Fethiye // Faralya: Kelebekler Vadisinin Kanatlarında

Konusu 'Adım adım Türkiye' forumundadır ve radika tarafından 4 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

    4 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : radika
  1. radika

    radika Popüler Üye Üye

    Katılım:
    22 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.046
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    [​IMG]

    Faralya: Kelebekler Vadisi’nin kanatlarında

    Memleketim Fethiye'yi yazmaya başlarken; eşsiz Ölüdeniz’i, çam kokulu koyları, Likya Yolu’nu, tarihten fırlamış hayalet şehir Kayaköy’ü, rengarenk kelebeklerin uçuştuğu vadiyi, yani tüm güzelliklerini iyi yansıtabilecek miyim diye düşündüm.

    Neresinden başlamalıyım acaba? Önce Kentin tarihini-sokaklarını-plajlarını-limanını-yemeklerini mi anlatmalıyım, yoksa doğal Faralya’yı, Kelebekler Vadisi’ni, serin Saklıkent’i, dünyaca ünlü kumburnu ve yamaç paraşütüyle Ölüdeniz’i, ilginç Kayaköy’ü, eğlenceli Hisarönü’nü, tekne turlarıyla gezilen koyları-adaları, geçmiş uygarlıkların izinde trekking yapmayı mı? Sonunda benim de görmediğim bir yerinden başlamaya karar verdim. Ormanlarla kaplı bir tepenin başından denizi görme hayalim beni peşinden sürükledi ve Faralya’nın bozulmamış doğal ortamı içinde buldum kendimi.

    Fethiye’ye 22, Ölüdeniz’e 8 kilometre mesafede, üç mahalleden oluşan ve resmi adı Uzunyurt olan bu köy, dik dağ yamacı boyunca uzayıp gidiyor. Sırtını kızıl çam ormanlarıyla kaplı sarp dağlara yaslamış bu köy, tarihi Likya Yolu üzerinde bulunuyor. SİT alanı kapsamındaki bu yörede, karşınıza her an bir lahit, ya da tarihten başka bir kalıntı çıkıveriyor. Faralya’nın girişindeki Hisar Mahallesi’nden Kelebekler Vadisi’nin önünde uzanmış deniz görünürken, Orta Mahalle Aktaş Plajı’na bakıyor, Kabak Mahallesi ise Kabak Koyu’nun tepelerinde yer alıyor.



    [​IMG]

    [​IMG]
    Ormanın kucağında denize bakan Su Değirmeni
    Kalacağım butik otel Su Değirmeni, Faralya’nın girişinde, ormanın içinde. Patikadan dağa doğru ilerliyorum ama, kızıl çamların, ardıçların, kekiklerin, defnelerin, incir, zeytin ve çeşitli meyva ağaçlarının arasında kaybolmuş tesisi kapısına gelince görebiliyorum. Otelin tecrübeli çalışanı Medine, önce oteli ve bahçeyi gezdiriyor. Ağaçların-sarmaşıkların-çiçeklerin iç içe geçtiği büyük bahçede; her taraftan asmalar sarkıyor, eskiden değirmeni çalıştıran su ahşap oluktan şırıl şırıl akıyor, kelebekler uçuşuyor. Otel binaları, kullanım alanları ve havuz; değirmen ve orman dokusu korunarak taş-ahşap karışımı kullanılarak yapılmış. Bazıları salonlu-mutfaklı apart tarzında olan geniş, konforlu ve ferah odalar, çok temiz. Keten perdeler, yerde kilimler, otantik aksesuarlar, ahşap dolaplarıyla sade döşenmiş otel odaları, deniz manzaralı geniş bir terasa açılıyor. Yemek masaları, bahçeyi, havuzu ve denizi gören geniş bir taraçaya hazırlanmış. Sabahları, ev yapımı ekmekler, reçel çeşitleri, yörenin nefis çam balı, pekmez-tahin, tereyağı, yumurta, keçi peyniri ile doğal köy kahvaltısı ile güne başlıyoruz. Kahvaltıda mutlaka üzerine bol yoğurt konulmuş meyva salatası ikram ediliyor. Akşam yemekleri; yörede yetişen organik ürünlerle Türk usulü hazırlanmış çorba, güveç, yaprak sarması, balık, mücver, zeytinyağlı mezeler, salata çeşitleri gün batımının denizdeki muhteşem kızıllığı seyredilerek keyifle yeniyor, içkiler yudumlanıyor. Ev sahibi Brigitte Özbalı Hanım, akşam yemeklerinde misafirleriyle tek tek ilgilenerek sohbet ediyor.
    [​IMG]
    Kelebekler Vadisi’nin tepesindeki George House
    Çevreyi keşfetmeye Kelebekler Vadi’sinden başladım. En uygun noktanın George House olduğunu söylediler. Aşağıya doğru yürüyerek 10-15 dakikada ulaştığım tesis, Kelebekler Vadisi’nin tam tepesinde. Yabancı bir gezginin buranın sahibi Rıdvan Bey’e “George amcama ne kadar benziyorsun?” demesi üzerine buranın adı George House olarak kalmış. Bu mütevazi aile işletmesine gelenler bungalovlarda, ağaç evlerde, binadaki odalarda veya kendi çadırlarında konaklıyor. Dolmalı-sarmalı-zeytinyağlı Türk yemekleri ailenin kendi yetiştirdiği doğal sebzelerden yapılıyor. Kahvaltı yöre ürünlerinden. Kahve, çay, su gün boyu bedava. Müşteriyle ilişki içten. Burada İngiliz, Avustralyalı, Fransız, Kanadalı gezginleri görebilirsiniz. Kelebekler Vadisi ailenin en küçük oğlu Hasan Bey’den soruluyor. O sadece müşterilerine değil herkese rehberlik yapıyor, Faralya’yı-Fethiye’yi tanıtıyor, isteyene yürüyüş yaptırıyor. Sohbete ara verdim, çünkü güneş batmak üzereydi ve ben fotoğraf çekmek üzere uygun bir yer buldum kendime. Vadi tabanının 300 metre yukarısından görülen manzara inanılmazdı, vadi derin bir uçurum gibiydi, beyaz bir kumsal önündeki uçsuz bucaksız Akdenize açılıyordu. Peş peşe bastım deklanşöre.



    [​IMG]

    Bir yanımız deniz, diğer yanımız kekik ve adaçayı kokulu orman
    Sabahleyin Hasan Bey’in Rehberliğinde, Kelebekler Vadisi’nin yanı başından başlayarak Aktaş Plajı’nda biten üç saatlik doğa yürüyüşü yaptık. Vadiyi her cepheden görerek, uzaklarda beyaz bir şerit gibi seçilen Ölüdeniz plajına, girintili çıkıntılı koylara bakarak ve her anı fotoğraflayarak ilerledik. Bazen yamaçlardan, kayalıklardan keçi gibi tırmanıyor, bazen kızıl çamların, meşelerin, defnelerin arasındaki patikadan yürüyor, bir o çiçekten bir bu çiçeğe kelebekler uçuşuyor, önümüzden sincaplar kaçışıyor. Rehberimiz bana siyahlı-beyazlı kırmızılı renkte bir kaplan kelebeği gösterdi ama, fotoğrafını çekemedim. Bir yanımızda mavi mavi kıpırdaşan, beyaz yelkenlilerin süzülerek gelip geçtiği deniz, diğer yanımızda bir ayağımızı attığımızda kekik, diğer ayağımızı attığımızda adaçayı kokan orman. Yürüyüşçüler için işaretlenmiş bu 8 kilometrelik patika, (Faralya’dan Aktaş’a 5 km) Faralya’dan Kabak Koyu’da kadar devam ediyormuş. Ormanın bağrındaki küçük bir koyda, bembeyaz kayaları, büyüklü küçüklü taşları, ak kumsalıyla Aktaş Plajı göründü. Diğer yürüyüşçü mavi suları görür görmez atıverdi kendini denize.
    [​IMG]
    Kabak Koyu: Sarp dağların ortasında doğal yaşam
    Minibüsle Kabak Koyu’na ulaştığımız yer, son karayolu noktası. Yol burada bitiyor, sarp dağlar başlıyor. Zaten Faralya-Fethiye yolunu asfaltlama son iki yılda tamamlanmış. Hatta Kabak Koyu’na kadar 2 kilometrelik kısım hala stabilize. Koyun başında karşılaştığım grup herhalde hippi olarak tanımlanan kişilerden oluşuyor. Erkeklerin saçı ve sakalı birbirine karışmış, kızlar salkım saçak giyinmişler. Bazılarının saçı Jamaikalı şarkıcı Bob Marley’inki gibi örgülü (bu örgülü tiftik tiftik yapılmış saç biçimine Rasta deniyormuş). Kıyafetler rengarenk. Bu grubun fotoğrafını aşağıda çekerim diye düşündüm ama, hiçbirine rastlayamadım. Hangi çadıra veya kulübeye girip kayboldular anlayamadım.
    Bu sarp yamaçtan aşağıdaki sahile nasıl ineceğimi soruştururken, yürüyerek veya ciple inebileceğimi söylediler. Ciple inmeye karar verdim. Yolun bozukluğunu kelimelerle anlatmaya imkan yok.Yukarıya çıkarken arabadaki bir tatilci,”Sakın hamileler bu yolda arabaya binmesin, bebek erken doğabilir.” Dedi. Sanırım en iyi tarif budur. Aşağıda ilginç tabelalı çok sayıda kamp var. Ağaçtan derme çatma, üstü sazlarla örtülmüş Afrika yerlilerinkine benzeyen kulübeler, yerlerde çadırlar. Ahşap taraçalar üzerine kafeler, lokantalar dizilmiş. Bu mekanlara minderli rahat oturma yerleri yapılmış, sehpalar, masalar sıralanmış. Çamlar, devasa kaktüsler, renk cümbüşü içindeki zakkumlar-nar ağaçları-begonviller-sardunyaların arasından geçerek sahile ulaştım. Ölüdeniz gibi beyaz incecik kumsalı var, mavi ufuklara doğru açılan berrak güzel denizi.


    [​IMG]
    Konuştuğum herkes sahile iniş yolunun böyle kalmasını istiyor. Yol düzelirse insanların buraya akın edeceğini, doğal yapının bozulacağını söylüyorlar. Burası konfor aramayan, doğal hayatı seven, yürüyüş yapmaktan keyif alan, maceracı ruhlu tüm dünya vatandaşlarını ağırlıyor. Buraya bir dahaki gelişimde, zinhar ciple inmeyeceğim. Bozulmuş yoldan değil de, doğal patikadan yürüyerek ineceğim.
    Memleketimin benim de yeni keşfettiğim bu egzotik köşesi Faralya’da, pansiyon işletmeciliği, butik oteller, normal standartta oteller bulunuyor. Burada ister doğa gezginleri için tamamı işaretlenmiş olan Likya Yolu’nda yürüyün, kelebeklerin uçuştuğu vadiyi görün, tekne turlarına katılıp koyları keşfe çıkın, isterseniz arabayla 10-15 dakikalık mesafedeki Kıdırak Plajı’nda veya Ölüdeniz Kum Burnunda güneşin ve denizin keyfini çıkarın.

    Alıntı
    Haziran 2009
    Fotoğraflar: Ayşe Dönmez
     
  2. 30 Eylül 2009
    Konu Sahibi : radika
  3. BenDenizYildizi

    BenDenizYildizi Guru Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2006
    Mesajlar:
    3.806
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    348
    [​IMG]


    geçenlerde bende gittim bu koya muhteşem bir yer hayran kaldım.kafa dinlemek için mükemmel kabak koyu
     
  4. 30 Eylül 2009
    Konu Sahibi : radika
  5. radika

    radika Popüler Üye Üye

    Katılım:
    22 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.046
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Denizyıldızı eklediğin resimler için teşekkürlera.s.
     
  6. 17 Aralık 2010
    Konu Sahibi : radika
  7. Beren

    Beren <3 Üye

    Katılım:
    18 Eylül 2010
    Mesajlar:
    11.067
    Beğenildi:
    61
    Ödül Puanları:
    203
    allahım harika yaa bu yaz buraya gitmeyi planlıyorumm o nasıl bir denizzzzzzzzzzzzz