Günaydın Hüzün

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve Elif tarafından 24 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

    24 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.613
    Beğenildi:
    5.138
    Ödül Puanları:
    438

    Kitabımızda Cecile adındaki bir kızın hayat hakkındaki düşünceleri kendi dilinden anlatılmaktadır. Cecile 17 yaşında onun için aşk, öpüşmelerden, kaçamak buluşmalardan ve bıkkınlıklardan ibaretir. Ama gerçek aşkla tanışması gecikmeyecektir. Dul babasının ilişkileri hep gelip geçicidir. İkisi birlikte çok eğlenir ve kimseye ihtiyaçları yoktur. Mutlu bir hayat sürmektedir. Babası Ronald, tatile çıkmak için kumsala yakın bir villa kiralar. Cecile, babası ve babasının sevgilisi Elsa bu villada tatillerini geçirmeye başlar. Cecile burada Cyril adında bir gençle tanışır ve ondan hoşlanır. Günler güzel bir şekilde geçerken babasının haberiyle düşünce dolu günler başlar. Babası, Cecile’nin annesinin eski bir arkadaşı olan anne Lorse’nin yanlarına geleceğini söyler. Anne Lorse gayet ciddi hayata sadece eğlence olarak bakmayan, bu şekilde düşünenlere yüksekten bakan bir kadındır. Aynı zamanda Cecile’ye ergenlik çağlarında yol gösteren, onu giydiren kadındır. Anne Lorse’nin gelmesiyle Cecile için sıkıntı dolu günler başlar. Çünkü anne Lorse kesinlikle dünya hayatını bir eğlence olarak görmeyen, günü birlik düşünceleri olan, kişilere yüksekten bakan birisidir ve Cecile ise aksine dünyayı eğlenceden ibaret gören, sınavlarına çalışmayan, eğlenceyi seven insanlarla iyi anlaşan birisidir.

    Cecile babasının sevgilisi Elsayı kendisi gibi düşündüğü için sever, babasının onunla birlikte olmasını ister. Ancak anne Lorse’nin babasını ele geçireceğini onu Elsa’nın elinden alacağını ve Elsa’yı küçük düşüreceğini bilmektedir ve öyle de olur. Babası bir davette anne Lorsen’le ilgilenir ve Elsa’yla hiç konuşmaz. Elsa bu yakınlaşmadan dolayı huzursuz olur ve artık istenmediğini anlar. Elsa villayı terk eder ve Cecile villada babası ve anne Lorsen ile başbaşa kalır. Anne Lorsen, Cecile’ye sınava çalışması gerektiği için Cyril ile bir daha görüşmemesini söyler. Cecile ısrarla sınava çalışmanın kendisine bir şey getirmeyeceğini ve Cyril’i sevdiğini söyler ama artık evde anne Lorsen’in sözü geçmektedir. Hatta bir gün Cecile’yi ders çalışması için odaya kilitler. Elsa eşyalarını almak için villaya geldiğinde Cecile, Elsa’ya babasının aslında kendisini sevdiğini, gitmesinin bir hata olduğunu söyler ve onu inandırır. Hemen o anda bir plan kurar ve Elsa’ya anlatır. Plan babasını derinden etkileyecek bir plandır. Cyril ve Elsa babasını kıskandırmak için sevgili gibi birlikte dolaşacaklardır. Cecile o gün nereye gideceklerini gizli gizli buluştuğu Cyril’e söyler ve Elsa’yla birlikte oraya gelmelerini ister. Babası kızının eski sevgilisin kendisinin eski sevgilisiyle birlikte gezmelerini hazmedemez ve kızına karşı bir utanç duyar. Çünkü Cyril ile kızının görüşmesine ses çıkarmamıştır. Cecile ise Cyril’e karşı daha fazla sevgi duymaktadır ve bir gün onun evine giderek onunla birlikte olur. Bu oyun sırasında Cecile anne Lorse’nin davranışlarından, tutumundan etkilenip hayranlık duysa da, onun gibi yaşamak istememektedir. Cecile babasının yüreğindeki isteğin azmasını ve ona bir yanlış yaptırmasını istemektedir. Anneyi küçük düşürmek değil de ona kendi yaşantılarını benimsetmek istemektedir.

    Babasının onu aldattığını öğrenmesini ve bunun nesnel değeriyle, tümüyle bedensel bir gelgeç heves gibi görmesini, kendi kişisel değerini, öz saygısına bir sataşma olarak görmesini istemektedir. Bir gün anne Lorsen, Ronold’u Elsa’yla öpüşürken görür ve hızla villaya gelir, yıkılmış durumdadır. Evleneceği adamın kendisini aldatması onu yıkmıştır. Bu yıkılmış halini görünce Cecile dayanamaz onun kendi planladığı bir oyun olduğunu anlatmak istese de bunu başaramaz ve anne Lorsen arabasına atlayıp villadan ayrılır. Yolda bir kaza geçirir ve ağır şekilde yaralanır. Cecile ve babası haber alır almaz hastaneye koşarlar ve anne Lorse ölür. Onun ölümüne herkes üzülür. Tatil biter ve Paris’e dönerler. Cecile Paris’te artık Cyril ile ilgilenmez başka biriyle tanışır ve yine günübirlik yaşamaya ve eğlenceye dalar. Ancak bir kişinin adını belleği tekrarlar; “Anne Lorsen”. O zaman içinde bir şey yükselir, gözleri kapalı, adıyla selamladığı şey; Günaydın hüzün.