Flörtler ve Kısa Süreli İlişkiler

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve qsd tarafından 17 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

    17 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : qsd
  1. qsd

    qsd Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    330
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Kızlar bu yazıyı internette okudum çok doğru şeyler yazıyor
    Hoşuma gitti paylaşayım dedim evlilik öncesi ilişkiler erkek kadın hakkında..


    Bazı gençler evlenmeden önce karşı cinsle yakın olmaya fazlaca istekli görünüyorlar. Birbirini tanımak bakımından bir yere kadar yararlı olacağı düşünülen yakınlaşmalarda, işler iyiye gitmez ise bayanlar zarar görebilir.

    Bu sebeple özellikle; flört, sevgili, arkadaşlık, sözlülük ve nişanlılık dönemlerindeki gençlerin şunları iyi bilmesi gerekir;


    * Kolay Av Olan Kolay Terk Edilir *

    Öncelikle şunu söylemeliyiz ki, “kolay av” olan, kolay terk olunur. Kimse zahmet çekmeden elde ettiklerinin kıymetini bilmez.

    Evlilik söz konusu olmayacaksa “arkadaşlığı” sevgili boyutunda sürdürmek bayanlara zarar veren sonuçlar ortaya çıkarır. Arkadaşlık ileri boyutlara götürülürse işin cazibesi kalmaz.

    * Erkekler İçin “En Zor İlişki” Evliliktir.! *

    Kadın erkek arasındaki ilişki türleri içinde, erkeğe en zor geleni “evlilik tarzında” olanıdır.

    Evlilik söz konusu olunca “erkeklik” cesaret ister. Birçok erkek, karşısındaki bayana “seni seviyorum” demekte acele eder, ama, iş evliliğe gelince, bazı erkeklerin çok da cesaretli olmadıkları görülür.

    * Evlenmeden Önce Erkeğe Yakınlık Kadının Değerini Düşürür *

    Kadından almak istediklerini evlenmeden önce almaya başlayan erkeğin evlilik isteği azalır. Duygusal anlamda ilgisizlik başlar.

    Bazı erkekler bayanlara yakın olduklarında, sonu ne olursa olsun, bu ilişkiden dolayı kendilerini sorumlu hissetmezler. Bayanlar, daha duygusal olduklarından, kısa süreli de olsa ilişkilerinden etkilenirler. Daha sonraki yakınlaşmalarda ise bu sebeple sorun yaşarlar.

    Bir kızla evlenmek isteyen ya da evlenen erkek, onun daha önce başka kişilerle yakın olduğunu öğrendiğinde bundan pek de memnun olmaz. Hatta, bunu kendisi için bir aşağılanma olarak görebilir.

    Bunun aksine, evleneceği erkeğin, kendisinden önce birkaç kızla yakınlığı olduğunu öğrenen kadın, aynı derecede rahatsızlık hissetmez. Aksine, başkalarına karşı erkeğinin kendisini tercih etmiş olmasından dolayı gurur bile duyabilir.

    * En kısa arkadaşlık “Yatak arkadaşlığı”, en uzun arkadaşlık “Hayat arkadaşlığıdır.” *

    En uzun sürecek ve sağlıklı olabilecek evlilikler, evlendikten sonra da “arkadaşlık” formatını koruyabilen evliliklerdir. Bunun için taraflarda ortak bazı özelliklerin olması gerekir. Aşk ve cinsellik olmadan da, karşılıklı olarak arkadaş olmayı kolaylaştıracak özellikleriniz yoksa, bu “birliktelik size mutluluk getirmeyebilir.

    “Hayat arkadaşı” olamayacağınız kimse ile yakınlığınızın kısa sürede tadı kaçacaktır. “Yatak arkadaşlığı”ndan, “hayat arkadaşlığı”na geçmek ise oldukça zordur.

    * Erkeklerin Sözü Senet Değildir *

    Esasen, pek çok kadın, erkeklere karşı hatalarını evlenmeden önceki; arkadaşlık, flört, sevgililik, sözlülük, nişanlılık gibi bu “tanışıklık” döneminde yapmaya başlar.

    Kolay inanır ve yakınlık göstermekte acele ederler. Halbuki, erkekler kolay elde ettiklerini değerli görmezler.

    Bir bayandan almak istediklerini kolayca alan erkeğin gözünde, kadın değerini hızla kaybeder. Kendini garantide sanan ve birkaç güzel söze kanan genç kız, evlenmeyi tasarladığı erkeğe verdiği tavizler oranında hayal kırıklığı yaşamaya namzettir.

    Evlenmeden önce, erkeğin bir kadından almayı arzu ettiklerini kolayca veren bayan, erkeğin gözünde nasıl değersizleştiğini onun arkasından bakakaldığında anlar.

    Dikkat edilirse, erkek çocuklar oyuncaklarından heveslerini kısa sürede alır ve onları ya terk eder, ya da kırar atarlar. Halbuki kız çocuklar ayıcıklarını ve bebeciklerini yıllarca sever ve saklarlar.

    Fransızlar; “İnsan her yaşta çocuktur, değişen oyuncaklarıdır” derler. Öyleyse, siz de, gözden düşmek istemiyorsanız mesafeli olmalısınız. Erkeğin sizden hevesini alıp, kısa sürede terk etmesini ya da bir oyuncak gibi kırıp atmasını istemiyorsanız her tatlı söze kanmamalısınız..

    Unutmamalısınız ki, erkekler için “bir söz” her şey değildir. Dilin kemiği olmadığı gibi, sözün garantisi de yoktur.

    Erkeğin, sevgisini sürdürmesi biraz da sevdiğine olan özlemi ölçüsünde olacaktır.

    Erkeğe sabretmesini de, kadının kıymetini bilmesini de öğretecek olan yine kadındır.

    ***
    “Doğru Bir Evlilik” Kararı Vermek İstiyorsanız, Karar Verirken; “SEVGİNİZİ YOKSAYMALISINIZ.!

    Özellikle gençler evlilik kararı verirken; “Seviyorum! O halde evlenmeliyim!” diye düşünürler. Sadece “sevgi duygusu” ile verilen kararın isabetsiz olma ihtimali büyüktür. Elbette “sevgisiz” evlenmek çok doğru olmaz. Ama sevgi duygusu bittiğinde, evliliğin anlamsız ve çekilmez hale gelmemesi için, sevginin dışında da bazı özelliklerin olması gerekir.

    Evlenecek bayan ya da erkeklerin, verecekleri kararın isabetli olup olmadığını anlamaları için, kendilerine şu soruyu sormalarında fayda var; “Sevgim olmasa yine de, ben bununla evlenir miyim?” Yani, “sevgimi yok farz edersem, karşımdaki kişinin; eğitimi, işi, mesleği, iyi-kötü alışkanlıkları, hayata bakışı, ailesinin yaşam tarzı, memleketi, psikolojik durumu benim kendisine tahammül etmem için yeterli mi?”

    Bilmek gerekir ki, insanlar “ömür boyu sevgili” kalamıyor. Genellikle, evlendikten 6 ay ya da en geç bir-bir buçuk yıl sonra “aşk boyutunda sevgi” tükeniyor. “Aşk” gittiğinde evliliğin anlamını kaybetmemesi ve onun yerine karşılıklı saygı zemininde bir sevginin gelebilmesi, ancak karşınızdaki kişide bu saydığımız özelliklerin, sizi tatmin edecek boyutta bulunması ile mümkündür.

    “Sevgim olmasa, ondaki özellikler benim kendisi ile bir ömür geçirmeme değer!” diyebiliyorsanız içiniz rahat olabilir. O zaman “Evet!” diyebilirsiniz. Aksi halde, “evet” demeden biraz ya da birazdan daha fazla düşünmelisiniz!

    ***
     
  2. 17 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : qsd
  3. qsd

    qsd Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    330
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Hayatta “MUTLULUK” İçin Sadece “EVLİLİK” Yetmez..!

    Kişinin yaşadığı hayatı anlamlı bulması için kendini başarılı addetmesi şarttır. Erkek için “hayatta başarılı” olmak, öncelikle “iş”inde, mesleğinde başarılı olmaktır. O, işinde başarılı ise, evdeki sıkıntıları fazla da dert etmeyebilir. Aile ile ilgili konular, genelde iş başarısından sonra gelir.

    Halbuki kadın için durum farklıdır. Onun, “hayat başarısı” kocasından sevgi ve bağlılık görmesi ile özdeştir. Böyle olunca da, “eş”te, yani evlilikte başarısızlık, kadın açısından bakılınca, bütünüyle hayatta başarısızlıktır.

    Bunun için şu iki şey, özellikle kadınlar için son derece önemlidir.

    I. Mutluluğu sadece evliliğe endekslemek doğru olmaz

    “Mutluluk” kendini gerçekleştirmektir. “Kendini gerçekleştirmek”, yani doğuştan getirdiğiniz yeteneklerin en iyi şekilde uygulama alanı bulması!

    “Evlilik” ise kendini gerçekleştirmenin sadece bir bölümü!

    “Kadın-erkek birlikteliği”; cinsellik, üreme ve bir de, “seveme sevilme ihtiyacı”nın sadece karşı cinsle ilgili olanını karşılamak içindir. Bu ihtiyaçların en iyi şartlarda evlilikle sağlandığını düşünsek bile, tek başına mutluluk için yeterli olmaz.

    Kişinin tam anlamı ile, kendini “mutlu” addetmesini sağlamaz. Çünkü, insan sadece bu üç şeyden ibaret değildir. Diğer yetenekleri de tatmin olmayınca içinde hala bir eksiklik duyacaktır.

    Hayatın anlamını ve mutluluğu sadece evliliğe endekslemek yanlıştır. Kadının; cinsellik, doğurganlık gibi, evlilik için gerekli ve güzel olan yeteneklerinin dışında özellikleri de vardır. Bunların da eğitimle geliştirilmesi ve yaşanması, mutluluğu sürekli kılmaya yardımcı unsurlar olmalıdır.

    II Hayatla olan problemleri evliliğe yüklememek gerekir

    “Evlilik” bir yaşam tarzıdır. Biz insanlar genellikle bu hayatı aile tarzında yaşarız. “Evliliği”, yani “aile tarzında bir yaşam biçimini” doğru dürüst beceremiyorsak, bu biraz da, “dünya hayatı”nı idrak etme ve yaşama konusunda temel eksikliklerimizden kaynaklanıyordur.

    Hayata bakışımız, insana bakışımız, karşı cinse bakışımız, bir eş olarak ‘kadın’a bakışımız problemli olmamalı. Temelinde, “hayat” ve “evliliğe” karşı yanlış bakışların ve abartılı beklentilerin bulunduğu birliktelikler iyilik getirmez.

    Hayattan beklentilerinizin tümünü evliliğe yüklerseniz mutsuz olmanız ve bu mutsuzluğun sonucunda da, mutsuzluğunuzun sorumlusu olarak “evliliği” dolayısı ile de, eşinizi suçlamak gibi bir açmaza düşerseniz. İşte o zaman evliliğiniz çatırdar.

    Hayatla mücadele etme gücüne ve mutluluğa erişebilmek için, önce kendinizi geliştirin. Kadınlık dışındaki özelliklerinizi keşfedin. Yeteneklerinizi eğitiminizle tamamlayın.

    Mümkünse gelir getirecek bir meslek sahibi olun ve gerektiğinde hayata tek başınıza devam edecek bir donanıma erişin. Bu sizin problemler karşısında daha rahat davranmanızı sağlayacaktır.

    Ayrıca erkekler, her yönüyle kendisine bağımlı, aciz bir kadın imajı veren birini çok da değerli görmezler.

    a.s
     
  4. 17 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : qsd
  5. Benimdilemmam

    Benimdilemmam Pain... Üye

    Katılım:
    2 Haziran 2008
    Mesajlar:
    5.210
    Beğenildi:
    1.026
    Ödül Puanları:
    163
    tesekkurler paylaşım için, çok doğru şeyler yazıyor
     
  6. 17 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : qsd
  7. flamenko

    flamenko Popüler Üye Üye

    Katılım:
    13 Ocak 2009
    Mesajlar:
    1.294
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    148
    canım çok faydalı bilgiler paylaşmışsın teşekkür ederim
     
  8. 18 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : qsd
  9. qsd

    qsd Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    330
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Sağolun canlar..
    Gerçekten durumlar böyle..
     
  10. 18 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : qsd
  11. moondancer

    moondancer Sonunda Çok Mutlu :) Üye

    Katılım:
    12 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    614
    Beğenildi:
    166
    Ödül Puanları:
    113
    Sevgiler tek satırda betimlenemez ki
    Bu yazı çok genel bir yazı olmuş
    Bir erkek kadına av gözüyle bakıyorsa,yakaladım bırakayım diye düşünmekten aşkını yaşayamıyorsa neyleyim ben öyle erkeği..
    Erkeğin kadına bakış açısıyla ilgili tüm yaşananlar..
    Evliliği yasal cinsellik gibi gören adam tabiiki de yakınlaştıktan sonra bırakacaktır..
    Böyle bir erkeğin ardından kadın üzülmeli mi ?
    ılişkilerde arkadaşlık bence de çok önemli ama ilişki bir bütündür,dostluğuyla tutkusuyla..
    Sadece kadının birey olması gerektiği konusunda yazılanlara katılıyorum..
    Ama kendini gerçekleştirmek için kadınlığını bir kenara itmek gerekmez,bir erkekle flört ederken tek beklentinin evlilik olmasının gerekmediği gibi..
    Flört etmeden bilmezsin uzun mu sürecek yoksa kısa mı ? Duyguların garantsi olabileceğine inanmıyorum..
    Ne mutlu kendi kurallarına göre,zor mu olurum kolay mı olurum kaygısına düşmeden kendi gibi yaşayabilen kadınlara
     
    Son düzenleme: 18 Ağustos 2009
  12. 18 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : qsd
  13. lili_26

    lili_26 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2009
    Mesajlar:
    310
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    harika bi paylaşım olmuş çok doğru hepsii
    yalnız şu nasıl olcak ki ' Erkeğe sabretmesini de, kadının kıymetini bilmesini de öğretecek olan yine kadındır.' bilgisi olan varmı :eek:
     
  14. 19 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : qsd
  15. _NURUM_

    _NURUM_ Guest

    paylaşım içn tşk cnm.hepsi doğru wala:eek: