Geçmişi gönderebilmek

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve seyran tarafından 8 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    8 Kasım 2007
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Acılarımız var, tozlu kırgınlıklarımız, keşkelerimize sebep iç çekişlerimiz var yüreğimizin tavan aralarında. Terk edilişlerimiz, terk edişlerimiz, kapıyı çarpıp çıkışlarımız var ya da baka kalışlarımız kapıyı çarpıp gidenlerin arkasından… İsyanlar, suçlamalar ve zor günlerimiz var… Kısacası acılarımız var bizleri gün be gün olgunlaştıran.

    Fiziksel acıyı sevmiyorum ama, her birisi bir sonraki basamağa hazırlayan ve böyle düşününce katkılarına şükretmem gereken duygusal acılarımı seviyorum. Zira belirsizlik kadar yormuyor insanı… Kaçış olmadığını gördüğünüzde, -mecburen olacağı aşıdan korkan çocuk- çaresizliğiyle acıya bırakıveriyorsunuz kendinizi; "ne" kaybetmeniz gerekiyorsa, "ne" den vazgeçmeniz gerekiyorsa ve "ne" sizi üzecekse buyursun üzsün ve sonra gitsin diyorsunuz…

    Her şeye direnen bir şeyi değiştiremezmiş… Bazen bütün gücümüzle direnmek yalnızca bütün gücümüzü alıp gidiyor. Bu durumda evrenin akışına karşı koymaktansa uyum sağlamak, geçmişimizle barışmak ve acılarımızı gerilerde bırakmak kaçınılmaz olurken iki zıt düşünce geliyor akıllara; “acıları geride bırakmak” ya da "hayat hataların tekerrüründen ibaret olmasın diye acıları ve acıtanları hep aklıda tutmak”... Ne yapmalı bu durumda?

    Konfüçyüs; "Haksızlığa uğramak bir şey değildir, ama bunu hatırlamaya devam ederseniz iş değişir" diyor, öte yandan şair Necip Fazıl aynı hususu şöyle değerlendiriyor;

    Düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın,
    Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.

    Bir biriyle ne kadar çelişiyor gibi duruyor ilk bakışta… Biri olumsuzluğu unutmaktan bahsediyor, öteki hep akılda tutmaktan... Biri “üzene takılıp kalmadan” ilerlemekten, öteki ise üzeni illaki akılda tutup “üzene inat” ilerlemekten bahsediyor.

    Bu iki ustanın ve iki büyük zekanın yanlışı önermeyeceğini düşündüğünüzde, birleştirerek bulduğunuz “geçmişin iç kemirici saplantılar haline gelmeden geleceğe yön vermesi” sentezi galiba cevabı kendi içinde netleştiriyor.

    Kendi hayatım için aslında tam da bunu yaptım, en hatırlamak istemediğim anılarımı bile gönderebildim sanıyorum.. Bazen önemli bir sebepten yerlerinden çıkardığımda, onları “bir başkasınınmış” gibi düşünüp, içlerinden şimdiki durumuma uygun sonuçlar ayıklamaya çalışıyorum yalnızca... Yoksa küçük kurtçuklar olup içimi kemirmelerine izin vermiyorum…

    Geçmişimizle barışmalıyız, gerektiğinde onu bırakmak pahasına bile olsa... Evet belki, "iyi niyetli, dürüst, dostane" davrandınız da "o" ya da "onlar" bunu hiç anlamadı... Evet belki incelikli olmaya çalıştınız...Ve bunu kimse için yapmadınız, tarzınız buydu.. Ve belki "çok özeldiniz" yeterince anlaşılmadınız… Ya da en kötü ihtimalle hatanın büyük kısmı size aitti, her ne ise…

    Bırakın geçmişi telafisi yoksa, yüreğinizden uçurun gitsin.. Ünlü bir sözde ifade bulduğu gibi, kurtarılmayı hak eden bir ucu açık birkaç paranteziniz dışında- “hayat geriye adım atmaz dünle ilgilenmez”, siz de ilgilenmeyin..

    Sevgiler,

    Hatice Olgun
     
  2. 9 Kasım 2007
    Konu Sahibi : seyran
  3. yarennkara

    yarennkara Popüler Üye Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2007
    Mesajlar:
    1.523
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    mümkünmü geçmişi uunutmak..okadar çok denedimki olmadı..ben bugünde değil geçmişte yaşıyorumm..geçmiş hatalarda kaldım..neden,niye oldu...niçin...
    hep bu sorular var kafamda..bazı ağır hatalar..şimdi mutlu olmama engelll..üstüme sinmişş artık geçmiş..çıkmıyo..çıkıp gitmiyo:KK43:(