Ferza'nın Tamtamları!!!

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve Ferza tarafından 2 Nisan 2009 başlatılmıştır.

    2 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Ferza
  1. Ferza

    Ferza Mevsimlerden Firar! Pro Üye

    Katılım:
    24 Mart 2007
    Mesajlar:
    978
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    86
    Yüreğimin en güzel köşesi bu!!

    Kalp bazen öyle şeyler söylemek ister ki; dil ne kadar telaffuz etmeye çalışsa da hep yetersiz kalır...
    Ama hep kendini anlatma derdindedir yürek ve asla vazgeçmeyecektir; son kez tıklayana kadar...

    Deneme yazılarımı, ifade etmeye çalıştığım duygularımı, kendime ait paylaşımlarımı bir başlık altında toplamanın doğru olacağını düşündüğüm için açtım bu konuyu...
    Umarım güzel paylaşımlar yaşarız hep billikte....

    Sevgilerle!!! a.s.​
     
    Son düzenleme: 7 Mayıs 2009
  2. 2 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Ferza
  3. Ferza

    Ferza Mevsimlerden Firar! Pro Üye

    Katılım:
    24 Mart 2007
    Mesajlar:
    978
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    86
    Üniversite yıllarımda seçmeli ders olarak ebru sanatıyla uğraşmıştım bir süre...
    Nasıl da ihtişam dolu bir sanattır o öyle... İnsanı kendine hayran bırakır, su üstüne işlediği nakışlarla..

    Şimdi bakıyorum da, yazık ki sanatı da sanatlıktan çıkardılar...

    Satılan hazır sentetik boyalarla, plastik fırçalarla yaptıkları şeyin adına ebru diyor bazıları...
    İçimi bir hüzün kaplıyor, o sanata edilen hakareti görünce...

    Hayır, boşa değil söylediklerim...
    Öncelikle çok özel bir sanattır o..
    Sabır ve emeğin bir sonucu olarak kendi güzelliğini çıkartır ortaya..

    Mesela; sadece gül dalı olmalıdır onun fırça sapı, başka bir bitki dalı anlatamaz onu...
    Üstelik bir sene öncesinden, bahar ayında, gül ağacının en düzgün kısmından kesilmeli ve bir sene kadar gübre içine yatırılıp terbiye edilmeli...

    Bunu hocamızdan ilk duyduğumda aklıma gelen şuydu:

    " Anne olurken bile, 9 ay 10 gün beklemek durumunda insan.. Yani 280 gün...
    Demek, her güzelliğin bir olgunlaşma süresi vardı...
    Ve iyi olan her şey, sabır gerektiriyordu...
    Belki de, ilahi kanun gereğiydi bu...
    Belki de yaratıcı; iyilik ve güzellik hazinesini zorluk perdesi altında saklayarak değeri anlaşılsın istemiştir...
    Öyle yaa! Kolay kazanılanın, kıymeti de az oluyordu..."

    Ebru !! Su üstüne yazı yazmak! Ne güzel bir ifade aslında...
    Su üstüne yazı yazılabiliyormuş demek...

    Demek, imkansız görünen şeyler, aslında değilmiş de, onu imkansızlaştıran bizlermişiz..

    Çok hayret ettiğim bir şey de; ebru sanatında, bir anlamda, ustalık diye bir şeyin olmaması...

    Ne kadar usta bir ebruzen olsanız da, size asıl yol gösteren, asıl sanatçı, ebru teknesindeki kitreli sudur..
    Sadece, suyun şekillendirdiği resimler çıkar ortaya ve bilemezsiniz karşınıza ne çıkacağını...

    Boyaların hazırlanması ise, öyle bir sabır işi ki; tahammül etmesi her yüreğin, her bileğin harcı değil...
    Öyle piyasadan alınan sentetik boyalarla olmuyor bu işler, bir adabı var...

    Önce bulacaksın bir kere, iyi bir toprak boyası...
    Toprakla suyun aşkını, toprakla suyun kavuşmasını resmedeceksen eğer; bu işin yolunu yordamını bileceksin...
    Zaten, insanın kendi aslı da toprak ve sudan gelmiyor mu?

    Pürüzsüz bir cam üzerinde, spatulayla, tek renk boyayı en az iki saat kadar bastırarak ezmen gerekiyor ki, boya iyice terbiye olsun..
    Boyayı ezdiğin kadar güzellik elde edersin...
    Sabrın ve emeğin kadar yersin..

    Bir de, boyayı inceltmek için, öküz ödü bulman ve başka bir şey için asla kullanmayacağın bir kapta, çok tenha ve havadar bir yerde kaynatman gerek...
    Unutma; çevrende insanlar olmamalı ve mutlaka açık alan olmalı.
    Kaynattığın öküz ödü, çok kötü bir koku yayar çünkü...
    Ne yazık, iyi bir iş ortaya çıkarmak istiyorsan, buna katlanman gerek; başka yolu yok...
    Var da; diğerleri işin hikâyeden tarafı...

    Sanatkâr insan, ruhunu hep sabırlar yumağında yoğurduğu için, her zaman farklıdır diğerlerinden.
    Bakışı bir başka mana; suskunluğu en büyük haykırış gibi gelir bana...

    Hep saygıyla eğilme gereği duyarım önünde...
    Emeğine duyduğum saygı ve hayranlık, beni sanatkarın karşısında boynu bükük bırakıyor..

    Nasıl hayran olmayım ki; siz söyleyin..
    Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?
     
    Son düzenleme: 7 Mayıs 2009
  4. 2 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Ferza
  5. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Yüreğine sağlık...
    Ne zamandır sitede özlediğim kendine has yazılar...

    Paylaşım için teşekkürler..kahvemi içerken okumak güzeldi
     
  6. 3 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Ferza
  7. Ferza

    Ferza Mevsimlerden Firar! Pro Üye

    Katılım:
    24 Mart 2007
    Mesajlar:
    978
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    86
    En sevdiğim mekandı Pier Lotti!

    Hayatımdaki en özel iki insanla, hayatımın en güzel iki anını yaşadığım, en unutulmaz mekan....
    Canımın içinde can olan oğlum ve candan öte sevdiğim...
    Gözlerinde ab-ı hayat bulduğum iki varlık...

    Orası bana öyle şeyler anlatıyor ki, tarif edemiyorum.
    Sanki dünyada, hazzın doruğa ulaştığı bir masal diyarı!!...
    Sanki İrem Bahçesi!!... Belkıs'ın Sarayı!!

    Mübarek Eyüp'ten yukarı doğru çıkarken içinden geçtiğim mezarlık, çok şeyler söylüyor bana...
    Kendi BEN'liğinden vazgeçmeden, "Aşk'a" ulaşmak imkânsız diyor sanki kulaklarıma usulca...
    Olmak için, vazgeçmeyi bilmeli...

    Usul adımlarla tepeye doğru çıkarken, bana eşlik eden mezar taşlarına takılıyor gözüm...
    Bir kısmı gıyabında tanıdığım ve hayran olduğum isimler...
    Hele bir şair var ki, her gittiğimde hayranlıktan ürperir içim....

    Ve daha nice mezar taşları, nice hayatları saklıyor içinde...
    Onlar ne mesut insanlar ki, ebedi istirahatlarını öyle bir mekanda yaşıyorlar...

    "Acaba?" diye geçiriyorum içimden; " Bize de nasip olur mu, bu mekanda istirahat edebilmek? Keşke!!..."

    Gitgide yorulan ayaklarım, garip bir haz duyuyor bu yorgunluktan.
    Orada sanki yorulmayı seviyor ayaklarım; sanki huzur meltemi yüzüme çarpıyor...


    Sonunda İstanbul'u ayaklarımın altına seren tepeye ulaşıyorum...
    Boş bulduğum bir masaya oturup seyre dalıyorum hem İstanbul'u, hem hayatı...

    Atii ve mazii kardeş sanki orda..
    Geçmiş ve gelecek, iki avucumda!!
    Önümde seyrine doyamadığım bir haz manzarası, dalıp gidiyorum öylece...

    Başka bir yerde varamadım orada içtiğim kahvenin tadına hiç bir zaman, orada akan coşkun ırmaklarım başka yerde akmadı asla...
    Sevdiğim iki insanın gözlerine, oradaki kadar derin, oradaki kadar içten bakamadım bir daha.

    Ne zaman içim kararsa, gözlerimi kapıyorum ve sessizce aşkın tarifi olan mekana yol alıyorum yavaştan...
    Ruhumda hazzın tamtamları çalıyor sonra...
    İçimin karanlıkları kayboluveriyor hemen; yüzüme meltem serinliği çarpıyor; acı kahvenin kokusu içime işliyor; sanki apayrı bir dünyanın kapısını aralıyorum ve sevdiklerim beni arasına alıyor...​
     
    Son düzenleme: 7 Mayıs 2009
  8. 3 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Ferza
  9. Cevrimhici

    Cevrimhici Şampiyon Belli 2. Kim? Pro Üye

    Katılım:
    5 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    4.786
    Beğenildi:
    222
    Ödül Puanları:
    113
    " Anne olurken bile 9 ay 10 gün beklemek durumda insan.. Yani 280 gün...
    Demek her güzelliğin bi olgunlaşma süresi vardı.
    Ve iyi olan her şey sabır gerektiriyordu.
    Belki de ilahi kanun gereğiydi bu...
    Belki de yaratıcı; iyilik ve güzellik hazinesini zorluk perdesi altında saklayarak değeri anlaşılsın istemiştir...
    Öyle yaa!!! Kolay kazanılanın, kıymeti de az oluyordu..."


    ınsanın,paranın ve hayatın...
    Neyin kıymetini bilir olduk ki...
    Ondandır gece yarısı kalkıp suya kanma(ma)larımız..

    Yüreğine sağlık..Takibinde olacağım...
     
  10. 3 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Ferza
  11. Ferza

    Ferza Mevsimlerden Firar! Pro Üye

    Katılım:
    24 Mart 2007
    Mesajlar:
    978
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    86


    Sizinle yüreğimin lisanını paylaşmak kadar, daha güzel ne olabilir?

    Çok teşekkür ederim.. a.s. ​
     
    Son düzenleme: 7 Mayıs 2009
  12. 3 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Ferza
  13. Ferza

    Ferza Mevsimlerden Firar! Pro Üye

    Katılım:
    24 Mart 2007
    Mesajlar:
    978
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    86

    Canım ablam; sana bilhassa ilk ziyaretçim olarak, çok teşekkür etmeyi borç biliyorum..

    Yerin, bende her zaman ayrıdır..
    Sevgin de öyle... a.s.
     
    Son düzenleme: 7 Mayıs 2009
  14. 3 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Ferza
  15. incitanemtuana

    incitanemtuana EVLI MUTLU IKI COCUKLU :) Pro Üye

    Katılım:
    10 Aralık 2007
    Mesajlar:
    25.557
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    198
    harika paylasimlar ya yüregine saglik tatlim gece gece iyi geldin bana inan hep gülmek hep oyun topiginde olmak hep yemek bölümünde göz gezdirip bakarken agzimin suyu akmasi ve yemeden kilo almam olmaz dimi ama :)
    süpersin inan ne yazicagimi sasirdim
    sana sonsuz [​IMG] canim arkadasim dvm larini 4gözle beklicem
     
  16. 3 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Ferza
  17. Ferza

    Ferza Mevsimlerden Firar! Pro Üye

    Katılım:
    24 Mart 2007
    Mesajlar:
    978
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    86
    Sevgili arkadaşım, biliyor musun?
    Ben de, hep senin nezaketine ve duruşuna hayran kalmışımdır..
    Hoş geldin... :1hug:​
     
    Son düzenleme: 7 Mayıs 2009
  18. 3 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Ferza
  19. HeartLess

    HeartLess HUZUR MELEĞİMSİN SEN.. Pro Üye

    Katılım:
    20 Ekim 2007
    Mesajlar:
    12.846
    Beğenildi:
    29
    Ödül Puanları:
    198
    Ellerinize,yüreğinize sağlık arkadaşım...
    gerçekten keyif alarak okudum...
    özellikle ebru sanatı benim çok ama çok ilgimi çeken bir sanattır...
    paylaşımlarınız için teşekkürler..
    sevgiyle kalın...