Gebelikte Idrar Kaçirma

Konusu 'Gebelik' forumundadır ve nbatur55 tarafından 12 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    12 Ocak 2008
    Konu Sahibi : nbatur55
  1. nbatur55

    nbatur55 baldan tatlı can kızım... Üye

    Katılım:
    23 Ekim 2007
    Mesajlar:
    513
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    GEBELİKTE İDRAR KAÇIRMA


    İdrar kaçırma her kadında farklı nedenlerden oluşmaktadır.
    Kadınlarda görülen üç tip idrar kaçırma.
    1- Öksürük – aksırmayla oluşan idrar kaçırma; bu daha çok anatomik olarak idrar kaçırmaya engel olan conta diye tanımlayabileceğimiz sfinker’in deforme olmasından ya da yerinden kopmasından, yırtılmasından kaynaklanır. Tedavisi cerrahi müdahaledir. Oluşan anatomik yırtıkların bir başka teknikle (egzersizlerle, magnetik enerji vb.) düzeltilmesi mümkün olmamaktadır. Çünkü burada bir kopma, yırtılma, yerinden uzaklaşma söz konusudur. Egzersiz ve diğer yöntemler ancak bir ameliyatın ardından destekleyici tedavi olabilir.
    2- İkinci tip idrar kaçırma; idrar torbasının kendisine ait bir adalesi vardır. Bu adale böbreklerden idrar süzülüp gelince dolar ve dolan torba cidarındaki sinir lifleri aracılığı ile beyne uyarı gönderir, conta açılır ve idrar dışarı atılır. Ama bazı insanlarda bu adalenin duyarlılığında bir farklılaşma oluşur. Bu farklılaşmaya bağlı olarak idrar torbası içinde çok az idrar olsa bile dolu gibi hissedip beyine uyarı gönderir. Bu yalancı bir sıkışma hissidir ve tamamen duyarlılığın artmasına bağlıdır. Bunun sebeplerinden biri de menopozdur. Bunların tedavisinde cerrahinin faydası yoktur. Çünkü problem sinirseldir, bir duyarlılık artışıdır. Bu duyarlılık artışının tedavisi de egzersiz veya biyofitbek tedavidir. Hasta eğer bu adalenin duyarlılığını azaltacak şekilde nöral sistemini çalıştırırsa o zaman idrar torbasının kontrolünü daha kolaylaştırmış olur. Kegel egzersizi de tamamen bu işlemi yapar. İdrar yaparken hastaya idrarını bitirmeden durdurması söylenir. Hasta burada kendini kontrol edebiliyorsa bu demektir ki buradaki kaslar hastanın kontrolü altındadır. Hastanın istemli olarak yaptığı bu egzersiz, aktif bir egzersizdir.Birde pasif egzersiz vardır. Burada amaç idrar torbasının kendi kontrolünü kazanmasını sağlamaktır. Hastaya takılan bir elektrot sayesinde sinirler uyarılır ve işlem gerçekleşmiş olur.
    3- Üçüncü problemde hem conta bozuktur hem de idrarı dışarı taşıyan yolun kendisinde sorun vardır. Bu nedenle conta sürekli olarak açıktır. Bu duruma diğer iki nedene oranla daha az rastlanır. Daha evvel tekrarlayan idrar kaçırma ameliyatları olmuş ya da radyasyon tedavisi görmekte olan kadınlarda sık görülür. Bu ancak çok özel bir ameliyatla düzeltilebilir. Egzersizlerle hiç bir şekilde tedavi edilemez ancak ameliyat sonrası egzersizlerle tedavinin devamlılığı sağlanır. Bu durumun adı tip üç Üretradır.

    İlk iki durumda hastaların %60’ında benzer şikayetler görülür. Genelde hastalarda anlatılan şikayetler birbirleriyle örtüşmüş durumdadır. Uzmanlar bu bulguları birbirinden ayırmalıdırlar. Burada önemli olan hangi hastanın hangi tedaviye ihtiyacı olduğunu betimleyebilmektir. Hastanın deneyimli kişilerce görülmesi gereklidir.

    Kimdir bu deneyimli kişiler:
    Ürejinekoloji dediğimiz özel eğitimi almış olan kişiler. Bu bir ürolog veye jinekolog olabilir ama bu özel eğitimi almış olmalıdır. Çünkü buranın anotomisi ve fizyolojisi çok farklıdır. Farklı bir ilgi alandır. Hem cerrahisini hemde fizik tedavisini yapabilen hastalığın anotomisine hakim birisinin bu işle ilgilenmesi gerekir. İlk şart hastada bu üçünden hangisi var onun ayırt edilmesidir; bu da iki şekilde olur;
    - Hasta muayene edilir
    - Ürodinami denilen incelemeye alınır.

    Ürodinami idrar torbasının fonksiyonlarını ve yapısını belirleyen bir inceleme testidir ve basınca karşı idrar torbasının verdiği yanıtı ölçer. Bu yanıta bağlı olarakta bu üç problem incelenir. Eğer problemin ağırlığı contadaki yırtığa bağlı ise hasta ameliyat edilir. Eğer problemin ağırlığı idrar torbası adalesindeki hassasiyetle ilgili ise hastaya öncelikle egzersiz tedavisi, fizik tedavisi veya magnetik tedavi denilen tedavi tekniği kullanılmalıdır. Önemli olan bu problemin hangisi olduğunu ayırt etmektir.
    Cerrahi hiçbir zaman tek başına yeterli değildir. Hastalar mutlak olarak egzersiz, fizik tedavisine ya da ilaç tedavisine tabi tutulmalıdır. Bu durum hem cerrahinin vereceği yanıtı arttırır, hem de hastayı rahatlatır. Pek çok hastayı ilaç ve egzersiz tedavisiyle rahatlatma şansı vardır. Bilinmesi gereken üç şey var ;
    1- Her idrar kaçıran hasta ameliyat edilmemeli
    2- İdrar kaçırmanın tipini belirlemek şarttır
    3- İdrar kaçırmak kişilerin kaderi olarak kalmamalıdır. Bunlar tedavi edilebilir problemlerdir.

    Ayrıca şunu hiç unutmamak lazımdır ki idrar kaçırma hayatı tehlikeye atan, kişinin geleceğini bozan bir şey değildir. Tedavi tamamen hastanın yaşam standartlarını arttırmak amacıyla yapılır.
    Amerika’da bu tip hastalara yapılan en önemli şey önce bir psikologla görüştürmektir. Çünkü bu hastalığın birde psikolojik yönü vardır. Fizik tedavi ve ilaç tedavisi denemesine karşın eğer problem devam ediyorsa son çare olarak ameliyat yapılmalıdır.

    İdrar kaçırmanın birinci tip olarak bahsedileni daha çok 30-50 yaş arası yani daha yeni doğum yapmış ya da menopoza henüz girmemiş hasta grubunda yoğundur. Menopoza girdikten sonra menopoz tedavisi almayanlarda ikinci problem daha yoğun olmaktadır.
    Üçüncü problemin yaşla çok bağlantısı yoktur.

    Gebelikte zaten artan bir kan hacmi bulunmaktadır. Bu artan kan hacmine bağlı olarak ta böbreklerden geçen kan miktarı çok fazladır ve böylece idrar miktarı da artmaktadır. Gebelik döneminde en çok şikayet edilen konulardan bir tanesi de sık sık idrara çıkmadır ama tıpta bunu engellemek adına bir tedavi yapılamaz, çünkü bu gebelikle birlikte gelen bir durumdur. Öksürük ve aksırmayla idrar kaçırma gebeliğin sonlarına doğru artar. Gebelikte idrar kaçıran hastalara çok fazla bir şey yapılmaz. Çünkü önemli olan contanın olmaması gereken yerde olup olmadığının belirlenmesidir. Anatomik olarak bu conta yerinden kopmuş veya yırtılmışsa doğumdan sonra daha yakın takip etmek gerekir. Doğum hatta gebeliğin taşınması bile ileride hastanın idrar kaçırması şikayetinde bulunmasına bir faktördür. İdrar torbasını ve diğer genital organları kontrol eden sinir vardır. Pudental sinir çalışmalarında zor doğumlar sırasında sinirin %60 hastada etkilendiği ve bu olguların %60’ında hasar kaldığı saptanmıştır. Eğer bebeğin başı ile annenin doğum kanadı biraz zor uyacağı düşünülüyorsa sezeryan seçeneği anne adayı ile tartışılmalıdır. Çünkü bu sinirin zedelenme riski fazladır. Bu sinir zarar gördüğünde, sıkıştığında tuvalete yetişememe, conta yerinden hareket ettiyse ya da yırtıldıysa idrar kaçırma gibi problemler yaşanabilir. Hatta ilerde bu kadınların gaz kaçırma problemleri de olabilir. Eğer zor doğum olacaksa hastalara bu durumdan bahsedilmesi gereklidir. Ama gebelik sırasında ne ameliyat ne de özel bir fizik tedavinin yeri yoktur.