Gelecekten geçmişe mektup

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve Lereenim tarafından 5 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    5 Şubat 2007
    Konu Sahibi : Lereenim
  1. Lereenim

    Lereenim Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    17 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    4.216
    Beğenildi:
    161
    Ödül Puanları:
    353
    Gelecekten Geçmişe Mektup



    50 yaşına henüz bastım ama görüntüm 85 yaşındaki bir insanınki gibi
    Yeterince su içemediğim için böbrek sorunları yaşıyorum
    Korkarım ki yaşamak için çok vaktim yok
    Ben bu topluluktaki en yaşlı insanım...
    5 yaşında bir çocuk olduğum günleri hatırlıyorum
    O zamanlar her şey çok farklıydı
    Parklarda pek çok ağaçlar evlerde güzel bahçeler vardı.
    Ve ben yarım saat boyunca büyük bir zevkle duş alırdım
    Bugünlerde ise cildimizi temizlemek için mineral yağlı havluları kullanıyoruz.
    Eskiden kadınların güzel saçları vardı
    Şimdi ise başımızı su kullanmadan temiz tutmamız gerektiği için traş etmek zorundayız....
    Eskiden benim babam arabasını hortumdan akan su ile yıkardı
    Şimdi ise
    Benim oğlum suyun bu şekilde ziyan edilebileceğine bir türlü inanamıyor...
    Sokaklarda posterlerde radyoda ve televizyonda SUYU DUYARLI KULLAN uyarıları olduğunu hatırlıyorum
    Ama hiç kimse bu uyarıları önemsemedi
    Suyun sonsuza dek var olacağını sandık...
    Şimdi ise
    Tüm nehirler,göller,barajlar ve yeraltındaki su yatakları ya kurudu ya da kirlendi...
    Sanayi hemen hemen durma noktasına geldi ve işsizlik büyük oranlara ulaştı
    Yegane iş alanı deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullana bilinir hale getiren fabrikalar.
    Ve işçiler maaşlarının bir bölümünü içme suyu olarak alıyorlar.
    Sokaklarda eli silahlı haydutların bir bidon su için insanlara saldırmaları çok yaygınlaştı...
    Yiyeceklerin 80% i sentetik
    Eskiden yetişkin bir insanın günde 8 bardak su içmesi tavsiye edilirdi
    Şimdi ise
    Benim sadece yarım bardak su içmeme müsaade ediliyor.
    Biz şimdi bir kere giyilip atılan giysileri giymek zorundayız ve bu da çöp miktarını arttırıyor....
    Biz şimdi kanalizasyon sistemi susuzluktan çalışmadığı için fosseptik kullanıyoruz...
    Nüfusun dış görünümü korkunç:Susuzluk nedeniyle kırışık sıska ultraviyole ışınları nedeniyle yaralarla dolu vücutlar...
    Şimdi ozon tabakası kalmadığı için ışınlar çok daha kuvvetli...
    Cilt kanseri mide bağırsak enfeksiyonları ve idrar sistemi sorunları ölümlerin ana sebepleri...
    Cildin aşırı kuruması nedeniyle 20 yaşındaki bir genç 40 yaşında gibi bilim adamları araştırdılar
    Ancak bu soruna bir çare bulamadılar görünüyor.
    Su üretilemiyor ağaç ve sebze olmadığı için oksijen de azaldı ve bu yüzden yeni neslin zeka kapasitesi ciddi bir şekilde zarar görüyor...
    Pek çok erkekte sperm oluşum morfolojisi değişti
    Bunun sonucunda da bebekler kusurlu, mutasyonla ve fiziksel sakatlıklarla doğuyorlar
    Devlet soluduğumuz hava için bize para ödetiyor
    Erişkin başına günde 137m küp soluyoruz...
    Bu parayı ödeyemeyen insanlar güneş enerjisiyle çalışan büyük mekanik akciğerlerle havalandırılan bölgelerden kovuluyorlar.
    Soluduğumuz hava kaliteli değil ama en azından nefes alabiliyoruz...
    Ortalama insan ömrü 35 yıl...
    Hala biraz yeşil alanı olan ,nehirleri akan, bölgeler silahlı askerler tarafından korunuyor...
    Su, altın ve elmastan çok daha değerli bir hazine haline geldi...
    Yaşadığım yere nadiren yağmur yağdığı için hiç ağaç yok.
    Bazen yağış beklerken asit yağmurları yağıyor.
    Mevsimler ciddi bir şekilde 20.yüzyılın çevreye zarar veren sanayisi ,atomik deneyler ve çevreye yaydıkları kirlerden etkilendiler
    O zamanlar çevreyle ilgilenmemiz konusunda uyarıldık ama hiç kimse dikkate almadı
    Oğlum benden gençliğimden söz etmemi istediği zaman ona yeşil tarlaların ,çiçeklerin güzelliğini, yağmuru ,nehirlerde yüzmenin ,balık avlamanın , içebildiğimiz kadar su içebilmenin ne büyük bir zevk olduğunu ve insanların ne kadar sağlıklı olduklarını anlatıyorum...
    O bana babacığım şimdi neden su yok? diye soruyor...
    İşte o zaman boğazım düğümleniyor....
    Kendimi suçlu hissetmekten bir türlü kurtaramıyorum çünkü ben de o yaşadığı çevreyi kirleterek tahrip olmasına sebep olan, tüm uyarılara kulağını tıkayan nesle aidim...
    Şimdi ise
    Bizim çocuklarımız bunun bedelini ödüyorlar!...

    Ne kadar çok isterdim geriye dönüp insanoğluna bunları anlatmayı...
    ... Henüz daha Dünya gezegenimizi kurtarmaya zamanımız varken...
     
  2. 5 Şubat 2007
    Konu Sahibi : Lereenim
  3. tuluat

    tuluat Aktif Üye Üye

    Katılım:
    1 Aralık 2006
    Mesajlar:
    202
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Lereenim emeğine sağlık, gerçekten içim burkularak okudum. Bunların hepsine her gün birer birer daha da yaklaşıyoruz sanki.
     
  4. 5 Şubat 2007
    Konu Sahibi : Lereenim
  5. BarbunyaPilaki

    BarbunyaPilaki Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    827
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Emeğine sağlık lereenim içim bir tuhaf oldu İnşallah böyle bir hayatı hiç kimse yaşamak zorunda kalmaz
     
  6. 5 Şubat 2007
    Konu Sahibi : Lereenim
  7. hepside yaşanılacak şeyler..eee ne demişler her yaşın güzelliği var
     
  8. 6 Şubat 2007
    Konu Sahibi : Lereenim
  9. onetimes

    onetimes Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    773
    Beğenildi:
    16
    Ödül Puanları:
    108
    bi anlamada düşününce yaşlılar sevinmeli bence, o yaşı göremeden ölen o kadar çok genç varki her yaşın güzellikleri ayrı Allah yaşlanmayı torunlarımızı görmeyi nasip eder inşallah. tabiki muhtaç duruma düşmeden
     
  10. 6 Şubat 2007
    Konu Sahibi : Lereenim
  11. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Leerenim çok Güzel Ve Doğru Bir Alinti
    95 Yaşindaki Halaciğima Ben Bakiyorum.
    Inan Anlattiği Eskiye Ait şeylere Imrenmemek Mümkün Değil.
    .o Kadar Güzel Anilari Varki Yaşlilarimizin, Yaşadiklarini Gerçekten Masal Saniyor Insan.halbuki Ne Kadar Gerçekler.