Gençler sadece öğrenci değil...

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve Zehranur tarafından 15 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

    15 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : Zehranur
  1. Zehranur

    Zehranur Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    820
    Beğenildi:
    84
    Ödül Puanları:
    113
    Hepimiz yaşadığımız süreç boyunca Cenab-ı Hakkın bize verdiği roller ve kazandığımız sıfatlarla var olmaya çalışırız. Rollerini hakkıyla yerine getiren bireyler hem kendi dünyalarında, hem de ötekinin dünyasında var olan kısmıyla karşısındakine huzur ve mutluluk verir.



    Bazen yaşadığımız herhangi bir olay ya da durum kasıtlı veya gayri ihtiyarî olarak rolümüzü yerine getirmeye engel olabilmekte. Örneğin, OKS ya da ÖSS sınavına hazırlanan gençler ailelerin de onlara verdiği destekle sadece öğrenci olma rolünü üstlenirler. Kısmen de bu durum öğrencinin işine gelir. Çünkü öğrencilik sıfatının ona yüklediği rolle sadece derslerini çalışarak diğer rollerinin getirdiği sorumluluklardan kurtulmak ister. Biz buna psikolojide “ikincil kazançlar” diyoruz. Her durumun kendi bünyesine has ikincil kazançları olabilmekte. Aileler tahsilin getirdiği sonuçla ileride hem sosyal, hem de ekonomik konumlarının değişeceğini bildiklerinden böylesi bir ikincil kazanç onları çok da rahatsız etmemekte.



    Fakat tüm bunlar, bu haliyle kalsa hiç sorun yok. Oysa ilerleyen yıllarda öğrenim durumu tamamlanıp, evlilik vakti geldiğinde bireysel ve toplumsal roller değiştiğinden artık farklı sorumluluklar başlar. Bizlere başvuran birçok yeni evli ya da nişanlı olan çiftlerde gözlemlediğimiz kaygılar, yazık ki, geçmişte yaşanan bu tür durumların neticesi olabilmekte. Zira aileler, çocukları doktor ya da mühendis olsun diye beklerken, onlar eş olma gereğinin yüklediği sorumlulukları (örneğin, ev işi ya da para kazanmak) şimdiye kadar üstlenmediklerinden doğal sürecin getirdiği sorumlulukları bazen yapmak istemezler. Bazen yapmak isteseler de yeterince beceremediklerini görüp ya geri çekilirler ya da kendilerini suçlarlar.



    Bunun sonrasında gelen sorunlardan biri de, aileler yaş olarak çocuklarının evliliğe hazır olduklarını görür ve evlendirirler. Fakat bilirler ki, henüz evlilik sorumluluklarını alabilecek çocuklar yetiştirmemişlerdir. Bunun içinde ileride başka bir soruna sebep olacak bir başka teklifle gündeme gelirler: “Bize yakın semtte oturun.”



    Kız çocukları yüklerinin hafifleyeceğini ve de baba evinin hâlâ küçük kızı kalma sevdasıyla böyle bir teklife oldukça sıcak bakar. Bu teklifin çift taraflı kazanımı şöyledir, yeni gelinin ev işleri, misafir sorumluluğu annenin yardımıyla daha da hafiflerken, anne de tüm çocuklarını evlendirip atıl kalmak istemediğinden, yeni yuvanın her türlü işine karışarak artık evin görülmeyen ikinci kadın hükmünü alır. Zaten bundan sonra artık sorunlar birbirini takip eder. Zira artık sınırlar karışmıştır. Biri ötekinin evine müdahale etki ve yetkisini kendisinde görür. Neden? Çünkü evin yükünü alan kişi ev hakkında da karar alma yetkisini her zaman kendi hakkı olarak görecektir.



    Gelelim erkek çocuğuna ve erkek annelerine. Sadece üniversite azmiyle sınava hazırlanan genç hayatın acı ya da tatlı gerçeğinden biraz daha uzak kaldığından gereken erkeksi tavrı gösterebilmede önceleri biraz zorluk çekebilir. Erkeğin annesi böyle bir teklifle geldiğinde gelini tarafından daha ilk günden olumsuz kayınvalide olarak kodlanacağından daha başından hiç de hoşa gitmeyecek gelişmeler gözlenir. Oysa çocuklarınız öğrenci sıfatını taşırken aynı zamanda sizin evlâdınız, kardeşinin ağabeyisi ya da ablası, büyüğünün kız kardeşi ya da erkek kardeşidir. Yani birçok rolü aynı anda bünyesinde taşır. Sadece üniversiteyi kazanmak amacıyla kişiyi tüm bu rollerinden ayırarak öğrenci konumuna yerleştirmek, kullanabileceği kapasitesini en aza indirgemektir.



    Onun içindir ki, son yıllarda meslekî anlamda iyi konumda olan bireylerin hayatın gerçeği ya da sorumluluğu anlamında çok da yetkin olmadığı gözlenmekte. Ebeveyn olarak asıl hedefimizin sadece üniversite ya da Anadolu Lisesi olmadığının bilincinde olarak gençlerimizi elimizden geldiğince Cenab-ı Hakka kul, anne babasına faydalı evlât, çevresindeki insanlarla ilişkiye geçebilen sosyal bireyler olarak yetiştirme, azim ve gayretinde olmalıyız.



    Unutmamalıyız ki, şu an toplumda yaşanan evliliklerdeki çözülmelerde tüm bu rollerin taşıdığı vazifeleri yerine getirmek istemeyen ya da yerine getirme yetkisinden uzak bireylerin böylesi evlilikler yaşadığıdır. Birkaç rolü yerine getirmek insanı başarısız kılmaz. Zira taşıdığımız rolleri hakkıyla yerine getirdiğimizde Cenab-ı Hakkın bize bahşettiği tüm letaifleri kullanabilme iradesini de kullanmış oluruz.



    Yaşamdaki amacımız sadece üniversite ya da özel liseler olmamalı. Elimizden geldiğince kendimize zenginlik katacak tüm faaliyetlerin içinde bulunarak kendimizi içsel ve dışsal dinamikler adına besleyerek gerçekleştirmeye çalışalım. Zira sadece sonradan kazanılan sıfatlarla mutlu ve huzurlu olmamız mümkün değildir. Cenab-ı Hakkın verdiği fıtrî ihtiyaçların da doyumu huzurlu olmamız için gereklidir. Bediüzzaman Said Nursî’nin de belirttiği gibi, “İnsanın en fazla ihtiyacını tatmin eden kalbine mukabil bir kalbin mevcut olmasıdır” düsturu gereğince bütünlüğümüzü sağlayacak tüm rolleri hakkıyla ifa edebilmeyi Cenab-ı Hak bizlere nasip etsin.

    Yasemin Uçal Abdullah
    Psıkolog
     
  2. 21 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : Zehranur
  3. leylim ley

    leylim ley Aktif Üye Üye

    Katılım:
    18 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    5
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    yüreğine sağlık zehranur allah razı lsun