gebelik ve kansızlık(anemi)

Konusu 'Arşiv' forumundadır ve hxuxrrem 2000 tarafından 13 Şubat 2008 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    13 Şubat 2008
    Konu Sahibi : hxuxrrem 2000
  1. hxuxrrem 2000

    hxuxrrem 2000 SEN BU SEVGİYİ HAKETMEDİN Pro Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2007
    Mesajlar:
    5.422
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    146
    Kansızlık (Anemi)
    Kan ve kansızlık hakkında bilinmesi gereken çok şey var
    Kanın yaşayabilmemiz için vazgeçilmez bir sıvı olduğu herkesçe bilinmesine karşın kanın görevleri konusunda pekçoğumuzun bilgisi yeterli değildir.Bu nedenle 'kansızlık' konusuna girmeden önce 'kan' hakkında temel bazı bilgileri aktarmayı uygun görüyoruz.

    Kan her solukta akciğerlerimize gelen oksijeni, metabolizma için gerekli tüm besin maddelerini, hormonları dokularımıza taşıyan,buna karşın dokularda oluşan karbondioksiti atılmak üzere akciğerlere ve diğer artık maddeleri de bertaraf edilebilmeleri için böbreklere taşıyan bir sıvıdır.

    Bir erişkinin vücudunda yaklaşık 5 litre kan dolaşır.Kanı sıvı kısım ve hücreler olmak üzere iki ayrı kısımda incelemek doğru olacaktır.Kanın sıvı kısmı 'plazma' olarak adlandırılır.Plazmada serbest halde ya da taşıyıcı bazı maddelere bağlı olmak üzere temel besin maddeleri tuzlar,mineraller,hormonlar taşınır.Kan hücreleri üstlendikleri ise farklı görevlere göre farklı yapısal özelliklere sahip olan üç tiptir.Tüm kan hücreleri kemik iliğinde tek bir tip 'kök hücre' den farklılaşır.




    1)Alyuvarlar(Eritrositler,kımızı kan hücreleri ,RBC) Kanda sayıca en fazla bulunan hücrelerdir.Temel görevleri oksijen taşımaktır.Çekirdekleri bulunmayak küçük hücrelerdir.İçeriklerinin büyük kısmını kana kırmızı rengini veren 'Hemoglobin' molekülü oluşturur.Hemoglobin 'Hem' adı verilen ve içeriğinde demir bulunan özel bir molekülle bir protein olan'globin'in birleşmesiyle meydana gelir.Bu molekül kimyasal olarak oksijene bağlanma eğilimindedir.Alyuvarlar akciğerler içindeki kılcal damarlardan geçerken akciğer içindeki oksijeni bağlar ve taşıdığı karbondioksiti serbest bırakır.Karbondioksit te her soluğumuzda akciğerlerimizden dışarı atılır.Bu olayın tersi dokularda yaşanır.Tüm dokulardaki kılcal damarlarda hemoglobin molekülü taşıdığı oksijeni serbest bırakır.Bu oksijen dokulara geçer ve hayati metabolizma faaliyetlerinde kullanılır.Atık madde olarak oluşan karbondioksit te alyuvar içindeki hemoglobine bağlanır ve toplardamarlardan akciğerlere doğru yola çıkar .
    2)Akyuvarlar(Lökositler,beyaz kan hücreleri,WBC) Akyuvarlar vücudun savunma hücreleridir .Sayıları alyuvarlara göre çok çok azdır.Vücutta herhangi bir enfeksiyon ya da tehdit karşısında sayıları artar.Farklı görevlere sahip akyuvar tipleri vardır
    - Parçalı akyuvarlar -- Nötrofiller
    -- Eozinofiller
    -- Bazofiller
    - Monositler
    - Lenfositler
    3)Trombositler(Platellets ,PLT)Kanın pıhtılaşmasında görev alan çok ufak hücrelerdir.Sayıca belirli sınırın altına düştüklerinde tehlikeli kanamalar görülebilir.

    Bu hücre gruplarının herbirine ait pekçok problem birbirinden farklı pekçok hastalığa neden olur.Ancak 'kan' tüm bu hücre çeşitlerini içerse de kansızlık (anemi) terimi alyuvarların, ya da oksijeni taşıyan hemoglobin molekülünün eksikliği için kullanılır.Anemi pekçok nedenden kaynaklanabilse de özellikle kadınlarda en sık görülen tipi 'demir eksikliği anemisi' dir.Demir eksikliğinin en önemi iki nedeni de diyetle yetersiz demir alınması ya da kan kaybıdır.Kadınlar için artmış adet kanamaları ve doğumlar en sık görülen kan kaybı nedenlerindendir.Gebelikler demir eksikliğinin belirgin şekilde ortaya çıktığı durumlardır.Bunun nedeni bebeğin bütün hemoglobini anneden gelen demir kullanılarak sentez edilmesi ve aynı zamanda gebelik sırasında annenin kan hacmi de ortalama 1.5 katına çıkmasıdır.Normalde vücudun günlük demir gereksinimi 1-2 gr kadarken gebeliğin sonlarına doğru 6-7 gr a kadar yükselir.Gebelik öncesinde demir eksikliği anemisi varsa bunu gebelik sırasında düzeltebilmek çok ta kolay değildir çünkü ağızdan alınan demirin barsaklardan emilmesi ve kullanabilme oranı oldukça düşüktür.Sindirim sisteminde demirin oldukça az bölümü emilerek kana karışır.

    Tam kan sayımında kanımızdaki tüm hücrelerin sayısı ve bazı özelliklerine ait veriler elde ederiz.Çoğu kısaltmalarla ifade edilen bu verilerden bazılarının anlamlarını açıklamak uygun olacaktır.
    Hgb: Hemoglobin düzeyi
    Htc: (Hematokrit) % olarak verilen bu değer kanın hücre kısmının oranını gösterir.Demir eksikliği anemisinde düşük bulunur.
    RBC: Alyuvar sayısı
    WBC: Akyuvar sayısı
    MCV: (Ortalama alyuvar hacmi) Alyuvarların ortalama büyüklüğünü gösterir.Demir eksikliği anemisinde alyuvarlar normalden küçük olduğundan bu değer de düşük bulunur.
    MCH: Alyuvarlardaki hemoglobin düzeyini gösterir.Demir eksikliğinde düşük bulunur
    MCHC:Alyuvardaki hemoglobin konsantrasyonunu gösterir MCH ile paralellik gösterir

    Demir eksikliği anemisinde kanın daha sulu olduğu söylenebilir.Yani hücrelerin plazmaya oranı düşüktür ve oksijen taşıma kapasitesi azalmıştır.Dokuların oksijen ihtiyacının karşılanması zorlaştırır.Anemiye bağlı şikayetlerin nedeni de budur.Bu şikayetler arasında çabuk yorulma, halsizlik, baş dönmesi ilk belirtilerdendir. Özellikle ağız, göz mukozası renginde solukluk farkedilir. Eforla nefes darlığı, çarpıntı,iştahsızlık diğer bulgulardır. Bunun yanında anemisi olanların bazı hastalıklara daha kolay yakalandıkları da bilinmektedir.

    Hamilelik sırasında bebeğin demir ihtiyacının anneden karşılandığını belirtmiştik. Demir eksikliği bebeği öncelikle etkilemese de çok ağır durumlarda bebeğin büyüme ve gelişmesi de olumsuz etkilenecektir. Çoğul gebeliklerde demir eksikliği daha sık görüldüğünden özellikle dikkat edilmelidir.Gebelik öncesi anemi yoksa ve çok dikkatli besleniliyorsa demir desteği gerekmeyebilir ancak bu oldukça nadir görülür.Bugün hemen tüm dünyada gebelikte demir desteği verilmektedir.Tam kan sayımında demir eksikliği ile uyumlu bulgular saptandığında 'serum demir düzeyi' ve 'demir bağlama kapasitesi (DBK veya TIBC)' de kontrol edilmelidir.Eğer demir düzeyi düşük demir bağlama kapasitesi de yüksek bulunursa demir eksikliği tanısı kesinleşir.Tedavide aneminin derecesine göre davranılır.Öncelikle ağızdan alınan demir ilaçşarı tercih edilir ancak ağır anemi durumlarında enjeksiyonlar gerekebilir.

    Herhangi bir yoldan demir desteğine karşın anemi devam ediyorsa demir düzeyi ve demir bağlama kapasitesi tekrar kontrol edilir.Eğer bu değerler normal olmasına karşın Hemoglobin düzeyi ve alyuvar sayısı yükseltilemiyorsa ülkemizde hiç te nadir olmayan 'Akdeniz anemisi taşıyıcılığı' düşünülmelidir.Bu durum ancak 'Hemoglobin elektroforezi' adı verilen bir tetkikle teşhis edilebilir. Bu durumda fazla demir desteğinin yarardan çok zararı vardır.

    Gebelikte karşımıza çıkan anemilerin %90'ı demir eksikliğine bağlıdır. Bunun dışında folik, B12 eksikliğinde, nadiren çinko gibi eser elementlerin eksikliğinde de anemi görülebilir.

    Beslenme Önerileri:
    · Tüm besin gruplarının diyetinizde yer alması gerekir
    · Aç karnına demir ilacı alınması, bazı mide-barsak yakınmalarına neden olabilir. Kabızlık, dışkı renginin koyulaşması söz konusu olabilir. İlacı kesmeden önce doktorunuza bu yakınmalarınızı iletmeniz önemlidir. Size uygun olan bir başka ilaç ile bu şikayetler ortaya çıkmadan tedaviye devam etmek mümkündür.
    · Gebelik boyunca günlük ortalama demir ihtiyacınız 4 mg.'dır. Ağızdan alınan tüm demir kana geçmez, büyük bir kısmı dışkı ile atılır. Bu nedenle ağızdan alınması gereken elementer demir miktarı 60 mg.'dır.
    · Eğer vejeteryansanız, bu durumu doktorunuza iletmeniz ve birlikte buna uygun bir diyet programı uygulamanız anemiden korunmak için gereklidir.
    · Demir emilimi süt ve çay gibi gıdalarla birlikte alındığında azalır. İdeal olarak sabah hafif bir kahvaltıdan 1 saat sonra alınmalıdır.


    alıntı...
     
  2. 27 Şubat 2008
    Konu Sahibi : hxuxrrem 2000
  3. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.663
    Beğenildi:
    5.193
    Ödül Puanları:
    438
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.