gözlerimde

Konusu 'Aşk Mektupları' forumundadır ve kaderim_48 tarafından 6 Haziran 2008 başlatılmıştır.

    6 Haziran 2008
    Konu Sahibi : kaderim_48
  1. kaderim_48

    kaderim_48 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    31 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.286
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    gözlerimde
    ...tüm ışıklarını söndürdüm gözlerimde şehrin!
    Siyahını çekmiştim üç-beş nöbetlerinin karşı kıyıya, hemen hemen her gece
    yaparım bunu. Günü teslim ettikçe düne, pembeleri solar çocukluğumun.
    Dibinde kırılganlıklarıyla birikir, yalnızlığımın cam askerleri.
    Asılı kalır gözlerim yıldızlara... kaydıkça bilirim ki, izinde yaldızlanıp
    dağılır bir çaresizin daha sessiz harfleri.
    Büyüdükçe, beyaz düşler bıraktı içimdeki çocuk. Açıldıkça saçlarının örgüsü,
    kör düğüm oldu heveslerim. Tüm inandıklarım soluksuz!
    Kalpten yağmur damlaları ve isminle gökkuşağını çizmiştim beyaz kağıtlara!
    Toprağa düştükçe ıslak renkleri, şiirler açardı yüreğimin arka
    bahçesinde.... rengarenk olurdu yaşam.
    Oysa şimdi !
    Katili oldum papatyaların. Her yaprağında ayrılığın kan izleri kirletti mavi
    düş tarlamı. Sular çekildi gözlerimden. Sere serpe ölü çiçekler.
    Teninin ateşine daldırıp kirpiklerimi, resmini çizerdim kızıl
    dokunuşlarının. Sen mi yanardın bende, yoksa ben mi kül olurdum teninde
    bilmiyorum. Renkleri yoktu bedenlerin, duvardaki sevişmelerde.
    Öğrendim ki, renk körüymüş aşk!
    ne hayalleri beyaz,
    düşleri pembe..
    ne umutları mavi,
    huzuru yeşil!
    arzuları da kırmızı değilmiş ki!
    beyazda başlayıp siyahta bitermiş aşk...
    belki de bu yüzdendir,
    anılardaki fotoğrafların çabuk solması...
    Babamın kucağında oturduğum zamanlar ne olduğunu bilmediğim her şeye – “baba
    mu ne? mu ne? mu? mu? ...” ve hangi rengi sorarlarsa sorsunlar, hepsine –
    “layvicert” derdim. layvicert saçlı kız, layvicert ayakkabı, layvicert elma
    şekeri... tadını aldıkça kızardı dilim, ayaklarım tozlandı, layvicert
    saçlarını boyadım bebeklerimin banyo dolabındaki çamaşır suyuyla ve...
    bakıyorum da bilmediğim ne kadar az şey kalmış yaşanmışlıklarda.
    Renkler, bana bakın! büyüyorum siz iç içe girdikçe... alacanızda yine de
    tutunuyorum hayata.
    Sezen’in sarı odalarında hüzün şarkılarını yakıyorum mum diplerinde... seni
    düşünüyorum, yine özledim!... yine, yine, yine!
    Sen ki sakıncalı sevdam, sen ki yasaklım. Büyümemin en ağır cezasısın belki
    de,... razıyım. Sus!
    Çocuk ol yanımda, çığlıklarım zaten senden de, benden de büyük.
    Haykırmayacağım adını. Dokuz boğum yutkunarak koklamalıyım tenindeki yasak
    çiçekleri ve uyumalıyım.
    ...uyumalıyım da,
    Kaçıncı uykusuzluğumdayım, bilmiyorum!
    Karanlık, eflatun şalını çıkarmaya başladı el ele dolaştığımız sahilde.
    Ardın sıra kırılan ışıkları topladı ellerim gümüş tepsiye. Yaldız yaldız
    yalnızlık, yıldız yıldızdı gece... ve bittim.
    Siyahla beyazın farkı olmadığı saatlerde, kırmızı kostümünü çıkarıp aşkın,
    efkarımı tütsülemek için yaktım karanlığı. Eski bir tangonun ritmiyle, dört
    duvarın dipsiz köşelerinde ağını örüyorum yalnızlığın... An ile anılar
    arasında, her defasında, bir öncekini unutup başka sözler yazıyorum bu
    müziklere.... aşk şarkılarım, şiirlerim ve suskun hayalin kaldı bende.
    Mülteci kampındaki ölümle özgürlük arası çizgide sıkışandan farkım yok
    aslında. Çizgiyi geçerse ölüm, geçersem sensizlik... kalırsa işkence,
    kalırsam da sensizlik. İkisi de ölüm be... yokluğun ölüm.

    ...uzak ülkelerde olmak isterdim şimdi, hiç bilmediğim insanlar arasında,
    avazım çıktığı kadar bağırmak seni sevdiğimi... kimsenin anlamadığı dilde.
    Sonra hırsız bir rüzgar yürütmeli sesimi, sabaha karşı pencerenden içeri
    bırakmalı... unuttuğun ninnileri mırıldanmalıyım sana güneşin sızlayan
    ışığında. Bugün göğsümde uyanır mısın? saçlarımdan toplar mısın yıldızları ?
    Ne çok şey sığdırdım ismine. Ne çok sevda, özlem ve onca kavga. Her şey
    sensin aslında. Ah bu şehir, bu sahil... her parmağının dokunuşu dipsiz
    kuyular açar da atar beni maviye. Saçlarımın dalgasında havalanır beyaz
    kelebekler. Tut, tut ki bahar sende kalsın, ben sende.
    Sabaha çıkıyorum düşlerin yorgun renkleriyle. Yine yarım kalmış şiirler var
    yarına, yine sen dolu yaprakları dökecek zaman. Birikeceksin bende.
    Karanlık gibi sarsam seni. Serilsem, sarılsam, sevişsem dizelerle, öyle bir
    şiir yazsam ki, hani o herkesin yazıp da yetmediği seni seviyorum’lar var
    ya, o bile şaşırsın. O kadar çok kullandık ki aslında, ondan mı yetmiyor sanki?
    Kirpik altındaki kimsesiz sahillere bırakıyorum yaşlarımı. Esen onca mavisin
    bende, onca umut. Ah! bir de çıkmaza gitmese yollar. Hani akan suların
    toplansa coğrafyamın bakir kuyularında... konuşamıyorum!
    Yorgunum!
    Tüm sesleri kesildi, sesini kulağımda hissettiğimde.
    Bak! bir geldin arapsaçına döndü düşlerim. Ben alışkın değilim ki -seni
    seviyorum- diyen adamların gerçekliğine! Sen gerçeğimsin! belki de burada
    yanıltıyor beni aşk.
    Hafıza kaydımda ne varsa sildim, kim varsa zaten kendini sildi gittiğinde.
    Şimdi kaydını tutuyorum öpüşlerinin ve fısıldadığın şiirlerin. Söndürdün
    şehrin tüm ışıklarını, göz kapaklarımda! ...İşte şimdi yanımdasın. Bak,
    çekilirken gece, portakal çiçekleri koktu güneş. Duyuyor musun?

    Renklerim, düşlerim yorgun
    Beyazdan çaldım gecemi
    Söylesene, senin ismin ne renkti?..
    tüm ışıklarını söndürdüm gözlerimde şehrin!
    ...Karanlıktayım.
    alıntı
     
  2. 7 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : kaderim_48
  3. kaderim_48

    kaderim_48 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    31 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.286
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    karanlıktayımmmmmmm...ne güzel yazmış yazannnnnn