Gidersen yıkılır bu kent

Konusu 'Şiir' forumundadır ve yaneka tarafından 23 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

    23 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : yaneka
  1. yaneka

    yaneka Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Haziran 2009
    Mesajlar:
    275
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    86
    GİDERSEN YIKILIR BU KENT
    Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
    Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
    Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
    Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
    Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
    Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken
    Gidersen kim sular fesleğenleri
    Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

    Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
    Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor
    Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
    Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
    Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
    Birde seni ekliyorum susuşlarıma

    Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
    Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
    Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
    Adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız
    Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
    Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam
    Gidersen kar yağar avuçlarıma
    Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

    Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
    Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
    Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
    Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
    Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
    Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

    Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
    Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
    Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
    İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
    Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
    Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine
    Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
    Bir tufan olurum sustuğun her yerde

    Ahmet TELLİ


    Seni İçimden Terk Ediyorum
    binmediğim hiçbir otobüs
    beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde
    gittikçe azalıyor hayat
    neyi erken yaşadıysam
    hep ona geç kalıyorum

    sana göçüyorum her sonbahar
    yolların çıkmıyor aşkıma
    unuttuğun yağmurların adı saklımda
    seni içimden terk ediyorum

    susmaktan yoruldum
    kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
    efkar demliyorum gözlerimde
    yaşlarımı yanağıma varmadan öldürüyorum
    tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
    alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
    seni içimden terk ediyorum

    ne unutacak kadar nefret ettin
    ne hatırlayacak kadar sevdin
    yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin
    biliyorum
    beni hep bulmamak için aradın
    yanılgımdın
    yandığımdın
    yangındın

    sensizliğe yenilmek
    sana yenilmekten zor olsa da
    ardımda bir sürü belkiler bırakarak
    seni içimden terk ediyorum

    şimdi
    içimizde öldürülecek bir anı bile bulamayan
    iki yarım kaldık
    tamamlayamadık bizi
    elimden tutmadın yalnızlığımın
    saçlarımı da uzaklarına gömdün
    içimin mavisi senin okyanusundandı
    al geri veriyorum
    kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
    devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
    sana bensizliği terk ediyorum

    yarime uzanmayan bütün dallarım kırılsın demiştin
    aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi

    ne tuhaf değil mi
    içimi acıtanda sendin
    acımı dindirecek olanda
    ya öldür beni dedim
    ya da git benden
    içi bulanık bir sevdanın ucunda seni kaybettim

    aldırmadın aldırmalarıma
    bir gecede yakıp yarini
    şafaklara sattın ihanetini
    külüme basanlar bile utandı yaptığından

    işte soluk bir ömrün
    son nefesi
    benden
    içimden
    terk ediyorum

    Kahraman Tazeoğlu