Fransız Süiti..

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve chatlak tarafından 19 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    19 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : chatlak
  1. chatlak

    chatlak özgür Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2006
    Mesajlar:
    595
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    4 yaşından beri piyano çalıyordu. Ankara Karanfil sokaktaki evde hocasıyla tanıştırıldığında taburesine “tırmanmış” ve ona ilk müzik defteri olan takviminden marifetlerini göstermişti. Okuma yazma bilmiyor, ama takvim yapraklarına çizdiği renk ve şekillerden, çalacağı eserin adını tanıyordu:
    Mozart pembe, Bizet kırmızı, Beethoven mavi…
    * * *
    Başladılar.
    Artık her gün beraberlerdi. Hoca, küçük öğrencisini kapıda karşılıyor, hemen kucağına oturtup piyano başına geçiriyor ve “Hadi piyanoyla anlat bakalım, bugün sokakta neler gördün” diyordu.
    Küçük piyanist, trafikteki korna seslerini ya da bahçedeki kuş cıvıltılarını piyanosuyla seslendirmeye çalışıyordu. Karşısında keyifle gülen hocası, bu eğlenceli yöntemle fark ettirmeden bir besteci yetiştiriyordu.
    Öğrencisi iki yılda Mozart ve Haydn sonatlarını ezbere çalabilecek düzeye gelmişti. Daha ilkokula başlamamıştı bile…
    12 yaşında konservatuvarın giriş sınavında bir Beethoven sonatı çalarak jüriyi şaşırttı.
    Hocası burada da yanı başındaydı.
    Şimdi çok daha hızlı ilerleyeceklerdi.
    * * *
    Konservatuvara girdikten birkaç ay sonra, yine bir gün ders için piyano başına geçtiler. Küçük öğrenci, Bach’ın mi majör 6. Fransız Süiti’ni çaldı. Ama öyle kötüydü ki hocası “Galiba biraz uydurma çalışmışsın” dedi.
    Utandı küçük piyanist… Aslında hiç çalışmamıştı.
    Ertesi gün hocasının ölüm haberini aldı.
    Soğuk ve yağmurlu bir günde Cebeci Mezarlığı’na gittiler.
    İçi, hayatı boyunca üşümeyeceği kadar çok üşüdü o gün…
    * * *
    Aradan 16 yıl geçti.
    Küçük piyanist dünya çapında üne kavuştu.
    Bir gün yeni hazırladığı Bach plağının kaydı için Bordeaux’ya, Avrupa’nın en iyi kayıt stüdyolarından biri olan Gradignan’a gitti.
    Albümde Bach’ın “Fransız süiti” de vardı. Üç günde kayıtları tamamladı. Gece kaydın bitişini kutlamak için ekiple yemeğe gittiler.
    Yemekte fazlaca içti. Aklına hocası düştü. Başını önüne eğip onunla son görüşmesini düşündü. Aniden ayağa kalktı:
    “Stüdyoya dönmek istiyorum” dedi.
    Şaşırdı sofradakiler:
    “Hayrola” diye sordular.
    “Fransız Süiti’ni tekrar çalacağım” dedi.
    Gece yarısı apar topar stüdyoya döndüler. Kırmızı ışık yandı, kayıt başladı ve içkili genç piyanist, hocasının anısına bir kerede mükemmelen çaldı süiti…
    Albüm piyasaya çıktıktan sonra “Bu, yapıtın dünyadaki en iyi kayıtlarından biri” diye yazdı eleştirmenler…
    İyi çalışmadığı o son dersin özrüydü bu…
    Hocasına borcunu ödemeye çalışmıştı.
    * * *
    Hocanın adı Mithat Fenmen’di.
    Öğrencininki ise Fazıl Say…

    Can Dündar