Güneş=bronz ten=cilt kanseri mi?

Konusu 'Anti-Aging - Sağlıklı Yaşam ve Yaşlanma' forumundadır ve Bilge1 tarafından 23 Haziran 2010 başlatılmıştır.

    23 Haziran 2010
    Konu Sahibi : Bilge1
  1. Bilge1

    Bilge1 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    22 Mart 2010
    Mesajlar:
    74
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Hava, su gibi yaşamın en önemli bileşenlerinden biri olan güneş vücudumuz üzerinde önemli etkilere sahiptir. D vitamini sentezine neden olması, kişinin ruh dünyasını olumlu etkisi, cildin pigment salgısını düzenleyici, bazı dermatolojik hastalıkların tedavisinde etkili olması (sedef, akne) yanısıra uzun süreçte vücutta istenmeyen etkilere neden olmaktadır.
    Güneş ışınları dünyamıza elektromanyetik dalgalar yaymaktadır. Dünyamıza ulaşan görünmeyen ışınların en önemlileri UVA, UVB ışınlarıdır.
    UVA ışını UV enerjisinin % 95’ini oluşturmaktadır. Derinin derin tabakasına ulaşır. Bronzlaşmadan sorumludur. Foto yaşlanmaya neden olur. Camdan da geçebilir. Solaryum ışınları UVA içermektedir. Melanoma neden olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
    UVB ışını yeryüzüne ulaşan ışınların % 5’ini oluşturur. Derinin üst tabakasına ulaşabilmektedir. Yanıklardan sorumludur. Karsinojen özellik ve foto yaşlanmaya neden olur.
    UVC tabakası dünyaya ulaşmadan ozon tabakası tarafından emilir.
    Güneşin Verdiği Zararlar
    1) Güneş Yanıkları: Kısa sürede yoğun güneşe maruz kalma sonrasında gerçekleşir. Kızarıklık, su toplaması, ateş yüksekliği, titreme, bulantı ve kusma görülür. Tedavisinde hastanın serin yerde tutulması, ıslak pansumanlar, steroid içeren ilaçlardan faydalanılır. Ağrı kesiciler ağrıyı baskılar.
    2) Bronzlaşma: Uzun dönemde yoğun güneşe maruz kalma sonrasında gelişir. Vücudun verdiği bir savunma mekanizmasıdır. Cilt renk hücreleri korunma amacıyla renk üretir. Sağlıklı bronzlaşma diye bir kavram olamaz.
    3) Erken Yaşlanma: Uzun süreli güneşe maruziyet ciltte derin çizgileşme, damarlarda genişleme, kahverengi lekelenme şeklinde görüntüye neden olur. Damarların genişlemesine, pigment hücrelerinin düzensiz çalışmasına, kollajen üretiminde azalmaya neden olur.
    4) Cilt Kanserleri: Güneşin vücudumuza vermiş olduğu zararların en tehlikelisidir. Tüm dünyada sıklığı giderek artmaktadır. 3 çeşit cilt kanseri bulunmaktadır.
    A) Bazal Hücreli Kanser: Deriden kabarık, parlak görünümlü bir yara şeklindedir. Uzun zamanda yavaş büyüme özelliği gösterir. Tedavi edilmeyip ilerlediğinde deri altına, kemiğe, sinirlere baskı yapabilir. ıç organlara metastaz yapma özelliği yok denecek kadar azdır. Tedavi sonrası klinik sonuçlar yüz güldürücüdür.
    B) Skuamöz Hücreli Kanser: Yüz, kulak, dudak, ağız en sık yerleştiği organlardır. Kısa sürede büyüme özelliği gösterirler. ıç organlara metastaz yapma özelliği gösterirler. Erken teşhis edilip, kısa sürede tedavi edilmeleri hayati açıdan büyük önem taşır.
    C) Malin Melanom: Cilt kanserleri arasında en tehlikelisidir. Teşhis gecikirse ölümcül olabilir. Metastaz yapma potansiyeline sahiptir. Direkt melanom şeklinde olabileceği gibi kişinin vücudunda mevcut olan bir bende melanoma dönüşebilir. Ailesel melanom olguları bulunmaktadır. Mevcut benin rengindeki değişiklik, kanama, acıma, sulantı, büyüme durumu olduğunda bireyler hemen dermatologa başvurmalı, benlerinin kontrol ettirmelidirler. 50’den fazla ben mevcudiyeti, çocukluk çağında ciddi güneş yanığı geçirilmesi, açık ten yapısına sahip olmak hepsi melanom açısından risk oluşturmaktadır.
    5) Katarakt: Güneş ışınları katarakt oluşumuna zemin hazırlamaktadır.
    6) Alerjik reaksiyonlar: UV ışınları bazı kişilerde kaşıntı, kızarıklık, sulantı ile kendini belli eden alerjik reaksiyonlara neden olur. Ayrıca kullanılan kozmetikler, parfümler ve bazı ilaçlarda güneşe karşı hassasiyet yaratabilir.
    7) Bağışıklık Sistemini Baskılaması Ve Bazı Hastalıklara Yatkın Hale Getirmesi: Deride bulunan bağışıklık sistemi hücreleri UV maruz kalma sonrasında baskılanır. Herpes(uçuk), suçiçeği gibi enfeksiyon hastalıklarının ortaya çıkışını kolaylaştırır.

    Güneşten Korunmanın Yolları
    A) Güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatler olan 10:00-16:00 arasında dışarıda mümkün olduğunca bulunulmamalıdır.
    B) UV indeksi takip edilmelidir. UV indeksi 1 m2 spesifik bir alana öğlen saat 11:30-12:30 arasında ulaşan UV dozudur. ABD 1994 yılından itibaren UV indeksi kullanılmaya başlanmıştır.
    C) Dışarıda zaman geçirileceği zaman mümkün olduğunca gölgede kalınmalıdır.
    D) Koruyucu giysiler ve güneşten koruyucu gözlükler takılmalıdır. Şapka giyilmelidir. Giysilerde UV koruma faktörü aranmalıdır. 15-50 arasında giysilerde koruma faktörü vardır.
    E) Güneş koruyucu kullanımına önem verilmelidir. Güneşin cildimize vermiş olduğu zararın % 80’inin ilk 18 yaş grubu olduğu düşünülürse güneş koruyucu kullanımının erken yaşlarda olması gerektiğinin önemi bir kat daha artar. Güneş koruyucular fiziksel ve kimyasal olmak üzere iki çeşittir. Fiziksel koruyucular UV radyasyonu ile deri arasında bariyer oluşturarak ışığı yansıtırlar. Hassas ciltlerde çocuklarda dahi güvenle kullanılırlar. En önemli fiziksel koruyucu maddeler Titanyum oksit ve çinko oksittir. Görünür tabaka oluştururlar ve giysilerin rengini değiştirirler. Kimyasal koruyucular absorbsiyon, yoluyla güneş ışınlarının cilde temasını engellerler. UVB tutucular ve UVA tutucular olarak ele alınırlar ve bunların karışımları ile yeni ürünler elde edilmektedir. Renksizdirler. Tinasorb M ve Tinasob S hem UVA hemde UVB üzerine etkilidirler. Sistemik emilimleri yok denecek kadar azdır.
    Güneş koruyucular SPF faktörü ile etkinlikleri hesaplanır. SPF UV ışını tarafından oluşturulan kızarıklığı durdurma kabiliyetine göre hesaplanır. UVB ışınlarının koruma derecesini yansıtır. SPF 4-12 arası minimal koruma; SPF 12-30 arası orta derecede koruma; 30 ve üstü yüksek koruma olarak hesaplanır.
    Güneş Koruyucularda Beklenen Özellikler: Tolere edilebilmesi, toksik olmaması, fotostabil olması, deride yanma, batma yapmaması, suya tere dayanıklılığıdır. Güneş koruyucuların yaklaşık yıllık kullanım süreleri vardır. Sıcakta bu süre kısalır.
    Güneş koruyucular krem, losyon, sprey şeklindedirler. 6 aylıktan küçük bebeklerde güneş koruyucu kullanımından çok şapka takma, gölgede kalma gibi koruyucu önlemler alınmalıdır. Güneş koruyucular dışarı çıkılmadan 20 dakika önce sürülmelidir. Her tarafa eşit uygulanmalıdır. Arada boşluk bırakılmamalıdır. Burun, kulaklar, yanaklar, ayak tabanları, sırt, eller kolların yan yüzlerine eşit oranda sürülmelidir. Yüzme ve çok fazla terleme sonrası tekrar uygulanmaları gerekebilir.
    F) Güneşten kaynaklanan zararlı etkilerden korunmak amacıyla harici ya da sistemik antioksidan kullanımı faydalı olabilir. Vitamin C, E, selenyum, çinko, yeşil çay, silimarin, soya isoflovanları etkili başlıca antioksidanlardır.

    • Açık cilt ten yapısına sahip kişiler, bağışıklık sistemi baskı altında olan kişiler, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullananlar, genetik cilt kanserine sahip kişiler cilt kanseri açısından risk grubu oluşturan bireylerdir.
    • Önceden cilt kanseri geçiren kişilerin hem mevcut tümörlerinde tekrarlaması açısından hem de vücutlarının diğer bölgerinde ikinci bir cilt kanserine yakalanma riskleri fazla olduğundan sıkı takip edilmeleri gerekir. Güneşten korunmak bu hastalar için büyük önem arzeder. Çok az dozda bile olsa güneş bu hastalarda büyük sorun oluşturur. Uzun süreli koruyuculuğu olan DNA onarıcı özelliği olan güneş koruyucu ürünler bu kişiler için faydalı olan ürün grupları olacaktır.
    • Güneş koruyucu ürün önerileceği zaman önerilecek ürünün hipolerjenik olması, hasta için kullanımının pratikliği, çok sık tekrarlamaya daha az gereksinim olması, cildin yağ, nem dengesini etkilememesi, suya ve tere dayanıklılığı ürünü tercih etmemde önemli kriterlerdir.
    • Ürünün kokusundaki değişiklik, rengindeki değişiklik, elde temas ettirildiği zaman ele pütürtü gelip gelmemesi ürünün bozulup bozulmadığı hakkında bilgi veren ipuçlarıdır. Kişinin cilt yapısına uygun (yağlı, kuru), allerji yapmayan, suya, tere dayanıklı, uzun etki süresine sahip ürünler tercih etmesi gerekir.
    • Lipozom teknolojisi ile hazırlanmış olan güneş koruyucu ürünler lipozom içeriklerinden dolayı uzun süreli etki gösterirler. Özellikle güneş açısından risk grubu oluşturan kişilerde güneş koruyucu özelliğinin yanında DNA onarıcı özelliği olan maddelerin katılmasıyla oluşturan ürünler marketlerde yer almaktadır.
    • Lipozomlu ürünler içeriğinde yeralan küreciklerin uzun sürede yavaş salınımla içeriklerinde yeralan maddeleri deriye salarlar. Bu özellik etkinin yavaş ve uzun süreli olmasına neden olur.
    Kişilerin güneşin zararlı etkileri konusunda duyarlı olmaları, özellikle çocukluk çağında bu bilinç kazandırılmalı, bireyler vücutlarında yeni ben fark ettikleri zaman vakit kaybetmeden cilt hastalıkları uzmanlarına başvurmaları konusunda bilgilendirilmelidir. Cilt tümörleri erken teşhis edildiği zaman tedavide çok iyi neticeler elde edilen kanser çeşididir.
    Sizinle paylaşmış olduğum bu yazı :
    saglikveyasamdergisi.com.tr sitesinden alıntıdır.
     
    Son düzenleme: 28 Haziran 2010