Finansçi Olmayanlar Için Finans

Konusu 'Ekonomi-Finans-Borsa' forumundadır ve LeyL. tarafından 5 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    5 Nisan 2008
    Konu Sahibi : LeyL.
  1. LeyL.

    LeyL. Guest

    Günümüzde finans yönetimi firmaların en çok üzerinde durdukları konuların başında geliyor. Başarılı bir finansal yönetim ile şirketler yatırım ve kredilerini daha etkin bir biçimde yönetebilir. Bunun yanısıra gelirlerini en üst düzeye çıkarıp, sermaye maliyetlerini en aza indirerek firmanın verimliliğini arttırılabilirler.

    Firmalara finans yönetimi konusunda ABİGEM merkezlerinin vermiş olduğu hizmetler; maliyetlendirme, bütçelendirme, hazine ve kredi yönetimi, finansal analiz, iç denetim, yatırım finansmanı ve risk yönetimi şeklinde sıralanabilir. Bu sayfada finans yönetimi konusunda verilen hizmetler kapsamında katılımcılara sağlanan bilgilerden bazı başlıkları ve alıntıları bulacaksınız, daha detaylı bilgi için lütfen ABİGEM ile irtibat kurunuz.

    SERMAYENİN MALİYETİ ve YATIRIM ANALİZİ

    Bir işletmenin uyguladığı finansman metodunun, kar ve karlılık üzerinde doğrudan etkisi vardır. İşletmenin ihtiyaç duyduğu fonların “Dış Kaynak” (Yabancı Kaynak) kullanımı yolu ile temini, bu fonlar için ödenecek faizlerin sağlayacağı vergi matrahındaki düşmeden ötürü, “Öz Kaynak” karlılığı üzerinde olumlu etki yaratmakla birlikte, aşırı dış kaynak kullanımı işletme açısından risk taşımaktadır. Zor duruma düşüp konkardato ilan eden veya iflas eden bir çok şirket, aşırı borçlanma nedeni ile finansal açıdan zayıf düşmüştür. Ekonomik durgunluğun hüküm sürdüğü 1989 - 1992 yılları arasında, bir çok Avrupa şirketi bu nedenle batmıştır. Öte yandan, Türkiye’de son yıllarda uygulanan yüksek reel faiz politikası, Türk şirketlerinin rakipleri olan Avrupa Topluluğu şirketleri karşısında, finansal açıdan rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir. Bu da ekonomideki dengeleri bozmaktadır. Sermayeleri güçlü şirketler büyümeyi sürdürürken, küçük işletmeler ancak yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar.

    Temin edilen kaynaklar, ya sabit kıymetlerin temini ya da işletme sermayesi olarak kullanılmaktadır. Gaziantep ABİGEM tarafından düzenlenen bu seminer, hangi durumda hangi fon kaynaklarının seçilmesi gerektiği konusunda katılımcıları bilgilendirmektedir. Böylece, yatırım kararı alacak kişilerin, finansal açıdan rasyonel karar vermelerine yardımcı olmak amaçlanmaktadır. Ayrıca uygulamada tercih edilen proje değerlendirme kriterlerine de değinilecektir. İşletme Sermayesi ihtiyacını belirleyen, nakit yönetimi, stok yönetimi, alacak ve borçların yönetimi konularına değilinecektir.

    İşletmenin ihtiyaç duyduğu kaynakların temini ve uygulanması yöntemi, hem işletmenin nihai karını hem de piyasa değerini çok yakından etkilemektedir. Şirket satın almaları veya birleşmeleri sırasında, değişik şirket değerlendirme metodları uygulanmaktadır.

    Son olarak, karın vergilendirilmesi, enflasyonun etkisi ve belirsizlik konuları incelenecektir. Unutulmaması gereken husus, Türk şirketlerinin pek çok ülke ile ticaret yapmakta olduğu ve bu ülkelerde Türkiye dekinden farklı pek çok uygulama bulunduğudur.

    Borçlanmanın Maliyeti

    Gayet iyi bilinmektedir ki, bir kuruluş bankadan kredi kullanır ise, bu kredinin karşılığında bir faiz ödemek zorundadır. Bir yatırımcı için bu faiz yükü borçlanmanın maliyeti demektir. Faiz yükü, para piyasalarında ki faiz değişimlerine, krediyi alan kuruluşun kredibilitesine, finans kuruluşuna, kredinin büyüklüğüne, vadesine ve tipine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

    1970 li yıllarda A.T. üyesi ülkelerde, borçlanmanın maliyeti negatif idi. Yani, enflasyon ve vergi avantajı, ödenecek faiz oranından daha yüksekti. 1980 ve 1990 lı yıllarda, yüksek faiz oranları ve göreceli olarak düşük enflasyondan ötürü, borçlanmanın maliyeti yeniden pozitif oldu. % 8 ile borçlanan bir şirketin faiz yükü, % 3 enflasyon düşüldükten sonra % 5 lere karşılık geliyordu.

    Vergi Avantajı

    Kurumun ödeyeceği vergi hesaplanırken, faiz giderleri vergi matrahından indirilebilmektedir. Halbuki, ortaklara yapılan kar payı ödemeleri için bu durum söz konusu değildir.


    Sermayenin maliyeti ve yatırım analizi konusunda daha detaylı bilgi için lütfen ABİGEM ile irtibat kurunuz.

    FİNANSÇI OLMAYANLAR İÇİN FİNANS

    Günümüzde finans fonksiyonu, işletmelerin temel amaçlarına ulaşmasında etkin olan ve diğer işletme fonksiyonları ile sürekli etkileşim içinde olan bir fonksiyondur. Finans yöneticisi, işletmeyi amaçlarına ulaştıracak finansal politika ve stratejileri saptamak, gereken fonları sağlama, fonları uygun şekilde kullanma ve sonuçları denetleme görevlerini yüklenmiştir. Ancak bu görevi yerine getirirken, finans yöneticisinin tek başına hareket etmesi düşünülemez. İşletmenin diğer fonksiyonlarında ki faaliyetler, kendi işini çok yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle, işletmenin genel başarısı açısından, diğer yöneticilerin de finansman konusunda bilgili olması son derece faydalı olmaktadır.

    Kaynağına Göre Finansman Türleri

    Kuruluş aşamasında bir işletmenin yararlanabileceği iki tür finansman kaynağı vardır:

    Öz Kaynaklardan Finansman
    Ortakların gerek kuruluş aşamasında gerekse sonradan işletmeye fon sağlamasına denir. Ortaklar, kendi varlıklarının bir bölümünü işletmeye devrederler. Bu tutarlar işletmenin sermayesini oluşturur.

    Sermayenin ne kadar olacağı, işletmenin türüne, faaliyet konusuna bağlı olarak değişir. Başlangıçtaki sermayenin yetersiz kalması halinde sermaye artışına gidilebilir. Bu sermaye artışı, mevcut ortakların paylarını artırması veya yeni ortaklar alınması ile gerçekleştirilir. Bu tür finansman kaynağının üstünlüğü, süresiz olarak ve sıfır maliyet ile fon sağlanmasıdır. Öz kaynak sermayesinin (Öz sermaye) güçlü oluşu, işletmelerin dışarıdan fon sağlamalarını kolaylaştırır.

    Dış Kaynaklardan Finansman

    İşletmenin üçüncü kişiler adı verilen, işletme dışındaki kişi ve kurumlardan (satıcılar, bankalar ve diğer kredi verenler) fon sağlamalarına denir. Bir diğer adı, yabancı kaynaklardan finansmandır.

    Öz kaynaklardan finansman ile kıyaslandığında, ödenen faizlerin vergiden düşülebilmesi nedeniyle maliyeti daha düşük olabilir. Oysa öz kaynakla finansmanda, ortaklara yapılan kar payı (temettü) ödemelerinin vergi matrahından düşülmesi söz konusu değildir. Dış kaynaktan finansmanın olumsuz yönü ise, yüksek miktarda dış kaynaktan finansmana gidilmesinin, işletme için bir risk yaratmasıdır.

    İşletmelerin kar dağıtımı yapabilmeleri için karlı olmaları gerekir. Ancak karlı olan bir işletme isterse kar dağıtımı yapmayabilir. Oysa, aynı işletme borç yükümlülüklerini mutlaka yerine getirmek zorundadır. Bu yükümlülüklerini yerine getiremeyen bir işletme iflas edebilir.

    İşletmenin daha ileri ki yıllarında, özellikle büyüme hedefi öncelikli işletmeler, faaliyetleri sonucu elde ettikleri karları ortaklara dağıtmayarak işletmede tutarlar. Bu da işletmenin öz sermayesinin güçlenmesini temin eder. Bu tür kendi kendini finansman şekline Oto finansman denir.