Genital siğiller kansere yolaçıyor

Konusu 'Jinekoloji / Kadın Hastalıkları' forumundadır ve angelike tarafından 28 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    28 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : angelike
  1. angelike

    angelike Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    172
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında yer alan genital siğillerin kansere yol açtığı bildirildi.

    Beşyol Tıp Merkezi Başhekimi Dr. Aytaç Akın, genital siğillerin hem kadın hem de erkekte genital bölgede Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu sonucu gelişen karnabahar görünümünde, bazen tek bir bölgede, bazen birkaç bölgede, bazen topluiğne başı kadar ufak, bazen de 5 santim, ender durumlarda 15-20 santim çapına erişebilen ağrısız kitleler olduğunu belirterek, hastalığın kansere neden olduğunu söyledi.

    Dr. Aytaç Akın, Türkiye'de de giderek artan sıklıkta görülen bu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonun hem erkekte hem de kadında, ancak özellikle kadında oluşturması muhtemel sağlık sorunları nedeniyle her bireyin bu enfeksiyon hakkında bilgi sahibi olması ve kendisinde ya da eşinde bu enfeksiyondan şüphelendiğinde doktora başvurması gerektiği vurguladı.

    HPV'nin (Human Papilloma Virus) genital bölgede ve mukozalarda enfeksiyon yapan ve kondilom adı verilen siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olan bir virüs olduğunu kaydeden Dr. Akın, "Çoğu virüs hastalığında olduğu gibi HPV de bir kez vücuda girdiğinde hücreler içinde yerleşir ve zaman zaman alevlenmelere yol açar. Bu yüzden HPV enfeksiyonu kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul edilir" dedi.



    "CİNSEL YOLLA BULAŞIYOR"

    HPV enfeksiyonunun cinsel yolla bulaşan hastalıklar grubunda yer aldığını dile getiren Akın, özellikle çok sayıda cinsel eşi olan (veya öncesinde olmuş olan) bireyler ve bu bireylerin eşlerinde yaygın olduğuna işaret ederek, virüsün bulaşmasının başka bir bireyin enfekte bölgesinin (penis gibi) mukozalara (ağız ve vajina gibi), ya da doğal olarak nemli bölgelere (anüs gibi) temasıyla olduğunu açıkladı.

    HPV bulaştıktan sonra 2-6 aylık bir kuluçka devresini takiben genital bölgede veya anüs etrafında sayıları ve büyüklükleri değişken kondilom (siğil) adlı kitlelerin oluşmasıyla belirti verdiğini ifade eden Akın, "Belirtiler bireysel özelliklerden oldukça etkilenir ve özellikle erkeklerde enfeksiyon tümüyle belirtisiz seyredebilir. Kadında da belirtisiz seyredebilir, ancak belirtisiz seyreden bu durumlarda büyüteçle (kolposkopi) yapılan ayrıntılı incelemelerde dış genital bölge, vajina ya da servikste çok
    ufak çaplı kitleler çoğu kadında saptanır. Özellikle kadınlarda bazı durumlarda vajina-anüs arası bölgeyi, anüsü ya da vajinayı tümüyle dolduran karnabahar görünümlü dev kitlelere de rastlamak mümkündür. Oral (ağız yoluyla) genital seks uygulamalarında ağız mukozasında da lezyonlar ortaya çıkabilir. Kadınlarda bazen HPV enfeksiyonunun tek belirtisi jinekolojik muayenede papsmear incelemesinde HPV enfeksiyonuna özgü hücresel anormallikler (koilositoz) bulunmasıdır" diye konuştu.
    HPV'nin oldukça bulaşıcı bir virüs olduğunu belirten Akın, genital bölgedeki lezyonların mukozalar ya da genital bölgelerle (cinsel ilişkide olduğu gibi) kısa süreli teması bile bulaşması için yeterli olduğuna değindi. Genital bölge mukozasının vajina yoluyla dış ortama açık olması nedeniyle özellikle erkekten kadına daha kolay bulaştığını hatırlatan Akın, enfeksiyonun oluşturduğu sağlık sorunlarına da vurgu yaptı.



    "GEBELİKTE DOĞUM KANALINI TIKIYOR"

    Akın, "Genital bölgede kondilom (siğil) oluşumuna neden olan HPV, hücrelerin içine yerleşerek hücrenin genetik yapısını etkileyebilme özelliğine sahip bir virüstür. HPV'nin çok sayıda alt tipi vardır. Bu alttiplerden bazıları hücrelere olan etkileriyle hücrelerin kendi kendine hızla ve kontrolsüzce çoğalabilen hücrelere dönüşmesine neden olmaktadır. Hücrelerin kontrolsüzce çoğalma özelliği kazanması ise hücrelerin bulunduğu dokuda kanser oluşumu riskini beraberinde getirmektedir. Serviks, vagina ve vulva kanserlerinin gelişiminde HPV'nin bu onkojen (kanser yapıcı) alttiplerinin çok önemli bir rolü olduğu düşünülmektedir. Bu etkiler uzun vadeli etkilerdir ve ancak onkojen etkiye sahip HPV alttipleri tarafından başlatılırlar. Tıp dilinde insan siğil virüsü olarak da adlandırılan HPV'nin 100'den çok çeşidi bulunuyor. Sadece cinsel bölge ve civarındaki ciltte yerleşen virüs erkeklerde penis, testis, bacak araları, kasıkların yanı sıra, penisin içinde ve mesanede görülebiliyor. HPV'nin özellikle 5-6 çeşidi insanlarda sık görülürken, erkeklerde en çok 6, 11, 16 ve 18'inci cinslere rastlanıyor. Bunlardan 6 ve 11'inci cinsler daha çok siğil yaparken, 16 ve 18'inci cinsler hem siğil yapıyor hem de kansere yol açıyor. Erkeklerde penis kanserine yol açabilen HPV makat bölgesi civarında yerleştiğinde, makat ve kalın bağırsağın son kısmı olan rektum bölgesinde kansere rastlanabiliyor. Bunun dışında HPV, özellikle oral seks yoluyla erkeklerde damar, geniz, bademcik, dil, gırtlak kanseri ve bazı durumlarda yemek borusu kanserine de neden olabiliyor. Gebelik açısından HPV enfeksiyonunun önemi daha farklıdır. Gebelik döneminden önce varolan ya da gebelikte yeni çıkan kondilom kitlelerinin aşırı büyümesi bazen doğum kanalının tıkanmasına neden olur ve vajinal yolla normal doğum imkansız hale gelir. Diğer bir istenmeyen durum da bebeğin doğum eylemi esnasında doğum kanalından geçerken kanaldaki HPV'yi kapması sonucu meydana gelir. Virüsün bulaşması bebeğinin larinksinde (ses tellerinin bulunduğu organ) papillomlar (ufak kitleler) oluşmasına neden olabilir" şeklinde konuştu.


    "PREZERVATİF DE KORUMUYOR"


    Genital bölgedeki kitlelerin tipik görünümünün tanı koymak için yeterli olduğunu, şüpheli durumlarda kitlelerden biopsi alınarak tanı koymak gerektiğini dile getiren Akın, şu bilgileri verdi:

    "Genital kondilomu olan kadınların komple bir jinekolojik muayeneden geçmeleri ve bazı HPV alttiplerinin onkojen (kanser yapıcı) özelliği nedeniyle papsmear incelemesine tabi tutulmaları uygundur. Şüpheli durumlarda ileri inceleme için kolposkopi (vulva, vajina ve serviksin büyüteçle incelenmesi) ve gerekli durumlarda şüpheli bölgelerden biopsi alınması gerekebilir. Ayrıca günümüzde HPV'nin alttiplerini belirlemek ve etkenin HPV'nin onkojen alttipi olup olmadığını saptamak da mümkündür."
    HPV enfeksiyonunun tedavisinde temel prensibin nüksleri en aza indirmek için kitlelerin mümkün olduğunca temizlenmesi olduğuna dikkat çeken Akın, şöyle devam etti:

    "Bu amaçla virüslere etkili ilaçlar kullanılarak lokal (bölgesel) tedavi ve büyük lezyonların koterizasyon yoluyla yakılması şeklinde tedavi uygulanır. Hatırda tutulması gereken nokta tedavinin yalnızca görünen lezyonları ortadan kaldırmakla sınırlı olduğudur. HPV enfeksiyonu kronik seyreder ve kitleler ortadan tümüyle kalksa da hücrelerin içinde gizli bir şekilde yaşamını sürdüren virüsler sayesinde bulaştırıcılık devam eder. Hastalıktan korunmak gerekir. HPV cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğundan bu konuda alınan genel önlemlerin alınması HPV enfeksiyonundan korunmada tek yoldur. Ancak HPV'nin bulaştırıcılığı o kadar yüksektir ki, şüpheli ilişkilerde kondom kullanımı bile koruyamayabilmektedir. Cinsel temas esnasında erkek genital bölgesinin prezervatifle korunmayan kısımlarından kadına ya da tam tersi kadından erkeğe bulaşma söz konusu olabilir. Bu yüzden bariz kondilom lezyonları olanlarla ilişkiye girmemek çok önemlidir."