Gebelikte Risk Faktörleri

Konusu 'Adım Adım Gebelik' forumundadır ve NILBERA tarafından 17 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  1. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    Gebelikte Risk Faktörleri



    Risk Faktörü : Gebelik başından lohusalık sonuna kadar süren dönem boyunca anne ve / veya bebeği etkileyebilecek normal olmayan her türlü durumun görülme olasılığını arttıran faktörlerdir.



    Gebeliğinizde tesbit edilen belli bir risk faktörünün olması, o riskin mutlaka gerçekleşeceği anlamını taşımaz, yanlızca riskin yükseldiğini gösterir. Aynı şekilde risk faktörü olmaması da, gebeliğinizin tümüyle sorunsuz geçeceği anlamını taşımaz, ancak gebeliğinizin sorunsuz seyretme olasılığının yüksek olduğunu gösterir.



    Risk faktörlerinin gebelik öncesinde tesbit edilmesi, önceden önlem alınması açısından önemlidir. Çünkü risk faktörlerinin büyük bir kısmı kontrol edilebilir olan faktörlerdir (sigara, anemi / kansızlık, kronik hipertansiyon ya da diabet gibi).


    Önceden tesbit edilemeyen risk faktörleri için ise doktor kontrolü altında olunduğunda henüz risk gerçekleşmeden ön belirtilerinden önlem alınmaya çalışılabilir (daha önceden ölüdoğum yapmış bir anne adayının bebeğinin iyilik durumunun sık olarak değerlendirilmesi ve gerektiği durumlarda müdahale edilmesi gibi).



    Gebelikte problem yaratabilecek muhtemel risk faktörleri şunlardır ;



    1 ) Anne ve baba yaşı ; Anne adayları için ideal gebelik yaşı 18 – 35 iken baba adayları için 18 – 40 dır.Bu yaşların üzerindeki gebelikler normal olamaz diye bir kaide yoktur ancak bir çok problemin gelişebilmesi açısından daha büyük bir risk alınmış olur. Örneğin bebekte down hastalığı ( Trizomi ) riski 35 yaşın üzerindeki anne adaylarında çok daha yüksektir.Aynı şekilde baba adayının yaşı da arttıkça bir kısım hastalıkların oluşma riski artmaktadır.Örneğin yapılan çalışmalar klinik olarak belirgin cücelik ile seyreden akondroplazi hastalığının gelişme olasılığının 40 yaşın üzerindeki baba adayının çocuklarında daha fazla olduğunu göstermiştir.


    2 ) Akraba evliliği ; Ülkemizde oldukça fazla sayıda olan akraba evlilikleri anomalili bebek meydana getirme açısından oldukça risklidir.Özellikle birinci derece akraba evliliklerinde,genel populasyonda görülme riski % 2-3 olan anomalili bebek doğurma olasılığını



    3 ) Anne ve baba adayının mesleki durumları ; Özellikle kimyasal maddeler ve radyasyona maruz kalınan işlerde çalışan anne ve baba adaylarının çocuklarında anomali oluşma riski normal populasyona göre daha artmaktadır.Yaygın olarak bilinenin aksine anne adayının ağır işte çalışması ya da aşırı yorulmasının düşüklere neden olduğu görüşü artık bu gün pek itibar görmemektedir. Ancak çok yoğun tempolu ve yorucu işlerde çalışıyor olmak erken doğum tehdidi yaratabilmektedir.



    4 ) Sosyo-ekonomik değerler ; Herşeyde olduğu gibi bu konuda da anne ve baba adaylarının daha bilgili ve tecrübeli olmaları risk faktörlerinin gelişimini engeleyebilmek adına önemlidir.Bilgili olan adaylar meydana gelen belirtiler konusunda daha alert olurlar ve doktorlarını uyarabilirler.

    Ayrıca ekonomik nedenler de etkili faktörlerdendir.Her anne adayının gebeliği ve lohusalığı boyunca mutlak suretle teşekküllü bir şekilde değerlendirilebilmesini sağlayabilecek alt yapının gerçekleşmesi gereklidir.Bu durum, devlet kuruluşlarının aşırı yoğunluk karşısında yeterli olamadığı ülkemizde maalesef ekonomik koşullara da bağlı bir hale gelmiştir.



    5 ) Anne ve baba adaylarının kan grupları ; Anne adayının Rh negatif (-) ve baba adayının Rh pozitif (+) olması halinde Rh kan uyuşmazlığından bahsedilir.Bu durum ilk bebekte pek problem yaratmamakla birlikte önlem alınmadığında ikinci bebekte ölümcül tablolarla seyredebilir.

    Bunun dışında anne adayının “O” kan grubundan olması da ABO kangrubu uyuşmazlığı aşısından önem taşımaktadır.Bu uyuşmazlıkta bebekte sarılık görülme olasılığı var olmakla birlikte bu sarılık genellikle uygun tedavilerle problem yaratmadan geçiştirilebildiği için bu tip uyuşmazlıklar klinik olarak pek önem arz etmemektedir.



    6 ) Anne adayının daha önceden geçirdiği ya da gebeliği sırasında halen geçirmekte olduğu jinekolojik ya da başka nedenli hastalıklar ; Bu konuda verilebilecek örenek sayısı oldukça fazla olduğundan kısaca anne adaylarına önereceğimiz şey geçmiş ya da şu anki durumlarıyla ilgili her türlü hastalık,problem ya da rahatsızlıklarını önemli ya da değil diye hiç ayırt etmeden doktorlarına anlatmaları gerektiğidir.Çünkü aslında sizin önemsiz olarak gördüğünüz bir belirti ya da problem aslında önemli bir hastalığın küçük bir ön habercisi olabileceği gibi daha önceden geçirdiğiniz bir hastalık da doğum şekline verilecek kararı etkileyebilir.Bu nedenle geçmişiniz ya da şu anki durumunuz hakkında doktorunuza vereceğiniz bilgileri kendi fikrinize göre kısıtlama yapmadan ve ayrıntıları ile anlatın.



    7 ) Daha önceden geçirilmiş jinekolojik ya da başka nedenli operasyonlar ; Bunlar da aynen hastalıklar gibi önemlidir.Belki bir göz ya da KBB operasyonu gebeliği etkilememekle birlikte örneğin kalp,karaciğer ya da böbrekler gibi daha sistemik organlara ait ameliyatlar gebeliğin kompanze edilip edilemeyeceği açısından önemlidir.Ayrıca karın içinde yapılan ameliyatların (ki jinekolojik operasyonların da bir çoğu bu şekildedir ) operasyon ne kadar kurallarına uygun olarak yapılırsa yapılsın ilgili komşu organlarda yapışıklık yaratma riski vardır.Doğumun sezeryan ile yapılması planlandığında bu tip önceden geçirilmiş ameliyatların bilimesi önem taşımaktadır.



    8 ) Anne adayının gebelik öncesi kilosu ve gebelikte kilo alışı ; Anne adayının gebeliğe başlamadan önce çok fazla kilolu olması gebelik sırasında ve sonunda bir kısım problemlere maruz kalma riskini artırabilir.Ancak bu problemlerin çok nadir görülebileceğini belirtmekte yarar var.Bir insanın klinik anlamda kilolu olup olmadığını anlam için kullandığımız standart bir ölçüm sistemi vardır ki buna vücut kitle indeksi ( VKI ) denir. VKI 20 den düşük olanlara zayıf,30 dan yüksek olanlara ise şişman denilmektedir.



    9 ) Anne ya da baba adayının ailelerinde genetik geçiş gösteren ( kalıtsal ) hastalıkların varlığı ; Anne adayı ya da baba adayının kendi akrabaları içinde zeka geriliği ,bedensel özür,metabolizma hastalıkları,diabet ( şeker hast.), hipertansiyon ( tansiyon yüksekliği ),anomalik doğumlar,ölü doğumlar,sürekli düşükler,bir kısım psikiatrik hastalıklar gösteren kişiler varsa bu hastalıkların doğacak bebekte görülme riski de teorik olarak var olacaktır.Bu hastalıklara maruz kalan kişi anne ya da baba adayına akraba olarak ne kadar yakınsa bebekteki risk de o kadar fazla olacaktır. Ayrıca anne ve baba adayının birbiri ile akraba olması bu riski daha da artıracaktır.Anne va baba adayları ailelerinde böyle durumlar varsa bunu mutlak suretle doktorlarına bildirmeli ve gerekli durumlarda doktorun da yönlendirilmesi ile genetik danışmanlık hizmeti alınmalıdır.



    10 ) Anne adayının boyu ; Doğumun sezeryan ya da vajinal yolla olup olamayacağı konusundaki kriterlerden biridir.Boyu 150 cm den daha kısa olan anne adaylarının pelvis genişliği de ( leğen kemiği ) büyük ihtimalle,vücutla orantılı olarak dar olacağından normal / vajinal yolla doğum gerçekleşemeyecektir.Çok istisnai olarak jinekoloğun muayenesi sonucunda doğumun vajinal yolla gerçekleşebileceği kanaati oluşursa denenebilir.Ama bu konudaki genel konsensus 150 cm den daha kısa olan gebelerde doğumun sezeryan ile gerçekleştirilmesi yönündedir.



    11 ) Anne adayının bağımlılık yapıcı maddeler ( sigara,alkol ya da uyuşturucu madde ) kullanıyor olması ; Bağımlılık yapıcı maddeler kullanan anne adayında kullanılan maddenin niteliğine göre bebekte de bir kısım arazlar ortaya çıkabilme ihtimali yükselmektedir.Uyuşturucu maddelerin bebek üzerinde teratojen etkilerinden bahsetmek olasıdır.Sigara ve alkol gebelikte başlı başına büyük problemlerdir.



    12 ) Anne adayının yaşam tarzına bağlı genel özellikler ; Dengeli beslenme,aktif yaşam tarzı,egzersiz,düzenli yaşam,sağlıklı bir uyku düzeni,satbil bir ruhsal durum gibi faktörlerin gebelikte bebek açısından bir risk faktörü olduğu düşünülmemekle birlikte,gebeliğin daha sağlıklı ve huzurlu,daha rahat geçmesi yönünden pozitif katkılar olduğuna inanılmaktadır.



    13 ) Önceki gebeliklerde görülen hastalıklara ait riskler ; Önceki gebeliklerinde diabet,hipertansiyon (preeklamsi ya da eklamsi) gibi bir kısım hastalıklara maruz kalmış olmak sonraki gebeliklerde görülme riskini artırabilir.Bu nedenle önceki gebeliklerinde belli hastalıklara maruz kalan anne adaylarının bu hastalıklarını ve gebeliklerinin seyrini doktorlarına ayrıntıları ile anlatmalarında yarar olacaktır.
     
  2. 17 Mart 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  3. **SU**

    **SU** çocukta yaparım kariyerde Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    643
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    86
    Risk Faktörü : Gebelik başından lohusalık sonuna kadar süren dönem boyunca anne ve / veya bebeği etkileyebilecek normal olmayan her türlü durumun görülme olasılığını arttıran faktörlerdir.

    Gebeliğinizde tesbit edilen belli bir risk faktörünün olması, o riskin mutlaka gerçekleşeceği anlamını taşımaz, yanlızca riskin yükseldiğini gösterir. Aynı şekilde risk faktörü olmaması da, gebeliğinizin tümüyle sorunsuz geçeceği anlamını taşımaz, ancak gebeliğinizin sorunsuz seyretme olasılığının yüksek olduğunu gösterir.

    Risk faktörlerinin gebelik öncesinde tesbit edilmesi, özceden önlem alınması açısından önemlidir. Çünkü risk faktörlerinin büyük bir kısmı kontrol edilebilir olan faktörlerdir (sigara, anemi / kansızlık, kronik hipertansiyon ya da diabet gibi).

    Önceden tesbit edilemeyen risk faktörleri için ise doktor kontrolü altında olunduğunda henüz risk gerçekleşmeden ön belirtilerinden önlem alınmaya çalışılabilir (daha önceden ölüdoğum yapmış bir anne adayının bebeğinin iyilik durumunun sık olarak değerlendirilmesi ve gerektiği durumlarda müdahale edilmesi gibi).
    Gebelikte problem yaratabilecek muhtemel risk faktörleri şunlardır ;

    1 ) Anne ve baba yaşı ; Anne adayları için ideal gebelik yaşı 18 – 35 iken baba adayları için 18 – 40 dır.Bu yaşların üzerindeki gebelikler normal olamaz diye bir kaide yoktur ancak bir çok problemin gelişebilmesi açısından daha büyük bir risk alınmış olur. Örneğin bebekte down hastalığı (Trizomi) riski 35 yaşın üzerindeki anne adaylarında çok daha yüksektir. Aynı şekilde baba adayının yaşı da arttıkça bir kısım hastalıkların oluşma riski artmaktadır. Örneğin yapılan çalışmalar klinik olarak belirgin cücelik ile seyreden akondroplazi hastalığının gelişme olasılığının 40 yaşın üzerindeki baba adayının çocuklarında daha fazla olduğunu göstermiştir.

    2 ) Akraba evliliği ; Ülkemizde oldukça fazla sayıda olan akraba evlilikleri anomalili bebek meydana getirme açısından oldukça risklidir. Özellikle birinci derece akraba evliliklerinde, genel populasyonda görülme riski % 2-3 olan anomalili bebek doğurma olasılığını

    3 ) Anne ve baba adayının mesleki durumları ; Özellikle kimyasal maddeler ve radyasyona maruz kalınan işlerde çalışan anne ve baba adaylarının çocuklarında anomali oluşma riski normal populasyona göre daha artmaktadır. Yaygın olarak bilinenin aksine anne adayının ağır işte çalışması ya da aşırı yorulmasının düşüklere neden olduğu görüşü artık bu gün pek itibar görmemektedir. Ancak çok yoğun tempolu ve yorucu işlerde çalışıyor olmak erken doğum tehdidi yaratabilmektedir.

    4 ) Sosyo-ekonomik değerler ; Herşeyde olduğu gibi bu konuda da anne ve baba adaylarının daha bilgili ve tecrübeli olmaları risk faktörlerinin gelişimini engeleyebilmek adına önemlidir. Bilgili olan adaylar meydana gelen belirtiler konusunda daha alert olurlar ve doktorlarını uyarabilirler.
    Ayrıca ekonomik nedenler de etkili faktörlerdendir. Her anne adayının gebeliği ve lohusalığı boyunca mutlak suretle teşekküllü bir şekilde değerlendirilebilmesini sağlayabilecek alt yapının gerçekleşmesi gereklidir. Bu durum, devlet kuruluşlarının aşırı yoğunluk karşısında yeterli olamadığı ülkemizde maalesef ekonomik koşullara da bağlı bir hale gelmiştir.

    5 ) Anne ve baba adaylarının kan grupları ; Anne adayının Rh negatif (-) ve baba adayının Rh pozitif (+) olması halinde Rh kan uyuşmazlığından bahsedilir. Bu durum ilk bebekte pek problem yaratmamakla birlikte önlem alınmadığında ikinci bebekte ölümcül tablolarla seyredebilir.
    Bunun dışında anne adayının “O” kan grubundan olması da ABO kangrubu uyuşmazlığı aşısından önem taşımaktadır. Bu uyuşmazlıkta bebekte sarılık görülme olasılığı var olmakla birlikte bu sarılık genellikle uygun tedavilerle problem yaratmadan geçiştirilebildiği için bu tip uyuşmazlıklar klinik olarak pek önem arz etmemektedir.

    6 ) Anne adayının daha önceden geçirdiği ya da gebeliği sırasında halen geçirmekte olduğu jinekolojik ya da başka nedenli hastalıklar ; Bu konuda verilebilecek örenek sayısı oldukça fazla olduğundan kısaca anne adaylarına önereceğimiz şey geçmiş ya da şu anki durumlarıyla ilgili her türlü hastalık, problem ya da rahatsızlıklarını önemli ya da değil diye hiç ayırt etmeden doktorlarına anlatmaları gerektiğidir. Çünkü aslında sizin önemsiz olarak gördüğünüz bir belirti ya da problem aslında önemli bir hastalığın küçük bir ön habercisi olabileceği gibi daha önceden geçirdiğiniz bir hastalık da doğum şekline verilecek kararı etkileyebilir.Bu nedenle geçmişiniz ya da şu anki durumunuz hakkında doktorunuza vereceğiniz bilgileri kendi fikrinize göre kısıtlama yapmadan ve ayrıntıları ile anlatın.

    7 ) Daha önceden geçirilmiş jinekolojik ya da başka nedenli operasyonlar ; Bunlar da aynen hastalıklar gibi önemlidir. Belki bir göz ya da KBB operasyonu gebeliği etkilememekle birlikte örneğin kalp, karaciğer ya da böbrekler gibi daha sistemik organlara ait ameliyatlar gebeliğin kompanze edilip edilemeyeceği açısından önemlidir. Ayrıca karın içinde yapılan ameliyatların (ki jinekolojik operasyonların da bir çoğu bu şekildedir) operasyon ne kadar kurallarına uygun olarak yapılırsa yapılsın ilgili komşu organlarda yapışıklık yaratma riski vardır. Doğumun sezeryan ile yapılması planlandığında bu tip önceden geçirilmiş ameliyatların bilimesi önem taşımaktadır.

    8 ) Anne adayının gebelik öncesi kilosu ve gebelikte kilo alışı ; Anne adayının gebeliğe başlamadan önce çok fazla kilolu olması gebelik sırasında ve sonunda bir kısım problemlere maruz kalma riskini artırabilir. Ancak bu problemlerin çok nadir görülebileceğini belirtmekte yarar var. Bir insanın klinik anlamda kilolu olup olmadığını anlam için kullandığımız standart bir ölçüm sistemi vardır ki buna vücut kitle indeksi (VKİ) denir. VKİ 20 den düşük olanlara zayıf, 30 dan yüksek olanlara ise şişman denilmektedir. Vücut kitle indeksinizi hesaplamak için tıklayın.

    9 ) Anne ya da baba adayının ailelerinde genetik geçiş gösteren ( kalıtsal ) hastalıkların varlığı ; Anne adayı ya da baba adayının kendi akrabaları içinde zeka geriliği, bedensel özür, metabolizma hastalıkları, diabet (şeker hast.), hipertansiyon (tansiyon yüksekliği), anomalik doğumlar, ölü doğumlar, sürekli düşükler, bir kısım psikiatrik hastalıklar gösteren kişiler varsa bu hastalıkların doğacak bebekte görülme riski de teorik olarak var olacaktır. Bu hastalıklara maruz kalan kişi anne ya da baba adayına akraba olarak ne kadar yakınsa bebekteki risk de o kadar fazla olacaktır. Ayrıca anne ve baba adayının birbiri ile akraba olması bu riski daha da artıracaktır. Anne va baba adayları ailelerinde böyle durumlar varsa bunu mutlak suretle doktorlarına bildirmeli ve gerekli durumlarda doktorun da yönlendirilmesi ile genetik danışmanlık hizmeti alınmalıdır.

    10 ) Anne adayının boyu ; Doğumun sezeryan ya da vajinal yolla olup olamayacağı konusundaki kriterlerden biridir.Boyu 150 cm den daha kısa olan anne adaylarının pelvis genişliği de ( leğen kemiği ) büyük ihtimalle,vücutla orantılı olarak dar olacağından normal / vajinal yolla doğum gerçekleşemeyecektir. Çok istisnai olarak jinekoloğun muayenesi sonucunda doğumun vajinal yolla gerçekleşebileceği kanaati oluşursa denenebilir. Ama bu konudaki genel konsensus 150 cm den daha kısa olan gebelerde doğumun sezeryan ile gerçekleştirilmesi yönündedir.

    11 ) Anne adayının bağımlılık yapıcı maddeler ( sigara,alkol ya da uyuşturucu madde ) kullanıyor olması ; Bağımlılık yapıcı maddeler kullanan anne adayında kullanılan maddenin niteliğine göre bebekte de bir kısım arazlar ortaya çıkabilme ihtimali yükselmektedir. Uyuşturucu maddelerin bebek üzerinde teratojen etkilerinden bahsetmek olasıdır. Sigara ve alkol gebelikte başlı başına büyük problemlerdir. Gebelikte sigara ve alkolün bebeğe etkileri için tıklayın.

    12 ) Anne adayının yaşam tarzına bağlı genel özellikler ; Dengeli beslenme, aktif yaşam tarzı, egzersiz, düzenli yaşam, sağlıklı bir uyku düzeni, stabil bir ruhsal durum gibi faktörlerin gebelikte bebek açısından bir risk faktörü olduğu düşünülmemekle birlikte, gebeliğin daha sağlıklı ve huzurlu, daha rahat geçmesi yönünden pozitif katkılar olduğuna inanılmaktadır.

    13 ) Önceki gebeliklerde görülen hastalıklara ait riskler ; Önceki gebeliklerinde diabet, hipertansiyon (preeklamsi ya da eklamsi) gibi bir kısım hastalıklara maruz kalmış olmak sonraki gebeliklerde görülme riskini artırabilir. Bu nedenle önceki gebeliklerinde belli hastalıklara maruz kalan anne adaylarının bu hastalıklarını ve gebeliklerinin seyrini doktorlarına ayrıntıları ile anlatmalarında yarar olacaktır.