Gitmek Vakti...

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve seyran tarafından 15 Aralık 2007 başlatılmıştır.

    15 Aralık 2007
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Hep gitmek istemişti. Kalmanın bir manası yoktu. Çıkıp gidecekti işte kolaydı. Kapıyı açacak ceketini alacak, geriye bile bakmayacaktı. Tek farkı akşam aynı eve gelmemek, başka bir yatakta uyumak olacaktı. Yükü ağır olmayacak, yüreğinde hüzün kalmayacaktı. Günlerce bunu düşündü. Kolaydı işte. “ Gitmenin de bir vakti olduğunu, geç kaldığında gidecek bir yer olmadığını” düşünmeden gitti.

    Gitmek ceketini çok önce giydirmişti düşüncelerine, kaldığı her gün ıstırap, hayallerine saygısızlıktı. Gitti aşık olduğu kadınla aynı kıtada yaşamak için, solan ümitlerimi yeşertebilmek için gitti. Kendini yalnızlığa mahkum etti, mükafatı rakı oldu. Sanki hiç içmemişim gibi daha önce, içti. Her akşam, gece yarılarına kadar yarı ayık yarı sarhoş günün doğuşunu seyretti. Adaları seyretti balkonundan. Hangisi daha güzel diye hiç düşünmeden. Biliyordu hangisinin en güzel olduğunu. Sevgilisiyle el ele yürüdüğü, soğuk suyundan içtiği, ağaçlarına sarıldığı, iskelesinde o eski Türk filmlerinin imrendiği kadınıyla şarkı söylediği güzeldi. Ne çok severmiş martılar simidi. Ne güzelmiş vapurun dalgalarla oynaşması. Sevgilisi kollarında, yüzünde tanıdık bir tebessüm, gözlerindeki parıltı, kalbindeki kıpırtı, dudaklarında “ hayatın tadı ”. Ne güzelmiş o ada. O adayı güzel kılan, yaşamayı vazgeçilmez yapan kadın yokken gitti. …

    Terk ettiği onca hayat, otuz yıllık semti, boğaz içi, ilk öptüğü kızın tokadı, içtiği ilk sigaranın buruk tadı, boğazdan geçen gemilere selektör yaptığı o manzara hepsi geçmişte kaldı. Geride kalanları vazgeçtiklerini biliyordu. Vazgeçmediği, gözlerindeki parıltıyı, teninin sıcaklığını, yüzündeki tebessümü, hayatın tadını bulduğunu unutamadığı ( unutmak istemediği ) kadın nerde şimdi. Hayatın hangi yüzyılında bekliyor……….

    Döneceği günü beklemek için, geç kalmışlığının cezasını çekmek için, hissettiklerinin üç günlük bir sevda olmadığını, önce ona, sonra inanmayanlara, en önemlisi kendine ispat etmenin, ağır yükünü sırtına sarıp, kamburunu göstermeden yaşamaya çalışmanın gurur verici, acı verici tadını yaşamak için, “ gitmek vakti durmak olmaz dedi ”, gitti….



    alinti