Hasan Hüseyin Korkmazgil şiirleri....

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Che tarafından 14 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    14 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  1. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Hasan Hüseyin Korkmazgil
    (1927 Gürün - 26 Şubat 1984 Ankara)

    Adana Erkek Lisesi (1948), Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü (1950) mezunu. Göksun'da (K.Maraş) başladığı öğretmenlikten siyasi eylemde bulunduğu gerekçesiyle atıldı, tutuklandı, hüküm giydi. Daha sonra Gürün'de ve Sivas'ta arzuhalcilik, tabela ve portre ressamlığı, inşaat işçiliği yaptı (1955-60). 1960'da İstanbul'a, sonra Ankara'ya yerleşti. Akis dergisinde çalıştı, bir süre de Forum dergisini yönetti (1968-70). Kızılırmak kitabı nedeniyle hakkında 142. maddeden dava açıldı, yargılandı, aklandı. Lise yıllarında şiir yazmaya başlayan Hasan Hüseyin'in ilk şiiri 1959'da Dost dergisinde çıktı. Bu yıllarda mizahi hikayeleri de yayımlandı. Kavel (1963) adlı kitabı ile 1964 Yeditepe Şiir Armağanı'nı, Kızılkuğu (1971) ile TRT'nin 1970 Sanat Başarı Ödülü'nü, Filizkıran Fırtınası (1981) ile 1981 Toprak ve Nevzat Üstün şiir ödüllerini aldı.
     
  2. 14 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  3. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    YAPITLARI

    ŞİİR KİTAPLARI

    1. Acıyı Bal Eyledik, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1973
    2. Oğlak, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1972
    3. Kızılırmak, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1966
    4. Temmuz Bildirisi, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1965
    5. Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1974
    6. Ağlasun Ayşafağı, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1972
    7. Koçero Vatan Şiiri, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1976
    8. Haziranda Ölmek Zor, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1977
    9. Filizkıran Fırtınası, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1981
    10. Acılara Tutunmak, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1981
    11. Işıklarla Oynamayın, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1982
    12. Kavel, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1963
    13. Kızılkuğu, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1971
    14. Kandan Kına Yakılmaz, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1985
    15. Tohumlar Tuz İçinde, Bütün Şiirleri, Bilgi Yayınevi, 1988

    MİZAHİ HİKAYE

    Öhhöö! (1964)
    Made in Türkey (1970)
    Bıyıklar Konuşuyor (1971)
     
  4. 14 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  5. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    ACILARA TUTUNMAK


    acı çekmek özgürlükse
    özgürdük ikimiz de
    o yuvasız çalıkuşu
    bense kafeste kanarya
    o dolaşmış daldan dala
    savurmuş yüreğini
    ben bölmüşüm yüreğimi
    başkaldıran dizelere

    kavuşmak özgürlükse
    özgürdük ikimizde
    elleri çığlık çığlık
    yanyana iki dünya
    ikimiz iki dağdan
    iki hırçın su gibi
    akıp gelmiştik
    buluşmuştuk bir kavşakta
    unutmuştuk ayrılığı
    yok saymıştık özlemeyi
    şarkımıza dalmıştık
    mutluluk mavi çocuk
    oynardı bahçemizde

    aramakmış oysa sevmek
    özlemekmiş oysa sevmek
    bulup bulup yitirmekmiş
    düşsel bir oyuncağı
    yalanmış hepsi yalan
    sevmek diye birşey vardı
    sevmek diye birşey yokmuş
    acılardan artakalan
    işte bu bakışlarmış
    kuğu diye gözlerimde
    gün batımı bulutlarmış
    yalanmış hepsi yalan
    savrulup gitmek varmış
    ayrı yörüngelerde


    acı çektim günlerce
    acı çektim susarak
    şu kısacık konuklukta
    deprem kargaşasında
    yaşadım birkaç bin yıl
    acılara tutunarak
    acı çekmek özgürlükse
    özgürdük ikimizde






    Hasan Hüseyin KORKMAZGİL
     
  6. 14 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  7. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    ACIYI BAL EYLEDİK

    «pir sultan ölür dirilir»

    bak şu bebelerin güzelliğine
    kaşı destan
    gözü destan
    elleri kan içinde

    kör olasın demiyorum
    kör olma da
    gör beni

    damda birlikte yatmışız
    öküzü hoşça tutmuşuz
    koyun değil şu dağlarda
    san kendimizi gütmüşüz
    hor baktık mı karıncaya
    kırdık mı kanadını serçenin
    vurduk mu karacanın yavrulusunu
    ya nasıl kıyarız insana

    sen olmasan öldürmek ne
    çürümek ne zindanlarda
    özlem ne ayrılık ne
    yokluk ne yoksulluk ne
    ilenmek ne dilenmek ne
    işsiz güçsüz dolanmak ne
    gün gün ile barışmalı
    kardeş kardeş duruşmalı
    koklaşmalı söyleşmeli
    korka korka yaşamak ne

    kahrolasın demiyorum
    kahrolma da
    gör beni

    kanadık toprak olduk
    çekildik bayrak olduk
    döküldük yaprak olduk
    geldik bugüne

    ekmeği bol eyledik
    acıyı bal eyledik
    sıratı yol eyledik
    geldik bugüne

    ekilir ekin geliriz
    ezilir un geliriz
    bir gider bin geliriz
    beni vurmak kurtuluş mu

    kör olsanı demiyorum
    kör olma da
    gör beni




    Hasan Hüseyin
     
  8. 14 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  9. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    AKARSUYA BIRAKILAN MEKTUP
    incecikti
    gül dalıydı
    dokunsam kırılacaktı
    dokunmadım
    kurudu

    gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
    ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
    neden akşam oluyorum tren kalkınca
    kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
    mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
    öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
    az önceki çiçekler nasıl da diken diken
    gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
    o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
    artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
    günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
    oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
    kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
    nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
    gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç


    Hasan HÜSEYİN
     
  10. 14 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  11. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    AMENNA


    'Yaşayanlar bir gün ölür'
    elbette
    ağaçlarla
    balıklarla
    kuşlarla ben
    âmenna

    'ağlayanlar bir gün güler'
    elbette
    uyanmakla
    anlamakla
    bilmekle ben
    âmenna

    'kısa çöp uzun çöpten hakkını alır'
    elbette
    direnmekle
    kurtulmakla
    barışla ben
    âmenna

    öyle bir yerdeyim ki
    ne karanfil
    ne kurbağa
    öyle bir yerdeyim ki
    biryanım maviyosun
    dalgalanır sularda
    biryanım çocuk parkı
    çığlıkçığlığa
    öyle bir yerdeyim ki
    anam gider allah allah
    dölüm düşmüş sokağa

    dostum dostum güzel dostum
    bu ne beter çizgidir bu
    bu ne çıldırtan denge
    yaprak döker biryanımız
    bir yanımız bahar bahçe



    Hasan Hüseyin KORKMAZGİL
     
  12. 14 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  13. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    BENDEN BİLMEYİN

    istanbul'da bir fabrika
    fabrikayı ben koymadım oraya
    ben diyorum ki size
    istanbul'da bir fabrika


    fabrikayı işçiler çalıştırır
    işçileri bir milyoner
    ben diyorum ki size
    fabrikayı işçiler çalıştırır


    grev gittikçe büyüyor
    grevi ben istemiyorum
    ben diyorum ki size
    grev gittikçe büyüyor


    bini boşaldıkça biri doluyor
    binini ben boşaltmıyoum
    ben diyorum ki size
    bini boşaldıkça biri doluyor


    bu düzen beyler düzeni
    bu düzeni ben yapmadım
    ben diyorum ki size
    bu düzen beyler düzeni


    ortalık gitgide karışıyor
    ortalığı karıştıran ben değilim
    ben diyorum ki size
    ortalık gitgide karışıyor


    birgün kıyamet koparsa
    kıyamet kopsun istemiyorum
    ben diyorum ki size
    birgün kıyamet koparsa


    gençler kuytularda öpüşüyorlar
    marulun vakti geçti
    şimdi karpuzlar kızaracak
    ardından fındık fıstık
    ardından ayva
    ayvayı sarartan ben değilim
    ben diyorum ki size
    gençler kuytularda öpüşüyorlar
    ayvanın vakti


    Hasan Hüseyin
     
  14. 14 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  15. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    FİLİZKIRAN FIRTINASI

    gün doğmadan başladı filizkıran fırtınası
    evler yemen türküsü
    sokaklar seferberlik
    öyle bir gariplik ki
    öyle bir tedirginlik
    yaz başında güz sonrası

    ayvalar çiçekteydi
    güller daha tomurcuk
    açıl demişti güneş
    açılmıştı kıraçta kış elmaları
    çözül demişti güneş
    çözülmüştü yılanlar karanlık odalarında
    dallarda yuvalar tüy kokuyordu
    düğünçiçekleri şenlikli


    gün doğmadan başladı filizkıran fırtınası
    ne dal kaldı ne tomurcuk
    yerden yere çaldı otları ağaçları
    insan yüzlü bir korkuluk
    üşüdüm dünyalarca
    baskın yemiş bir kent gibi üşüdüm
    sergen etti filizleri sapsarı bir karanlık
    bahardan kışa düştüm


    acılı günler gördüm
    sığdıramam bir tek günü bir koca yıla
    geceler geçirdim yoz kentlerin bulvarlarında
    nice baharları kışlara gömdüm
    uzak düştüm yelinden yelvesinden acılı yurdun
    uzak düştüm umudundan mutundan
    yomundan uzak düştüm
    bunaltının böylesini görmedim


    severim fırtınanın her türlüsünü
    ormanlar uğultulu sular dalgalı
    severim filizkıran fırtınası'nı
    kırıp kanatmıyorsa sevincin türküsünü
    nerde benim baharım
    dalım yaprağım nerde
    gece çökmüş üstüne kerpiçsel yalnızlığın
    sanki kaplan pençesinde bir manda böğürtüsü
    ne kuş kalmış ne çiçek
    ne kırmızı ne yeşil
    sapsarı karanlıkta yerler bahar ölüsü



    1978

    Hasan Hüseyin
     
  16. 14 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  17. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
    orhan kemal'in güzel anısına

    işten çıktım
    sokaktayım
    elim yüzüm üstümbaşım gazete


    sokakta tank paleti
    sokakta düdük sesi
    sokakta tomson
    sokağa çıkmak yasak


    sokaktayım
    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    yaralı bir şahin olmuş yüreğim
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!


    havada tüy
    havada kuş
    havada kuş soluğu kokusu
    hava leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    ne anlar acılardan/güzel haziran
    ne anlar güzel bahar!
    kopuk bir kol sokakta
    çırpınıp durur


    çalışmışım onbeş saat
    tükenmişim onbeş saat
    acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
    anama sövmüş patron
    ter döktüğüm gazetede
    sıkmışım dişlerimi
    ıslıkla söylemişim umutlarımı
    susarak söylemişim
    sıcak bir ev özlemişim
    sıcak bir yemek
    ve sıcacık bir yatakta
    unutturan öpücükler
    çıkmışım bir kavgadan
    vurmuşum sokaklara


    sokakta tank paleti
    sokakta düdük sesi
    sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
    dallarda insan iskeletleri


    asacaklar aydemir'i
    asacaklar gürcan'ı
    belki başkalarını
    pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
    dökülüyor etlerim
    sarı yapraklar gibi


    asmak neyi kurtarır
    sarı sarı yaprakları kuru dallara?
    yolunmuş yaprakları
    kırılmış dallarıyla
    ne anlatır bir ağaç
    hani rüzgâr
    hani kuş
    hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

    asılmak sorun değil
    asılmamak da değil
    kimin kimi astığı
    kimin kimi neden niçin astığı
    budur işte asıl sorun!


    sevdim gelin morunu
    sevdim şiir morunu
    moru sevdim tomurcukta
    moru sevdim memede
    ve öptüğüm dudakta
    ama sevmedim, hayır
    iğrendim insanoğlunun
    yağlı ipte sallanan morluğundan!

    neden böyle acılıyım
    neden böyle ağrılı
    neden niçin bu sokaklar böyle boş
    niçin neden bu evler böyle dolu?
    sokaklarla solur evler
    sokaklarla atar nabzı
    kentlerin
    sokaksız kent
    kentsiz ülke
    kahkahanın yanıbaşı gözyaşı


    işten çıktım
    elim yüzüm üstümbaşım gazete
    karanlıkta akan bir su
    gibi vurdum kendimi caddelere
    hava leylâk
    ve tomurcuk kokusu
    havada köryoluna
    havada suçsuz günahsız
    gitme korkusu
    ah desem
    eriyecek demirleri bu korkuluğun
    oh desem
    tutuşacak soluğum

    asmak neyi kurtarır
    öldürmek neyi
    yaşatmaktır önemlisi
    güzel yaşatmak
    abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
    ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak


    ah yavrum
    ah güzelim
    canım benim / sevdiceğim
    bitanem
    kısa sürdü bu yolculuk
    n'eylersin ki sonu yok!
    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    nerdeyim ben
    nerdeyim ben
    nerdeyim?
    kimsiniz siz
    kimsiniz siz
    kimsiniz?
    ne söyler bu radyolar
    gazeteler ne yazar
    kim ölmüş uzaklarda
    göçen kim dünyamızdan?


    asmak neyi kurtarır
    öldürmek neyi?
    yolunmuş yaprakları
    ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
    söyler hangi güzelliği?

    kökü burda
    yüreğimde
    yaprakları uzaklarda bir çınar
    ıslık çala çala göçtü bir çınar
    göçtü memet diye diye
    şafak vakti bir çınar
    silkeledi kuşlarını
    güneşlerini:
    «oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
    memet!»

    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    üstümbaşım elim yüzüm gazete
    vurmuşum sokaklara
    vurmuşum karanlığa
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!


    bu acılar
    bu ağrılar
    bu yürek
    neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
    bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
    bu geceler niçin böyle insansız
    bu insanlar niçin böyle yarınsız
    bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

    kim bu korku
    kim bu umut
    ne adına
    kim için?


    «uyarına gelirse
    tepemde bir de çınar»
    demişti on yıl önce
    demek ki on yıl sonra
    demek ki sabah sabah
    demek ki «manda gönü»
    demek ki «şile bezi»
    demek ki «yeşil biber»
    bir de memet'in yüzü
    bir de güzel istanbul
    bir de «saman sarısı»
    bir de özlem kırmızısı
    demek ki göçtü usta
    kaldı yürek sızısı
    geride kalanlara


    nerdeyim ben
    nerdeyim?
    kimsiniz siz
    kimsiniz?


    yıllar var ki ter içinde
    taşıdım ben bu yükü
    bıraktım acının alkışlarına
    3 haziran '63'ü

    bir kırmızı gül dalı
    şimdi uzakta
    bir kırmızı gül dalı
    iğilmiş üzerine
    yatıyor oralarda
    bir eski gömütlükte
    yatıyor usta
    bir kırmızı gül dalı
    iğilmiş üzerine
    okşar yanan alnını
    bir kırmızı gül dalı
    nâzım ustanın


    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    bir basın işçisiyim
    elim yüzüm üstümbaşım gazete
    geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
    şuramda bir çalıkuşu ötüyor
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    Hasan Hüseyin



    ------------------------------------------------------------------------------------
    1963'lerde yaşanılanları ben, ancak böyle dökebildim 1976'larda şiire.
    Onüç yılda özümsemişim o olayları, onüç yıl sonra damıtabilmişim. O günleri yaşayıp da ozanlığa soyunanlar, elbette ki benden daha iyi yapabileceklerdir bu işi. "El elden üstündür, taa arşa kadar" demiş eskiler. Hasan Hüseyin
     
  18. 14 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  19. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    IŞIKLARLA OYNAMAYIN

    başımı döndürüp bakamıyorum
    nasıl kaldı gerilerde onca yıl


    karanlık bir gömütlüğü düşte geçmiş gibiyim
    tatmadığım bir içkiyi bir akşam
    afrikasal bir törende içmiş gibiyim
    birdenbire kan yağmurlu bir bulut
    birdenbire kan kokulu bir duman
    şaşkınlıktan gemileri yakmış gibiyim


    ışıklarla oynamayın / dedim ben size
    yararı yok karanlıkta sürek avının
    dedim ben size
    yanlış kalemlere kayar elleri yazıcıların
    tutanaklar yanlış yazar
    dedim ben size


    karanlığı az kullanın / kirliler kokar birgün
    birgün yanar bu ışıklar sırıtır suratlarınız
    kirlilere sığınmayın / dedim ben size
    yararı yok oynaşmanın törensel aklıklarda
    kaçın kaçabilirseniz uzak sulara
    ışıklarla oynamayın / dedim ben size



    Hasan Hüseyin