Harika Bir Aşk Hikayesi...

Konusu 'Yaşanmış Gerçek Aşk Hikayeleri' forumundadır ve balea tarafından 12 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

    12 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : balea
  1. balea

    balea sılada bir ömür geçer.... Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2008
    Mesajlar:
    901
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Ben Erhan, burada sizlere hayatımın bir dönüm noktası olan hatta hayatımın bir anda nasıl değiştiğini anlatan hikâyeyi, daha doğrusu hikâyemizi anlatıyorum. Şu an daha yirmi bir yaşındayım, ama eminim ki bir yirmi yıl daha geçtiğinde ben yine aynı ben olacağım. Şöyle bir etrafımıza baktığımızda gördüğümüz o kadar insan var ki, bazıları çok iyi bazıları çok kötü ve bazılarının kelimelerle anlatılamayacak hayalleri var. Güzel hayaller veya kötü hayaller, ben güzel olanı seçiyorum, tabiî ki bu hayat bizlerin! Herkes nasıl hayal kuruyorsa, nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşar. Benim de hayalimde bir tek insan var, bir tek onunla mutlu olacağıma, bir tek onunla hayatın güzelliklerini görebileceğime inandığım. Her ne kadar istediğimiz, düşlediğimiz şeyler olmasa da, sevdiğimiz, değer verdiğimiz kişiden olumsuz şeyler duysak da yinede yaşamak güzel. Yaşamak, onun hayaliyle dolu bir güne başlamak, onun için düşlerde kaybolmak, güzel bence. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla, sevdiğimiz kişiyle güzel günler, güzel anlar, güzel şeyler paylaşmak varken neden kırarız onları, neden hep kendimizi düşünürüz, neden olumsuz bakarız onlara. Ben bunların cevabını bulamıyorum. Benim için yaşamak; arkadaşlarımla, dostlarımla unutulmaz, hep akıllarda kalacak, hep bir yerlerde anlatılacak günler geçirmek. Elimde kalan tek şey asla unutamayacağım sevgim…



    Ve tertemiz bir yüreğin gerçek hikâyesi…



    O’nu ilk olarak bir cafede görmüştüm. Sanki O’nu gördüğümde kendimi hayal dünyasına bıraktım. Beni etkileyen şey kapıyı açıp içeri girmesi ve birkaç şey sorması… Öylesine dalmıştım ki ayağa kalktığımda bir boşluğa yavaş yavaş düşer gibi hissettim kendimi. Akşamları geliyordu cafeye, birkaç kez konuşmalarımız oldu, ben kendimi iyice kaptırmıştım, canımı istese verecektim. Artık O’nun evine dönüş saatlerini bile ezberlemiştim, gizlice O’na bakıyordum, onu izliyordum. Bana her baktığında ölecek gibi oluyordum, yeşil gözlerine baktığımda dalıp gidiyordum. Allah’ım bana yardım et diyordum, geceleri artık uyuyamıyordum, sadece O, sadece O’nu düşünüyordum. Hayal kuruyordum içinde O’nun olduğu. Şiirler, yazılar yazıyordum O’nun için. Artık böyle olmayacaktı. Daha da yakından tanımak istiyordum onu.

    O’na mail göndermiştim birkaç kez. Bir süre böyle sürdü. O’na telefon numaramı yazmıştım. Akşam saatleriydi hatırladığım kadarıyla bir mesaj geldi. Mesajda “ ben kimim 20 saniyen var” çok hoşuma gitmişti, birazda komikti. Aklıma ilk gelen O’ydu, zaten aklımda başka kimse yoktu ki. Çok düşünmüştüm O’nun da benden hoşlanabileceğini sanmıştım. Ve bir mesaj yazdım O’nu sevdiğimi söyledim sonunda! Sanki çok büyük bir dertten kurtulmuştum sevdiğimi söyleyerek, ama bu kadar çok acı çekeceğimi bilmiyordum. Yanıtı farklı olmuştu düşünmüyormuş kimseyi, zaman diyordu, sadece zaman…

    Çok kötü olmuştum o gün. Hatta yatağıma uzandığımda gözlerimden yaşlar geldiğini hatırlıyorum. Düşünmekten uyku girmedi gözlerime, saatlerce, günlerce düşündüm. Görüşmeye başlamıştık, onunla beraber yürümeyi seviyordum. Neredeyse üç ay kadar zaman geçmişti aradan, ben her gün O’nun yanındaydım. Alışmıştım artık, sanki her zaman yanımdaydı, uzun zamandan beri yanımdaydı sanki. Bana aşka inanmadığını söylüyordu. Ne zaman O’na aşktan, O’nu ne kadar sevdiğimden bahsetsem konuyu değiştiriyordu. Ben O’na o kadar alışmıştım ki, benimle olamayacağını ve hayatında kimseyi istemediğini söylüyordu. Bahaneler yarattı, adeta yıkılmıştım. Akşam saatleriydi eve doğru beraber yürüyorduk. Bana o kadar şey söyledi ki, unutmak kolay değil. Kendisini sevmemi, âşık olmamı istemiyormuş. Ve o an dünyam yıkılmıştı sanki O’ndan ayrılırken ağlayacak gibi olmuştum ve bir sigara yaktım…



    ■ Akşam saatlerinde bir burukluk adamın içinde. Dışına yansıtmış biraz, iyiyim diyor soranlara, hayat güzel diyor. Ama yinede aklında unutamadığı bir şeyler var. Düşünceli bakışlar, tavırlar o biçim serpilmiş. Sanki hayatından büyük bir parça yok olmuş gibi bir izlenim var, bakışları masum duruyor, içini dökecek birilerini arıyor sanki kusmak istiyor düşüncelerini. Ve yazıyor yine, boş sayfaları dolduruyor, hayatında yarım kalan dizeleri tamamlar gibi. Adam bir kadına iyi kaptırmış kendini, bir şeyler beklemiş küçükte olsa sevgi... Adeta parçalanmış, savurmuş kendini, saçlarını bırakmış rüzgâra, kıyafetlerine eskisi kadar önem vermiyor.

    Aşkını anlatmış kadına, bir karşılık beklemiş, kadından. Kadının tepkisi farklı olmuş, düşünmüyorum demiş adama. Bahaneler bırakmış cümlelerinde, yaş demiş, olgun düşünmüş adam, kendini yetiştirmiş hayata, hazırlanmış her şeye artık. Kadın olmaz demiş zaman demiş ya, gelip geçiyor o da. Kadın hiç kimseyi istemiyorum demiş. Kadın, tamamlayamıyormuş cümlelerini hep virgüllerle geçiştirmiş. Bir türlü noktayı katamamış oracıkta, iyi ya da kötü. Ne kal ne de git diyebilmiş. Arkadaş kalalım demiş aşkın kör kurşunlarına gelen adama. Adam böyle daha çok acı çekeceğini anlamış. Ayrılmışlar en son hafta sonu akşam saatlerinde. Adam, bir sigara yakıp ağır ağır düşünerek biraz dolaşmış kentin cıvıl cıvıl bölgelerinde. El ele tutuşup dolaşanlara imrenmiş, aklından çıkarmak istemiş ama başkalarını görünce yine o gecemsi gözlü sevdiği aklını ılıman rüzgârlar gibi estiriyormuş.

    Gözleri dolu dolu, aklı yine o kadında unutamam diyormuş adam, yapamam bu kötülüğü kendime. Yine gece oluyor, daha çok düşünüyor sevdalı adam. Birkaç şarkı mırıldanıyor, gecenin sessizliğinde, aklında sevdiği, elinde sigarası dalıp gitmiş onsuzluklara. Ne olurdu diyor adam kendi kendine, ne olurdu sevseydi biraz, uykularını bölüyor adam, belki boş sayfalar beni sever diyor. Yazıyor anlatıyor yaşadıklarını. Eve gittiğinde, sessiz bir şekilde çekiliyor odasına. Duvarlar üstüne geliyor adamın. Penceresini açıp sesleniyor sevdiğine, isyan ediyor adam, görmeseydim diyor, sevmeseydim… İlk kez böyle oluyor adam. Hiç kimseye anlatmak istemiyor derdini, çaresi olmadığı için. Belki kınarlar diyor adam, içinde büyütüyor sevgisini. Kadının kendisini hafife aldığını düşünüyor adam. Hayat bu kadar mıydı? Diyor adam kendi kendine aşk, sevgi bu kadar hafif miydi? Hayat bitmiyor ama aşk bitiyor beklide... Uzanıyor yatağına adam, uyuyamıyor bir türlü yapamıyor, hala aklında o kadın. Belki benim kadar seveni olmadı diyor adam, belki diyor adam belki… Belki beni sever diyor adam, ama yine içinde kalan sözler var, unutamıyor. Kadının sözleri ağır geliyor adama. Neden ben, neden ben diyor adam. Saçma buluyor adam bazı şeyleri, aşk bu diyor, yine o diyor donup kalıyor sessizlikte. Hiç kimseyi istemiyorum diyor adam, hiç kimseyi bundan sonra. Aşkı yine içinde, aklını estiriyor adamın. Ben yinede seviyorum diyor adam, her şeye rağmen seviyorum diyor. Unutmanın zor olduğunu kanıtlıyor kendisine, imkânsız diyor. Sevdiğine beklide son yazısı bu adamın, okumasını istiyor kadının bunları, sevmese de okumasını istiyor.


     
  2. 12 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : balea
  3. balea

    balea sılada bir ömür geçer.... Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2008
    Mesajlar:
    901
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108

    29.05.2006



    …ve o gün gerçekten çok kötüydüm. Sadece boş bir bedenden ibarettim sanki. Ve sabaha kadar uyuyamamıştım. Eve döndüm yine kâğıt kalemi adım ve bir sigara yaktım. Yaşadıklarımı yazmaya başladım, yazarken ellerim titriyordu. Sanki hayatta her şeyimi kaybetmiştim. Bir yandan da radyoyu açtım. Ve bir şarkı çalıyordu “Gökhan Kırdar – Yerine Sevemem” öylesine dalmıştım ki şarkıyı dinlerken, sigaranın sönüp bittiğinden bile haberim yoktu. Odamın penceresini açtım sanki rüzgâr beni alıp götürecekti uzaklara. Ve yazdığım şeyleri O’na gönderdim. Aradan iki gün geçmişti. O’nu bir telefon kulübesinden aradım…



    ■ Akşam saatlerinde adam belki iyi şeyler duyarım, az da olsa biraz sevgi tomurcuklarından tadarım diye kadını aradı. Yazdığı şeylerin belki kadında biraz acısını anlayacak bir şeyler yaratır maksadıyla numarayı çevirdi. İlk sözü biraz gülümseyerek merhaba demekti adamın. Kadına yazdıklarını nasıl bulduğunu sordu. Kadın bilmiyorum dedi, yanıt yok dedi. Adeta o sıcak kentte buz tutmuştu adam. Yazdıklarımın nasıl bir anlam taşıdığını ben iyi biliyorum dedi adam, kalbiyle yenik düşmüştü sanki o an. Telefonu kapatıp oracıkta kalbinin durmasını bekler gibi bir tavrı vardı sanki. Oysaki adam aynaya baktığında gözlerinin içindeki O’nu görüyordu sanki.

    Olsun dedi içinden, bu zalim dünyada bunları da görmek varmış… Yarın görüşebilir miyiz? Dedi adam kadına. Kadının git başımdan dermiş gibi bir hali vardı ses tonlarında ve kadın bilmiyorum dedi. Adamın gözleri doldu birden, bu muydu dedi, bu muydu? Ve adam ısrarla kadına görüşelim dedi, sadece biraz yanında hissetmek istiyordu belki sevdiğini, bir anlık mutluluğu tadıp çekip gidecekti belki de. Ve görüşürüz dedi kapattı telefonu. Dışarı çıktığında elleri titrekti, bir sigara yaktı, nereye gittiğini bilmeden düşünceli bir şekilde yürüdü… Nereye baksa O’nu görüyordu. Ne yaparım ben diyordu adam onsuz ne yaparım. Biraz anlasa, biraz sevse diyordu, ama kadının konuşmaları bir ok gibi saplanmıştı kalbine. Sevmek suç mu, cezası ne kadarsa çekerim diyordu adam, yorgun düşene kadar kalbim. Bu kadar sevmenin cezasıydı belki adama bunlar, belki… Artık etrafındaki insanlardan, kadınlardan nefret etmeye başlamıştı adam.

    Çoğu insanın gerçek sevgiyi, gerçek seveni bilmediği apaçık ortada. Belki de onlar sevgiden daha fazla başka şeylere önem veriyorlar. Oysaki konuşmaları, duruşları, bakışları farklı. Ama gözleri hep aynı, hep aynı gözler, sözleri ne kadar değişse de…



    01.06.2006



    …ve o telefon kulübesinden adımımı attığımda, kendimi kaybetmiştim. Her şey bitti demiştim artık, her şey… Yalan gözlere inandın dedim kendi kendime, yalan sevdalara kandın. Tek başıma uzun bir yol yürüdüm, biraz dolaştım yani, gezdim yalnız başıma. Kafamdan bir türlü atamamıştım, o gün elimde kalan sadece hayallerim ve sevdamdı. Ne kadar acı, ne kadar kötü değil mi yalnız kalmak, ayrı kalmak, kaybetmek. Nefret etmek geliyordu içimden O’na ve herkese karşı ama onu da yapamadım, yapamazdım hatta. Bir çıkmaza girmiştim bir yandan da istemediğim sözler duyuyordum. Yatağıma uzandığımda, acaba unutmalı mıyım O’nu diyordum. Duraklayıp biraz hayır diyordum, unutmak ve unutulmak çok kötü, her yerde izler kalmıştı, silinmeyecek derin izler…



    ■ Unutulmak bazen çok anlamsız sorular sorduruyor insana ister istemez. Evet, unutulmak, senin beni umursamadığın günler gibi unutulmak. Kendini boşlukta hissetmek demek. Değer verdiğin, önemsediğin, sevdiğin kişinin aramaması demek unutulmak. Boş zamanlarında yalnız kalmak demek, küsmek demek hayata ansızın. Duygularını çöp tenekesine atmak demek, işe yaramaz kâğıt parçaları gibi. Sokakta yalnız yürürken hatırlamak demek yanında sandığın sevgilinin, uzaklarda olması demek. Boş sayfaları doldurmak, içini ona dökmek, hiç kimsenin okuyup umursamaması, senin umursamadığın şeyler gibi unutulmak. Unutamadığın sevgilinin seni bir anda silip atması demek.

    Ben unutmadım, unutamadım hala seni, yeşil gözlerini, gülüşlerini, tavrını. Yapamadım bu kötülüğü kendime, bu kadar çok acı çekeceğimi bile bile. Ya sen? Ya sen unuttun mu? Beni. Umursamadın mı düşlerimi, inanmadın mı gözlerime, inandıramadım mı seni, sevemedin mi beni. Konuşamadın mı benimle, çek git diyemedin mi, unut beni diyemedin mi bir kere de olsa. Sustun mu gecelerde, gündüzlerde hep güldün mü, dalganı mı geçtin hayatla. Hayatla dalga geçtiğini sanıp, insanları mı kandırdın? Cevap vermedin mi sorulara. Sen hiç sabahlara kadar düşündün mü benim gibi, yazdın mı bir şeyler mutlu ettin mi birisini. Âşık olup ta birisine, vazgeçtin mi her şeyden, umutlarından, düşlerinden vazgeçtin mi? Sen hiç kıskandın mı sevdiğini, onun için güzel sözler söyledin mi, küçükte olsa bir mutluluk verdin mi. Sen sadece teorilerinle mi yaşadın, kurallar mı koydun aşkına, görüntüye mi aldandın. Bir gününü de O’nun için ayırdın mı, bir günde onunla uyandın mı güzel bir güne. Hiç sevdiğinle sabah kahvaltısı yaptın mı, hayal ettin mi onu.

    Sadece gezip eğlendin mi? Onun sevgisine inanıp ta, planlar yaptın mı hayatınla. Bir kalem, bir kâğıt alıp aşkını anlattın mı? Onun üzüldüğünü hissettin mi hiç, kalbine ince bir sızı düştüğünde onu aradın mı? Kendinde bir eksiklik hissettin mi, sanki her zaman varmışçasına. O’nun için müzikler dinleyip, keyif aldın mı kısada olsa? Senin için mutluluk önemli değimliydi yoksa. Sevdiğin için hiç çaba harcadın mı, kendini unuttun mu onu beklerken köşe başında. O’nun duygularını hissettin mi? Neler çektiğini anladın mı küçücükte olsa. Seni ne kadar sevdiğini öğrendin mi, senin için neler yapabileceğini sordun mu? Sen hiç duygularını, aşkını sattın mı? Sen hiç kalbini kırdın mı bir insanın, düzeltmek için çaba gösterdin mi, yoksa boş ver mi dedin, kendinden mi kaçtın. Yalanlar söyledin mi O’na. Birisini kendine âşık edip duygularını çaldın mı? O’nun ne kadar önemli birisi olduğunu düşündün mü? Sen hiç aşkını başkalarına anlatıp, gurur duydun mu, hoşlandın mı konuşmalarından. O’nun yanında yürürken güvende hissettin mi kendini. Sen hiç sevdiğini başkasıyla değiştin mi, ben değişemedim. Bunları yazanın ne halde olduğunu hissettin mi, kalp atışların hızlandı mı, soğudu mu tenin, sıcaklığını hissettin mi O’nun. Şimdi soruyorum sana, Sen Hiç Sevdin mi?



    03.06.2006



    Kendimi anlatamamıştım, anlayamamıştı belki de ne kadar sevdiğimi. Öylesine mahvolmuştum ki, kendimi açık denizlere bırakasım geliyordu. Çek git diyordu içimden bir ses, çek git bu koca şehri O’na bırakarak, arkanda anılarını da al götür. Çok düşünmüştüm gidip başka şehirlerde çalışmak, başka şehirlerde yaşamak istiyordum. Oysa bana inansa, beni sevse, her şey o kadar güzel olacaktı ki… Kendimi insanlardan sıyrıştırıp, suçluluk duyuyordum. Yapabildiğim en iyi şeydi galiba O’nu sevmek, O’na şiirler yazmak. Unutamazdım, unutmayı bilmediğim için. Sevmeyi de bilmiyordum O’nda öğrenmiştim. Saf, temiz duygularımın kirlendiğini de O’nda öğrendim.



    ■ Hiçbir zaman beni anlamasan da aşkımı anlamasan da senin için çabalamak güzel bence. Seni hiçbir zaman unutmak istemiyorum. İnan ki unutmayı bile hiçbir zaman düşünmedim. Senin aşkınla yaşamak, normal yaşantıdan çok farklı, sen bunları anlamsan da. Seninle yürümek, kalbimi seninle kapatmak belki Dünya’da tadabileceğim en güzel duygu. Seni düşünmek, yolda tek başıma yürürken, ofiste çalışırken, güzel bir müzik dinlerken, seni yanımda hissetmek. Sana yazılar, şiirler yazmak, aşkımı anlatmak, eksik yanlarımı tamamlamak seninle. Ben seni elde etmek, kısa geçici aşk yaşamak istemiyorum. Ben, senin beni sevmeni, bana inanmanı istiyorum. Yaptığım hiçbir şey için üzgün değilim, aşk için üzgün değilim. Belki çabalar boşa gider, emekler boşa gider, yazdıklarım kaybolur gider ama aşkım, sevgim her zaman yerinde ve sonsuz kalır. Yazdıklarım, yaşadıklarım hiçbir şey hayal değil. Ben hayal istemiyorum, ben seninle her zaman beraber olmak istiyorum, istediğim hayal değil. Hiç kimseyi ama hiç kimseyi kendimle karşılaştırmıyorum. Ben sadece seni seviyorum.



     
  4. 12 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : balea
  5. balea

    balea sılada bir ömür geçer.... Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2008
    Mesajlar:
    901
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    06.06.2006



    İyice kendimi kötü hissetmeye başlamıştım, sonu gelmeyecek miydi acaba tüm bunların. Aklıma olur olmadık sorular geliyordu. Dayanamıyordum O’nsuzluğa, yapamıyordum, hep bir yarım O’nda kalmıştı sanki. O’nun için bir mektup yazmıştım. Akşam evinin orada bekleyip yazdığım mektubu vermekti maksadım. Artık bazı şeylerin tamamlanması gerekiyordu. Ve mektubun içinde tek bir kırmızı gül katmıştım. O’nu aradığımda dolmuştaymış, biraz bekleyebilir misin dedim ve dolmuştan indi ama direk evine gitti. Sinirlerim alt üst olmuştu. Mektubu O’na veremedim.



    İşte bende kalan o mektup…



    ■ Yazamıyorum artık, bilmiyorum beklide yazacak bir şeyler kalmadı artık. Yavaş yavaş yitirir gibi oluyorum seni, aslında ben kaybetmiyorum seni, seni sen kaybediyorsun belli belirsiz davranışlarda. İstediğin, beklediğin şeylerin bende olmadığını fark etmişsindir belki de. Belki de bilmiyorum işte, belki de… Zamanda kaybolup gideceğiz bizler, belki de diyebileceğiz, belki de… Ama bu zaman içerisinde kaybedeceğiz çoğu şeyi. Yapamadıklarımızı, hep geç kaldıklarımızı, biz bizi kaybedeceğiz. Pişmanlık derler ya, aslında pişmanlıkta değil. Daha farklı bir kavram, bende bulamıyorum. Ama biliyorum ki sen de belki de diyeceksin. Hep yarım kalan şeylerin, yarım kalan hayatın esiriyim ben belki de. Hep yarım bırakan, hep kalan hayatını böyle tamamlayan Sen’sin belki de. Senden kimseye bahsetmeyeceğim, sen bende kalacaksın. Saklı bir dünya olacaksın bende. Hep tamamlamayı bekleyeceğim seni.

    Herkes gibi olmadığımı kanıtlamaktı maksadım, olmadı işte yapamadım, ama olsun dedim ya yarım kalan bir şeylerde saklısın sen bana. Ne kadar kötü değil mi yarım kalmak bir şeylerde, hayata hep yarım bakmak, yarım yaşamak. Ya pardon ya, sen anlayamazsın doğru ya… Sen hiç yarım bırakılmadın. Sen hiç O’na bakarken, O’ndan ayrılırken bir yanını da O’nda bırakmadın. Bir yanım hala sende, olsun ben böylede yaşarım, ama nasıl yaşarım bilmiyorum. Sabah oluyor artık, sana günaydın diyebilmek isterdim. Bak yarım değil mi çoğu şey. Uykularım yarım, kahvaltım yarım, yaşantım yarım. Yazdığım yazılar bile yarım kalıyor artık, tamamlayamıyorum bir türlü, sonu gelmiyor. Senden istediğim birkaç şey var. Hayır demezsin eminim. Artık bazı şeyleri tamamlamanı istiyorum. İyi veya kötü. Neleri tamamlayacağına da sen karar ver artık. İçimden pes etmek gelmiyor, artık ne olur anla beni. Seni seviyorum.



    29.06.2006



    İnanın hayata veda etmek kolay olsa hiç düşünmeden her şeyi bırakıp gidecektim o anda. Yazdığım mektubu verememiştim. O akşam çok efkârlanmıştım, oradan ayrıldıktan sonra bir arkadaşımın yanına gittim ve arkadaşa hadi kalk gidiyoruz dedim. Ve birkaç tane bira aldım. Dokunsalar ağlayacak gibi bir halim vardı. Kimseye ama hiç kimseye anlatamadım. Anlatsam da değişen bir şey olmayacağını biliyordum. Ve sadece içimi boş sayfalara döküyordum. Ancak böyle acılarımdan az da olsa seyrelebiliyordum. Ve O’nu o kadar çok özlemiştim ki anlatamam. Neden hep benden kaçıyordu, neden?

    O kadar yalnız kalmıştım ki hayata ve ona…





    ■ Yine yalnızım bir sigara yaktım karanlığımı aydınlatacak kadar. Unutamadım hala seni seninle olan hiç bir şeyi unutamadım. Yaşayamadıklarıma yandım sigaramın dumanını seyrettim onlarda kaybolup gittiler sen gibi. Dün sakladığım tüm mesajları sildim telefonumdan. Çünkü okudukça sinirleniyordum. İçimden bir ses ara diyordu ara gerekirse yalvar. Ama biliyordum olacakları tekrardan duyacağım aynı cümleler. Demiştin ya hani unutulur, unutulmuyormuş meğer. Bende senin gibi düşünmüştüm unutulurdu… Demiştim.

    Hep bir soru var aklımda. Neden ben? Olamaz mıydı, yapamaz mıydın? Kalbimin yorgunluğu bedenime yansıdı, gözlerim artık eskisi gibi bakmıyor hayata. Güzelliklerin bütünü sende kaldı, güzel yanımda sende kaldı, güzel gözlerinde. Nereye kadar böyle olurum bilmiyorum, bildiğim tek bir şey var, unutamayacağım. Artık gündüzlerimde sen yoksun, sen yoksun gündüzlerimde yok. Gecelerimde yaşatıyorum seni, kimsenin bilmediği, duymadığı, okuyamadığı gecelerde. Kim bilir şimdi hangi duygular, hangi fikirler, hangi düşler sardı seni. Yazmakta bile güçlük çekiyorum artık. Sonunu düşünmeden yaptığım şeylerin farkındayım, ne yapabilirim elimden başka bir şey gelmiyor.

    Cümlelerime son veriyorum, çok yoruldum artık hayata ve sana.


     
  6. 12 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : balea
  7. balea

    balea sılada bir ömür geçer.... Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2008
    Mesajlar:
    901
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108

    10.07.2006



    Kırgındım hayata ve ona…



    ■ Konuşacak, yazacak o kadar çok şey vardı ki aslında. Sadece bir hataydı, sadece bir yanılgıydı sadece yaptığım. Sevmeye çalıştım kendimce bir şeyler yaşamak istedim doğru veya yanlış bilemem. Zaten bilseydim tüm bunları yapar mıydım? Aldandım işte, lanet olsun! Son zamanlarda nefret etmek istedim senden ve seninle ilgili her şeyden. Onu da yapamadım ya lanet olsun bana. Sonunda kuralları anladım galiba. Sevmek veya sevilmemek, istenmek veya istenmemek, aldanmak veya aldanmamak tüm her şey bunlardı. Sadece bunlar. Haklıydın aslında bir yandan da, benim gibi serseriyi ne yapacaktın? Eğlence bilmez, şunu bilmez, bunu bilmez. Allah bilir şimdi sen benden nefret ediyorsundur. Ya aslında nefret değil de ne bileyim aptal diyorsundur. Belki de öyleyimdir. Bunları yazan bir adam ancak aptal olabilir. Ya da nasıl düşünmek istersen, öyle bir insanım işte. Biraz fazla düşünen, biraz fazla takıntıları olan, fazla sevgi isteyen öylesine bir insanım bende.

    Son zamanlarda ne yapıyorum biliyor musun? Gerçi bilemezsin görüşmüyoruz, konuşmuyoruz… Dur da anlatayım sana. Sabahları daha erken kalkıyorum, sabah arkadaşla kendimizce yürüyüş yapıyoruz, aslında yürüyüşte değil, sadece sohbet. Değişiklik olsun. Bir de artık etrafıma eskisi gibi dikkat etmiyorum. Nedeni sen değilsin tabiî ki. Dedim ya sadece değişiklik olsun. Bir çalışmalarıma, yani işime biraz daha dikkat etmeye karar verdim. Ha neden diyeceksin, hani şu belge olayı falan var ya onları almak için. Yani kıskananlar çatlasın. Bu da esprisi gül biraz sende, okurken sıkılmazsın. Ya şunları da söyleyeyim sana, kimsenin kalbini kırmadım bu güne kadar, kimseyle dalga geçmedim, yalan söylemedim. Ama ben kırıldım bazı saatlerde, bazı günlerde, bazı düşlerde. Kırılmalarımın hepsi geçti, hiç kimseye bir dargınlığım yok. Yani kimseye suç atmıyorum, kimseye kin duymuyorum. Neden mi, ben sadece sevgi düşündüm. Eminim benim düşüncelerimi, duygularımı anlamıştır çoğu insan. Anlamayanında canı sağ olsun, n’apalım. Yani beni hissetmeyeni, anlamayanı, bir gün kendisini de anlamayan çıkar. Belki o zaman anlar. Ve hiçbir zaman, hiçbir şey içinde pişmanlık duymadım. Aslında pişmanlık duyduğum şeyler oldu. Söyledim ama pişmanlıklarımı yalan söylemeyeyim şimdi. Anlamak isteyen anlasın artık. Çoğu zaman istenmedim insanlar tarafından. Aslında hem istendim, hem de istenmedim. Sevildim veya sevilmedim umurumda değil artık. Seveni de bilirim, sevmeyeni de, sadece gözler yeterli çoğu şey için. Diyeceksin şimdi sen, yahu adam neden yazıp duruyorsun. Hobim, yani yazmayı seviyorum. Okumayı da. En sevdiğim şey yazdıklarımı okutmak. Hani okullarda derler ya, okuduğundan bir şeyler anlıyor musun? Bazen vurdumduymaz oluruz, okuruz yazıyı veya şiiri hadi canım deriz bu ne be. Aslında hala orada yazanları düşünürüz, aklımızda yazılar vardır, yaşanan bir şeyler vardır orada. Bir hayat hikâyesi, bir aşk, bir duygu vardır, bir insan vardır o yazılarda.

    Çünkü tek başına oluşmuyor hiçbir şey. Yani anlamak, görmek, duymak, sevmek gerekirse. Yalanda olsa gülmek. Sen de kendi payına bir şeyler çıkar okuduklarından. Ama bak sakın ha, yok benim kimseden fikir alışverişine ihtiyacım yok deme. Küçümsenmeyi sevmem, fazla övünmeyi de. Dedim ya işte anlayan anlar beni. Beni duyabilene tatlı bir müziğim, görebilene rengârenk gökkuşağıyım. Tabiî ki senin düşüncen farklı olabilir. Hayatımda kısa bir dizi olmuştu bazı şeyler, farkına varmışsındır. Dizinin setleri çok kötü geçti. Organizasyon iyi değildi belki de. Oyuncular iyi değildi. Filmin sonunu yazamadık yani, olsun belki başka hayatlarda. Belki…



    Kendine her zaman iyi davran. Gülümse hayata ama yalan gözlerle değil. Güzel tatlı konuş insanlarla ama yalan sözlerle değil. Kırdıysan bir kalbi onar ama kendin olarak. Ve her zaman mutlu yaşa, mutluluğu biliyorsan.



    12.07.2006



    Ve çok özlemiştim O’nu, yeşil gözlerini, tavrını, bakışlarını, onunla ilgili her şeyi. Sonunda görüşebilmiştik, suskun bir Pazar akşamı…



    Ve hikâyemi O’na vermiştim. İkimizin hikâyesini. Okumuş, teşekkür ediyorum. Ayrıca çokta beğendiğini söyledi. Şaşırmıştı biraz aslında. Beraber evine doğru yürüyorduk bunları konuşurken. Bana bu kadar şeyin kendisinin hak etmediğini söyledi. Ve başka başka bahaneler. Aslında sadece kendisini kandırıyordu. Ve sonunda bana dedi ki bende sana kendi hikâyemi kısaca anlatayım. İlk başlarda senden hoşlanıyordum ve çok uğraştım dedi. Ama… Ama sorun çıktı diyordu. Sorunun ne olduğunu sorduğumdaysa, aldığım yanıt “BİLMİYORUM” olmuştu. Bir yanım biraz mutlu, diğer yanım ise acı çekiyordu. Anlayamamıştım bir türlü. Ben ise O’na karşı hissettiğim şeylerin, sevgimin hiçbir zaman bitmeyeceğini her zaman söyledim. Tekrar tekrar söyledim. Söylüyorum da hiçbir sorun yok, olamazdı, olmayacakta. Ya neden? Neden? Tek korktuğum şey seni kaybetmek… Senden uzak kalmak… Zaman diyordu sadece zaman. Ama başka bahanelerde vardı. Bilmiyorum ki bende. Eski aşkları yıpratmış mıydı acaba O’nu. Çok mu acı çekmişti. Ama beni anlaması lazımdı. Ben de senin benim için bir şeyler yapmanı istiyorum. Hissettiklerini, sadece içinden geçenleri bana yansıtmanı istiyorum. Senin yaptığın ise sadece beni kendinden soğutmak. Sen bu yazıları okurken neler hissettiğini gayet iyi biliyorum. Sadece kendini zorluyorsun, hak etmiyormuşsun veya hak etmiyorum gibi davranıyorsun.

    Yıkıldığımı görmek hoşuna mı gidiyor yoksa. Yoksa acı çekmemi hoş mu buluyorsun. Ya da söyle hadi! ne o zaman? Başka birşeyler bul, yarat, engeller çıkar. Kalbin, aklın, için yansın onlar, istesin ama dilin yalanlar söylesin. Bunları yazarken kendimi zor tutuyorum inan ki. Ya ne yapsaydım, yalanlar mı söyleseydim sana. Ya da ne bileyim kısa, geçici birisi mi olsaydım. Yapamazdım bunu, yapamadım sana. Bir son mu yazmak istiyorsun? Hadi yaz o zaman durdur kalbimi. Çok güzel bir son değil mi? Evet evet sen bunu başarabilirsin, hadi ne olur durma bir son da sen yaz bu hikâyede. Ama ne olursun yanımda ol veda ederken sana, son kez gözlerime bak, gözlerinle konuşmak, gözlerine veda etmek ve son kez sevdiğimi gözlerine söylemek istiyorum…



    Gözlerin anlatıyor, gözlerime yalan, gerçek, olan, olmayan, yaşananlar, yaşayamadıklarım her ne varsa. Her ne varsa, gizli saklı, söyleyemediklerin, sustukların, her şey… Yeşil bir deniz gözlerin ve ben o yeşil denizde kaybolan aptal bir balığım.



    ■ Evet, bugünlerde böyleyim, bilmem sarhoşum bazen, bazense bilmiyorum işte öyle bir insanım. Tanınmaz birisiyim galiba bazen ben bile kendimi tanıyamıyorum. Nedenini soruyorum kendime, bulamıyorum cevabını. Ardı sıra sinirlenmeler, kızmalar insanlara, öfkelenmek böyle yaşantıya. Bazense kendimi iyi hissetmek istiyorum, neden mi beni üzenlere inat. Neden olmuyor bazı şeyler, isteklerimiz, bizi mutlu eden şeyler, olmuyor işte olmuyor. Sensiz de olmuyordu bir zamanlar, anladım ki oluyormuş, öylesine alışmıştım ki sana, öylesine… Anlatmakla bitmeyecek, biliyorum sevmeyeceksin…

    Olsun ayırdığın zamanlar için saol yinede. Oysa ne kadar küçükmüşüm hayata, ne kadar küçükmüşüm insanlara, artık anlıyorum. Sözler her zaman kalıyor aklımın kirlemiş bir kenarında, unutulmuyor bazı şeyler, silindiğini sanıyorsun ama silinmiyor işte. Kirlenmişiz bizler, gurur yapmışız birçok şeyi, utanmışız kendimizden, aldanmışız, kendimizi kandırmışız, bir yağmur damlası kadar değerimiz yokmuş oysaki. Bir gün kalbimizin kapısını çalacağını beklemişiz hep, sonunda çalmışta ne olmuş, konuklar yanlışmış, aldanmışız tek kelimeyle. Aldanmışız, aldatmışız kendimizi… Olmayacak şeylere hayaller kurmak, hayallerde yarım kalmak, yarım yaşamak daha sonraları. Benim böyle olmamın nedeni aslında hiç kimse, tek suçlu benim, ne sen ne de başkası. Ben kendimi kandırdım sadece, sadece belki olabilir dedim, aslında çok ta emindim, dedim ya yarım kaldım. Bir yarım hala sende. Senin ise bende sadece bir hayalin var, olsun bana o da yeter. Her şey için, ama her şey için… Ama unutma sakın diyordum ya sana ben hala aynıyım, her zaman aynıyım sana karşı hissettiklerim, her şey ama her şey… Hiçbir zaman da değişmeyeceğim. Seni seviyorum, her ne kadar kırsanda…

    20.07.2006
    Sensiz yaşıyorum gündüzümde, gecemde. Gözlerin uzak duruyor gözlerime. Yanıyor yüreğim, yaşanmıyor sensiz, yaşanmıyor bu şehirde. Ne olur tut ellerimi, üşüyorum sensiz olmuyor bu caddelerde. *


    Ve bu hikâye bir ömür boyu sürecek…