmayacağım
    Haydi dön...
    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
     
  2. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  3. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.653
    Beğenildi:
    5.191
    Ödül Puanları:
    438
    1914 yılında İstanbul'da doğdu. Kuleli Askeri Lisesi'ni ve Harp Okulu'nu bitirdi (1935). 1950 yılında kendi isteği ile ordudan ayrıldı. Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü'nde, Çalışma Bakanlığı'nda İş Müfettişi olarak çalıştı (1960). İstanbul Aksaray'da Kitap Kitabevi'ni kurdu, yönetti. Türkçe adlı bir dergi çıkardı (1960-1964). Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyesiydi.

    Yavaşlayan Ömür adlı ilk şiiri 1933'te İstanbul dergisinde çıktı. Aile, Ataç, Çağrı, Devrim, İnkılapçı Gençlik, Kültür Haftası, Türkçe, Türk Dili, Türk Yurdu, Varlık, Vatan, Yeditepe, Yücel, Yenilik, Yön, gibi dergi ve gazetelerde şiirlerini yayımladı. Şiirlerinde mağara devri insanlarından günümüz insanına dek insanın, iç ve dış dünyasını benzersiz anlatımıyla işledi. İlk yapıtından başlayarak Türk şiirine yepyeni bir anlam, kavrayış ve ses getirmiştir. Şiirimizin en verimli sanatçısıdır, şiirini sürekli olarak yenileyen özelliği ile Türk Şiirinin Ses Bayrağı nitelemesine değer görüldü.

    ESERLERİHavaya Çizilen Dünya (1935)
    Çocuk ve Allah (1940)
    Daha (1943)
    Çakırın Destanı (1945)
    Taşdevri (1945)
    Üç Şehitler Destanı (1949)
    Toprak Ana (1950)
    Aç Yazı (1951)
    İstiklâl Savaşı-Samsun'dan Ankara'ya (1951)
    İstiklâl Savaşı-İnönüler (1951)
    Sivaslı Karınca (1951)
    İstanbul- Fetih Destanı (1953)
    Anıtkabir (1953)
    Asû (1955)
    Delice Böcek (1957)
    Batı Acısı (1958)
    Hoo'lar (1960)
    Özgürlük Alanı (1960)
    Cezayir Türküsü (1961)
    Aylam (1962)
    Türk Olmak (1963)
    Yedi Memetler (1964)
    Çanakkale Destanı (1965)
    Dışardan Gazel (1965)
    Kazmalama (1965)
    Yeryağ (1965)
    Açıl Susam Açıl (1967)
    Kubilay Destanı (1968)
    Haydi (1968)
    19 Mayıs Destanı (1969)
    Cinoğlan (19819
    Hin ile Hincik (1981)
    Güneş Doğduran (1981)
    Çıplak (1981)
    Yunus Emre'de Olmak (1981)
    Nötron Bombası (1981)
    Koşan Ayılar Ülkesi (1982)
    Dişiboy (1985)
    İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985)
    Takma Yaşamalar Çağı (1986)
    Uzaklarla Giyinmek (1990)
    Dildeki Bilgisayar (1992)
     
  4. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  5. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    AF AKSAMI

    Af buyruğuyla açılmıştı hapishane kapısı
    Taşıyordu koca burunlar tıraşlı enseler kara çeneler
    Dizleri eğri omuzları çarpılmış sırtlar çıkık dökülüyordu
    Vakitlere kapanmış büyük karanlıklardan
    Taşıyordu vay dökülüyordu vay
    Yırtık pis bitli çirkin
    Sokağı dolduruyordu terli can uğultusu

    Geçiriyordu avucunu şaşkınlıkla saçından saçından
    9 yıl yatmış

    Kolunda anası kucağında yavrusu
    Doldurmustu kapının önünü kalabalık
    Kimi ta dağ köylerinden koşmuş
    Kimi ta denizlerden
    Bir özlem sarmış bağrı ölümden yüce
    Sevgiyle arıyorlar parçalarını
    Heybelerinde ekmek destilerinde su

    Bir türlü inanamıyordu sokaklara sokaklara
    20 yıl yatmış

    Gönüllere sığmaz olmuş kavuşmak duygusu
    Öyle sarılır ki geçmişe
    Erir göğsü göğsünde tutuklunun
    Pişmanlık kavaklar tarlalar davarlar için
    Pişmanlık gemilere düğünlere ırmaklara
    Pişmanlık beşiklerden kağnılardan sessiz
    Yerce gökçe değil insan dolusu

    Çılgınca kucaklıyordu hepimizi hepimizi
    5 buçuk yıl yatmış

    Taşar içerde kalanların sorusu
    Çubuk demirler arkasından maviliğe
    Hem esenliğe ermiş hem yaşlı yelcek
    Bir yurt türküsü yeniler karanlığı
    Zaman yeğnik değildir yeğniktir
    Dön de gör ananı belleyecek
    Boş koğuşlar kurmuş pusu

    Sönük gözü aydınlıkla büyüyordu büyüyordu
    8 yıl yatmış

    Çıkınlarda gecenin binlerce gecenin uyunmamış uykusu
    Bir yorgunluk çökünce yürünmüş yeryüzünden
    Kalabalıkta dağılır birer ikişer özgür
    Doğuya batıya kuzeye güneye özgür
    Yüreklerinde bir çığ
    Yaşamak sevinci vay
    Yaşamak korkusu

    İnmeli yani sıçrıyordu havaya havaya
    17 yıl yatmış....

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
     
  6. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  7. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    AGIR HASTA

    Üfleme bana anneciğim korkuyorum
    Dua edip edip, geceleri.
    Haytayım ama ne kadar güzel
    Gidiyor yüzer gibi, vücudumun bir yeri.

    Niçin böyle örtmüşler üstümü
    Çok muntazam, ki bana hüzün verir.
    Ağarırken uzak rüzgarlar içinde
    Oyuncaklar gibi şehir.

    Gözlerim örtük fakat yüzümle görüyorum
    Ağlıyorsun, nur gibi.
    Beraber duyuyoruz yavaş ve tenha
    Duvardaki resimlerle, nasibi.

    Anneciğim, büyüyorum ben şimdi,
    Büyüyor göllerde kamış.
    Fakat değnekten atım nerde
    Kardeşim su versin ona, susamış.

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
     
  8. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  9. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    AKDENİZ ŞİİRLERİ

    Sen Deniz Gök,
    Bir an dursanız uykuda
    Büyür bir yosun geceye karşı.

    Tedirgin olur ölüler
    Bir an yaslansanız karanlığa,
    Sen Deniz Gök.

    Dalarım engine
    Ki yaşadığım
    Anladığımdr.

    Roma'yla Kartaca'nın arasında
    Yüzer, sevgi sevgi
    İstanbul.

    Böler bir kuş düsüncemi ikiye
    Maviden
    Yarıda kalır içki.

    Dersin ki
    Ellerimize değecek
    Yıldızlar
    Büyüyecek büyüyecek de.

    Dersin ki
    Bir aydınlığı var
    Sevgililer için,
    Karanlık sessiz de.

    Dersin ki
    Uyuyamıyorum
    Yalnızız
    Gece, mavi de.

    Sessizdi yeryüzü
    Yeryüzünde bircik Akdeniz vardı
    Akdenizde
    Yalnız ikimiz.

    Beni seviyor musun dedim,
    Yumdu gözlerini uzaklığa,
    Tam sorulacak an, diye gülümsedi,
    Tam sorulacak yer.

    Bir kocaman yeşil bir kocaman boz
    Yellerde
    Çarpar birbirine çarpar enginlere dek.

    Dalgaların ucunda yıldızların ucu
    Her köpük bir fırtına
    Her köpük bir evren.

    Su deniz su gök gizlenebilir
    Seni sevdiğim
    Gizlenemez.

    Havaya da yalıma da ağaca da benzer ama
    En çok suya benzer
    Sevgimiz.

    Morluğun acısı var sonu yok
    Karışır yaşamımıza
    Kendiliğinden.

    Herkes ölünce toprak olurmuş
    Hayır hayır
    Bizim su olacağımız besbelli.

    Akdeniz enginlerde kararmaktadır
    Ama
    Ben
    Öyle maviyim ki.

    Akdeniz bir gitmişlikle eski, uzak,
    Ama
    Ben
    Sahibi gibiyim yıldızların.

    Akdeniz seni bir daha yaratamaz
    Ama
    Ben
    Seni bir daha sevebilirim.

    Deli gibi bir gürültu, ansızın,
    Yırtılırcasına yarılır sessizlik,
    Düşünür Akdeniz.

    İşte uçaklar geçer havalarından
    Kalır mavilik üstünde apak izleri,
    Akdeniz anlar ve sever.

    Denizdir,
    Her aksam üstü
    Bütün düşüncelerde
    Gelip gider.

    Senin le
    Acısı
    Uzunluğu
    Aksi.

    Ve gece yarısıdır bu masmavi şey,
    Senin
    Uzaklarda
    Unuttuğun sessizlik.

    Duymuştun
    Bu türküyü
    Çok eskiden de.

    Bu türküyle anılarsın yelden
    Yeşilden
    Kadırgaların dibindeki sessiz yosunları.

    Bu Akdeniz dalgalarında bu türküde sen
    Varsın ışıl ışıl
    Ve yoksun biraz.

    İyice düşün bu bütün yaşamamızdır.

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
     
  10. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  11. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    ANIMSAMALAR-86

    Dünya kadar büyük bir günüydü çocukluğumun,
    Mektebe ilk gittiğim o altın sabah.
    Omuzumda kalmıştı el sıcaklığıyla
    Anamın okşarken söylediği bir "Bismillâh"

    Muhayyeleme sığmayan beyaz bir bina
    Ve kocaman bir bahçe ki oyundan büyük.
    Harfler kadar yabancı ve çirkin çocuklar
    Renk renk elbise, renk renk göğüslük.

    İlk ders bir bayramın son günü gibi soğuktu
    Gördük karatahtada, "Hesap" denen karaltıyı,
    Ezberletti kendi numarasını hoca, herkese;
    Ben de öğrendim iki haneli seksen altı'yı.

    Ve paydos gelmedi bir türlü odamıza
    Duvardaki levhaları ezberledim, masal gibi.
    Deminki çirkin çocukların oldu yavaşca hepsi güzel
    Ve o sevgiyle sevdim onları ki sızlatır daima kalbi.

    Oyunlar ve neş'elerle geçti o gün
    Ve tatlı rüyalar gibi bitti mektep.
    Bilgimi düşürmeden eve götürmek için
    İçimden seksen altı, seksen altı diyordum hep.

    Eve gelince kestim defterimden bir güle benzeyen iki rakamı
    Dolabıma yapıştırdım yan yana, bir zafer saadetiyle
    Ablalarımın göreceği saati bayram gibi bekledim
    TatlIydI bu bekleyiş mavi bir arifeden bile.

    Fakat şaşırmıştım iki rakamın yerini
    Dolap kadar, ev kadar guldü halime ablalarım.
    Anlar gibi durdumsa da, anlamadım yer değişse ne olur?
    Ki hâlâ para saydıkca o hayreti duyarım.

    Ki hâlâ yaşarım bir ayrılıkta o hayreti
    Dalarım 86, 68 diye bazen.
    Yer değiştirince başka şey olmak ne tuhaf
    Ne tuhaf ölümü duymak seksen altıdan!

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
     
  12. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  13. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    ASU

    Suçu büyüktü Asu'nun göklere
    Taş atmıştı güneşe doğru
    Bilinmeyen türküsünde
    Bilinmeyen çağından

    Açtı uykusuzdu sayrıydı
    Dolmuştu şeytanların soluğu derisine
    Kötü bir ışık
    Ve mavilikte duruşu çarpık ağaçların

    Sövmüş Tanrısına sövmüş
    Âsû Âsû
    Yakılacak yakılacak
    Âsû Âsû

    Doymuşlar bir ilk zaman içinde
    Ki sürer sıcaklığı karın karın
    Kartalla doymuşlar yılanla doymuşlar
    Doymuşlar yellerle yıldızla yalazla

    Var olmanın yeğnikliği alna çizilmiş
    Kötü ruhlar uyusun türlü boyalar içre
    Ve ta masallara uzanır
    Dudakların kızıl süsleri

    Agaç, davulların seslerinden
    Âsû Âsû
    Yeşiller allar sarılar
    Âsû Âsû

    Halay çeker korku
    Uzak kuşakların acısına karışık
    Yontulmuş taşlarda susar
    Güçsüz yumuşaklığı etin

    Büyünün kara kanını üfler boynuzlara
    Toprakta kök
    Açık bir esrikliktir apaçık bir uykudan
    Ve avın kurtuluşu işte

    Kişinin gücü Tanrının büyüklüğüne
    Âsû Âsû
    Yankılanır dağdan dağa insandan insana
    Âsû Âsû

    Devrilmiş gözleri ak
    Patlamış ürküden göğsü
    Bütün oba ateş bütün oba ölüm
    Bütün oba çırılçıplak

    Açlığı uykusuzluğu sayrılığı tükenmez ama
    Düşer elleri
    Yaşaması parlamaz ama Âsû'nun
    Ölüsü parlar

    Aydınlık yitiverir yeryüzü yalnızlığından
    Âsû Âsû
    Seni senin karanlığın sever ancak
    Âsû Âsû...

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
     
  14. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  15. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    BİTMEZ SESSİZLİK

    Ben sizin kardeşinizim ha peki söyliyebilirsiniz
    Nasıl evlendiğinizi
    Nasıl sevmediğinizi bir gece
    Peki söyliyebilirsiniz

    Sonra daha eskiden o resmin günlerinde
    Anneniz henüz çıldırmamıştı
    Saçlarınız altın gibiydi ak omuzlarınıza değerken
    Peki söyliyebilirsiniz

    Ağaçlara
    Gülerdiniz çok
    Ve bir masal kızlığı uyutmazdı sizi orman yeşerince
    Peki söyliyebilirsiniz

    Sonra kaçmıştınız evinizden
    Düşünceye yalnızlığa uykuya ölüme
    Bir yangın yıkıntısında çırılçıplak
    Peki söyliyebilirsiniz

    Bir kız bir oğlan duvarlarda taş gölgeler bir kız bir oğlan
    Yatmıştınız üçyüz genç bir dağ sığınağında siz
    Dışarda karın kurtlar soğuğu içinizde taş çağınca bir donukluk
    Peki söyliyebilirsiniz

    Ben yarın gidiyorum ha bir başka karanlığa
    Ben gömütlüklerle sessizim yaslıyım sağırım
    Artık sevgiye inanmıyorsunuz artık hiç kimseyi sevmiyeceksiniz peki
    Peki söyliyebilirsiniz

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
     
  16. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  17. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    BİR MEMET DAHA

    Topraktan mi çikti yari toprak bir yaratik,
    Gökten mi indi yari gök bir kartal.
    Bir Memet daha var oldu o sira,
    Tepenin dorugunda kalpagi al.

    Bir Memet oldugu besbelli,
    Saçlari basakta, gözleri çiçekte.
    Elleri ayaklari öylesin kocaman,
    Yüzü alti Memet'in yüzüne öylesin benzemekte.

    Vardi üç adimda masalcana,
    Agzi duman tüten makineliye, dev.
    Kabzeyi kavrar kavramaz basti tetige
    Fiskirdi namludan sonsuz bir alev.

    Allah Allah, sasti bütün daglar, bütün gök,
    Sasti dost düsman.
    Bu kimdir, bu kaçinci Memet'tir,
    Ölülerde dirilerde dondu kan.

    Görsen efsane, görmesen efsane,
    Duysan efsane.
    Uzak midir bayraktan düsen,
    Yakin midir ne?

    Bir parilti bir parilti tarihten,
    Tanrica dik.
    Yurdun ulusun kutsal gücü,
    Bu yedinci Memet, Memetcik...

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA
     
  18. 23 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  19. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    BU ELLER MİYDİ

    Bu eller miydi masallar arasından
    Rüyalara uzattığım bu eller miydi.
    Arzu dolu, yaşamak dolu,
    Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.

    Bilyaların aydınlık dünyacıkları
    Bu eller miydi hayatı o dünyaların.
    Altın bir oyun gibi eserdi
    Altın tüylerinden mevsimin rüzgarı.

    Topraktan evler yapan bu eller miydi
    Ki şimdi değmekte toprak olan evlere.
    El işi vazifelerin önünde
    Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi.

    Kaybolmus o çizgilerden
    Falcının saadet dedikleri.
    O köylü çakısının kestiği yer
    Söğüt dallarından düdük yaparken...

    Bu eller miydi kesen mavi serçeyi
    Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık.
    Yorganın altına saklanarak
    Bu eller miydi sevmeyen geceyi.

    Ayrılmış sevgili oyuncaklardan
    Kırmış küçücük şişelerini.
    Ve her şeyden ve her şeyden sonra
    Bu eller miydi Allaha açılan ...

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA