Göl / Alphonse De Lamartine

Konusu 'Şiir' forumundadır ve canavar tarafından 24 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    24 Nisan 2007
    Konu Sahibi : canavar
  1. canavar

    canavar Yılmak yok. Yola devam... Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    3.271
    Beğenildi:
    109
    Ödül Puanları:
    353
    Göl



    Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin

    Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz

    Zaman adlı denizde bir gün, bir lahza için

    Demirleyemez miyiz?



    Ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,

    Seyrine doymadığı o canım su yanında

    Bir gün onu üstünde gördüğüm şu taşa, bak

    Oturdum tek başıma!



    Altında bu kayanın yine böyle inlerdin;

    Gene böyle çarpardı dalgaların bu yara,

    Ve böyle serpilirdi rüzgarla köpüklerin

    O güzel ayaklara.



    Ey göl, hatırında mı? bir gece sükut derin,

    Çıt yoktu su üstünde, gök altında uzakta,

    Suları usul usul yaran kürekçilerin

    Gürültüsünden başka.



    Birden şu yeryüzünün bilmediği bir nefes

    Büyülenmiş sahilin yankısıile inledi.

    Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses

    Şu sözleri söyledi:



    “Zaman, dur artık geçme, bahtiyar saatler siz,

    Akmaz olunuz artık!

    En güzel günümüzün tadalım o süreksiz

    Hazlarını azıcık!



    “Ne kadar talihsizler size yalvarır her gün,

    Hep onlar için akın;

    Günleriile birlikte dertlerini götürün,

    Mesutları bırakın.



    “Nafile, isteyişim geçen saniyeleri;

    Akıp gidiyor zaman;

    Geceye: “daha yavaş” deyişim boş; tan yeri

    Ağaracak birazdan.



    Sevişmek! hep sevişmek! akıp giden saatin

    Kadrini bilmeliyiz!

    İnsan için liman yok; sahil yok zaman için,

    O geçer, biz göçeriz!”



    Kıskanç zaman, kabil mi sevginin kucak kucak

    Bize zevki sunduğu sarhoş edici anlar,

    Kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak

    Matem günleri kadar?



    Nasıl olur kalmasın bir iz avucumuzda?

    Nasıl olur her şey büsbütün silinerek?

    Demek vefasız zaman o demleri bir daha

    Geri getirmeyecek?



    Loş uçurumlar: mazi, boşluklar, sonrasızlık,

    Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?

    Alıp götürdüğünüz derin hazları artık

    Vermez misiniz geri?





    Ey göl! dilsiz kayalar! mağralar! kuytu orman!

    Siz ki zaman esirger, tazeler havasını,

    Ne olur, ey tabiat, o günleri saklasan

    Bari hatırasını!



    Sakin demlerde olsun, deli rüzgarda olsun,

    Güzel göl, etrafını süsleyen oyalarda,

    O kapkara çamlarda, sularına upuzun

    Dökülen kayalarda!



    İster meltemlerinde, bir ürperişle esen,

    Seslerde, ister uzak ister yakın olsun,

    Yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen

    Ay ışığında olsun!



    Kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,

    Meltemini dolduran kokular, hep beraber,

    Ne varsa işitilen, görülen ve koklanan,

    Desin ki: “Seviştiler!”





    (Çev: Yaşar Nabi Nayır)