Güney-Dogu Avrupanin Stabilizasyon Antlasmasi

Konusu 'Yurtdışı Paylaşım Polonya' forumundadır ve EU1 tarafından 30 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    30 Nisan 2008
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    Bakan Bronislaw Geremek
    Polonya Açısından Güney Doğu Avrupa İstikrar Paktı
    Köprüleri Yeniden Nasıl Kurmalı


    Kosova sonrası istikrar paktı, güney doğu Avrupa ülkelerinin ekonomilerinin canlanmasına yardımcı olmalıdır, Polonya'nın deneyimleri insan boyutunun ihmal edilmemesi gerektiğini göstermektedir.

    Yugoslavya'da Nato askeri harekatı sürmesine rağmen, barış görünmeye başlamıştı. Harekat, bir yıldır direnmekte olan Slobodan Milosevic'i uluslararası askeri ve sivil personelin Kosova'ya girmesine müsade etmeye zorlamıştı. Bölge sakinlerinin evlerine dönmelerine izin verilinceye kadar, harekatın asıl amacına ulaşıldığını ve barış ve istikrar için ortamın yaratıldığını kabul etmek imkansız olacaktı.

    Sırp askeri ve polis güçlerinin Kosova'dan çekilişi, Washington Nato zirvesi, 7'ler grubu ve Rusya tarafından hazırlanan programın uluslurarası güvenlik güçleri tarafından uygulanması sonucu gerçekleşmiştir. Amaç, herhangi bir gözlemciye, sadece Nato'nun hava gücünü Yugoslavya üzerine yollamadan önceki Kosova'da mevcut olan durumun restore edilmesinden daha fazla bir şey olmadığı biçiminde görülebilir. Ancak Rambouillet ve Paris antlaşmalarını da içeren barış görüşmeleri sürereken, Belgrad, Kosova'dan tüm Arnavutların tahliye edilmesini içeren etnik temizleme planları tasarlamaktaydı.

    Şimdi etnik temizleme kampanyası sırasında yapılan hataların düzeltilme zamanı gelmiştir. İnsan hakları adına yapılan bu savaştan sonra, uluslararası politik sahne farklı olacaktır. Realistler ve Moralistler arasında süren anlaşmazlığın zamansızlığı bir rahatlamaya dönüşmüştür. Ayrıca, dikkatleri uluslararası örgütlerin karşılaştığı yeni sorunlara çevirmiştir.

    Nato'nun birlikteliği zor bir sınav vermiştir. Müttefiklerin Balkan politikası ve Kosova krizi karşısında takındıkları tavır eleştirel bir biçimde gözden geçirmeyi gerektirmekte olup, ABD'nin Avrupa'da süregelen varlığını da etkileyici bir biçimde göstermiştir.

    Nato, bölgesel güvenliği korumada kendine düşeni yapmalı ve yapabilmelidir. Nato, Güney doğu Avrupa ülkeleri üyelerine karşı verdiği güvenlik sözünü tutmaktadır. Kosova krizi sırasında Avrupa savunması hakkındaki tartışmalar birliğe yeni bir karakter kazanmaktadır. Ancak, Avrupa savunma inisiyatifi Nato ile yarışamaz.

    BM, mültecilerin dönüşü için ortamlar yaratmaya çalışmalı ve Kosova'da barışın sağlanması için rolünü sürdürmelidir. Öncelikle amaca uygun Güvenlik Konseyi kararı alınmalı, sonra da Kosova'nın yönetiminde BM'ye bir görev verilmeli.

    Ancak, kriz hem BM, hem de Güvenlik Konseyi için devlet egemenliğinin üstü, insan haklarına öncelik veren bir reformun gerekliliğine ışık tutmuştur.

    Avrupa Birliği çok ciddi bir sorun ile karşı karşıyadır. Güney doğu Avrupa'da esen fırtınalar tüm kıtanın istikrarını bozmaktadır. Hiç kimse politik güçlenme amacıyla balkanları kullanamaz. Yoksullukla savaş bölgesel önceliklerin üzerinde yer almalıdır.

    Bu savaş, zenginlerin masasından düşen kırıntılarla kazanılamaz. Marshall planı çerçevesinde ekonomik kalkınma ve gelişme planlarına gereksinim duyulmaktadır. Bu iş sadece hayır için yapılmamalı güney doğu Avrupa'nın ekonomik hareketliliği dikkate alınmalıdır. Avrupa Birliği, bölgenin ülkelerinin taşıdığı üye olma ümidini göğüslemekten başka, Avrupa entegrasyonuna hızla katılımındaki ekonomik işbirliğini desteklemeli ve sürdürmelidir.

    Güney doğu Avrupa Birliği istikrar paktı önemli bir başlangıçtır. Bölgeden çıkan anlaşmazlıklar ayrı ayrı ele alınamaz, ve uluslararası topluluğun rolü bölgesel ateşleri söndürmekle sınırlanamaz. Kosova'da alınan acı ders, anlaşmazlık önleyici ve barış stratejisi oluşturucu bir örnek oluşturmaktadır.

    Pakt pahalı bir girişimdir ancak, burada para önemli değildir. Dahası para, yozlaşmaya yol açacak yanlış projelere harcanabilir. Batılı danışmanların bunun için uygun çaraler bulabileceğinden emin değilim. Bu durum, zenginlerin fakirleri aşağı ve güçsüz gören tutuculuğu ile ilgili değildir. Ayrıca ekonomik yardım olarak da görülmemelidir.

    Bu planın başarısı 'insan boyutundan' kaynaklanacaktır- bir başka deyişle, yasalar ve sivil toplum kurallarından, azınlık haklarına saygı ve medya özgürlüğünden, hoşgörü ve çoğulculuktan kaynaklanmaktadır.

    Güney doğu Avrupa'nın ülkeleri, birbirleriyle uzun ve yorucu bir yol için bir araya gelmek zorundadırlar. Bu işe bir kez başlandığında diğer kuruluşlarca da destekleneceği ümidi bulunmaktadır. Güvenlik ve Avrupa'da İşbirliği Organizasyonu, güvenlik meseleleri ile tüm kıtanın ruhsal mirasının parçası olan insan boyutunu bir araya getirmesi nedeniyle bir görev üstlenmelidir. Bir pan-Avrupa organizasyonu olan OSCE, Rusya, ABD ve Kanada'ya yardıma hazır olup- Kosova'da bir kriz patlak verdiğinde, Nato ile işbirliğinin nasıl oluşturulacağını biliyordu. Şimdi bana göre, bölgenin iyileştirilmesi ve 'piyasa demokrasisi' için ne zaman yola çıkılacağının belirlenmesi önemlidir. Avrupa'da geçmiş 10 yılın tecrübesi yardımcı olacaktır.

    Polonya, güney doğu Avrupa sorunlarını, şanssızlıklarını bir dayanışma içerisinde önemsemektedir. Bölgenin geçmişteki gelişmelerden olumsuz etkilenen tüm devletleri için söz konusu durum aynıdır. Bizler, savaştan, komunizm ve ortaya çıkardığı şeylerden edinilen tecrübelerle birbirimize bağlandık.

    İnanıyoruz ki, ekonomik ve politik dönüşüm bölgenin karşılaştığı en önemli sorundur. Kimse, Balkanlar konusunda kibirli bir üstünlük taslamamalı veya onlara kıtanın ekzotik bölgesi olarak davranmamalıdır. Güney doğu Avrupa ülkeleri özel bir durum gerektirmemektedirler: Koruduğumuz prensip ve değerlerin kabul görüp uygulanmasında, onlar da sadece diğer Avrupa ülkeleri gibidir. Polonya gibi eşsiz dönüşüm tecrübesine sahip ülkeleri hatırlamak önemlidir. Güney doğu Avrupa ülkelerinde piyasa ekonomisi ve sivil özgürlüğün oluşturulmasında bilgilerimizi ortaya koymaya hazırız.

    1998 yılında Belgrad ve Priştine'de, düşmanlıktan ve intikam duygularından uzak, işbirliği ruhu içerisinde, komunizmin etkilerinin üstesinden nasıl geldiğimizi anlatan 1989 Polonya tecrübeleri hakkında konuşmuştum.

    Kosova, Sırbistan ve Balkanlar'da yapılması gereken bir çok yıkık köprü vardır. Günümüzde sorunlar, nefret ve intikam duyguları ile birbirinden ayrılmış olan insanları ve aslında milletleri birbirine bağlamak en zor görev olacaktır. Hala, istikrar paktının 'insani boyutu"nun önemli kısmı olması nedeniyle, bu köprülerin inşası gerçekleşmelidir ve de gerçekleşecektir.