gökçe gelin ile ahmet

Konusu 'Yaşanmış Gerçek Aşk Hikayeleri' forumundadır ve nbatur55 tarafından 11 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    11 Ocak 2008
    Konu Sahibi : nbatur55
  1. nbatur55

    nbatur55 baldan tatlı can kızım... Üye

    Katılım:
    23 Ekim 2007
    Mesajlar:
    513
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    gökçe gelin ile ahmet


    Hüseyin ağa, Gökçe kızı kendisinin vurmadığını

    Ahmet'in kızını bilerek vurduğunu, tuttuğu yalan-

    cı şahitlerle , delikanlının üzerine yıkar, Ahmet

    "silahta ağanın parmak izi var !"diye mahkemede

    kendini savunsa da, kurnaz Hüseyin ağa, tabanca-

    daki parmak izlerini siler ve silahı da, samanlıkta

    bir çukur kazarak, bir beze sarıp , çukura yerleş-

    tirir, üzerini örter, zavallı Ahmet, şahitlerin ağız

    birliği etmişçesine, "Ahmet kızı Hüseyin ağadan

    istedi, ağa da işi olmayan adama ben kız vermem"

    !" "dedi..Ahmet te, kızı öldürmek kastiyle ateş etti

    hakim bey !" diye ifade verneleri üzerine , kızı

    kasten öldürmek için ateş etti diye .....yıl hapis

    cezası verdiler.

    * * * *
    Gökçe kız, suçsuz yere Ahmet'in hapis yatmasında

    kendisinin suçu olduğuna inanarak, düşüne düşüne

    ince hastalığa yakalanır, zaten ciğerleri zayıf olan

    kız, yatağa düşer...Hüseyin ağa, vicdan azabı ile

    kıvranır, ama hapishaneye düşme korkusundan

    gidip gerçekleri savcıya anlatmaz.

    Ahmet'e gelince, hapishanede çileli bir hayat

    başlamıştır onun için...Boncuk aldıtarak, cüzdan

    çanta yapmayı öğrenir, Gardiyanlarla iyi geçindiği

    için, yolunu da bulur...Ama, Gökçe kızdan bir

    haber alamadığı için, kaçmaya karar verir,Bir gün

    sancılandı numarası yaparak, elleri kelepçeli

    iki jandarmanın arasında ceza evi arabasına biner

    hastaneye gitmek üzere yola çıkar araba.

    Issız ve ormanlık bir yoldan geçmektedir araba.

    jandarmaları lafa tutarak, dikkatlerini dağıtır ve

    arabadan aşağı atlar Ahmet...Hızla ormana dalar

    Şoför, arkada neler olduğunu fark etmez.

    iki jandarma da aşağı atlar, ve şoföre

    "Mahkumu kaçırdık ! Kumandan bey sorarsa

    firar ettiğini söylersin ...Biz, kaçağı aramaya

    çıkacağız.

    * * * *

    Ertesi gün, çıkan gazetelerin baş sayfalarında

    iri puntolu harflerle yazılmış, şu haber dikkati

    çeker

    Dün , öğleden sonra, saat üç sularında ....köyün

    den......adlı mahkum, muayene olmak için

    hastaneye götürülürken, jandarmaların dalgın-

    lığından da faydalanarak firar etmiştir, aşağıda

    eşgali verilen 1.8O boyunda, yüzünde şark çıbanı

    olan, siyah saçlı, ....gözlü hükümlüyü görenlerin

    en yakın karakola haber vermleri rica olunur

    * * * *

    Hüseyin ağa, Ahmet'in hapishaneden kaçtığını

    öğrenmiş, ölüm korkusu içine oturmuştu...Adamla-

    rına durmadan talimat veriyordu. Dış kapıyı açık

    tutmayın, gözünüzü dört açın...Ahmet, denen şaki

    iyi nişancıdır...Gökçe gelin, ateşler içinde yatıyordu

    Sık sık nöbet geliyordu...Sayıklıyordu

    "Ahmet ! Tez gel ...! Ölmeden, seni bir daha

    görüyüm...Ahmeet !"

    Çatıların üstüne keskin nişancı adamlar

    yerleştirmişti ağa...Ahmet, gecenin olmasını

    bekledi...O gece, ay da şansından daha doğmamıştı

    Eve yaklaşmasını kolaylaştırdı bu...Silah mecbur

    kalmadıkça kullanmayacaktı. Hüseyin ağa,

    korkusundan yastığın altına tabancasını koymuştu.

    Keziban, "Ahmet 'i yaktın ben de seni yakacağım !"

    dedi..Uyumasını bekledi, o gün ayran istemişti,

    Ayranın içine uyku hapı koydu. Biraz sonra

    Hüseyin ağa sızmıştı. Yastığın altında duran

    tabancayı aldı, ve şakağına dayayarak, tetiği

    çekti...Hüseyin ağa, nin şakağından giren kurşun

    koca gövdesini devirmişti, koyu bir kan sızıyordu

    Tabancanın namlusunda bulunan son iki kurşunu

    da, kendini vurmak için ayırmıştı

    "Allah'ım günahlarımı affet !" dedi tetiğe bastı

    Gökçe kız, sarsıldı, sonra hareketsiz kaldı, ağzından

    kan yürüdü...