gebelik öncesi tanısı konmuş şeker hastalığı...

Konusu 'Arşiv' forumundadır ve hxuxrrem 2000 tarafından 13 Şubat 2008 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    13 Şubat 2008
    Konu Sahibi : hxuxrrem 2000
  1. hxuxrrem 2000

    hxuxrrem 2000 SEN BU SEVGİYİ HAKETMEDİN Pro Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2007
    Mesajlar:
    5.422
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    Gebelik öncesi tanı koyulmuş şeker hastalığı
    Gebelik öncesinde bulunan şeker hastalığı ve gestasyonel diabet gebelik seyrindeki komplikasyon riski açısından büyük farklılıklar gösterir
    Gebelik öncesi tanı koyulmuş şeker hastalığı olan bir kadının gebeliği son derece dikkatli bir izlem ve tedavi gerektirir.Bir ekip tarafından yönetilmesi gereken bu süreçte hasta uyumu son derece önemlidir.

    Anne olmak isteyen bir diyabetli bu düşüncesini mutlaka doktoruyla paylaşmalıdır. Hamilelik sırasında diyabetli birey diyabetolog, diyet uzmanı ve kadın-doğum uzmanı tarafından çok yakın bir takip ve tedavi programına alınmalı, hamilelik süresince şekerinin hedeflenen düzeylerde tutulması sağlanmalı, doğum anından itibaren de çocuk hastalıkları doktoru, çocuğu yakın takibe almalıdır.



    Gebeliğin fizyolojisinin gereği bazı hormonlar gebelikte bebeğin gelişimi için normalden daha fazla salgılanır. Bu hormonların salgılanması kan şekerinin yükselmesine neden olur. Bu etki özellikle gebeliğin 24. haftasından sonra hızlanarak artar. Bu nedenle diyabetli anne adaylarının karşılaşacağı güçlükler hakkında gebelik öncesinde ve gebelik süresince bilgilendirilmesi ve her aşamada diyabet uzmanı, doğum hastalıkları uzmanı ve diyet uzmanından oluşan bir ekip tarafından düzenli ve dikkatli izlenmesi gerekir.



    Özellikle son 3 ayında daha belirgin olmak üzere, tüm gebelik süresince vücut tarafından üretilen hormonlar ve enerji gereksinimindeki artış nedeniyle vücudun insülin gereksinimi artar. Bu dönemde diyabetli annede şeker hastalığına bağlı olarak gözlerin, böbreklerin ve kalbin hasar görmesi hızlanır, doğum sırasında karşılaşılabilecek sorunlar biraz daha artar ve bu anneler çoğu kez sezaryen ile doğum yapar. Bebek açısından en büyük riskler ise bu bebeklerde doğuştan bazı sakatlıkların ortaya çıkabilmesi ve bunların birkaç organda olabilmesi, doğum sırasında bu bebeklerde ağır kan şekeri düşüklüğü, solunum bozuklukları ve çok iri doğmaları sonucu bebek ölümlerinin normallere oranla 3 misli fazla olmasıdır. Gebelik sırasında kan şekerlerinin açlıkta 60-80 mg, toklukta 120-150 mg düzeyini aşmaması hedeflendiğinden, artmış insülin gereksinimini karşılamak amacıyla verilmesi gereken insülin dozları da artırılmalı. Gebelik süresince hatta gebelikten 6-8 hafta önce kan şekeri değerlerinin bu düzeylerde tutulması anne ve bebekte gelişebilecek sorun olasılığını azaltacaktır. Bu nedenle anne olmak isteyen bir diyabetli bu düşüncesini doktoruyla paylaşmalı. Sıkı bir tedavi ile hastanın kan şekeri arzu edilen düzeylere getirildikten sonra hamile kalmasına izin verilmeli. Hamilelik sırasında hastaya diyabetolog, diyet uzmanı ve obstetrisyen tarafından çok yakın bir takip ve tedavi programı uygulanmalı, hamilelik süresince şekerinin belirtilen düzeylerde tutulması sağlanmalı, doğum anından itibaren de çocuk hastalıkları doktoru, çocuğu yakın takibe almalıdır.



    Çocuk sahibi olmak isteyen bir diyabetli, bebeğinin sağlıklı doğabilmesi için, her şeyden önce kendisinin sağlıklı olması gerektiğini unutmamalıdır. Kan şekeri normal sınırlarda seyreden bir diyabetlinin gebeliği için hiçbir engel bulunmaz, ancak ilk koşul iyi bir hazırlık dönemi geçirilmesi ve gebeliğin planlı olmasıdır. Diyabetli anne adayı, gebeliğe hazırlanmalı ve gebelik takipleri bir ekip anlayışı içinde gerçekleştirilmelidir. Anne adayı bu ekibin en önemli üyesidir. Bir diyabet uzmanı, kadın doğum uzmanı (pediatrist), diyetisyen ve diyabet eğitim hemşiresi ise ekibin diğer bireyleridir.



    Gebelikten en az 6 ay öncesinden başlayarak HbA1C düzeyi kontrol edilmeli ve HbA1C'nin bu süreç içerisinde yüzde 6,5'in altında olması, gebelik öncesi dönemde açlık kan şekerinin 80-120 mg/dl, 2.saat tokluk kan şekerinin ise 80-140 mg/dl arasında seyretmesi gereklidir. Bu düzeyleri sağlayabilmek için iyi bir beslenme planı yapılmalı ve insülin miktarları her öğünden önce ölçülen kan şekerine göre ayarlanmalıdır.



    Gebelik süresince hedeflenen kan şekeri değerleri, açlıkta, yani öğünlerden önce < 90 mg/dl, yemekten 2 saat sonra < 120 mg/dl'dir. Kan şekerinin dengeli gitmesi açısından beslenmenin önemi büyüktür. Alınan kalori miktarı gebelikle artan gereksinimleri karşılamalı, yeterli miktarlarda karbonhidrat, protein, yağ, demir, kalsiyum, folik asit içermelidir. Günlük kalori üç ana ve üç ara öğüne bölünmelidir. Özellikle gece alınan ara öğün gece kan şekeri düşmesini önler ve bebeğin gece boyu gıda gereksinimini karşılar.



    Gebelik sırasında ve sonrasında bazen 5 haftaya kadar varabilen sık kan şekeri ölçümleri daha sonra doktorunuz tarafından azaltılacaktır. Kan şekeri ölçümünün ilk 2 hafta günde 4, daha sonra günde 2 defa yapılması uygun olacaktır. Ancak birçok hasta bu dönemde daha rahatlayıp düzenli test yapmayı ihmal etmektedir. Bu ciddi bir ihmaldir. Kan şekerini düzenli bir şekilde takip etmek çok önemlidir. Hormonal değişiklikler, psikolojik düzensizlikler, uyku düzeninin bozulması ve aşırı yorgunluk, yüksek veya düşük kan şekeri belirtilerini değiştirebilir veya maskeleyebilir. Bundan dolayı diyabetik annelerin sadece belirtilere dayanarak kan şekerini tahmin etme yoluna gitmemeleri, düzenli olarak kan şekerlerini ölçmeleri gerekmektedir.



    Hipogliseminin (kan şekerinin düşmesi) anne için özel bir önemi vardır. Yorgunluk, zihinsel işlevlerde karışıklık, konuşmanın bozulması, olayları değerlendirmede bozukluk nedeni hipoglisemidir. Hipoglisemi bebeğin bakımı için gerekli dikkati ve enerjiyi sağlayamamaya ve dolayısıyla bebeğin bakımında aksamalara neden olacaktır. Bu nedenle Hipoglisemi bulguları ortaya çıktığı zaman, hemen kan şekerinin ölçülmesi ve tedavinin zaman geçirmeden yapılması gereklidir. Hipoglisemi belirtileri çok ani ortaya çıkıp hızla ilerleyebildiğinden bazen gıda aramak için geçen süre tehlikeli olabilir. Bunu önlemek için evin bebek odası, banyo, yatak odası ve oturma odası gibi birkaç odasına şeker tabletleri, meyve suyu, kesme şeker koymak gerekebilir. Ayrıca yakın çevresindeki kişiler hipogliseminin belirtilerinin neler olduğunu ve hipoglisemi ile karşılaştıklarında neler yapmaları gerektiğini bilmelidirler. Telefonun yanına hastanın eşinin telefon numarasını, hastane ve doktorun numarasını içeren bir mesajın görünür bir şekilde asılması faydalı olacaktır.



    Aç karnına uykuya dalmak veya "şekerleme" yapmak tehlikeli hipoglisemilere neden olabileceğinden hastaların bundan kaçınması gerekmektedir. Ayrıca hipoglisemiye karşı hala en iyi korunma yönteminin düzenli ara ve ana öğünleri yemek, uygun insülin miktarının uygulamak ve belirli aralıklarla kan şekerini düzenli olarak ölçmek olduğu unutulmamalıdır.



    Bebeğin ilk haftalarda düzenli bir programının olmaması, annenin bu nedenle uyku düzeninin altüst olması, bebekle uğraşırken annenin yemek saatlerini ihmal etmesi, zamanında ana ve ara öğünleri almada bazı karışıklıklara neden olacaktır. Ayrıca sezaryen yapılmış olan kişilerde hareket güçlüğü de olacağından bu anneler daha çok basit gıdalar hazırlamaya eğilimlidirler. Gerek gıda içeriği, gerekse yemek zamanlaması diyabet tedavisinde temeldir. Örneğin, çocuğu beslerken ayakların ucuna uzunca bir yastık konup çocuğun dizlerin üzerinde yatırılması, sezaryen yerindeki ağrıyı, bel ve omuzlara düşen basıncı azalttığı gibi anne elleri serbest kaldığından kolayca gıda alabilir. Bebeğin gıda programını ayarlarken annenin kendisini ihmal etmemesi gerektiği, annenin sağlığının bebek için çok önemli olduğu hatırlanmalıdır.

    alıntı...
     
  2. 12 Kasım 2008
    Konu Sahibi : hxuxrrem 2000
  3. Adivar

    Adivar Popüler Üye Üye

    Katılım:
    27 Haziran 2007
    Mesajlar:
    6.280
    Beğenildi:
    43
    Ödül Puanları:
    148
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.