Hamilelikte Yapılan Testler

Konusu 'Gebelik' forumundadır ve NILBERA tarafından 17 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  1. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    Hamilelikte Yapılan Testler



    Gebelikte ortaya çıkabilecek bazı problemleri teşhis edebilmek için yapılan prenatal testlerden önemlileri aşağıda sıralanmıştır. Bunlardan bazıları tüm gebe kadınlarda rutin olarak istenmektedir. Rutin dışındaki diğer testler,sizin ve ailenizin tıbbi öyküsü doğrultusunda gerekli görülürse doktorunuz tarafından istenecektir. Akılda tutulması gereken şey ; sonucu normal çıkmasa da,testler her zaman bir problem olduğunu göstermez. Böyle durumlarda genel olarak ek testlere ihtiyaç duyulur veya anormal sonuç veren test yenilenir. Eğer gerçekten bir problem tesbit edilirse bunun ne anlama geldiği ve tedavi edilebilme olanaklarını doktorunuzla ya da ilgili yetkililerle görüşünüz. Tüm bu tıbbi girişimlerde,testlerin kendisi ya da tedavi yöntemleri ile ilgili bazı mutlak riskler de söz konusudur. Uygulamalardan önce bu riskleri de doktorunuzla konuşunuz.



    Rh ( Rhesus ) testi ...



    Bu test Rh pozitif (+) ya da Rh negatif ( - ) kana sahip olduğunuzu gösterir.Kadınların % 8 – 15 kadarı Rh negatif kan grubundandır.Rh negatif kana sahip olmak gebelik açısından bir problem demek anlamına gelmez.Rh negatif kana sahip olmak eğer baba Rh (+) ise bebeğin de Rh (+) olabilme ihtimalinden dolayı kaygı uyandırır. Gebeliğiniz boyunca bebeğiniz ve sizin kanınız birbiriyle karışacaktır.Sizin Rh (-) kanınız ile bebeğinizin Rh (+) kanı karşılaştığında vücudunuz Rh (+) kan hücrelerini yabancı bir düşman olarak görerek ona karşı antikor denilen koruyucu hücreler üretecektir.Bu antikorlar ortak kan dolaşımınız sayesinde tekrar bebeğinize ulaştığında bebeğinizin Rh (+) kan hücrelerini yok edeceklerdir.Bu nedenle eğer siz Rh (-),bebeğiniz de Rh (+) kan grubuna sahipseniz,bebeğinize karşı ne kadar antikor ürettiğinizi anlamak için,doktorunuz,gebeliğiniz boyunca belirli aralıklarla bunu kontrol edecektir.Rh uyumsuzluğu ilk gebelikte çoğunlukla tehlike arzetmez,çünkü genellikle Rh (+) bir bebeğe ilk kez gebe kalan bir anne adayı,yeteri kadar antikor üretene kadar doğum gerçekleşmiş ve dolayısıyla da ilk bebek bu durumdan etkilenmemiş olur.Ancak aynı anne sonraki hamileliklerinden birinde tekrar bir Rh (+) bebeğe gebe kalacak olursa bu bebek için gerçek ve önemli bir tehlike söz konusudur,çünkü;bu sefer annenin koruyucu antikorları yeterli sayıda ve saldırıya hazırdırlar.Rh uyumsuzluğu olan tüm gebeliklerde,gebeliğin 28.haftasında ve doğumdan sonraki ilk 72 saat içinde,Rh immunglobini denen iğnenin anneye yapılmasıyla, oluşabilecek komplikasyonlardan korunulmuş olunur.Bu enjeksiyon antikor oluşma riskini büyük oranda azaltacaktır.Böylece sonraki gebeliklerinizde Rh uyumsuzluğuna bağlı bir problem yaşamanız engellenmiş olacaktır. Rh (-) kan grubundan olan bir kadın dış gebeliğe maruz kalmış veya düşük yapmış olsa bile,ya da gebeliği devam ederken koryonik villus örneklemesi,perkütan umblikal kord örneklemesi veya amniyosentez gibi bir takım ileri tetkiklerin uygulaması altına giriyorsa mutlaka Rhogam ( Rh immunglobini ) alması gerekir.Eğer bu konuda aklınıza takılan herhengi bir şey varsa mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız.



    Hemoglobin kontrolü ...



    Gebelikte çok yaygın olarak görülebilen anemi ( kansızlık ) ya da kırmızı kan hücrelerinde azalma gibi durumları anlamak için hemoglobin seviyeniz kontrol edilmiş olması gerekir.Gerçi bu kontrolde herhengi bir eksiklik tesbit edilmese de,gebelikte demir ihtiyacı artacağı için,doktorunuz mutlaka size bir demir ilacı ya da demir de içeren bir vitamin verecektir.Bu demir ilaçları dışkınızı koyu renge ( siyaha yakın ) boyayacaktır.Ayrıca verilen bu prenatal vitamin ilaçları kabızlığa da neden olabilir.Kabızlıktan , sıvı gıdalara ağırlık vererek,kepek,meyve ve sebze gibi lifli besinlerle beslenerek ve egzersiz yaparak korunabilirsiniz.Eğer kabızlığınız bunlara rağmen devam ederse ek tedavi yöntemleri için doktorunuzla görüşünüz.



    Gonore ve Klamidya testleri ...



    Seks yoluyla geçen bu hastalıklar kısırlığa,körlüğe,eklem iltihabına ve çeşitli üriner ( idrar yolları ) hastalıklara neden olabilirler.Aynı zamanda doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilecek olan gonore enfeksiyonu gonokokkal konjunktivit denilen ve tadavi edilmediğinde bebekte körlükle sonuçlanacak bir hastalığa da neden olabilir.Gonore ya da klamidya enfeksiyonu bulunan bir kadın antibiyotikler kullanılarak daima güvenli bir şekilde tedavi edilebilir.Yeni doğan bebeklerin gözleri de doğumdan hemen sonra rutin olarak gözlerine gerekli antibiyotikler damlatılmak suretiyle bu tip komplikasyonlardan korunmuş olur.



    Sfiliz testi ...



    Bu da her gebe kadının yaptırması gereken testlerden biridir.Sfiliz; cinsel yolla bulaşan ve tüm vücuda yayılarak,kalp hastalıklarına,nörolojik arazlara ve hatta ölüme neden olabilecek bir hastalıktır.Gebelik sırasında düşüklere ya da erken doğuma neden olabildiği gibi doğan bebeklerde de anemi,sinir sistemi arazları,kemik ve diş yapısında bozukluklar ve karaciğer hastalıklarına neden olabilir.Eğer hastalık gebeliğin erken dönemlerinde teşhis edilir ve tedavi yoluna gidilirse sifilizin bu tip komplikasyonlarından da korunulmuş olur.



    Klamidya testi ...



    Amerika’da seks yoluyla en sık geçen hastalıktır.Tedavi edilmediği taktirde,serviksten uterus yoluyla tüplere ve overlere yayılarak kısırlıkla sonuçlanabilecek olan PID’e ( pelvic infammatory disease : pelvik inlamatuar hastalık ) neden olabilir.Gebelik sırasında ise erken doğumlara,düşük ve ölü doğumlara neden olabilir.Enfekte olan anneden doğan bebeklerde ise,pnömoni ( zatürre ),kulak enfeksiyonları ve körlüğe kadar gidebilen göz enfeksiyonlarına neden olabilirler.Klamidya servikal muayene ve serviksten alınan hücre örneklerinin incelenmesi ile teşhis edilebilir ve daima antibiyotiklerle kolayca tedavi edilebilir.



    Rubella testi ...



    Rubella (kızamıkçık) testi ,kızamık virüsüne karşı bağışık olup olmadığınızı gösterir.Çocukluğunda hemen her kadın aşılandığı için genellikle herkes bağışıktır.Eğer bağışık değilseniz doktorunuz size,gebeliğiniz boyunca kızamıklı kişilerden uzak kalmanızı önerecektir.Bu çok zor olmaz,çünkü rutin kızamık aşılamasından dolayı kızamık enfeksiyonlu kişiye rastlamak oldukça zordur.Yine de enfekte bir kişiyle karşılaşmak her zaman enfeksiyonu kapmak demek değildir,fakat,eğer gebeliğinizin ilk 3 ayı içinde enfekte olmuşsanız bebeğinizde doğumsal bir anomali gelişme ihtimali vardır.Eğer kızamığa karşı korunmanız yoksa doktorunuz muhtemelen size gebeliğinizden hemen sonra,gelece gebeliklerinizde problem olmaması için aşılama önerecektir.Bu aşılama sizi kızamıktan koruyacaktır.Aşılamadan en az 3-4 hafta sonrasına kadar yeni bir gebelikten korunmanız gerekmekle birlikte,geb iken aşılanmanın zararlı olduğuna dair bir kanıt da yoktur.



    HIV ( AIDS ) testi ...



    HIV ( Human Immundefency Virus = ınsan bağışıklık yetmezlik virüsü ) , AIDS e ( Acquired Immun Defency Syndrom = Kazanılmış bağışıklık yetmezliği sendromu ) neden olan virüstür.AIDS,vücudun enfeksiyon hastalıklarına karşı savaşma kabiliyetini yok eder.HIV ya da AIDS için kesin tedavi olamamakla birlikte,uygulanacak tedaviler yaşam uzatıcı ve koruyucu olacaktır.HIV,enfekte vücut sıvıları ( meni,kan ve vajinal salgı ) ile bulaşır.Doktorunuz siznle risk faktörleri konusunda konuşacak ve HIV kan testi yaptırıp yaptımadığınızı soracaktır.Aslında her gebe kadının,riskli olup olmadığında ya da daha önce HIV testi yapılıp yapılmadığına bakmaksızın bu testi yaptırması gereklidir.HIV virüsü taşıyan bir anne adayı virusu mutlaka bebeğine de geçireceği için bu testi yaptırmış olması çok önemlidir.Eğer test pozitif çıkarsa,doktorunuz,bunun bebeğe geçişini engellemeye çalışacak veya enfekte olan bebekte virusun etkilerini yavaşlatacak bir takım ilaçlar verebilir.Bu ilaçlar virüsün bebeğinize bulaşma riskini oldukça azaltabilecektir.



    Hepatit B virus taraması ...



    Hepatit B virüsü karaciğeri tutar ve hasarlanmasına yol açar.Enfekte kan,meni,vajinal salgı ve tükrük gibi vücut sıvıları ile bulaşır.Hepatit B virüsü açısından risk alyındaki kişiler;sağlık çalışanları,birden fazla seks partneri olanlar,daha önce seks yoluyla bualaşan bir hastalık geçirmiş olanlar,damardan uyuşturucu kullananlar,kan nakli yaptıranlar veya diyaliz tedavisi görenlerdir.Gebe kadınlar basit bir kan testiyle hastalıklı olup olmadıklarını anlayabilirler.Eğer daha önce hepatit geçirmediyseniz,fakat virüsle karşılaşma riskinizin yüksek olduğunu düşünüyorsanız,gebelik sırasında bile buna karşı güvenli bir şekilde aşılanabilirsiniz.Eğer testiniz pozitif ise,bebeğinizi enfeksiyondan korumak için,doğumdan hemen sonra HBV immunglobini ve aşısı yapılmalıdır.



    Glukoz ( şeker ) tolerans testi ...



    Glukoz tolerans testi ( GGT ),gebeliğinin 24 – 28 haftalarında her gebe kadına uygulanmalıdır.Bu test,aslında diabet ( şeker ) hastalığı gibi olamamakla birlikte, gestasyonel diabet denilen ve gebelikte hormonların etkisiyle ortaya çıkan klinik durumun tesbit edilmesinden ibarettir.Gebelikleri sırasında yapılan bu testte kan şekeri yüksek çıkan gebelerin bebekleri çoğunlukla normalden daha iri olurlar ve doğduktan sonra,hayatları boyunca da diabet hastalığı açısından yüksek risk taşırlar.Bu test için size,önce şekrli,standart bir içecek verilir.Sonra,kısa bir zaman sonra kan şekerinin seviyesi tesbit edilir.Kan şekerinizin yüksek çıkması her zaman gestasyonel diabet demek değildir ve sadece daha ileri tetkiklerin yapılmasına neden olur.



    Toksoplazmozis testi ...



    Toksoplazmozis enfeksiyonu , çiğ et yemekle ve özellikle kedi gibi çiğ et yiyen hayvanların dışkılarına temasla bulaşır.Gebelikte bu enfeksiyona maruz kalmak,bebekte bir takım doğumsal arazlara neden olabilir.Herkes bu teste maruz kalmak zorunda değildir,faka ,özellikle kontrol altında olmayan kedilerle teması olanlar yaptırmalıdırlar.Gebe kadınların tümü kedilere dokunmaktan kaçınmalı ve çiğ et içeren besinlerden uzak kalmalıdırlar.

    alıntıdır
     
    Son düzenleme: 26 Mayıs 2009
  2. 17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  3. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    Ultrason ...



    Ultrason ya da sonografi (usg ) ,ses dalgalarını kullanarak fetüsün temsili bir resmini elde etmeye yarayan bir görüntüleme metodudur.Gebeliğin erken dönemlerinde yapılan usg,gebeliği teyid etmek,gebeliğin gerçek yaşını ve uterus içindeki lokalizasyonunu tesbit etmek ve fetus sayısını belirlemek için uygulanır.Daha sonraki usg kontrolleri ise,bebeğin zamanla uyumlu olarak gelişip gelişmediğini ve bebeğin merkezi sinir sistemi ile diğer organlarını takip etmek için uygulanır.Bir kısım doğumsal defektleri tesbit edebilmekle birlikte bütün doğumsal defektleri tesbit etmek mümkün değildir.Rutin ultrason takibinin yararları tartışmalı olsa da çoğu gebe bir güvence olarak bunu yaptırmak istemektedir.



    Non-stes testi ...



    Non-stres testi ( NST ) , fetal kalp atımlarını takip etmeye yarayan elektronik bir monitörizasyon sistemidir. Sonuçları,fetüsün sağlığı konusunda sizi ve doktrounuzu yeterince rahatlatacak güvenliktedir.Genellikle diabetli ya da yüksek tansiyonlu gebelerde, çoğul gebeliklerde veya diğer gebelik komplikasyonlarında gerek duyulur.Ayrıca beklenen doğum tarihiniz geçmesine rağmen doğum başlamamış ise de uygulanır.



    Biyofizik profil ...



    Biofizik profil ( BFP ) ,ultrason kullanılarak,bazen NST nin de eklenmesiyle birlikte fetusun gelişim parametrelerini değerlendirmek için uygulanan bir testtir.Bu test ile fetal solunum,vücut hareketleri,kas yonusu ve amniyotik sıvı miktarı değerlendirilir.Biyofizik profil de NST ile aynı gereklilik hallerinde kullanılır.Doktorunuz, gerekli olduğu durumlarda hangi testi ve niçin tercih ettiğini size açıklayacaktır.

    alıntıdır
     
    Son düzenleme: 26 Mayıs 2009
  4. 17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  5. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    A'dan Z'ye Gebelik ızlemi ve Testler


    Normal bir gebelikte hangi test ne zaman?

    ıdeal olan bir kişinin gebelik öncesi bir jinekologa gidip muayene olması ve sonrasında bilinçli şekilde gebe kalmasıdır. Ancak maalesef pek az bayan gebelik öncesi biz hekimlere gelip muayene olmaktadır.

    Normal bir gebelik izlemindeki haftaları ve takiplerde yapılması gereken tetkikleri gebelik haftalarına göre aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.



    GEBELıK ıZLEMı
    (ÖZETTıR, DETAYLI ŞEKLı DAHA AŞAĞIDADIR)

    ılk vizit: 6-8. hafta
    Öncelikle kanda yapılan ß-HCG veya idrarda gebelik testlerinin pozitif oluşu ile gebelik tanısı konulur. ılk gebelik vizitinde anne adayları adeta bir check-up’tan geçirilirler.

    • Ultrason (tercihen vajen içinden)
    • Kan grubu, Rh
    • Tam kan sayımı
    • Kan biyokimyası
    • TORCH taraması
    • Tam idrar tahlili, gerekirse idrar kültür- antibiyogramı
    • Servikovaginal smear testi (PAP smear testi)
    • Kanama profili
    • Hepatit B, Hepatit C, AIDS taraması

    2. vizit: 10-13. hafta
    • Ense kalınlığı (Nuchal Translucency, NT)
    • I. Trimester tarama testi

    3. vizit: 16-18. hafta
    • Ultrason (anomali taraması)
    • II. Trimester tarama testi (Üçlü Test, Triple Test)
    • Amniyosentez (gerekirse)

    4. vizit: 22-24. hafta
    • Ultrason (anomali taraması)
    • Servikal kültür ve fresh testleri.

    5. vizit: 24-28. hafta
    • Tam kan sayımı
    • Tam idrar tetkiki
    • 50 gram glukoz yükleme testi
    • 28. haftada ındirekt Coombs Testi (kan uyuşmazlığı olanlarda)

    6. vizit: 32. hafta
    • Genel ultrason değerlendirmeleri

    7. vizit: 34. hafta
    • Genel ultrason değerlendirmeleri

    8. vizit: 36. hafta
    • Genel ultrason değerlendirmeleri

    9. vizit: 38. hafta
    • Ultrason (gerekirse biyofizik profil)
    • NST (Non-Stres Test)
    • Doppler ultrasonu (gerekirse)
    • Kan biyokimyası, Tam kan sayımı, Tam idrar tahlilleri, Hbs Ag, Anti Hbs, HCV, HIV, gerekirse TORCH testleri tetkikleri tekrarı

    39-42. haftalar arası izlem
    • Ultrason (gerekirse biyofizik profil)
    • NST (38-40. haftalar arası haftada bir, 40.haftadan sonra 3 günde bir)
    • Vajinal muayene (tuşe)
    • Doğum işaretleri konusunda gebe bilgilendirilir ve günü yaklaşan anne adayına doğumla ilgili detaylı bilgiler verilir.

    40. haftadan sonra ise gebenin doğuma kadar haftada iki kez görülerek değerlendirilmesinde yarar vardır.

    42. haftaya kadar doğumu başlamayan gebeler ise hastaneye yatırılarak doğum başlatılmalıdır.

    alıntıdır
     
    Son düzenleme: 26 Mayıs 2009
  6. 17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  7. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    GEBELıK ıZLEMı ( DETAYLI ŞEKLıYLE)

    ılk vizit: 6-8. hafta

    En sık tahlillerin istendiği
    dönem ilk vizittir.
    Bu dönemde anne adayları,
    daha önceden bildikleri veya
    bilmedikleri hastalıklar
    açısından adeta bir check-
    up’tan geçirilirler.



    • Ultrason
    Ultrasonda düzgün gebelik kesesi içinde kalp atım hızı 100/dk’nın üzerinde olan embriyo ile embriyoyu besleyen keseyi (yolk sac) görmek mümkündür.

    Ultrasonda ayrıca rahimde myom, yumurtalıklarda kist türü her hangi bir kitlenin varlığı araştırılır. Cerviksin (rahim ağzının) uzunluğu ve şekli de değerlendirilir.

    Bu gebelik haftalarında vajen içinden (transvajinal yolla) yapılan ultrason karından (transabdominal) yapılana göre daha net bilgi verir ve tercih sebebidir.

    Transvajinal yolla yapılan ultrasonda son adet tarihine göre 5 hafta 4 günlükken, transabdominal yolla yapılanda ise 6 haftalıkken bir embriyo ile kalp atımlarını görmek mümkündür.

    • Kan grubu, Rh
    Gebenin kan grubu Rh negatif, eşinin kan grubu Rh pozitif olması durumunda “Kan uyuşmazlığı” (Rh/rh) durumundan bahsedilir.

    Anne rahmindeki bebeğin kan uyuşmazlığından etkilenip etkilenmediğini anlamak için ise “ındirect Coombs testi” yapılmalıdır.

    ındirect coombs testi negatif olan gebeler, kan uyuşmazlığına bağlı bebekte bir etkilenme durumunun olmadığı anlaşılarak takibe alınırlar. 28.haftada tekrarlanan ındirect coombs testi negatifliğinin devamı durumunda bebeği son aylara kadar kan uyuşmazlığından korumak için “Anti D Immunglobulin” enjeksiyonu yapılır.

    Yine, kan uyuşmazlıkları olan gebelerde doğumdan sonra bebeğin kan grubuna bakılır. Kan grubunun Rh pozitif olması durumunda anneye yapılan Anti D Immunglobulin uygulaması tekrarlanır.

    Anne adayı kan grubunun Rh negatif, baba adayınınkinin ise Rh pozitif olması dışındaki tüm olasılıklarda kan uyuşmazlığı söz konusu değildir.

    • Tam kan sayımı
    Tam kan sayımı ile gebeliğin başlangıcında herhangi bir “kan eksikliği (anemi)” durumunun varlığı araştırılır.

    Kan eksikliği demir eksikliğine bağlı olabileceği gibi Megaloblastik anemi, Pernisiyöz anemi, Orak hücreli (Sickle cell) anemi, Thalesemi durumları, maligniteler ve bazı sistemik rahatsızlıkların bir belirtisi olarak da karşımıza çıkabilir.

    Ülkemizde özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde Thalesemiye (Akdeniz anemisi) bağlı anemiler sıklıkla görülmektedir.

    “Anemi” ile ilgili detaylı bilgi almak için tıklayınız >>>

    • Kan biyokimyası: Açlık kan şekeri (AKŞ), Üre (BUN), SGOT, SGPT, Kreatinin
    Karaciğer ve böbrek hastalıklarının gebeliğin hemen başlangıcında tespiti takip açısından önemlidir. Nitekim gebelikte bu organların yükleri de artacaktır.

    ıleri derecede böbrek veya karaciğer problemlerinde gebelik sonlandırılabilir. Özellikle şeker hastalığı (diabet), yüksek tansiyon (hipertansiyon) gibi sistemik rahatsızlıkların varlığında bu testlerin önemi artar. Bu durumlarda hekimler ek olarak bazı testler de isteyebilir.

    • TORCH taraması: Toksoplasma, Rubella (Kızamıkçık), CMV (Sitomegalovirüs), Herpes Tip 2 enfeksiyonları Ig M ve Ig G antikorları taranır.

    Bu tür enfeksiyonlar gebelik harici dönemlerde geçirildiğinde her hangi bir problem oluşturmazken gebeliğin özellikle ilk üç ayında geçirildiğinde bebekte bir takım sakatlıklara yol açabilir.

    Toksoplasma özellikle kedi ve köpek dışkıları bulaşmış yenilen gıdalardan alınır. Özellikle çiğ et ve iyi yıkanmamış meyve ve sebzeler Toksoplasma parazitinin geçmesinde rol oynar. Gebeliğin başında yapılan antikor tarama testlerinde Ig M ve Ig G antikorlarının her ikisinin de negatif olması durumu vücudun toksoplasma paraziti ile hiç karşılaşmadığını gösterir. Bu durumda gebeliğin sonuna dek toksoplasmadan korunma şarttır.

    Toksoplazmadan korunmak için kedi, köpek cinsi hayvanlardan gebelik süresince uzak durmak, eğer evde besleniyorsa aşılarını yaptırmak, yenilen etleri iyi pişirmek, çiğ et yememek, yemek öncesi elleri iyi yıkamak ve meyve-sebzeleri bolca suyla yıkamak gereklidir.

    Ülkemizde çiğ et tüketimi alışkanlığının yaygın olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, toksoplasma enfeksiyonları daha sıklıkla görülmektedir.

    Rubella (Kızamıkçık), CMV (Sitomegalovirüs), Herpes Tip 2 enfeksiyonları ise daha çok hasta kişilere temas yoluyla bulaşan rahatsızlıklardır. Özellikle Rubella (kızamıkçık) mikrobu ile gebeliğin ilk üç ayında karşılaşıp hastalığı geçiren kişilerde gebelik kesinlikle tahliye edilmelidir.

    • Tam idrar tahlili, gerekirse idrar kültür- antibiyogramı
    ılk vizitte yapılan idrar tahlilleri böbrek fonksiyonlarının indirekt bir göstergesi olduğu gibi gizli veya aşikar idrar yolu enfeksiyonu varlığını konusunda da bilgi verir.

    ılk aylardaki idrar yolu enfeksiyonları gebeliğe bağlı bulantı ve kusmaları arttırır, idrarda yanma ve/veya kasık ağrılarına neden olabilir.

    Son aylardaki gizli veya aşikar enfeksiyonlar ise erken doğum sancılarına sebep olabilir.

    • Servikovaginal smear testi (PAP smear testi)
    Gebelikte salgılanan hormonlar neticesinde rahim ağzı (cervix) kanserlerinde artış meydana gelmektedir. Bu nedenle gebelere ilk aylarında smear testi uygulanarak böyle bir durumun varlığı araştırılmalıdır.

    Ülkemizde gebelerin pek çoğu yanlış bir inanışla bebeklerine zarar geleceğini düşündüklerinden bu tür bir işlemi kabul etmezken doktorları da ilk ayında hastalarını muayeneden korkutmak istemedikleri için genelde bu işlemi ihmal ederler.
    PAP Smear testi ile ilgili bilgi almak için tıklayınız >>>

    alıntıdır
     
    Son düzenleme: 26 Mayıs 2009
  8. 17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  9. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    • Kanama profili
    Kanama profili testleri içinde aPTT, PTT, INR, Fibrinojen, Trombosit sayımı vardır.

    Hem normal doğum hem de sezaryen kanamalı bir işlemdir. Gebelerin “kanamaya yatkınlıkları” ilk vizitte belirlenmelidir. Ayrıca hastaların kendi ifadelerinden önceden olan kanamaya yatkın bir durumlarının olup olmadığı sorgulanır.

    Özellikle bir takım kalp hastalıklarında bazı hastalar kanamayı engelleyici hap veya iğneleri kullanmak zorunda olabilirler. Bu tür durumların varlığında gebelikteki izlemler arttırılır ve doğum öncesi bazı önlemler önceden alınır.

    • Hepatit B, Hepatit C, AIDS taraması
    Hepatit B için HbsAg ve Anti Hbs, Hepatit C için Anti HCV, AIDS için ise Anti HIV testleri yapılarak her hangi bir taşıyıcılık durumunun olup olmadığı araştırılır.

    Bu tür viral hastalıklar cinsel ilişki, kan veya doğum yoluyla bulaşır ve genelde kişilerde uzun bir süre taşıyıcılığa (portörlük) sebep verebilirler.

    Taşıyıcı (portör), “hasta olmadığı halde hastalığı bulaştırabilen” demektir. Bu kişilerin vücutlarında barındırdıkları virüsler gebelik sırasında plasenta yoluyla bebeğe geçmesine rağmen bebekte her hangi bir sakatlığa neden olmazken, yenidoğan bebeklerin immün direnci (bağışıklığı) yetişkinlere göre daha az olduğu için bebeklerde doğumdan sonra bazı problemlere yol açabilirler. Bu problemler bebeklerde hastalığa yakalanma veya hastalığı taşıma şekillerinde olabilir.

    Hepatit B taşıyıcı annelerin bebeklerine doğum sonrası aşı ile serum uygulaması yapılır ve belirli aralıklarla aşı tedavisi devam eder. Bu şekilde bebeğin aktif olarak bağışıklanması sağlanır. Ancak maalesef Hepatit C ve AIDS virüsünü taşıyan gebelerin doğan bebekleri için hastalıktan koruyucu etkin bir tedavi günümüzde bulunmamaktadır.

    2. vizit: 10-13. hafta
    • Ense kalınlığı (Nuchal Translucency, NT)

    Bu haftalar arasında fetusun anatomik organları ve büyüklüğü değerlendirilir. Ayrıca ulrasonla ense kalınlığı (Nuchal Translucency, NT) ölçülür (Yandaki resim).

    Ense kalınlığının uygun ölçümün yapılabilmesi için fetus son adet tarihine göre 11 ile 13 hafta 6 gün arasında ve baş-popo mesafesi 45-84 mm arasında olmalıdır.

    Ense pilisinin kalınlığı; Trizomi 21 (Down sendromu, mongolizm), Trizomi 18 gibi kromozomal bozukluklarda ve bebeğin özellikle kalp gibi bazı organların problemlerinde artar. Bu artışın nedeni bebeğin ense bölgesindeki sıvı birikimidir (ödem) ve bunu ultrasonla yakalamak mümkündür.

    Normal olarak bebeğin ense kalınlığı gebelik haftası ilerledikçe artar. Genel olarak 3 milimetrenin üstü patolojik kabul edilir ve bu durumda fetus özellikle “Down sendromu” açısından ileri değerlendirmeye alınır.

    Ense kalınlığı ölçümü, son yıllarda gebelik takiplerine girmiş bir yöntemdir. Ayrıca yapılması belirli bir deneyimi gerektirir.

    • I. Trimester tarama testi (ıkili test)
    Son on yılda dünyada, son 4-5 yılda da ülkemizde yaygınlaşan ilk trimester tarama testinin amacı Down sendromunun erken gebelik haftalarında yakalanmasıdır.

    Son adet tarihine göre 9-13. gebelik haftaları arasında uygulanan testte anne adayından kan alınarak serbest ß-HCG ve PAPP-A biyokimyasal değerlerine bakılır.

    Down sendromunda anne kanında, serbest ß-HCG değerleri normalin iki katı yüksek iken PAPP-A değerleri normalin 2.5 da biri (%40’ı) kadardır. “ıkili test” olarak anılan işlemde her iki biyokimyasal değer bilgisayar programında değerlendirilir ve ortaya bir risk oranı çıkar. Risk oranının 1/250’nin üzerinde olması Down sendromu açısından ileri tetkiki gerektirir.

    Testin pozitif olması durumunda yapılması gereken ileri aşama, “koryon villüs biyopsisi” adı verilen plasentanın bebeğe ait kısmından küçük bir parça alınarak kromozom açısından analizi ile teşhisin sağlanmasıdır.

    Son yıllarda ikili teste eklenen “Nuchal Translucency (NT, ense kalınlığı, ense pilisi kalınlığı)” ölçümleri ile birlikte değerlendirilmesiyle test “üçlü test” adını almıştır.

    3. vizit: 16-18. hafta
    • Ultrasonda; fetus bir bütün olarak anomali taraması açısından değerlendirilir.

    • II. Trimester tarama testi (Üçlü Test, Triple Test)
    Üçlü test uygulamasındaki amaç; bebeğe ait özellikle Down sendromu, Trizomi 18 gibi kromozom bozuklukları ile birlikte “Nöral tüp defektleri” adı verilen bir takım anomalileri taranmasıdır.

    Üçlü test; gebeliğin 16-19. haftaları arasında anne kanından alınan örnekte ß-HCG, alfa feto protein (AFP) ve bağlanmamış estriol (uE3) denilen üç biyokimyasal maddenin ölçümü ile yapılır. Bu ölçümler gebelik haftasına göre annenin yaşı, vücut ağırlığı, ırkı, annede diyabet olup olmaması, sigara içip içmediği, öyküde önceki gebeliklerin özellikleri ile birlikte değerlendirilir. Büyümekte olan bebekte olabilecek nöral tüp defekti ve bazı kromozomal anormalliklerle (Down sendromu ve trizomi 18) karşılaşılma riski hesaplanır.

    Üçlü test bir tanı testi değil “tarama testi (screening test)” dir. Testin amacı bebek ve anne açısından riskli yöntemleri kullanmadan bebekte olabilecek anomali riskini saptamaktır. Eğer test sonucunda risk belirli bir düzeyin üzerinde çıkarsa (genel olarak 1/270 den fazla olması durumunda) “amniyosentez” adı verilen işlem yapılarak kesin tanı konulur. Yani amniyosentez bir “teşhis testi (diagnostic test)” dir.

    Amniyosentez işleminde anne karnından ince ve uzun bir iğne yardımıyla amniyon sıvısı alınır. Tecrübeli ellerle yapıldığında oldukça ağrısız ve bebek için riskleri azdır.

    Alınan sıvıda bebeğe ait dökülen canlı hücreler vardır. Bu hücreler özel bir kültür ortamında bekletilerek üretilir. Üretilen hücreler belli bir safhada toplanılarak kromozomları ayrıştırılır ve mikroskop altında görüntülenerek kromozomlar analiz edilir.

    alıntıdır
     
    Son düzenleme: 26 Mayıs 2009
  10. 17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  11. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    Kromozom analizinde görüntülenen hücreler direkt bebeğe ait olduğu için bebeğin kromozom yayılımını gösterir. Bu şekilde bebeğe ait kromozomlarda olan problemler rahatlıkla görülebilir ve aynı zamanda sex (cinsiyet) kromozomlarının incelenmesiyle bebeğin cinsiyeti de ortaya çıkar. Aşağıdaki resimde amniyosentez işleminin yapılışını görmektesiniz.



    Karından bir ince iğneyle ultrason eşliğinde amniyon kesesine girilir.



    Yaklaşık 20 cc amniyon sıvısı enjektör ile aspire edilerek genetik laboratuara gönderilir.

    Nöral tüp defektleri (NTD) bebeklerde görülen anomaliler (bebekteki kusurlar) arasında ilk sıraları almaktadır. Birkaç ayrı türü vardır. Bunlardan biri bebeğin beyin dokusunun bir bütün olarak gelişmemesidir, “anensefali” adı verilen bu en ağır şekli ölümcüldür.

    Nöral tüp defektlerinin diğer türleri ise omurilikle ilgilidir. Omurilik gelişirken onu çevreleyen omurga kemiklerinin tam kapanmaması sonucu omurilik dokusu bebeğin sırtındaki bir yarıktan dışarıya çıkar; bu duruma “spina bifida” denilir. Dış etkenlere çok hassas olan bu sinir dokusu zamanla zedelenir ve bebek belli bir seviyenin altında sinirsel fonksiyonlarını yapamaz. Sonuç olarak bebek açısından yine ölümcül olabilecek bir doğumsal anomalidir. Hafif şekildeki spina bifidalarda doğum sonrası bir takım operasyonlarla düzelme şansı vardır.

    Bu anomalilerde açıkta kalan dokudan “alfafetoprotein” (AFP) amniyon sıvısına, buradan da anne kanına geçer. Anne kanından yapılan testlerde bu gebelerde normal gebelerden daha yüksek miktarlarda alfafetoprotein saptanır.

    Spina bifidalı gebeliklerin % 85'i bu test ile yakalanabilmektedir. Ancak test yapılan gebelerin %3-4'ünde her şey normal olmasına rağmen yüksek sonuç verebilmektedir. Bu nedenle tek başına test sonuçlarıyla tanı konmamaktadır.

    Üçlü testte AFP yüksek ise ayrıntılı ultrason ile beyin dokusu ve omurgalar değerlendirilir. Ultrason ile saptanamayan bir durum varlığında amniyosentez yapılarak amniyotik sıvıdaki AFP miktarı ölçülerek kesin tanı konulabilir. Ayrıca amniyon sıvısındaki “asetilkolin esteraz enzimi”nin miktarına da bakılabilir.

    AFP değeri yüksek fakat amniyosentezde ve ayrıntılı ultrasonografide anomali saptanmayan gebeliklerde, bebeğin büyüme ve gelişmesinin daha yakın takip edilmesi önerilmektedir.

    Anne kanında yapılan üçlü test ile Down sendromu ile birlikte trizomi 18 riski de hesaplanabilmektedir. Down sendromlu bebekte normalde iki tane olması gereken 21. kromozom üç tanedir.

    Trizomi 18’de ise aynı problem 18. kromozomdadır. Trizomi 18’li bebekler yaşamla bağdaşmaz ve genel olarak anne karnında veya doğumdan hemen sonra ölürler. Trizomi 18 görülme sıklığı Down sendromuna göre oldukça azdır.

    Down sendromu (Trizom 21, mongolizm) yaklaşık olarak 850 doğumda bir görülür. Tedavisi olmayan bu kromozom anomalisinde fiziksel ve zeka geriliği olan bebekler söz konusudur.

    Down sendromu görülme şansı yaşa bağımlı olarak artar. Özellikle 35 yaşın üzerinde risk önemli bir boyuta ulaşır. Ancak tüm Down sendromluların %25-35’i yalnızca 35 yaş üzeri gebelik ürünü iken %70-80’e varan oranlarda genç gebeliklerdedir. Üçlü testle Down sendromlu bebeklerin %60'ına yakını (%5 yalancı pozitiflikle) yakalanabilmektedir.

    Son yıllarda üçlü testin Down sendromu yakalama şansını daha da arttırmak amacıyla teste kandaki “ınhibin A” adı verilen biyokimyasal değerinin de ölçülüp eklenerek testin “dörtlü test” şekline dönüşmesi için yapılan çalışmalar umut vericidir.

    Down sendromu riski yüksek çıkmış gebeliklerde kesin tanıyı koyabilmek için anlatıldığı şekilde genetik amaçlı amniyosentez yapılması gereklidir. Üçlü tarama testinin asıl amacı yaşamla bağdaşabilen ve ömür boyu zeka geriliği ile giden Down sendromlu bebekleri yakalamaktır.
    Amniyosentez sonucu yakalanan Down sendromlu bebekler çıkarılan sağlık kurulu kararlarıyla tahliye edilirler.

    Üçlü test ile diğer bazı anomalileri de saptamak mümkündür. Bebeğin karın duvarı anomalilerinde (gastroşizis, omfalosel), böbrek anomalilerinde de test sonuçları yüksek çıkabilir. Bu nedenle üçlü testte artmış risk saptanan gebelere amniyosentez yapmadan önce tüm bu anomaliler açısından ayrıntılı ultrasonografik değerlendirme (II. basamak ultrasonografisi) yapılmalıdır.

    4. vizit: 22-24. hafta
    • Ultrasonda; servikal (rahim ağzı) uzunluk ve şekli ölçülür. Bebek özellikle kalp, beyin ve diğer iç organlar açısından değerlendirilir.

    • Servikal kültür ve fresh testleri
    Gizli vaginal enfeksiyonları araştırmak için yapılır. Gebelikte özellikle düşen hücresel tip vücut direnci nedeniyle “fırsatçı enfeksiyonlar” olarak tabir edilen bazı vaginal enfeksiyonlar gelişebilir. Bunların başında özellikle mantar enfeksiyonları (candida), yanısıra Trichonomas ve Gardnerella enfeksiyonları da sayılabilir.

    Genel olarak tedavi edildikten sonra nüks eden bu rahatsızlıklar ilerleyen gebelik haftalarında tekrar tekrar tedaviye gerek duyabilirler.

    5. vizit: 24-28. hafta
    • Tam kan sayımı
    Anne adayının kan sayımı yapılarak gebeliğin bu ilerleyen haftalarında aneminin gelişip gelişmediğine bakılır.

    alıntıdır
     
    Son düzenleme: 26 Mayıs 2009
  12. 17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  13. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    • Tam idrar tetkiki
    ıdrarda gizli enfeksiyonların varlığı araştırılır. Özellikle gebelerde her hangi bir şikayet oluşturmaksızın yalnızca idrar tahlillerinde bakteri ve lokosit görülmesi ile karakterize gizli idrar yolu enfeksiyonları (asemptomatik bakteriüri) erken doğuma ve böbrek enfeksiyonlarına (pyelonefrit) neden olabilir.

    Tam idrar tetkikinde böyle bir durum saptanırsa idrar kültür-antibiyogram testi yapılarak üreyen mikroorganizmanın türüne göre antibiyotik başlanmalıdır.

    • 50 gram glukoz yükleme testi
    Bu gebelik haftasında kişilere sabah aç karınla 50 gram toz glukoz sulandırılarak içirilir ve bir saat sonrasında tetkik için kan alınır.
    Alınan kan örneğinde kan şekeri değerinin 140 mg/dl ve üzerinde olması durumunda test pozitif olarak kabul edilir ve bu gebelerde bir gün sonra 100 gram standart glukoz tarama testine geçilir.

    Bazı gebeler bu oldukça tatlı olan bu suyu içmede problem yaşayabilirler, örneğin bulantı ve kusmaları olabilir. Bu durumda laboratuara giderken yanlarında “limon” götürüp tatlı suyun içine sıkmak suretiyle şikayetleri genel olarak giderilecektir.

    100 gram standart tarama testinde bu kez gebelerden sabah aç karınla kan alınır ve hemen sonrasında 100 gram toz glukoz sulandırılarak içirilir. ıçimden 1 saat, 2 saat ve 3 saat sonra tetkik için kan alınır. Böylece açlık kan şekeri ile birlikte toplam 4 ayrı kan şekeri değeri elde edilmiş olur. Bu 4 değerden 2 veya daha fazlasının standart değerlerin üzerinde olması durumunda gebeler ”gestasyonel diabet (gebeliğe bağlı diabet, gizli şeker hastalığı)” teşhisi alarak kalori kısıtlaması amacıyla diyetisyene konsultasyona gönderilirler.

    Gestasyonel diabeti olan gebelere diyetten kalori kısıtlaması yapılmazsa annenin kan şekeri değerlerinin genel olarak yüksek olmasının bir sonucu olarak; bebeğin normalden iri olması, doğumun zor olması, amnios suyunun normalden fazla olması ve buna bağlı erken doğum riskleri gibi durumlar oluşabilecektir. Ayrıca doğan bebeklerde doğum sonrası kan değerlerine bağlı metabolik sorunlar meydana gelebilecektir.

    Normale göre iri bebekler (makrozomi) halk arasında “tosuncuk” olarak tabir edilirler.

    ”Makrozomi ve yarattığı sıkıntılar” ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız >>>

    • ındirekt Coombs Testi
    Bu haftada yalnızca kan uyuşmazlığı olan gebeler yeniden ındirekt Coombs testine bakılarak değerlendirilir, sonuç negatif ise bebeğin etkilenmediği anlamına gelir. Bu durumda gebeliğin sonuna kadar etkilenmeden (immünizasyon) korumak amacıyla gebeye “Anti D Immunglobulin” iğnesi yapılıır.

    6. vizit: 32. hafta
    • Ultrasonda; fetusun gelişimi, iç organları ayrıntılı olarak değerlendirilir. Ayrıca amniyon sıvısı, bebeğin duruş şekli, plasentanın yeri ve görüntüsü, bebeğin rahim içindeki aktif hareketleri incelenir.

    7. vizit: 34. hafta
    • 6. vizitteki işlemler tekrarlanır. Riskli durumların varlığında Doppler ultrasonografi ve NST gibi ek tetkikler istenebilir.

    8. vizit: 36. hafta
    • Utrasonda özellikle bebeğin duruşu, amnios sıvısı, plasentanın görünümü ve bebeğin aktif hareketleri incelenir.

    9. vizit: 38. hafta
    Bebeklerin sağlık durumunu tespit etmek için birçok yöntem kullanıyoruz. Hiçbir yöntemin tek başına duyarlılığının %100 olmadığını unutmamak gerekir.

    Gebelik izlemlerinde günümüzde yapılan araştırmaların çoğu, anne adaylarının ve fetusun içinde bulunduğu ortamı sağlıklı kılmak veya bu ortamın sağlık düzeyini tespit edebilmek içindir. Teknolojik gelişmelerin ve bilgi çağının sunduğu olanakları tıbbın her alanında olduğu gibi riskli gebeliklerin tespitinde ve takibinde kullanmak bir avantajdır.

    Son haftalarda bebeğin iyilik durumunu gösteren standart olarak üç ayrı yöntem vardır. Bunlar:

    Ultrasonografik değerlendirmeler
    NST
    Bebek hareketleridir.

    Bunlardan ilk ikisi hekim tarafından incelenirken bebeğin hareketleri anne adayı tarafından değerlendirilmelidir. Bebeğin hareketlerindeki ani azalma durumunda bu bebeğin sıkıntıya girdiğinin bir ifadesi olabilir. Bu durumda gebe hekimini bilgilendirmelidir.

    Ayrıca bebeğin “biyofizik profil skorlaması” yapılır. Biyofizik skorlama; ultrasonda rahim içindeki bebeğin aktif bazı hareketleri ve amniyon sıvısının miktarı yanısıra NST bulgularının hep birlikte değerlendirilerek skorlanmasıdır. Bebeğin sağlığını gösteren önemli bir kriterdir.
    Özetle, biyofizik profil skorlaması; gebeliğin ultrason görüntülemesi ile NST bulgularının birlikte değerlendirmeleridir. Teşhiste tek bir yöntem yerine kombine olarak düşünülerek karar verilmelidir.

    • NST (Non-Stres Test, Kardiyotokografi)
    NST, özellikle son yıllarda gebelik takiplerinde vazgeçilmez bir yöntem haline gelmiştir.

    Kardiyotokografi (kardiyo=kalp, toko=rahim kasılması) veya kısaca "toko" adı verilen cihazla bebeğin kalp atışlarının seyrini, bebek hareketleriyle ve varsa kasılmalarla olan ilişkisini temel alarak bebeğin iyilik halini değerlendiren bir testtir. Doğum eylemi esnasında da aynı amaçlarla kullanılır.

    ”Prob” olarak tabir edilen ve gebenin karnı üzerine sabitlenen iki alıcı ucu vardır. Problardan biri rahmin kasılmalarını (uterin kontraksiyon) diğeri ise bebeğin kalp seslerini algılar. Algılanan kasılmalar ve kalp sesleri cihaz tarafından bir grafik kağıt üzerine aktarılır.

    Yaklaşık 20 dakika süren bu işlem sırasında gebelerden, bebeklerin her hareketlerini hissettiklerinde ellerine verilen küçük bir butona basmaları istenir. Böylelikle; bebeğin kalp atım hızı ve reaktivitesi (atım hızındaki değişkenlikleri), rahimdeki kasılmalar ve bebeğin kalbinin bu kasılmalara verdiği cevaplar hekim tarafından değerlendirilerek bebeğin sağlığı hakkında dolaylı bir bilgi elde edilmiş olur.

    Resimde NST uygulanan bir gebeyi görmektesiniz.



    Bebek hareketlerini hisseden gebe elindeki butona basar.



    Kalp atımları ve rahim kasılmaları aynı anda
    bir grafik kağıt üzerine basılır.
    Üst kısım kalp seslerine, alt kısım ise rahim kasılmalarına aittir.

    NST özellikle gebeliğin son aylarında bebeğin sağlığını gösterdiği gibi doğum sırasındaki monitörizasyonda (izlemde) da son derece önemlidir.
    Riski olmayan gebeliklerde, NST uygulamasına 37. gebelik haftasından sonra haftada bir, 40. gebelik haftasından sonra ise 3 günde bir tekrarlanması önerilir.

    NST işlemi öncesi annenin karbonhidrattan zengin diyetle karnını doyurarak tok olması önerilir. Uygulamanın, bebeğe hiçbir olumsuz etkisi yoktur.

    NST özellikle anne adayının bebek hareketlerinde azalma olduğunu ifade ettiği durumlarla, kasılmaların varlığından şüphelenildiği anlarda kullanıldığında oldukça değerli bilgiler sağlar. Bu şekilde doğum eyleminin başlayıp başlamadığı, bebeğin içeride sıkıntıda olup olmadığı indirekt olarak anlaşılabilir.

    • Renkli doppler ultrasonu

    Renkli doppler ultrasonografi, son yıllarda giderek daha fazla uygulama alanı bulmaktadır.

    Özellikle anne adayının risklerinin belirlenmesinde ve bebeğin sağlık durumunun değerlendirilmesinde kullanılmaktadır.


    Doppler ultrasonunda özetle bebeğe giden kan akımına bakılır. Üstteki resimde erken bir gebelikte bebeğe giden kan akımı renki doppler ultrasonu ile izlenmektedir.

    Kan akımının bozulması (azalması veya geriye kaçması) durumlarında bebek hayatı riske girer. Damarlardaki direnç artışı kan akımındaki azalmayı ifade eder.

    Ayrıca bebekle plasenta arasında göbek kordonu içerisindeki umbilikal arter, umbilikal ven ve bebeğin beyin damarlarındaki dalga şekillerindeki bozukluklar, bebekteki dolaşım bozukluğunu saptayabildiği gibi şiddetini de belirleyebilmektedir.

    Doppler ultrasonda dolaşımsal bozukluk tespit edildiğinde daha sonraki dönemlerde bebeğin durumunda kötüleşme riski artmıştır. Özellikle preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) veya bebeğin rahim içi gelişme azlığı (IUGR) gibi durumlarda damarlardaki direnç artışı gidişatın olumsuz yönde olduğunu gösterir.

    Gebeliğin 12-14. haftalarında yapılan “Ductus venosus doppler”i bebekte başta kalp anomalileri olmak üzere Down sendromu gibi bir takım kromozom bozukluklarının erken teşhisinde umut vermektedir.

    • Kan biyokimyası, Tam kan sayımı, Tam idrar tahlilleri, Hbs Ag, Anti Hbs, HCV, HIV, TORCH tetkikleri tekrarlanır. Doğum öncesi doğuma veya olası sezaryene hazırlık amacıyla bu testler tekrar gözden geçirilir.
    Sezaryen planlanıyorsa bu tetkik sonuçları anestezi açısından da önemlidir.

    • Doğum konusunda bilgilendirme
    Günü yaklaşan anne adayına doğumla ilgili detaylı bilgiler verilir.

    39-42. haftalar arası izlem
    • Ultrason (gerekirse biyofizik profil)
    • NST
    38-40. haftalar arası haftada bir, 40.haftadan sonra ise 3 günde bir uygulanması önerilir.

    NST’si normal(reaktif) olan 1000 gebenin 997’sinin bebeklerinde ilk üç gün içinde hiçbir problem ortaya çıkmadığı izlenmiştir. Fetal iyilik durumunun izlenmesinde NST oldukça önemli bir yere sahiptir.

    • Vajinal muayene (tuşe)
    Vajinal (pelvik) muayene “tuşe” adını alır. Amaç kalça kemiğiyle (pelvis) ve rahim ağzının (cervix) değerlendirilmesidir. Bu şekilde pelvis girimi, kemik çıkıntılar, pelvis çatısı ayrıntılıca değerlendirilir. Bunun yanısıra rahim ağzına (cerviks) da bakılır.

    Doğum işaretleri konusunda gebe bilgilendirilir.

    “Doğumla ilgili detaylı bilgi almak için” tıklayınız >>>

    40. haftadan sonra ise gebenin doğuma kadar haftada iki kez görülerek değerlendirilmesinde yarar vardır.

    42. haftaya kadar doğumu başlamayan gebeler ise hastaneye yatırılarak doğurtulmalıdır. Çünkü bu haftadan sonrası “Gün aşımı (Surmaturasyon, posterm)” gebeliği olarak değerlendirilir ve bebeğin içeride sıkıntıya girme riski oldukça artmıştır.

    Gebeliklerin risklerine göre bu testler yer değiştirebilir, izlemler daha sıklaştırılabilir veya daha ayrıntılı testler istenebilir.

    Bebeğin sağlığı her zaman için tek bir yöntemle değil, sayılan tüm bu testlerin bütününün sonucunda değerlendirilmelidir.

    alıntıdır
     
    Son düzenleme: 26 Mayıs 2009
  14. 17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  15. cimcimebenim

    cimcimebenim Guest

    NE KADAR DERTLİYMİŞ BU HAMİLELİK!!! GÖZÜM KORKTU VALLAHİ :rolleyes2:
     
  16. 17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  17. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    Gebelikte Ikili Tarama Testi...



    Gebeliğin 11 – 14. haftaları arasında yapılan bu test, trisomi hastalıklarının tesbiti için en duyarlı testtir. Trisomi 13, trisomi 18 ve trisomi 21 (Down Sendromu) bu tarama testi ile %90 oranında tesbit edilebilmektedir.



    Trisomi 21 (Down Sendromu) riskini hesaplamak için, bir parametre olarak anne yaşı, ilk kez 1970 li yıllarda kullanılmaya başlandı. Risk hesabında ileri anne yaşı kullanıldığında ve sınır değeri olarak 37 yaş alındığında, tüm toplumun %5 i riskli gruba girmekte ve böylece trisomi 21 li fetusların ancak %30 u yakalanabilmekteydi.



    1980 lerin sonlarında, ileri anne yaşına ek olarak 16. gebelik haftasında, anne kanında, alfa feto protein (AFP), östriol (E3) ve human koryonik gonadotropin (hCG) değerlendirilmeye başlandı. Yapılan çalışmalar, trisomi 21 li fetus taşıyan gebelerin kanında bakılan bu testlerin değerlerinin, trisomi 21 li bebek taşımayan gebelerinkinden farklı olduğunu göstermekteydi. ışte bu nedenle, bu tarihten itibaren, bu gün de yaygın olarak kullanılmakta olan ve üçlü test ya da down testi adıyla bilinen bu tarama testi gündeme yerleşti ve rutin kullanıma geçti. Bu test, tek başına ileri anne yaşının kullanılmasından daha etkin bir yöntem olup, trisomi 21 li fetusların %60 ını tesbit edebilmektedir.



    1990 larda tarama yöntemi olarak 11-14. gebelik haftalarında anne yaşı ve fetal ense pilisi kalınlığı (nukal translüsensi – NT) ölçümünün birlikte kullanılabileceği düşünülerek yapılan çalışmalar neticesinde 11 –14. gebelik haftaları trisomi tarama testi ortaya çıkmıştır. Bu yeni testte, anne yaşı ve fetal NT ile birlikte tarama uygulandığında trisomili bebeklerin %75 ini yakalamak mümkün olmuştur. Daha sonraki çalışmalar ile test genişletilerek bu iki parametreye anne kanında bakılan serbest beta hCG ve PAPP-A (gebeliğe bağlı protein-A) testleri de eklendiğinde trisomili bebekleri yakalama ihtimalinin %90 a çıktığı tesbit edildi ve bu yeni tarama testine ikili tarama testi adı verildi.



    Özetleyecek olursak ; tek başına anne yaşı kullanıldığında trisomiyi saptama ihtimali %30 iken, üçlü test ile %60 ve ikili test ile %90 dır. Bu da trisomi saptanmasında en duyarlı testin ikili tarama testi olduğunu göstermektedir.



    Nukal translüsensi ( NT ) ölçümü ve kan biyokimyası ;



    NT ölçüsü normalde gebelik haftasının ilerlemesi ile birlikte artan bir değerdir. Toplumlar taranarak, 11 –14. gebelik haftaları arasında NT ölçümlerinin sonucuna ait bir tablo oluşturulmuştur. Buna göre, söz konusu haftalar içinde, NT için bir normal değer aralığı saptanmıştır. Bu haftalar içinde yapılan ölçümlerde normal değer aralığının üzerinde çıkan NT değeri, trisomi açısından patolojik olarak kabul edilmiştir. Bu nedenledir ki; ikili tarama testinin en önemli parametresini NT değeri teşkil etmektedir.



    Normal olarak gebelik ilerledikçe, anne kanında bakılan serbest hCG seviyesi düşer. Eğer bulunması gereken değere göre daha yüksek hCG değeri tesbit edilirse trisomi lehine kabul edilir. Yine anne kanı PAPP-A seviyesi gebelik haftalarıyla birlikte artmaktadır. Aksi durumlarda trisomi riskini artması söz konusudur.



    ıkili testin uygulanmasında önemli noktalar ;



    Yukarda da bahsettiğimiz gibi, fetal NT ölçümü ikili testin en önemli kısmını teşkil etmektedir. NT ölçümleri milimetrik farklılıklar ile çok değişik sonuçlara neden olabileceğinden testin anlamlı ve doğru netice vermesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Güvenilir bir NT ölçümü için buna uygun teknolojiye sahip bir ultrasonografi cihazı ve bu konuda tecrübe kazanmış bir hekim şarttır.



    Bu testte, fetal NT yanında baş-popo arası mesafenin (CRL) ölçümü de, gebelik haftasının tesbiti ve riskin hesaplanmasında önem taşımaktadır. Bu yüzden ölçümlerin yapıldığı gün kan testlerinin de yapılması gerekmektedir. Ancak bu şekilde CRL ye göre gebelik haftası doğru olarak hesaplanacak ve anne serum hormon seviyeleri ile NT arasında doğru bir ilişkilendirme sağlanarak daha gerçekçi bir risk oranı tesbit edilebilecektir.



    Gebe tarafından son adet tarihinin yanlış beyan edilmesi ya da son adet tarihinin bilinmemesi, kadın doğum hekiminin ultrason ile saptadığı gebelik haftasını, gebenin aynı gün içinde değil de daha sonra laboratuvara gidip beyan etmesi gibi nedenler, üçlü testte gebelik haftasının doğru bir şekilde hesaplanmasını engellemektedir. Bu da,aslında problemsiz olan bir gebelik takibini, yanlış risk değerleri nedeniyle, ucu amniyosentez gibi invaziv girişimlere kadar gidebilecek bir dizi uygulamalara yönlendirebilmektedir. ıkili tarama testinde fetal ölçümler ve anne serum hormon testleri aynı gün içinde yapıldığından bu dezavantaj ortadan kalkmaktadır.



    ıkili tarama testinin üçlü teste göre bir büyük avantajı da diyabetli anne adaylarında ve çoğul gebeliklerde ortaya çıkmaktadır. Bu vakalarda üçlü test daha az duyarlı ve sonuçları daha az güvenilir iken, ikili testte güvenirlik ölçüsü (%90) değişmemektedir.



    Tablo : Kromozomal anomalilerde tahmini rahim içi fetal ölüm oranları



    Kromozom 0-12 haftalarda 12-40 haftalarda

    Anomalisi fetal kayıp (%) fetal kayıp (%)



    Trisomi 21 32 20



    Trisomi 18 85 75



    Trisomi 13 80 70



    Turner Sendromu 75 50



    47XXX, 47XXY, 47XYY 5 3



    Triploidi 99 dan fazla 99 dan fazla

    alıntıdır
     
    Son düzenleme: 26 Mayıs 2009