Göz yaşımın doğum günündeyim...

Konusu 'Aşk Mektupları' forumundadır ve EU1 tarafından 26 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    26 Nisan 2008
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    Son sevgilinin de beni terk edişinin doğum günü bugün.Bayram harçlığını kaybetmiş bir çocuk gibi yaşıyorum saat dördü.Neyse ki yanımda kimse yok. Zira bugün zoruma giderdi gülen yüzlere bakarken sırıtmak.
    Az önce erkekliğin kıyafetini de çıkartıp astım yanımdaki boş sandalyeye. Birazdan da masanın üstündeki yarısı bitmiş rakı şişesine dayadığım şu resme bakarken hem konuşurum hem ağlarım. Hazırlanmam lazım
    .
    İşte Saat tam dört. Terk edişinin doğum günü. Gel hadi üfle mumlara. Gel bir daha söyle bana o son cümleni..

    Kırmızı öpüşünü bıraktığın bardakta içiyorum bugün.Ağzımı o lekeye denk getirerek başlıyor yudumlarım.Seni bir lekede aramak ne kötüymüş..Bir resmi gerçek sanıp onunla konuşmak yada durmadan onu sen diye öpmek.
    Şu masada ne içmiştik seninle demi? Her seferinde senden önce ben kafayı bulurdum da ertesi gün benimle dalga geçerdin
    . Yaşanmamış ne varsa yaşadım seninle.Sırılsıklam olsak ta aldırmadan yürüdük seninle , yağan yağmurun altında. Hatta çoğu zaman yürümek için yağmur yağmasını dahi beklemezdik bu şehre..Keşke bu ilişkinin bazı yerleri noksan olsaydı.. . Belki açlık duyardım bazı duygulara. Ne bileyim o zaman daha kolay olurdu seni unutmak...
    Birkaç kez denedim başkalarının elini tutmayı.Sıfırdan başladım hayata.Gezdim tozdum. Ama Olmadı. Hangi eli tutsam senin elin gibi. Hatta masumca öpülen dudaklar bile ..
    Seninle meğer ne kadar çok gezmişiz. Bu şehrin neresine gitsem hep aklıma geliyor seninle yaşadıklarım.....Bana gezecek bir şehir bile bırakmadın....!!


    Başladı işte gözlerimdeki yağmur. Saat tam dört.’’Olmuyor Uğur ‘’demenin doğum günü. Hadi gel üfle mumlara..!Benden önce sofradan kalmışlığını kutluyorum şimdi.Aklına geldiyse sende kaldır kadehini..Üstüne toprak atmayı unuttuğun bu sevdanın kokuşmuşluğunu çek içlerine..



    Sedyede taşıdım sevdalarımı her seferinde. Ya kollarımda ya hastane yollarında kaybettim senin gibi her birini. Şu ayarı bozulmuş sevdaların son nefesine yetişemedim bir türlü.Unutulmuş , sahipsiz mezarlıklarla doldu içim ..

    Kim duymadığım bir şarkıyı fısıldıyacak artık bana ?. Yada kim anlatacak bilmediğim bir hikayeyi?
    Bir sevda şarkısı yok mu beni anlatan, yada bir roman?Hani bu ülkede herkesin hayatı şarkıydı, romanlara konuydu? Nerde ulan o zaman benim şarkım hikayem?



    Son duası edilmemiş bu ayrılıkların sonu gelir mi bilmem ama benim ayrılıklara yazacak kelimem kalmadı artık..

    Hadi sizde üfleyin mumlara....

    Ugur Babat