Hangi erkek ve kadınlar daha kolay aldatılır?

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve mesure tarafından 31 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

    31 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : mesure
  1. mesure

    mesure Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    757
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    86
    Hangi erkek ve kadınlar daha kolay aldatılır?


    Yaşamını kadın hakları için mücadeleye ayıran sarı saçlı, albenili, 48 yaşında, çekici ve güzel bir kadın Vildan Hanım...

    Kadıköy Maarif Koleji’nin arkasından Hukuk Fakültesi’ni bitirmiş ve hukukçu olmuş...

    Hukukçu olan kocası da genç, çok yakışıklı ve kültürlüymüş, evlenip Gaziantep’e gitmiş...

    Vildan Hanım’ın Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan dramı sonra ortaya çıkıyor...

    Evliliğinin 3. yılında kocası bir başka kadınla imam nikahı kıyıyor, daha da kötüsü yıllarca Vildan Hanım’ı değil imam nikahlı ikinci eşini “gerçek bir kadın olarak görüyor...”

    “Çünkü” diyor, “Ona aldığım her hediyeden büyük küçük demeden mutlu oluyordu ve bana erkek olduğumu hissettiriyordu... Oysa sen arabanı değiştirdiğimde bile bana sadece ‘sağol’ demekle yetindin...”


    ***


    Babasının ve annesinin gururu Vildan Hanım, gayet cerbezeli bir hukukçu olarak tüm ülkede aktif bir kadın hakları savunucusuyken, hukukçu olarak bu mücadeleyi verirken, kocası “kendisine erkekliğini hissettirecek kadını çok daha az eğitim almış bir geyşa ruhlu kadında” aradı yıllarca...

    Ne hazin bir öykü ya da kocanın suçlanabileceği ne örnek bir hikaye gibi görünüyor, oysa çok daha karmaşık...

    Yıllar önce Tokya’da “Uzakdoğu Kültürü” üzerine almakta olduğum birkaç aylık eğitimin derslerinden birinin konu başlığı “Geyşa kültürü”ydü...

    Başlığın provokatifliği, Batı Avrupa’dan ve Ortadoğu’dan gelen meslektaşlarımı heyecanlandırmış ve yüzlerinde “Sırıtkan bir ifade” belirmişti...

    Geyşa kültürü denince, “Kerhane kültüründen söz edilecek” zannediyorlardı...

    Oysa eğitmen gayet ciddiydi; “Geyşalar Japon toplumunda psikiyatr görevi görürler...Tabii erkekler üzerinde... Birçok Japon erkeği, haftada 1 ya da 2 akşam üstü işinden çıkıp Geyşahouse’lara gider... Orada sakisi, mezeleri ve Geyşa’nın sohbetini bulacaktır... Uzun yıllar içinde iyi eğitim alan Geyşalar bu seanslarda fazla konuşmazlar, daha çok dinlemeye özen gösterirler... Anlayışlı ve sevecen davranarak ağır iş temposunun ve rekabetin içinden gelen erkeği rahatlatırlar... Müşteri rahatladıktan sonra evinin yolunu tutar ve gerçek bir Geyşa’nın işi biter... Cinsel ilişki zorunlu değildir... Ancak Geyşa o kişiyi beğenir ve ilişkiye girmek isterse kendi bileceği iştir, ona kimse karışmaz...”


    ***


    Vildan Hanım, nereden bilsin ki güzel olmak, akıllı olmak, çekici olmak, aktif bir iş kadını olmak, “babasının ve annesinin iyi okullarda okutularak özenle yetiştirilmiş prenses” kızları için, mükemmel bir tablodur ama, o tablo eşler ya da erkek arkadaşlar için hiç bir zaman çok güzel değildir...

    Erkek kendi ruhunu okşayacak kadına “kadınım” diyecektir...

    Babasının prensesi kızlar, babalarının idolleridirler...

    O idol çok iyi yetişmiş, akıllı, bilgili, kültürlü, güzel ve bakımlı bir genç kız idolüdür...

    Ve o genç kız babasının biricik kızıdır...

    Annesinin özenle yetiştirdiği prensestir...

    Zavallı Vildan Hanım kendisi, öyle bir kadın olduğu için kocasından takdir beklediğini söylüyor...

    Oysa kocası kendisini erkek olarak hissettirecek, onu takdir edecek bir kadını arzuluyor...

    Herkes başka yerlerden karşısındakinin alkışını arıyor...

    Ne hazin kimsenin kimseyi alkışlayacak hali yok...

    Herkes kendi alkışının peşinde...

    Onun dramını anlıyorum...

    Bilmiyor ki Vildan Hanım aslında en kolay aldatılan erkek ve kadınlar güçlü, karizmatik ya da çok güzel olanlardır...

    Karşı tarafta ilk günden itibaren ağır kompleks yaparlar...

    O kompleksi tatmin, ancak karşındakini aldatmayla mümkündür...

    Habire aldatarak rahatlarlar ve yıkık egolarını doyururlar...

    Çözüme gelince; bu uzun bir konudur ve biraz daha işlenmeye muhtaçtır...

    O zamana kadar Vildan Hanım’a bir ipucu vereyim...

    Babasının prensesi kızlar, hayatta kolay kolay mutlu olamazlar...

    Onlar hep alkışa alışmışlardır...

    Kendi ayaklarının üzerinde durarak aldıkları alkışa...

    Oysa yanı başlarındaki erkekler, onlara kendi erkeklerini hissettirecek kadınlar aramaktadırlar...

    Alkışlanmayı bekleyen prenses kadınla, kadın tarafından erkekliği yüceltilerek pohpohlanmak isteyen erkek...

    Çoğu zaman uzlaşmaz bir durumdur...

    Yatağa kadar sirayet eder!..

    Durum uzlaşmaz bir çelişki arzeder...


    VATAN GAZETESİ
    REHA MUHTAR
     
  2. 31 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : mesure
  3. XOXzgxuxrCe

    XOXzgxuxrCe Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    2.875
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    canım yazıyı büyük bir sabırla okudum demek benim yazdıklarımı okurkende millet böyle hissediyrmuş:))çok doğru tespitler var.erkeğin yanında gerektiği zaman güçlü gerektiği zaman onun minik sevgilisi gibi olmak gerekiyor.evet hepimiz annelerimizin babalarımızın prensesleri olabiliriz ama eşimizin de prens olmasına müsade edelim:))teşekkürler.a.s.a.s.
     
  4. 31 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : mesure
  5. Laale

    Laale Aşikârdır Zat-ı Hak Pro Üye

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    19.290
    Beğenildi:
    21.350
    Ödül Puanları:
    363
    "Bilmiyor ki Vildan Hanım aslında en kolay aldatılan erkek ve kadınlar güçlü, karizmatik ya da çok güzel olanlardır...
    Karşı tarafta ilk günden itibaren ağır kompleks yaparlar...
    O kompleksi tatmin, ancak karşındakini aldatmayla mümkündür..."

    Ne kadar acı ama bir o kadar da doğru bir tespit!!! Canımıniçi; ne yapalım; biz de salağa yatmaya devam edelim..!
     
  6. 31 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : mesure
  7. tatlicadiarzu

    tatlicadiarzu O Bir Dadas Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.107
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    106
    Çok doğru bir yazı canım sağola.s.
     
  8. 31 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : mesure
  9. nefret

    nefret canım oğluşum kucagımda:) Üye

    Katılım:
    11 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    1.018
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    146
    TESEKKUR EDERİM CANIMCIM
    BU YAZIYI DIKKATE ALALIM BARI KIZLAR tatlicadiarzu tatlicadiarzu
     
  10. 31 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : mesure
  11. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    “Çünkü” diyor, “Ona aldığım her hediyeden büyük küçük demeden mutlu oluyordu ve bana erkek olduğumu hissettiriyordu... Oysa sen arabanı değiştirdiğimde bile bana sadece ‘sağol’ demekle yetindin...”


    iste sorun bu sanirim ama suc yinede kadindami?aslinda soylenecek oyle cok sey varki...
     
  12. 31 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : mesure
  13. belissimo

    belissimo Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    441
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    geyşalık ruhum kabardı birden heheh:icecream: