Glokom ( Göz tansiyonu )Körlüğe sebep olabilir...

Konusu 'Oftalmoloji - Göz Hastalıkları' forumundadır ve Elif tarafından 30 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Yönetici Editor

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    16.478
    Beğenileri:
    223
    Ödül Puanları:
    63
    Özel Mesaj At
    Glokom, göziçi basıncının yükselmesi nedeniyle görme sinirinin giderek zayıflamasına ve böylece görme kaybına yolaçan ciddi bir hastalıktır. Birçok glokom çeşidi vardır. Fakat en sık görülen glokom tipi açık açılı glokomdur.

    GLOKOM NASIL TEŞHİS EDİLİR ?


    Özellikle, kronik açık açılı glokom adı verilen en sık görülen glokom çeşidinde, eğer göziçi basıncı çok yüksek seviyelerde değilse hastalık hiçbir belirgin belirti vermeden sinsi olarak seyreder. Bu nedenle hastalığın teşhis edilmesi, ilerlemiş dönemlerinde yapılır.

    Glokom, çoğunlukla başka bir nedenle, sıklıkla da sıradan bir gözlük muayenesi veya basit nedenlerle doktora başvuran hastalarda yapılan muayene sırasında tesadüfen teşhis edilir. Bu nedenle göz muayenesi sırasında göz tansiyonunun ölçülmesi ihmal edilmemelidir.

    Ayrıca, bir kısım hastada akut glokom krizi denilen ve göziçi basıncının ani olarak çok yüksek düzeylere yükselmesiyle ortaya çıkan, şiddetli göz ağrısı, başağrısı, gözün kıpkırmızı olması, bulantı, kusma gibi gürültülü bir tabloyla kendini gösterir. Bu durumda teşhis çok kolaydır ve acil tedavi gerekir.

    Glokom teşhisinde göz doktorlarının klasik olarak birlikte aradıkları üç bulgu gereklidir. Bunlardan birincisi, göziçi basıncının yüksek olmasıdır. Normalde göziçi basıncı 10-20 mm. civa basıncı düzeyindedir. Göz içi basıncının 20 mm civa basıncının üzerinde bulunması çoğunlukla glokom lehindedir, ancak sadece göziçi basıncının yüksek bulunması,glokom teşhisi için yeterli değildir. Çünkü göziçi basıncı 20 mm civanın üzerinde olduğu halde normal olan gözler olduğu gibi, göziçi basıncı 20 mm civanın altında olmasına rağmen glokomlu olan gözler de mevcuttur. Glokom teşhisi için ikinci olarak aranılan bulgu, gözdibi muayenesinde görülen göz siniri tahribatıdır. Üçüncü bulgu da, görme alanı muayenesinde, görme sinirindeki tahribatı gösteren görme alanı bozulmalarıdır. Glokomlu hastalar, göziçi basıncı düzeyi, görme sinirinin ve görme alanının durumu birlikte değerlendirilerek izlenirler ve yine bu bulgulara bakılarak ilaç tedavisine veya ameliyata karar verilir.

    GLOKOM ERKEN TEŞHİS EDİLMEDİĞİNDE GÖRME KAYBINA YOLAÇAN CİDDİ BİR HASTALIKTIR:

    Glokom, sinsi bir hastalıktır. Çoğunlukla ileri dönemlere kadar hiçbir belirti vermez ve doktor muayenesi olmadıkça ortaya çıkarılması güç bir hastalıktır. Glokom yavaş seyreden, fakat sürekli ilerleyen ve giderek göz siniri tahribatına yani görme kaybına yolaçan karakteristik bir belirtisi bir belirtisi olmayan kronik bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmediğinde kesinlikle görmenin tümüyle kaybına neden olan bir hastalık olduğundan, teşhis edildiğinde hastalığın niteliği ve ciddiyeti, doktor tarafından hastaya ve hasta yakınlarına tüm açıklığıyla anlatılmalıdır. Çünkü hasta, hastalığın ciddiyetinin tam bilincinde olmadığında çoğunlukla tedaviyi sürdürmemekte, bu da görme kaybıyla sonuçlanmaktadır.

    GLOKOMUN DEĞİŞİK TİPLERİ VAR MIDIR ?

    Glokom başlıca açık açılı ve kapalı açılı glokom olmak üzere iki tipte görülebilir.

    AÇIK açılı glokom: Glokomların %85-90'ı bu tiptedir. Açık açılı glokomlu hastalarda hastalık belirgin bir belirti vermeden sinsi seyrini sürdürür ve hasta, hastalığının farkında olmaz. Ancak son döneme yaklaştıkça görmesinin bozulduğunu ve azaldığını farkeder ve doktora başvurur. Fakat bu durumdaki bir hastada, göz siniri büyük oranda tahrip olmuş ve görme alanı çok daralmıştır. Yapılacak tedavi ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur. Kaybolan görme geri çevrilmez. Glokom görülme sıklığı özellikle 40 yaşından sonra artış gösterir. Tüm glokomların %90'ı 40 yaşın üzerinde kişilerde görülmektedir. Bu nedenle, 40 yaş üzerindeki kişilerde göz muayenesi sırasında, göziçi basıncının ölçülmesi göz doktorları için bir kural haline gelmiştir. Özellikle ailesinde glokomlu olanlar, kendilerinde glokom olma olasılığının daha yüksek olduğunu bilerek 40 yaşından sonra hiç olmazsa yılda bir kez göz muayenesi olup göz tansiyonlarını ölçtürmelidirler.

    KAPALI açılı glokom: Glokomlu hastaların %5-10 kadarını oluşturur. Bu tip glokom yukarıda anlatılan ve çoğunluğu oluşturan sessiz gidişli, belirti vermeyen, sinsi glokom tipinin tam tersine çok gürültülü bir tabloyla ortaya çıkar. Açı kapanması glokomu veya akut glokom krizi olarak isimlendirilen bu tabloda, birden gözde şiddetli ağrı, kızarıklık, görmenin bulanıklaşması ve azalması, ışığa hassasiyet, bulantı, kusma belirtileri ortaya çıkar. Bu tabloyla doktora başvuran hastanın göz tansiyonu genellikle 40-50 mm veya daha yüksek civa basıncı gibi çok yüksek düzeylerde bulunur. Bu yüksek göz tansiyonunun acilen ilaç tedavisiyle düşürülüp hastanın ameliyata alınması ve probleminin halledilmesi gerekir. Aksi halde, hasta doktora başvurmakta gecikirse bu yüksek göz tansiyonu ile birkaç gün içinde tam görme kaybı oluşur. Bu belirtilerin görüldüğü hastanın ağrı kesicilerle ağrıyı azaltmaya çalışmadan, bir an önce doktora başvurması gerekir.

    En çok görülen bu iki glokom tipinden başka bir de sekonder glokom adı verilen bir glokom türü mevcuttur. Sekonder glokomda, gözde göziçi basıncının yükselmesine neden olan bir hastalık vardır. Bu, değişik nedenlerle oluşan göziçi kanamaları, göziçi iltahapları, şeker hastalığı, göze gelen darbeler (travma), ileri dönemdeki katarakt gibi çok değişik sebeplerle olabilir.

    GLOKOM TEDAVİ EDİLEBİLEN BİR HASTALIK MIDIR?

    Glokom teşhis edildikten sonra tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Ancak, zamanında teşhis edilmeyip hastalık göz sinirinde tahribat yapar ve görme derecesini düşürdükten sonra teşhis edilirse, yapılan tedavi ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur. Kayıpların geriye getiremez. Bu nedenle hastalar, görme kayıpları oluşmadan, göz siniri tahrip olmadan erken dönemde yakalanırsa görme kaybına engel olunarak kolayca tedavi edilir.

    GLOKOMUN TEDAVİSİNDE BAŞLICA ÜÇ YOL MEVCUTTUR.

    1) İlaç tedavisi
    2) Laser uygulaması
    3) Cerrahi tedavi (Ameliyat)

    İlaç tedavisi: Glokomun ilaçla tedavisinde kullanılan birçok damla mevcuttur. Bu damlalar değişik mekanizasyonlarla göziçi basıncını düşürürler. Göziçi basıncı düşürülmeye çalışılır. Başarılı olunamazsa, ikinci damla eklenir. Yine göz tansiyonu düşmezse tedaviyi yapan doktorun anlayışına göre üçüncü damla eklenir (bu tartışmalıdır) veya diğer tedavi yöntemlerine başvurulur.

    Damla tedavisine başlamadan önce hastada kalb-akciğer rahatsızlığı olup olmadığı araştırılmalıdır. Çünkü glokom tedavisinde kullanılan damlaların bazıları, solunum zorluğuna ve kalbde ritm bozukluklarına yolaçabilir. Bu nedenle bu tür ilaçlar dikkatle kullanılmalıdır. Yine bazı tür glokom damlaları da görme bulanıklığına, gözde ağrıya, başağrısına allerjik reaksiyonlara neden olabilirler. Bir de göziçi basıncının düşürülmesinde kullanılan ve ağızdan alınan bazı ilaçlar (tabletler) mevcuttur. Fakat bu ilaçlar, göziçi basıncını kısa sürede düşürmek için birkaç gün süreyle kullanılan ilaçlardır. Uzun süreli kullanılmaları durumunda kan elektrolit dengenin bozulması (özellikle potasyum kaybı), ellerde, ayaklarda uyuşmalar ve uzun vadede böbrek taşları oluşması gibi yan etkiler ortaya çıkar. Glokomlu bir hastada göziçi basıncı damla tedavisi ile normal düzeyde seyrediyorsa ve sürekli bu düzey korunuyorsa, hasta bu damlaları sürekli ve düzenli olarak hayat boyu kullanmak zorundadır.

    LASER tedavisi: Glokom tedavisinde, ilaç tedavisine yeterli cevap alınamayan hastalarda laser, ameliyattan önce uygulanabilen bir tedavi seçeneğidir. Laser tedavisi çok yüksek olmayan göziçi basınçlarını normal düzeye indirebilir. Etki süresi genellikle 2-3 yıl kadardır. Sonra göziçi basıncı tekrar yükselebilir. Uygun hastalarda laser, etkili bir tedavi alternatifi olabilir.

    CERRAHİ tedavi (Ameliyat): Eğer, glokomlu bir hastada göziçi basıncı kullanılan bütün ilaçlara rağmen normal düzeye indirilemiyorsa, göz siniri tahribatı giderek ilerliyor ve görme alanı giderek kötüleşiyorsa ameliyat gerekli olur. Ameliyat gerekli olduğu halde ertelenirse hasta görmesini günden güne kaybeder. Glokom ameliyatı lokal anestezi ile yapılır. Ameliyatta yapılan işlem, gözdışına çıkmakta zorlanan ve böylece göziçi basıncının artmasına neden olan göziçi sıvısının çıkışını kolaylaştırmaktır. Bunun için değişik teknikler mevcuttur. Glokom ameliyatları, eğer hasta bebek veya çocuk ise genel anestezi ile, erişkin hastalarda ise lokal anestezi ile yapılır. Ameliyattan sonra hastanın yatması gerekli değildir. Bazen ameliyattan sonra, göziçi basıncı tekrar yükselebilir. O zaman ikinci kez glokom ameliyatı yapmak gerekebilir. Bazı inatçı glokom türlerinde standart ameliyat teknikleriyle sonuç almak mümkün değildir. Bu durumda da göze bazı tüpler (valfler) yerleştirerek, yüksek göziçi basıncı düşürülmeye çalışılır
  2. 5 Aralık 2006
    Konu Sahibi : Elif
  3. Mune

    Mune Administrator Yönetici

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    13.007
    Beğenileri:
    2.223
    Ödül Puanları:
    113
    Özel Mesaj At
    Göz tansiyonu, 40’lı yaşlardan itibaren göz sağlığını etkileyen en önemli hastalıklardan biri. Milyonlarca kişiyi tehdit eden göz tansiyonunun erken tanısı için göz kontrollerini kesinlikle ihmal etmemek gerekiyor.

    Sinsi bir hastalık olan göz tansiyonunun, belirtilerinin zor tespit edilmesi nedeniyle genellikle tanısı geç konulabiliyor. Hastalığın tanısının geç konması ise körlüğe kadar varabilen ağır sonuçlar doğurabiliyor.Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kadircan Keskinbora tıp dilinde “glokom” olarak adlandırılan göz tansiyonunun yüksek olmasının göze nasıl zarar verdiğini şöyle anlatıyor: “Normalde göz içi oluşumlarının beslenmesi için göz içerisinde sürekli olarak bir sıvı yapılır ve bu göz içi sıvısı aynı zamanda sürekli olarak bir takım kanallarla göz dışına atılır. Glokom, göz içi sıvısını dışarı boşaltan kanallarda yapısal olarak tıkanıklık ya da bu sıvının boşalmasına direnç oluşması nedeniyle sıvının yeterli boşalmaması ve buna bağlı olarak göz içi basıncının artması sonucu oluşur. Yükselen göz içi basıncı göz sinirlerine zarar verir ve sinir ölümüne neden olur. Göz siniri hücreleri öldüğü zaman da kalıcı görme kaybı oluşur.”

    Kimler risk altında?

    Doğuştan da görülebilen bu hastalık erişkin çağda genellikle 40’lı yaşlardan sonra görülüyor. Yaş ilerledikçe risk de artıyor. Göz tansiyonuna herkeste rastlanabiliyor. Ancak bazı kişiler için risk daha büyük. Doç. Dr. Keskinbora glokom riskini arttıran faktörleri şöyle sıralıyor:


    İleri yaş
    Ailede glokom öyküsünün bulunması
    Sigara içmek
    Şeker hastası olmak
    Hipertansiyon hastası olmak
    Miyopi
    Uzun süreli kortizon tedavisi
    Göz yaralanmaları
    Belirti vermiyor

    Göz tansiyonu tanısı ancak klinik muayene ile ortaya çıkıyor. Hastayı rahatsız edici bir belirti vermediği için ancak belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilebiliyor. Geri dönüşü olmadığı için erken tanının önemi sonsuz. Normal göz muayenesi sırasında saptanan anormal göz içi basıncı hastalığın ilk belirtisidir. Doç. Dr. Keskinbora, tanı konusunda şunları söylüyor: “Glokom dikkatli bir göz muayenesi ile belirlenir. Tanıya yönelik göz muayenesinde hekim, tonometre adlı bir aletle göz içi basıncını ölçer. Göz dibi muayenesi yaparak göz sinirlerini inceler. Gerekli görüldüğünde görme alanı kaybı olup olmadığını ‘görme alanı testi” ile belirlenerek tanıyı koyar. Glokoma bağlı görme kaybını önlemenin tek yolu erken tanıdır.”

    Tanı sonrası…

    Göz tansiyonu tedavisinde öncelikle göz içi basıncını düşüren çeşitli ilaçlarla tedavi yoluna gidiliyor. Glokom ilerleyici bir hastalık olduğu için bu göz damlarının düzenli olarak kullanmak gerekiyor. Doç. Dr. Keskinbora, glokom hastalarına bazı önerilerde bulunuyor:

    İlacınızı doktorunuzun önerdiği şekilde, her gün aynı saatte alın.
    Günlük yaşamınızı etkileyen herhangi bir yan etkiyi doktorunuza bildirin.
    Göz doktorunuzu diğer hastalıklarınız için aldığınız ilaçlar hakkında uyarın. Göz doktorunuz dışında başka bir doktora göründüğünüz zaman, onun sizin glokom tedavisi gördüğünüzü bildiğinden emin olun.
    Glokom kalıtsal bir hastalık olabileceği için ailenizdeki bütün bireyleri göz muayenesi olmaları konusunda uyarın.

    alıntıdır
  4. 30 Aralık 2007
    Konu Sahibi : Elif
  5. Erken tanıyla görme kaybı önlenebiliyor

    Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, genellikle hiçbir belirti vermeden sinsi sinsi gelişiyor. Erken dönemde fark edilmemesi halinde ise geri dönüşü olmayan görme kayıplarına, hatta körlüğe bile yol açabiliyor. Bu yüzden erken tanı ve tedavi son derece önemli. Uzmanlar özellikle 40 yaşından sonra, herkesin hiçbir yakınması olmasa bile göz tansiyonunu ölçtürmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

    Göz tansiyonu ya da halk arasında “karasu” adıyla da bilinen glokom, milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığı. Glokom erken dönemde fark edilmemesi halinde geri dönüşü olmayan görme kayıplarına ve hatta körlüğe bile yol açabiliyor. Dünyadaki körlük nedenlerinin yüzde 20’sini glokom oluşturuyor. Hemen paniğe kapılmaya gerek yok, çünkü günümüzde glokoma bağlı görme siniri hasarı ile körlük önlenebiliyor.
    BURDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ÇOK ŞEY VAR

    gözde görme kaybı oluştuktan sonra geriye dönüş olmadığı için bu hastalıkta rutin kontroller ile erken dönemde tedavinin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Günümüzde erken tanı konulması halinde tedaviden oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Özellikle glokoma ait aile hikayesi mevcut olan kişilerin 40 yaş üzerinde göz tansiyonunu her yıl düzenli olarak ölçtürmeleri gerekiyor” BUNLARI BİLMEKTE FAYDA VAR....a.s
    Normalde, göz içi oluşumların beslenmesi için göz içerisinde bir sıvı yer alıyor. Bu sıvı aynı zamanda bazı kanallarla sürekli olarak göz dışına atılıyor. Glokom, göz içi sıvısını dışarı boşaltan kanallarda yapısal olarak tıkanıklık oluşması nedeniyle sıvının yeterli miktarda boşalamaması ve buna bağlı olarak göz içi basıncının artması sonucu oluşuyor. Yükselen göz içi basıncı görme sinirine hasar veriyor ve sinirlerin ölümüne yol açıyor.” Göz içi basıncının ani ve çok yüksek değerlere çıktığı akut glokom krizi ya da kapalı açılı glokom gibi durumlarda hastalar şiddetli ağrı, bulanık görme, ışık kaynakları etrafında hare ya da renkler görme, bulantı-kusma gibi ciddi yakınmalar hissedebiliyor. Ancak özel tipleri dışında, en sık rastlanan “açık açılı glokom” tipinde, hastalık genellikle yıllar içerisinde hiçbir belirti vermeden yavaş yavaş ilerliyor. Hasta farkına bile varmadan, görüşünde, çevreden merkeze doğru bir daralma oluyor. Glokomda göz içindeki sıvı basıncı, görme yeteneği için gerekli olan göz sinirine zarar verebilecek düzeyde yüksek seyrediyor.
  6. 30 Aralık 2007
    Konu Sahibi : Elif
  7. Glokom doğuştan geliştiğinde büyük ve bulanık kornea, kırmızı göz, sulanma ve ışığa duyarlılık gibi belirtiler veriyor. Erken tanı ve tedavi bu glokom tipinde de büyük önem taşıyor. Doğuştan gelişen glokomun mutlaka cerrahi yöntemle tedavi edilmesi gerekiyor”

    Oluşan hasarın geri döndürülmesi mümkün olmadığı için glokoma bağlı görme kaybını engellemenin tek yolu, erken tanı ve tedaviyle göz içi basıncını düşürmekten geçiyor. Erken tanı sayesinde, tedavide yüzde 90’lara varan başarı elde ediliyor.” Tanının nasıl konulduğuna gelince… Göz tansiyonu tanısı için üç parametre gerekiyor; göz tansiyonu ölçümü, göz sinirinin yapısı ve görme alanı. Eğer üç faktörde de bir sorun varsa, o zaman göz tanısından bahsediliyor. Normal göz içi basıncı 8-21 mm Hg arasında seyrediyor. Genel kural olarak 21 mm Hg basıncın üzerindeki değerler inceleniyor ve oküler hipertansiyon olarak değerlendiriliyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, görme sinirinin bu basınca dayanıp dayanamadığı. Bu sorunun yanıtını almak için de, HRT-II, OCT-RNFL gibi testler yapılarak hastanın göz tansiyonunun patolojik olup olmadığına ve tedavi edilip edilmemesine karar veriliyor.
  8. 30 Aralık 2007
    Konu Sahibi : Elif
  9. Kimler risk altında?

    - 35 yaşın üzerindekiler

    - Ailesinde glokom öyküsü bulunanlar

    - Sigara kullananlar

    - Diyabet hastaları

    - Şiddetli kansızlıktan yakınanlar veya şok geçirmiş olanlar

    - Hipertansiyon hastaları

    - Yüksek derecede miyopisi veya hipermetropisi olanlar

    - Uzun süre kortizon tedavisi görenler

    - Migrenden yakınanlar

    - Göz yaralanmasına maruz kalanlar
  10. 2 Ocak 2009
    Konu Sahibi : Elif
  11. realist

    realist Aktif Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.016
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    38
    Özel Mesaj At
    teşekkürler bayanlar.Ben bir glokom hastasıyım.Tesadüfler sonucu en başında tesbit edildiği için şanslıyım.İki yıldan bu yana ilaç kullanıyorum.Ve iki yılın sonunda hiç görme kaybımın olmadığı tesbit edildi..

    Bu sebepten dolayı gerçekten erken teşhis çok önemli.Lütfen bir göz doktoruna gidip glokomunuz var mı yok mu teşhis ettirin zor bir şey değil!.......
  12. 26 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Elif
  13. sezen yxixldxixz

    sezen yxixldxixz Yeni Üye Üye

    Katılım:
    8 Mart 2007
    Mesajlar:
    45
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    ben okadar şanslı sayılmam 29 yaşımdayım 3 senedir glokom tedavisi görüyorum,3 adet damla kullanıyorum sol gözümde ciddi görme kaybı var ,4 martta yine görme alanım çekilecek ve eylüldekiyle karşılaştırılacak ona göre artık ameliyatmı olur lazermi ..bakıcaz,bu halimize şükür diyelim dimi:):Saruboceq:
  14. 6 Haziran 2009
    Konu Sahibi : Elif
  15. simge0606

    simge0606 çalış çalış çalış Üye

    Katılım:
    21 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    240
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    bende glokom hastasıyım.cok üzülüyorum bu duruma.daha 21 yasındayım.görme alanım daralmış aklıma geldikçe aglıyorum dua ediyorum :Saruboceq:
  16. 10 Eylül 2009
    Konu Sahibi : Elif
  17. sxuntejineps

    sxuntejineps Yeni Üye Üye

    Katılım:
    25 Haziran 2009
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    bende glokom hastasıyım 20yaşındayım 2senedir yaşıyorum bu problemi damlaları düzenli kullanmıyorum 2tane damla kullanıyorum arada bi aklıma gelirse yada ailemin baskısıyla üşeniyorum diyelim görme alanına gitcem bakalım ne dicek busefer doktor aynı zamandada astigmatım var sizdede şu oluyomu onu çok merak ediyorum bazen gözlerinizin ağrısından duramadığınız başınızıda ağrıtan bi ağrı oluyomu bukez düzenli kullanmaya karar verdim damlaları
  18. 18 Eylül 2009
    Konu Sahibi : Elif
  19. aydasu

    aydasu pembekartanesi.blogspot Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.254
    Beğenileri:
    18
    Ödül Puanları:
    38
    Özel Mesaj At
    canım arada bır kullanmak da ne demek eger gercekten glokom teshısı konduysa yemek yemeyı unut su ıcmeyı unut ama asla damlanı unutma
    aman canım aman cok cıddı sonuclar dogurur
Benzer Konular: Glokom tansiyonu
Forum Başlık Tarih
Oftalmoloji - Göz Hastalıkları Glokom damlaları ilgili sorularım var ve kafam çok karışık lütfen yardım 18 Mayıs 2011
Oftalmoloji - Göz Hastalıkları Glokom hastalığı. 13 Mart 2011
Oftalmoloji - Göz Hastalıkları Glokom hastalığında yeni umut 25 Ağustos 2009
Oftalmoloji - Göz Hastalıkları göz tansiyonuu 11 Nisan 2014
Oftalmoloji - Göz Hastalıkları Göz tansıyonu !!! 2 Kasım 2010