Ferman Karaçam Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Eski_dxuxnya tarafından 8 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    8 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  1. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86




    seni de vururlar bir gün ey acı
    uçuşup durduğun kanatlarından
    sazın sözün türkülerin tükenir
    ellerin koynunda kalakalırsın

    şakaklarına kar yağıyor bilesin ey acı
    gül açan yüzlerimizde
    göğeriyor rengin senin de

    biz seni
    tâ eskiden tanırız hani
    göğüslerimize taş olur inerden
    avuçlarımızda hira dağıydın

    al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde
    akdeniz rüzgarlarına karışan sendin

    biliyorum
    hiçbir tarıh yazmayacak ve bir
    sır gibi kalacak yakılan kitaplarda
    göbek bağı anasından henüz çözülmemiş
    bebelerimize mitralyözlerin okyanus ötesinden
    ayarlandığını

    seni de yakarlar bir gün ey acı
    bir taptuk kul gözlerinden vurursa
    parmakların eğri ağaç tutmaz
    çığlıkların çağlar aşar duymazsın

    ve ben biliyorum
    örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı

    ve ibrahim'in baltasını
    biliyorum

    nereden başladı bu kesik dans
    ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü
    insanlar kim?

    kim kimin yanında
    kim kimin karşısında

    meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim

    üsküdür kız lisesinde okuyan genç kız
    çantasında kimin fotoğrafını taşıyor

    kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar
    neden gülüyorlar ki

    seni de vururlar bir gün ey acı
    filistin'de sapan taşlı çocuklar
    dalın, kolun, fidelerin, budanır
    kuru bir kütükle kalakalırsın

    öyle bakmayın balkonlarınızdan
    fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu,
    damarlarımızı yırtıyor
    tuna nehri, onulmaz boşnak sızıları
    pompalıyor yüreğimize

    pilevne türküleri ağıtlara dönüşürken,
    çeçenya'da yiğitler
    inancın emeğin/ve aşk'ın
    kılcal damarlarına ulanıp sustular...
    ve ne bağdat'tan
    ne şam'dan
    ne mekke'den
    ne diyarıbekir'den
    ne istanbul'dan
    ne buhara'dan
    bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi
    duymuyor

    seni de vururlar bir gün ey acı
    halepçe'de soldurulmuş gül gibi
    bu sevdaya düşsen, sen de yanarsın
    suskun, sıcak, uzun yaz geceleri

    ve siz
    ey analar,
    hani siz, gecelerinizi böler, çocuklarınıza ninniler
    söylerdiniz

    hani siz, fatihler doğururdunuz...

    gelin-kızların giysileri kirletildi
    çocuklar hep yetim kaldı

    'elem yecidke yetimen feava'

    ve ben biliyorum
    ben biliyorum
    istanbul'un
    bağdat'ın
    diyarıbekir'in
    mekke'nin
    buhara'nın
    birbirine nasıl bağlandığını, nasıl çözüldüğünü/sonra
    ey insan
    ey insanlık
    ayağa kalk

    kolları ve bacakları budanmış delikanlıları
    boyunları gövdelerinden ayrılmış insanları
    gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu
    çocukları

    gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin
    ve bir gün
    bu dünya
    gül bahçesine dönecek
    bunu böyle bilin/ ve
    unutmayın
    .

    Ferman Karaçam

    .



     
  2. 16 Ocak 2008
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  3. eylull85

    eylull85 Guest

    yüreğini bana bırak sevdiğim
    tadında kalsın her şey
    mavi kalsın sahaflar
    büksün boynunu dergiler
    git
    menzilden alınmış seherlerin var yaşanacak
    sesin var
    bahar gibi akan yüreklere
    umutların
    göğün var senin yıldızlarla dolu
    git
    eylül gözlerin var senin
    zümrütten
    adında nilüferler yaşar
    yüzünde ay doğar
    alnında zührem parlar engin mavilerden
    yeşil doruklara şarkılar kondurursun
    gölgesini öpmeye gelirim akşamüstü
    hatıralarının
    git
    uğrunda ölecek köleyi
    bir bıçkın kader vuruşuyla tarumar
    bırak yüreğini bana sevdiğim
    uğultusu olurum kıyametin
    çırpınışı çaresizliğin
    kanadına tutunurum umudun
    ve gittiğin yollara
    boyun büker
    yetim yetim bakarım
    git sevdiğim
    gözün kalmasın arkada
    sen gidince adını bestelerim
    binbir makamda
    git sevdiğim

    Ferman Karaçam