Fıkra değil hepsi gerçek

Konusu 'Komik Yazılar' forumundadır ve asiyah tarafından 3 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    3 Nisan 2008
    Konu Sahibi : asiyah
  1. asiyah

    asiyah özer&berke Üye

    Katılım:
    29 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.890
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    Araştırmacı yazar Fatih Sultan Kar, Rize'de yaşanmış fıkra gibi olayları
    derleyip kitap haline getirmiş.


    İşte o kitaptan yaşanmış olaylar:

    BİR ŞEY YAPAMAZ MIYIZ?


    ay TV Genel Yayın Yönetmeni Arif Akmermer, televizyonu adına açık havada bir
    müzik programı düzenleyecektir. Programın yapılacağı gün havanın nasıl
    olacağını öğrenmek için Meteoroloji Müdürünü arar:

    - Hocam Salı günü hava nasıl?
    - Yağışlı.
    - Bir şey yapamaz mıyız?

    OSMAN AMCA KISA KES


    Kaçkar TV'de atma türkü yarışmasının yapımcılığını ve sunuculuğunu yapan
    Osman Efendioğlu hem faks hem de telefonla gelen isteklere cevap
    vermektedir.
    Yine bir akşam program normal süresini hayli aşmıştır. Ana kumandada
    çalışanlar bir not yazarak uyarmak isterler:
    - Osman amca kısa kes, eve gideceğiz
    Efendioğlu istek sandığı notu alır ve konuk müzisyenlere dönerek canlı
    yayında okur:
    -Evet arkadaşlar, "Osman amca kısa kes, eve gideceğiz" bu eseri hanginiz
    seslendirecek?

    RIDVAN DİLMEN'DEN BİR ANI


    Fenerbahçe'de oynarken kamptayız.
    Öğle yemeğinde takım olarak buluştuk. Servisin yapılmasını bekliyoruz.
    Karşımda Rizeli Hasan Vezir, sağımda ise Kaptan Müjdat Yetkiner var. Müjdat
    ve benim en sevmediğimiz şeylerin başında, boş tabağa sürtülen çatal ve onun
    çıkardığı ince iç gıcıklayan ses gelir. Bunu çok iyi bilen Hasan Vezir,
    gözlerimizin içine baka baka çatalı tabakta bir oraya bir buraya gezdirip
    duruyor. Sonunda Müjdat dayanamadı patladı;
    "Beni ayağa kaldırma."
    Hasan'dan ise fıkra gibi cevap geldi;
    "Sana yapmıyorum ki... Rıdvan'a yapıyorum."

    NE ZAMANUN FADİMESİ


    Çanava'dan Lıkooğlu Hanife hala yüz yaşına gelmişti.
    Bir gün 75 yaşındaki kızı Fadime ölünce kulağına bağırırlar:
    - Hanife hala Fadime öldü.
    - "Eeee. Elbet ölecekti. Ne zamanun Fadimesi" der ve ağlamaz fakat kocasının
    ölümü haber verilince çok üzülür.
    - Bu kadar yıl doyamadın mı? diye soranlara da cevap olarak:
    - Çorba mi idi ki doyaydum?

    KIRK YILDA BİR


    Celal Memişoğlu esprili ve renkli kişiliğiyle Rize'nin unutulmaz isimleri
    arasındaki yerini almıştır. Çok partili dönemin başladığı sıralarda Rize'ye
    gelen mebuslardan birini karşılamakta biraz heyecanlı ve iltifatta
    mübalağalı davranır.
    Mebus, "Ne bu iltifat?" diye sorunca Celal hemen cevabı yapıştırır:
    - Nasıl iltifat etmeyelim... Kırk yılda bir geliyorsunuz.

    PAŞABAHÇE 33


    Pazar'ın bir köyünde genç delikanlı üzerine bir korku geldiği için annesi
    tarafından okuması için hocaya götürülür.
    Hoca çocuğu dualarla okuduktan sonra cam bardağa su doldurur ve bütün
    dikkatini vererek içine bakmasını söyler. Çocuk bakar, bakar fakat hiçbir
    şey göremez. Hoca ısrar eder, iyice bak diye. Çocuk bir daha bakar ve:
    -Hocam, gördüm gördüm der.
    Hoca:
    -Ne gördün? diye sorar.
    Çocuk heyecanla cevap verir:
    -Paşabahçe 33... (Bardağın altındaki damgadır gördüğü)

    HESAP


    Rahmetli Kazancı Yusuf (Makas) Beykoz'da bir lokantaya girer ve bir masaya
    oturur. Lokanta oldukça kalabalıktır. Garson sipariş almaya yetişemiyordu.
    Kazancı garsona seslenir. Garson:
    - Geliyor
    Bir müddet sonra tekrar seslenir ama yanıt aynı:
    - Geliyor
    Bir daha seslenir:
    - Gelecek
    Kazancı daha fazla dayanamaz. Kalkar, kapıdan çıkacakken kasadaki patron ne
    yediğini sorar:
    - İki geldi, bir gelecek. Kaç para?

    İNADINDAN ELDİ

    -Hoca Memet eldi
    -Sapasağlam adam idi, niye eldi?
    -Acindan eldi
    -Uşağum hiç bi Laz acindan elmez. Soylesaydi hepumuz yardim ederduk oğa.
    -Utandi demağa.
    -Gördun mi. Acindan değil inadindan eldi.................netten alıntıdır