Grip nedir, nasıl tedavi edilmelidir?

Konusu 'İntaniye - Bulaşıcı Hastalıklar' forumundadır ve Elif tarafından 15 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    15 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.663
    Beğenildi:
    5.193
    Ödül Puanları:
    438
    Çok yazıldı, çok konuşuldu. Artık hepimiz, grip hakkında bilinecek ne varsa biliyoruz. Ya da sadece bildiğimizi zannediyoruz! En sık duyduğumuz hastalık hakkında doğru bildiğimiz yanlışlar...

    1) Grip basit bir üst solunum yolu enfeksiyonudur!
    Yanlış!! Grip ani olarak başlayan yüksek ateşle seyreden, aşırı halsizlik, bitkinlik, kuru öksürük kas, eklem ve baş ağrısı ile kendini gösteren bir hastalıktır. Gribe yakalanan kişi en az 3-5 gün yatak istirahati ile kendini toparlayabilir. Ayrıca vücudun bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle zatürree gibi ikincil hastalıklarında tabloya eklenmesi ile hastalık daha da ağırlaşabilir ve özellikle çocuklar, yaşlılar, diyabetliler, astımlılar, kalp ve kanser hastalarında ölüme neden olabilir.

    2) Grip aşısı gribe yol açar!
    Yanlış!! Grip aşıları inaktive veya ölü grip virüslerinden üretilir; gribe kesinlikle yol açamaz ve grip hastalığı oluşturmaz.

    3) Grip aşısı %100 koruma sağlamadığından, aşı olmamak daha iyidir!
    Yanlış!! Yapılan araştırmalar grip aşısının % 89 etkili olduğunu göstermektedir. Ancak aşı olduktan sonra dahi grip hastalığına yakalanan bir hasta, hastalığı aşı olmamış bir hastadan çok daha hafif geçirecektir ve grip nedeniyle hastaneye yatış önlenecektir.

    4) Aşının yan etkileri grip hastalığına yakalanmaktan daha kötüdür!
    Yanlış!! En fazla yaşayacağınız yan etki aşı yapılan yerde hafif kızarıklık yada ağrı, hafif ateş ve halsizliktir. Bu yan etkiler aşının koruma sağladığı grip hastalığının sebep olabileceği ağır komplikasyonlardan çok daha önemsizdir.

    5) Kasım ve Aralık ayları grip aşısı olmak için geç bir tarihtir!
    Yanlış!! Grip aşısı tüm grip sezonu boyunca uygulanabilir. Aşı olmak için en uygun zaman Ekim - Kasım ayları olsa da, Aralıkta hatta Ocak ve Şubat aylarında aşı olunması da gripten korunma sağlayacaktır.

    6) Bol C vitamini kullanırım ve gripten korunurum!
    Yanlış!! C vitamini herkesin tahmin ettiğinin tersine, gribi önlemez. Sistemi güçlendirir, hastalıklara karşı vücut direncini hafifçe artırabilir ama gribi kapmamızı ve hasta olmamızı kesinlikle engellemez. Hatta aşırı derecede C vitamini, özellikle çocuklar ve yaşlılarda ishale sebep olabilir. Bu da hastalığın ağırlaşmasına, iyileşmenin gecikmesine yol açabilir. Gripten korumaya yönelik bir beslenme biçimi yoktur. Korunmak için bilinen en etkili yol grip aşısıdır.

    7) Sadece grip hastalığının belirtileri mevcut iken etrafa grip bulaştırırım!
    Yanlış!! Grip virüsünün bulaşması, hastalık belirtilerinin başlamasından 1-2 gün öncesinde başlar ve hastalık başladıktan 3-7 gün sonrasına kadar devam eder.

    8) Yüzlerce çeşit grip virüsü vardır. Oysa aşı sadece 3 virüse karşı hazırlanmıştır. Bu nedenle etkisizdir!
    Yanlış!! Yüzlerce çeşit grip virüsü olduğu bilgisi doğru değildir. Aslında A, B, C olmak üzere üç tip grip virüsü vardır. Ancak bu virüsler zaman zaman yapılarını değiştirebildikleri için alt tipleri oluşabilir. Grip virüslerinde görülebilen bu yapı değişiklikleri, Dünya Sağlık Örgütü tarafından içinde Türkiye’nin de bulunduğu dünyanın çeşitli bölgelerinde sürekli izlenmekte ve değişiklikler saptanarak salgın yapma olasılığı olan virüs tipleri belirlenmektedir. Örgüt (WHO) belirlediği bu virüs tiplerini aşı üreticilerine bildirerek aşıların içerisinde zorunlu olarak bu tiplerin bulunmasını sağlamaktadır. Böylece aşıların içeriğinde salgın yapma olasılığı en yüksek olan virüsler bulunmakta ve korunma sağlanmaktadır.

    9) Grip hastalığı esnasında antibiyotik kullanımı hastalığın süresini kısaltır ve daha çabuk ayağa kalkmayı sağlar!
    Yanlış!! Grip hastalığına neden olan influenza virüsüne antibiyotikler etkisiz olduğu için hastalık sırasında antibiyotik kullanımı, hastalığın süresini kısaltmaz.

    10) Her yıl grip aşısı olmaya gerek yoktur!
    Yanlış!! Grip virüsleri sürekli değişmektedir. Genellikle her yıl dolaşan virüs suşları değişmekte ve buna bağlı olarak ta aşıların içeriği de değişmektedir. Sonuç olarak her yıl aşılanmak gereklidir.
     
  2. 13 Ocak 2007
    Konu Sahibi : Elif
  3. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    Grip Virüsü Kanser Tedavisinde Kullanılacak
    İngiliz bilim adamları, grip virüsü gibi sık görülen virüsleri kanser tedavisinde kullanmayı deneyecek. İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı, "viroterapi"nin kemoterapi ve radyoterapi ile paralel uygulanmaya çalışılacağı belirtildi.Viroterapinin özellikle kanserli tümörleri bulunan, kemoterapi ya da radyoterapiden sonuç alınamayan ve hastalığı yayılmakta olan hastalarda kullanılacağına dikkat çeken Oxford Üniversitesi Genetik Tedavi bölümü bilim adamlarından Prof. Dr. Leonard Seymour, bu konuyla ilgili çalışmaların Londra ve ABD’de sürdüğünü ifade etti.
    Virüsler kanserli hücreleri hedef alacak
    Londra’daki çalışmaların 2007 yılının ilerleyen aylarında kendisine bağlı bir ekip tarafından yürütüleceğini ve klinik deneylerin yapılacağını belirten Seymour, tedavinin temelini, kimyasal açıdan değişikliğe uğratılmış virüslerin vücudun dolaşım sistemine sokulması ve bu virüslerin bağışıklık sistemine yakalanmadan kanserli hücreleri hedef alması fikrinin oluşturduğunu anlattı. Seymour, tedavinin teoride kemoterapiden daha iyi sonuç vereceğinin görüldüğünü, ancak klinik deneyler sonucunda bu konunun netleşeceğini söyledi.
    ailem com
     
  4. 11 Şubat 2007
    Konu Sahibi : Elif
  5. siyah papatya

    siyah papatya Popüler Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2007
    Mesajlar:
    429
    Beğenildi:
    17
    Ödül Puanları:
    108
    Grip ve soğuk algınlığı hakkında

    Grip, influenza denilen virüsün bronşlar ve akciğerden oluşan solunum sisteminde meydana getirdiği, özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlara yol açan yüksek derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyondur.

    İşgücü kaybı açısından bakıldığında tüm dünyada işe devamsızlığın %10'undan sorumludur. Dünya nüfusunun yaklaşık %10-20'si her yıl gribe yakalanmaktadır.

    Grip olan kişilerin aksırık, öksürük ve hatta konuşmaları ile üst solunum yollarındaki salgılardan yayılan virüs yüklü su damlacıkları havaya geçerek orada saatlerce asılı kalabilir. Bu damlacıklar nefes yolu ile alındıklarında, alt ve üst solunum yoluna yerleşirler ve orada hızla çoğalırlar. Kuluçka süresi 1-3 gün arasında değişir ve bu dönemde kişide hastalık belirtisi olmamasına karşın hastalık bulaştırıcı özellik bulunmaktadır. Bu özellik grip belirtileri başladıktan sonra 4-6 gün kadar da devam eder.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?




    Başlangıcı genellikle anidir. Kişi kendini iyi hissediyorken, 1-2 saat içinde önce; üşüme, titreme, terleme, baş ağrısı, kas ağrıları ve ateş (38°C-40°C) başlar, daha sonrasında ise burun akıntısı, baş dönmesi, öksürük, boğaz ağrısı, göğüste yanma, ağrı, gözlerin sulanması ve gözlerde ışığa hassasiyet şikayetlerinden bir ya da birkaç tanesi tabloya eklenebilir.

    Bu belirtiler 3-5 gün kadar sürse de genellikle 2-3 gün içinde düzelme başlar.

    EN ÇOK KİMLER RİSK ALTINDADIR?


    Küçük çocuklar ve 65 yaşından büyük olan kişiler,
    Şeker hastaları,
    Astım ve kronik akciğer hastalığı olanlar,
    Transplantasyonlu organ nakli yapılmış hastalar,
    Böbrek hastaları,
    Bakımevlerinde ve huzurevlerinde kalanlar,
    Bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören kişiler,
    Anne adayları,
    Bebekler,

    Türkiye'de bu gruplara giren yaklaşık 30 milyon kişi yaşamaktadır.

    GRİPTEN NASIL KORUNMALI?




    Grip virüsünün vücuda girmesi ile başlayan bu bulgular genellikle 5-7 günde iyileşme ile sonuçlansa da, bazen kulak (otit) veya akciğer enfeksiyonları (zatürre) gibi bazı ciddi enfeksiyonlara yol açabilirler. Bu nedenle korunma çok önemlidir.



    Korunma için;

    Dengeli beslenmeli: Vücudun ihtiyacı olan protein, yağ, şeker ve vitamin yeterli olarak alınmazsa, vücut direnci düşer ve solunum organları mukoza hücreleri de bu durumdan etkilenir. Özellikle besleyici değeri düşük, yağdan zengin hamburger gibi yiyeceklerin aşırı tüketilmesi grip hastalığına davetiyedir.

    Yeterli miktarda su içilmeli: Solunum mukoza hücrelerinin nemli olması, virüs taşıyan damlacıkların etkisine karşı direnci sağlar. Bu nedenle özellikle su içme ihtiyacının azaldığı kış mevsimi de dahil olmak üzere, her dönemde günde 8-10 bardak su içilmelidir.

    Düzenli spor yapılmalı: Yetişkin biri için haftada 3 gün, günde 1 saat olmak üzere spor yapılması gereklidir. Spor vücut direncinin arttırılması için çok önemlidir.

    Stresten uzak yaşamalı: Stres, vücut direncini azaltarak hastalıklara davetiye çıkaran en önemli etkenlerdendir.




    Sigara içmemeli: Sigara da aynı stres gibi vücut direncini azaltır. Ayrıca virüs yüklü damlacıklar, sigara içilen ortamlarda, dumana yapıştıkları için hastalık yapıcı özellikleri artar.

    Tokalaşmayın: Grip olan bir kişi ile tokalaşmak, salgın zamanlarında iş yerlerinde bir çok kişi tarafından kullanılan cihazları kullanmak ta bulaş yollarındandır. Çünkü virüs bu gibi yerlerde 2-3 saat canlı kalabilir. Bu nedenle temizlik önemlidir.

    Kalabalık yerlerden mümkün olduğu kadar uzak durun: Toplu taşıtlar, sinema, tiyatro gibi kalabalık yerlerde grip olan bir kişinin aksırması ile virüsler büyük bir hızla (160 km/saat) hareket ederek 3-4 metre uzağa yayılabilir.

    Düzenli uyuyun: Bir gece uykusuz kalındığında, virüslere karşı savaşan vücut hücreleri yarı yarıya azalmaktadır.

    Çıplak ayak dolaşmayın: Özellikle kış aylarında, zemin ısısı düşük olacağından, refleks olarak solunum mukoza hücrelerini de besleyen vücut damarlarında daralma olacak ve sonuç olarak kan dolaşımı yavaşlayacaktır. Mukoza hücrelerindeki nemlilik oranının azalması ile birlikte savunma gücü de azalacak ve virüslerin girişi kolaylaşacaktır.

    Sıcak ortamlardan kaçının: Özellikle kış mevsiminde daha çok kapalı ve sıcak ortamların tercih edilmesi de solunum mukoza hücre zarlarının kurumasına neden olarak virüslerin vücuda girişini kolaylaştırır.

    GRİP NASIL TEDAVİ EDİLİR?




    Her şeyden önce istirahat, mümkünse yatak istirahati önemlidir. Yatarken başın yukarıda tutulması (2 ya da daha fazla sayıda yastık ile yatmak) geniz akıntısının vereceği rahatsızlığı azaltacaktır.

    Yakınmalar düzeldiğinde hemen normal aktiviteye dönülmemeli, tam bir iyileşme için bir süre daha dinlenmeye devam edilmelidir.




    Bulunulan ortamın uygun ısıda olmasına ve iyi havalandırılmasına dikkat edilmeli, havanın kuruması engellenmeli, nemli olması sağlanmalıdır.

    Hastalık süresince, özellikle yüksek ateş varsa bol sıvı alınması çok önemlidir. Bu nedenle su içinde eritilerek kullanılan anti-gribal ilaçlar, sıvı alımının artırılması, hızlı etki sağlaması açısından önerilir. Hastalıkta; su, meyve suyu ve kafeinsiz içecekler tercih edilmelidir. Yeteri kadar sıvı alınması sinüslerdeki ve göğsünüzdeki ifrazatın daha az birikmesine ve vücuttan daha kolay temizlenmesine yardım eder.

    Hastalık dönemlerinde beslenmeye dikkat etmeli, iştahsızlık varsa enerji ihtiyacını gidermek için karbonhidrattan zengin diyet uygulanmalıdır.

    Antibiyotik türü ilaçlar, ancak viral bir enfeksiyon olan gribin üzerine bakteriyel bir başka enfeksiyon eklendiğinde ancak bir hekimin önerisi ile kullanılabilir.

    Grip sırasında aspirin kullanılmamalıdır.

    SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?

    Soğuk algınlığı; çeşitli virüslerin yol açtığı, üst solunum yollarında bazı belirtilere yol açan 'hafif' seyirli bir hastalıktır.

    En sık görülen virüsler:
    Rhinovirüsler %15-40,
    Coronavirüsler %10-20,
    Parainfluenza virüsü %5-10,
    Respiratuar sinsityal virüsler %6,

    Soğuk algınlığı kişiden kişiye bulaşır. Başlangıçta bu bulaşmanın aksırma, öksürme ile etrafa saçılan damlacıkların içindeki virüslerin havada kalması ile olduğu sanılmaktaydı. Ancak şimdi mevcut kanıtlar bulaşmanın virüsü almış hastanın elinden hassas insanlara geçmesi ve hassas bireylerin de ağız-burun mukozalarına sürmeleri ile olduğu yönündedir. Bu nedenle soğuk algınlığının bulaşmasını engellemenin yolu ellerin sık yıkanmasıdır.

    Yapılan araştırmalarda havanın soğukluğunun soğuk algınlığı hastalığının başlaması ve seyretmesi ile ilintili olmadığını, psikolojik stres, üst solunum yollarını etkileyen alerjiler ve adet dönemlerinin hastalığa yakalanma riskini artırdıkları saptanmıştır.


    Soğuk algınlığına bir çok virüs sebep olabileceği için de vücut hiçbir zaman bu virüslerin tümüne direnç geliştiremez. Bu sebeple her sene tekrar tekrar soğuk algınlığı geçirilebilir.

    Soğuk algınlığı belirtileri: Ateş, baş ağrısı, eklem ve kas ağrısı, yorgunluk hissi, akan ya da dolu burun, hapşırma, boğaz ağrısı, göğüs doluluğu, koku ve tat duygusunun azalması, kulaklarda basınç hissi ve ses kalitesindeki değişiklikler

    SOĞUK ALGINLIĞI TEDAVİSİ:


    Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Tedavi belirtilere göre yapılmalıdır. Su içinde eritilerek kullanılan ve soğuk algınlığına ait belirtileri gideren ilaçlar, sıvı alımının artırılması ve hızlı etki sağlaması açısından da önerilmektedir. Ayrıca istirahat edilmesi ve stresten uzak durulması da vücut direncinin yeniden kazanılmasına yardım eder.

    Virüsler, mikrobun bulaştığı yerlerde (kapı tokmağı, telefon gibi) canlı kalabildikleri için, bu yüzeylere temastan sonra virüsleri rahatlıkla burnumuza veya gözlerimize transfer edebiliriz. Bunu engellemek için ellerimizi sık sık sabunlu su ile yıkamalıyız.
     
  6. 24 Şubat 2007
    Konu Sahibi : Elif
  7. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106
    Yaşamımızı olumsuz yönde etkileyen grip ve soğuk algınlığı hakkındaki soruları İstanbul Üniversitesi K.B.B. Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Sami Katırcıoğlu yanıtladı.

    Grip nasıl bir hastalıktır, hangi yollarla bulaşır?
    Grip, viral bir hastalıktır ve virüslerle bulaşır. En sık bulaşma yolu da tokalaşma, yakın konuşmalar, öpüşme gibi yakın temastır. Bu yüzden grip ve soğuk algınlığından korunma yöntemi olarak ellerin sık sık yıkanması, öne çıkan bir yöntemdir. Ayrıca grip olan insanların kalabalık ortamlarda bulunmaları da diğer insanların enfeksiyon kapmalarına neden olur.

    Kimler risk altındadır?
    Öncelikle kalabalık ortamlarda bulunanlar yüksek risk altındadır. Özellikle yuvaya giden çocuklar, ilkokul öğrencileri, ileri yaştaki insanlar, kalp ve tansiyon hastaları gibi vücut direncinin düşük olduğu insanlar ile hastanelerde çalışan sağlık personeli; hem kalabalık ortamlarda bulunuyor olmaları hem de vücut dirençlerinin kolay düşmesi açısından risk altındadırlar.

    Grip nasıl tedavi edilir? Kullanılan ilaçların özelllikleri nelerdir?
    Grip enfeksiyonunun başlangıç döneminde antibiyotik kesinlikle kulanılmamalıdır. Çünkü, grip virüslerle ortaya çıkan bir hastalıktır. Oysa antibiyotiklerin virüsler üzerinde etkisi yoktur.

    Grip tedavisinde öncelikle istirahat çok önemlidir. Bol C vitamini ve su tüketmenin yanında piyasada anti-gribal olarak satılan ilaçlardan da yararlanılabilir. Bu ilaçlar poşet halinde sıcak suda eritilerek içilen ilaçlardır. İçinde hastanın ateşini düşürücü, kırgınlığı giderici, burun tıkanıklığını açıcı parasetamol gibi birtakım etken maddeler bulunuyor. En çok kullanılanlardan Tylol Hot gibi anti-gribal ilaçların erken dönemde kullanımı hem gribin daha komplikasyonsuz ortadan kalkmasını hem de daha kısa sürmesini sağlıyor. Bu nedenle hekimler, bu tarz anti-griballeri hastalara tavsiye eder. Ancak komplike olmuş bir gribal enfensiyon varsa mutlaka bir hekime danışmakta fayda vardır.
     
  8. 29 Nisan 2007
    Konu Sahibi : Elif
  9. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    Grip hastalığından

    81 milyon kişi ölebilir
    Gripal enfeksiyonu bu kez çok güçlü geliyor. Bilim adamları, mevcut olan grip aşılarının yeni grip vürüsüne karşı etkisinin olmadığını ifade ediyor...
    GRİP virüsü her geçen gün aşılara karşı bağışıklık kazanarak güçlendiği ifade ediliyor. Ortadoğu gazetesi'nin haberine göre; ABD'li bilim adamları, büyük ve ölümcül bir grip salgınının tüm dünyayı etkileyeceğini iddia etti. 1918-20 yılları arasında İspanya'da görülen grip salgının bir benzeri olduğu açıklanan salgının, yüzde 96'sı gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere 51-81 milyon kişinin ölümüne neden olacağı tahmin ediliyor. Harvard Üniversitesi'nden Christopher Murray ve arkadaşları, Tahminlere göre, 2004'te yeni bir salgın olsaydı, yüzde 49'u Asya ülkelerinde, yüzde 29'u Sahraaltı Afrikası'nda, yüzde 10'u Ortadoğu'da, yüzde 4'ü OECD ülkelerinde, yüzde 4'ü Latin Amerika'da, yüzde 4'ü Avrupa ülkelerinde yaşayanlar olmak üzere dünya nüfusunun yaklaşık yüzde biri ölecekti.
    Araştırmacılar, "bu sonuçların 2007'de yeni bir grip salgınının özellikle gelişmekte olan ülkeleri etkileyeceğini gösterdiğini" vurguladı. Kışın bastırmasıyla birlikte soğuk ve sıcaklığın ani değişmesin nedeniyle vücut drencinin düşmesine neden olacağını belirten ABD'li uzmanlar, "Drencin düşmesi hastalığa davet çıkartmaktadır. Bu yüzden gribe yakalanmamak için sıcak içecekler içmeli ve C vitamini bol yiyecekler yenmelidir" uyarısında bulunuyor.
     
  10. 19 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Elif
  11. EU1

    EU1 Guest

    Grip ile soğuk algınlığını karıştırmayın

    --------------------------------------------------------------------------------

    Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte kış hastalıkları da yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Bu yılki aşısının eczanelerde çıkmasıyla grip ve gripten korunma da gündemimize girdi.

    Her yıl nüfusun yüzde 5’i ile 10’unu etkileyen grip virüsü ''influenza''nın, dünyada 250 - 500 bin kişinin ölümüne yol açtığı tahmin ediliyor. Uzmanlar, halk arasında ''paçavra hastalığı'' olarak bilinen gribin ayakta atlatılamayacak kadar ciddi ve ağır seyrettiğini, ayakta gribi atlattığını sanan kişilerin soğuk algınlığı geçirdiğini vurguluyor.

    Marmara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Volkan Korten, sıklıkla soğuk algınlığıyla karıştırılan grip hakkında sorularımızı yanıtladı...

    Geçen yıl grip enfeksiyonlarına çok rastlanmadı. Bu nedenle bu yılki grip enfeksiyonlarını ağır geçirme ihtimalimiz var mı?
    Soğuk hava grip virüsünün bulaşmasını kolaylaştırıyor. Ama burada önemli olan grip virüs aktivetisinin o yıl az ya da çok olmasıdır. İki veya üç yılda bir küçük çaplı salgınlar olur. Bir iki yıl geçerse bir sonraki yıl salgın beklenir. Burada öncelikle griple gribal enfeksiyon farkını vurgulamak lazım.

    Birçok kişi yanılgıya düşüyor, nezleyi ve soğuk algınlıklarını grip zannediyor. Grip çok şiddetli geçen apayrı bir hastalık. Birçok kişi ''Grip aşısı olmama rağmen grip oldum'' diyor. Bunlar grip değil, hemen hepsi soğuk algınlığıdır.

    Griple soğuk algınlığı arasındaki en belirgin fark nedir?
    Gripte ani başlayan yüksek ateş olur. Genellikle ateş, 39’un üstündedir. Hastaların önemli bir kısmında baş ağrıları ve kas ağrıları olur, burun akması, halsizlik görülür. Adale ağrıları, soğuk algınlığından gribi ayıran en önemli özelliklerden biridir. Ateşi yüksek olmayan vakaya grip dememek lazım.

    Bu yıla özgü bir grip salgını beklentisi var mı?
    Grip, bizim ülkemizde ve bizim enlemimizde olan ülkelerde en çok ekim ve mart ayları arasında görülüyor ama en çok ocak ve şubat aylarında salgına neden oluyor. Eylül ve ekimde salgın görülmesi çok çok nadir bir şeydir. Bundan önce izlenen salgınlar ocakta ve şubatta oldu. Ekimden itibaren tek tek vakalar görülebilir ama salgın beklenen ay ocak ve şubat aylarıdır. Sonra mart ve aralık ayları gelir. </B>

    İki hastalık birbirinden nasıl ayırt edilir?
    Belirtiler Soğuk algınlığı Grip
    Ateş Nadir Yüksek ateş (39 derece, üstü)
    Başağrısı Nadir Sıklıkla
    Kas eklem ağrısı Hafif Sıklıkla
    Bitkinlik Yok Şiddetli, günlerce sürebilir
    Yatak istirahati Gerektirmez Gerektirir
    Burun akıntısı Sıklıkla Hafif
    Hapşırma Sıklıkla Sıklıkla
    Öksürük Hafif Orta şiddette
    Komplikasyonlar Kulak ağrısı Sinüzit, orta kulak iltihabı bronşit, zatürree, ölüm
     
  12. 1 Kasım 2007
    Konu Sahibi : Elif
  13. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Grip mevsimi yaklaşıyor. Özellikle aşı üreticisi firmalar tarafından grip aşısının gerekliliği üzerinde yoğun olarak durulmakla birlikte, risk gruplarına ve iş gücü kaybının büyük sorunlara yol açabileceği mesleklerde çalışanlara aşı yapılmasının faydalı olacağı söylenebilir.
    Bazı uzmanlara göre, "öldürücü" bile olabilen gripten korunmanın tek yolu, her yıl aşı olmak. Ancak aşı bir yıl öncesinin en yaygın hastalık yapan 3 grip virüsüne karşı oluşturuluyor bu nedenle tam bir koruma hiç bir zaman gerçekleşemiyor. Aşının yararlı olması için salgın başlamadan önce yapılması gerektiğini, uygun başlangıç zamanının ise Eylül &#8211; Ekim ayları olduğunu belirtiyor.

    Grip virüslerinin neden olduğu akut bir solunum sistemi hastalığı olan grip, alt ve üst solunum yollarını tutarak, genellikle ateş, baş ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Bu hastalıkla, geçmişte çeşitli yollarla savaşılmasına rağmen gribin henüz tam anlamıyla tedavi edilmediği bilinen bir gerçek. Halen gripten korunma yollarının başında ve en etkili yöntem olarak aşılanma geliyor.

    Toplumdaki her yaştan bireyin aşılanabileceğini, ancak risk grubundaki kişilerin, sağlık çalışanlarınının, risk grubu bakıcılarının ve aile yakınlarının aşılanmaları gerektiğine dikkat çeken uzmanlar buna karşın yumurta alerjisi olanlara grip aşısı yapılamayacağı konusunda uyardı.

    Aşılama gribe bağlı ölümlerde azalmayı sağlamanın yanısıra işe ve okula devam sürelerindeki kayıpları ve ilaç harcamalarını belirgin şekilde azaltıyor. Son yıllarda grip aşısı yaptıranların sayısında hızlı bir artış gözleniyor. 1989 yılında dünyada grip aşısı yaptıranların oranının yüzde 33&#8217;den 1997&#8217;de 65.5&#8217;e yükselmesi dikkat çekiyor.

    GRİP NEDİR?

    Grip, Influenza denilen virüsün, solunum yoluyla insan vücuduna girerek özellikle sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başında salgınlara neden olduğu bir infeksiyon hastalığıdır.

    Grip enfeksiyonu toplumun yüzde 1&#8217;ini etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Toplumun yüzde 10&#8217;undan fazlasını etkilemesi ise bir grip salgını anlamına geliyor. Grip, tüm dünyada, işe devamsızlığın yüzde 10&#8217;undan sorumlu enfeksiyondur.

    Grip, daha önceden de bilinmesine rağmen aslında 1918 yılında yol açtığı büyük salgınla gündeme oturmuş bir hastalıktır. İspanyol gribi nedeniyle 1918 yılında yaklaşık 20 milyon kişi öldü. Daha sonra da daha ufak çapta salgınlar görüldü. Örneğin, 1957 yılında Asya gribi diye bilinen, 1968 yılında Hong Kong gribi diye bilinen grip salgınları oldukça büyük sayıda insan topluluklarını etkiledi.

    1957-1985 yılları arasında ortaya çıkan 16 salgının her birinde ABD&#8217;de 10 bin-40 bin arasında ölüm vakası kaydedilmiştir.

    NASIL BULAŞIR?

    Grip de nezle gibi, hasta kişilerin bulunduğu ortamlarda, hapşırma ve öksürme yoluyla ve virüs bulaşmış ellerle temas (örn.tokalaşma) sonrasında kolaylıkla bulaşır.

    Enfekte olanlar enfeksiyon başlamadan 2 gün öncesinden başlayarak semptomlar başladıktan 7 gün sonrasında kadar virüs yayarlar. Bu süre içinde duyarlı kişiler için enfekte olma riski yüksektir. Dünya nüfusunun tahmini olarak yüzde 10&#8217;u ila yüzde 20&#8217;si her yıl gribe yakalanmaktadır.

    RİSK GRUPLARI

    Küçük çocuklar ve 65 yaşından büyük olan kişiler en önemli risk grubunu oluşturmaktadır.

    Bunların dışında uzmanlar özellikle;

    *Şeker hastaları

    *Astım ve kronik akciğer hastalığı olanlar

    *Transplantasyonlu organ nakli yapılmış hastalar

    *Böbrek hastaları

    *Bakımevlerinde ve huzurevlerinde kalanlar

    *Bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören kişiler

    *Anne adayları (gebeliğin 3. ayından sonra)

    *6 aylık veya daha büyük bebeklere de grip aşısı yaptırılması gerektiğini kaydediyorlar.

    Yapılan analizler sonucunda Türkiye&#8217;de bu gruptaki hasta sayısının 10 milyon olduğu belirlenmiştir.

    GRİP HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

    *Ateş

    *Titreme

    *Baş, sırt, kol ve bacaklarda ağrı

    *Boğaz ağrısı ve kuru öksürük

    *Halsizlik

    *İştah kaybı

    *Kas ve eklem ağrısı

    *Bulantı

    *Gözlerde yanma

    *Burun aktıntısı

    Grip, solunum hastalığı veya diğer kronik rahatsızlığı olanlarda çok ciddi durumlara yol açabilir.

    GRİP, BAŞKA HASTALIKLARA NEDEN OLABİLİR Mİ?

    Bütün üst solunum yollarında infeksiyonlara neden olan virüsler gibi, influenza, yani grip etkeni olan virüsler, sadece gribal infeksiyon tablosuyla sınırlı kalmaz;

    *Farenjit

    *Larenjit

    *Sinüzit

    *Orta kulak iltihabı da yapabilir.

    Sağlıklı insanlarda grip, 1 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşir. Ancak bazı kişilerde, örneğin kronik hasatalık nedeniyle vücut direnci zayıf durumda olanlarda, kalp-akciğer hastalığı olanlarda, yaşlılarda, şeker hastalarında, pnömoni (zatürre), meningoensefalit (beyin iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) gibi ciddi ve ağır seyredip ölümle sonuçlanabilecek hastalıklar görülebilir.

    GRİBİN EKONOMİK VE SOYAL SONUÇLARI

    *Üretkenliğin kaybedilmesi ile ortaya çıkan işgücü kaybı

    *Küçük çocukların anne ve babalarından çocuklara geçebilecek enfeksiyon riski

    *Çalışanların işlerine gidememelerinden kaynaklanan ekonomik maliyetler

    *Yalnız yaşayan çocuklu kadınların hem işlerinden kalmaları, hem de çocuklarının karşı karşıya kaldıkları riskler

    KORUNMA YOLLARI

    Gripten korunmanın en başta gelen yöntemi grip aşılarıdır. Grip aşısı, özellikle hastalığa yakalanma ve sonrasında oluşabilecek hastalıklar yönünden risk taşıyan Yüksek Risk Grubu dediğimiz kişilere faydalıdır.

    Her yıl Eylül sonu - Ekim aylarında tek doz şeklinde yapılmalıdır. Aşı ile koruyuculuk sağlıklı kişilerde %80 lere varmaktadır; yaş ilerledikçe koruyuculuk %50 - 60 lara inmekle birlikte hastalığın hafif geçirilmesi sağlanmaktadır.

    Aşı uygulaması, erişkinlerde omuz kası içine veya cilt altına, 2 yaşın altındaki çocuklarda uyluğun ön-yan kısmına bir sağlık görevlisi tarafından yapılmalıdır. Her sene aşı içeriği değiştiğinden kişi o sene üretilen aşı ile aşılanmalıdır. Bu şekilde yapılan aşı, 1 yıl kadar gripten koruma sağlar. Aşı, embriyonlu yumurta kesesinden elde edilmektedir; bu nedenle yumurta allerjisi olanlar kullanmamalıdır.
     
  14. 1 Kasım 2007
    Konu Sahibi : Elif
  15. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Kış aylarının müzmin hastalığı gribe karşı, uygulanacak 10 yöntemle tedbir alabiliriz. Uzmanlara göre, gribi önleyecek 10 metot şunlar:

    * Soğuk duş: Sanılanın aksine, soğuk su ile duş almak hasta etmediği gibi solunum yollarındaki kan dolaşımını düzenliyor ve vücudun virüslere karşı savunmasını artırıyor.


    * Sauna: Saunanın buharlı ortamında yeterince terlenildiği zaman, soğuk su dolu bir küvetin içine girilmeli. Bu şekilde damarlar hareketleniyor ve metabolizma düzenleniyor.


    * Ayaklar için sıcak-soğuk su banyosu: Ayakların, yaklaşık 12 derece soğukluktaki su kabına sokulması önerisinde bulunan uzmanlar, Kısa süre sonra da 40 derece sıcaklıktaki suya sokun. Bu işleme bir süre devam ettikten sonra, son olarak soğuk suyla tamamlandırın. Ayaklarınıza uyguladığınız sıcak-soğuk su banyosu, ağız ve gırtlak bölümündeki mukozanın sıcaklığının bir derece yükselmesini sağlar. Bu hastalığa yol açan virüsleri anında yok eder diyor.


    * Egzersizler: Haftada en az iki kez egzersiz yapmak, vejetatif sinir sistemini düzenliyor ve vücudun serbest radikallere karşı savunmasını artırıyor.


    * Beslenme: Sağlıklı beslenme kurallarına uyulmasında ve vitaminli besinler tüketilmesinde fayda var. Özellikle soğan ve sarmısak gripden koruyor.


    * Diş etinin fırçalanması: Uzmanlar, suyla gargara yapmanın, diş etlerinin, dilin ve damağın fırçalanmasının, mukozanın virüslere karşı savunma mekanizmasını kuvvetlendirdiğine dikkat çekiyor.


    * Giysiler: Soğuktan koruyan kalın bir kazak yerine, ince olan birkaç giysinin giyilmesinin daha sağlıklı.


    * Sıcaklık: Uzmanlar, odanın çok fazla ısıtılmaması ve sürekli havalandırılması gerektiğini de ifade ediyor.


    * Uykusuz kalmayın: Kışın vücudun enerjiye ihtiyacı olduğunu için uzun süre uyumaya dikkat edilmesi gerekiyor.


    * Güneş ışınları: Güneşten gelen ultraviyole ışınlar savunma mekanizmasını daha iyi çalıştırdığı için güneşten her mevsim yararlanılması öneriliyor.
     
  16. 1 Kasım 2007
    Konu Sahibi : Elif
  17. gulsehri

    gulsehri Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Nisan 2007
    Mesajlar:
    759
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Seyran emegine ellerine saglik canim...
     
  18. 1 Kasım 2007
    Konu Sahibi : Elif
  19. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Kış, insanların en çok gribe yakalandığı mevsimdir. Belirtiler tanıdıktır, ilk olarak boğazda bir karıncalanma, ardından hapşırık gelir; nihayet burun akmaya başlar. Bunlara bir de baş, eklem ve boğaz ağrıları, öksürük eklenir ve ateş çıkar. Teşhis: grip. Çoğu zaman buna yol açan zayıf bir bağışıklık sistemidir. Soğuk algınlığına neden olan yaklaşık 200 çeşit virüse karşı bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekir.
    Soğuk duş

    Her sabah soğuk bir duş, özellikle burun - gırtlak bölümünde kan dolaşımını düzenler ve saldırgan virüslere karşı iyi bir savunma oluşturur.

    Sauna

    Saunada terledikten sonra soğuk suyla dolu bir küvete girmek çok önemli. Soğuk suyun uyarıcılığı damarları hareketlendirir, metabolizmayı düzenler ve bedenin serbest radikallere karşı savunma gücünü çoğaltır.

    Ayaklara dönüşümlü sıcak - soğuk su banyosu

    Her iki ayağınızı yaklaşık 12 derece soğukluktaki suya daldırın, bir kaç dakika sonra 40 derece sıcaklıktaki suya sokun. Bir kaç defa tekrar edin. Burada dikkat edeceğiniz nokta, daima soğuk suyla bitirmeniz. Bu uygulama, ağız ve gırtlak bölümündeki mukozanın sıcaklığının bir derece yükselmesini sağlar. Bu bir derecelik fark ise, hastalığa yol açan virüsleri anında öldürür.

    Dayanıklılığı arttırıcı egzersizler

    Bisiklete binmek veya yürüyüşe çıkmak (en azından haftada iki defa), vejetatif sinir sisteminin düzenleme yeteneğini artırır. Ayrıca vücudun serbest radikallerden korunma mekanizmasını güçlendirir.

    Doğru beslenme

    Sağlıklı ve vitamin açısından zengin besinler yemelisiniz. A vitamini (süt, balık), C (narenciye), ve E (bitkisel yağlar, bakliyat) antioksidan özelliklere sahip besinlerdir. Soğan ve sarımsak, grip virüslerini öldüren bitkisel yağları içerir.

    Diş etini fırçalamak

    Dişlerinizle beraber, diş etinizi, damak ve dilinizi de fırçalamayı unutmayın. Bu işlem, mukozanın virüslere karşı dayanıklılığını artırır. Bağışıklık sistemini güçlendiren bir diğer etmen de, soğuk suyla yapılan gargara.

    Doğru giysiler

    Bir tek kalın giysi yerine, bir kaç tane ince giysiyi üstüste giymek daha iyidir. Ayakların üşümesini engellemek için saf yün çoraplar ve sağlam, kalın ayakkabılar kullanılmalı.

    Oda sıcaklığı

    Odayı aşırı ısıtmayıp devamlı havalandırın. En iyisi, bir kaç damla bitki özlü yağ (ör.nane yağı) damlatılmış nemli bezleri ısıtma cihazınızın üzerine serin.

    Kış uykusu

    Soğuk mevsimlerde, vücudun enerji ihtiyacı artar. Bu nedenle daha uzun süre dinlenmek gerekir. Yani yeterince uyumak çok önemlidir.

    Güneşe çıkın

    Fırsatını buldukça güneşe çıkın. Doğal ultraviyole ışınları, bedenin savunma mekanizmasını uyarır. Böylece, kemik oluşumu ve kalsiyum dolaşımı için önemli olan D vitamini üretimi artar. Güneş ışığı ayrıca kış depresyonlarına yol açan "üzüntü" hormonu, Melatonin in üretimini azaltır.